1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
 |
+lvnt44
11 yıl önce - Cum 20 Nis 2012, 20:43
YONCA EVCİMİK
Aslen Malatyalı olan Yonca Evcimik 16 Eylül 1963'da İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Yüksek Bale Bölümü’nden mezun oldu. 1978 - 1990 yılları arasında müzikallerde profesyonel dansçı ve şarkıcı olarak çalıştı. Aynı tarihlerde birçok tiyatroda oyunculuk yaptı.
1979’da Şan Tiyatrosu’na girdi. 1984’e kadar burada birçok oyun ve müzikallerde yer aldı. Yedi Kocalı Hürmüz, Hisseli Harikalar Kumpanyası, Şen Sazın Bülbülleri, Nükhet Duru ve On Yıl Geçti, Ajda Pekkan Süperstar, Hababam Sınıfı ve Carmen rol aldığı çalışmalardır. Bu dönemde ayrıca Hababam Sınıfı Güle Güle ve Kızlar Sınıfı adlı filmlerde de oynadı. 1985 -1988 yılları arasında, Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda Yasaklar, Aşkolsun, Geceler, Reklamlar ve Deliler adlı oyunlarda rol aldı. 1989 -1990 yılları arası Gülhane Etkinlikleri ’nde sunucu ve Show Girl olarak çalıştı.
1991 yılında ‘’Abone’’ isimli albümünü çıkararak 1990’lı yıllarda pop müzikteki patlamayı başlatmıştır. Abone şarkısı 90’lı yıllarla yeni bir oluşuma geçen Türk pop müziği’nin milat şarkısı olarak görülmektedir.
Bu albüm tam 2,5 milyon satmıştır. 1994 yılında Türkiye'nin ilk single albümü olan ‘’8:15 Vapuru’’ adlı single yapımı çıkardı. Yonca Evcimik ardından bandıra klibini çıkardı 1994 de 1993-1994 döneminde Karambol Show adlı programı sundu. 1996'dan 1998'e kadar ve ardından 1996'da Çılgın Bediş adlı dizide başrol oynadı. Doksanlı yıllarda çıkardığı albümlerdeki hitlerini 2002 yazında The Best of Yoncimix Remixes adında Remix albümünde topladı. 2000'li yıllarda da albüm yapmaya devam eden sanatçı ayrıca; Yoncimik Harikalar Diyarı adlı bir çocuk programı yapmıştır. "Yoncimik Projesi" adıyla çocuklara yönelik ürünler sunma projesi kapsamında Yoncimik karakteri ile "Yoncimik'in Maceraları" adlı 2 çocuk kitabı çıkarmıştır. Aynı proje kapsamında "Yoncimik Bebekleri"ni de geçtiğimiz günlerde piyasaya sundu. Yonca Evcimik TV'de yayınlanan dans yarışmalarında jüri üyesi olarak da görev almıştır.
|
 |
+lvnt44
11 yıl önce - Cum 20 Nis 2012, 20:46
SELÇUK URAL
Selçuk Ural 1945 Bartın doğumludur. Nüfus kütüğünde baba doğum yeri Malatya olduğu için Malatya’lı diye geçer. İsminin başında Abdulkadir olduğu için A.Selçuk Ural olarak yazılır.
Eğitim hayatı: İlkokulu Samsun, ortaokul ve liseyi Ankara Bahçelievler’de devam eder. Lise 2’den ayrılıp Ankara Devlet Konservatuvarında 2 yıl trombon bölümünde okur. Yaz tatilinde İstanbul’a çalışmak için gelir ve Şerif Yüzbaşı orkestrasından teklif alır ve İstanbul’da kalır. Buradan İstanbul Belediye Konservatuarı Şan Bölümüne nakil olur. Geceleride Şerif Yüzbaşı Orkestrasıyla beraber 2 yıl, 1964 -1965 yılları arasında Hilton Rofta çalışır. Daha sonra bu orkestradan ayrılıp tek başına çalışmaya başlar. As Clup - Clup Suat - Batı Clup gibi İstanbul’un popüler gece kulüplerinde şov hayatına başlar. 1967 yılında ilk 45’ini Sezen Cumhur Önal’ın sözleriyle doldurur ve aylarca liste başı kalır. Bu İtalyanca Centi Coemia adlı bir şarkıdır. Daha sonra Sezen Cumhur’la 1974’e kadar 15 45’likten fazla Plağa imza atar. 1974’de askerlik için Bornova’ya gider. Oradan Ankara Ordu Evine gider ve askerleğini bitirir. 1976’da İstanbul’a gelir müzik ve konser çalışmalarına devam eder. Askerlik süresince uzun çalar ve birde 45’lik yapar. Askerlikten sonra ilk Luna Park Gazinosu ve Gala Clup’te çalışır. Daha sonra Müjdat Gezen ve Perran Kutman’la birlikte Türkiye’nin ilk müzikli kabere şovu ( Bu işte bir iş var ) 2 yıl bu grupta birlikte birçok konser ve gazino gece kulubü çalışmaları yapar ve bu sıralarda Bestekar Mustafa Alpağut’la tanışıp çalışmaya başlar. Bu birliktelikten de birçok hit çıkar ve her şarkısı aylarca liste başı olur. Bunlardan bazıları ; Askerin Türküsü, Anlat Arkadaşım, Aşkım Mapushane, Aç Şişeyi Doldur, Dertlerimi Zincir Yaptım gibi birçok çalışmaya imza atar. Bu çalışmalarında 7-8 adet 45’lik Plak 2 adet Long Play (Uzun Çalar) ile noktalanır.
Bundan sonraki çalışmaları Ülkü Aker, Çiğdem Talu, Baha Boduroğlu, Sanar Yurdatapan, Fikret Şenes, Sezen Aksu, Selmi Andak , Fecri Ebcioğlu, Vesil Giresunlu ve Bülent Şençalar gibi bestekar ve söz yazarlarıyla devam eder.
En parlak olduğu 80’li yıllarda müzikten sıkılıp iş hayatına atılıp 5-6 yıl çalışmalarına ara verir. 1983 yılında Team Plakçılık ((Diran Masis) adında bir albüm daha yapar. Bu albümde yine yabancı besteler ağırlıklı Ülkü Aker sözleri, yalnızca 2 adet Selmi Andak bestesi okur.
1986-1987 yılarında Özkan Turgay Aranjörlüğünde çıkardığı albümünde 8 adet kendi beste ve sözlerinden oluşan ( Hayretler İçindeyim ) şarkılarını okur. Bu kendisinin bestekarlık hayatını başlatan albümü olur. Bu albümü müzik dünyası SERSERİ albümü olarak tanır ve bu şarkı aylarca liste başı olup büyük sükse yapar.
1997 senesinde Şahin Özer Plakçılıktan bir nostanji albümü çıkarır. 2001 yılında ÜNİVERSAL PLAKÇILIK’la anlaşıp, 4 yıl süreyle bu şirkette prodüktör olarak çalışır. 2005 yılında bu şirket kapanınca kendi şirketini kurar Üniversal şirketinde (Şeyda, Venüs Kızlar, Muhsin) adında 3 çalışma yapar. 4 adette söz ve müzikleri kendine ait olmak üzere Masal Kasetini çıkartır. (Bobi Doby Zilli Kedi, Yunus Kardeşler, Jennifer Kardeşler ve Robot Robbix )
Sanatçı, Film Dünyasında da 70 yıllarında Türkan Şoray , Filiz Akın gibi sanatçılarla 4 adet film ve o günlerde çok moda olan birçok foto romanda oynar.
Filmlerinden bazıları ( Gül ve Şeker, Kardeş Kanı gibi )
Sanatçı 1.80 boyunda ve 80 kg. ağırlığındadır. İki kez evlenmiştir. Aslı adında bir kızı ve Hakan adında bir oğlu vardır. İlker Ural adında bir ağabeyi ve Cihan Ural adında bir kızkardeşi olan Selçuk Ural hala Ani adında ikinci eşiyle evlidir. 30 yıldır birliktedirler.
Ankara lise yılarında Jupiter Gurubuyla uzun süre radyo emisyonları, Konserler ve gece kulübü çalışmaları olmuştur. Yine şerif Yüzbaşı Topluluğuyla İstanbul radyosunda 2 yıl süreyle haftalık program yapmıştır.
Sanatçının şu anda Ural Müzik adında bir prodoksiyon şirketi bulunmaktadır. Çok yakın bir zamanda da albümü piyasaya çıkacak Tüm şarkılar kendi bestesi Aranjörü Murat Engin’dir.
Müzik hayatı dışında tüm zamanlarını tenis ve sporla geçirir. Tenis Sporlarında da Kupaları mevcuttur. Galatasayar takımını tutar.
İçki kullanmaz ve hayvanlara aşık bir hayvanseverdir.
Bu güne kadar 3 uzun çalar (Rona Play ) 3 albüm ( Kaset CD ) 30 adet civarı 45’lik Plak yapmıştır. 1986 yılında Olimpya ( Yeanis) ve İlgiltere Zondra Albert Hal gibi çok ünlü konser salonlarında İsviçre Almanya gibi birçok yurtdışı konserleri vermiş olup Altın Kelebek gibi birçok ödül sahibidir.
SANATÇININ BAZI ÖNEMLİ ŞARKILARI:
Rüyamda Seni Gördüm Dün Gece
Tatlı Yalan - Affet Ne Olur Beni
Bir Şarkı Çal - Kumsaldaki İzler
Anlat Arkadaşım - Güle Güle Sana
Bir Kadeh Senin İçin - Askerin Türküsü
Dertlerimi Zincir Yaptım
Aşkım Mapushane - Serseri
|
 |
+lvnt44
11 yıl önce - Cum 20 Nis 2012, 20:51
HAMİT FENDOĞLU - HAMİDO
1919 yılında Malatya'da dünyaya gelen Hamit Fendoğlu lise mezunudur. Hamido lakabıyla tanınır. Önce, gösterilere katıldığı, DP'yi desteklediği için dava açıldı. Sonra savcıya karşı Bayar ve Menderes'i savunduğu için maddesini değiştirip, idamla yargılandı. XIII. Dönem Malatya Milletvekili seçildi. Oldukça sık gündeme gelen meclis içi kavgaları nedeniyle Adalet Partisi'nden ihraç edildi. Ferruh Bozbeyli’nin kurduğu Demokratik Parti’ye geçti. 1973 Milletvekili Genel Seçimlerinde bu partiden aday oldu, ama seçilemedi. 15 Şubat 1975’de Malatya’da meydana gelen saldırıda yer aldı.Tutuklanarak Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandı. Sonrasında bir süre Sivas'ın Gürün ilçesinde cezasını ifa ettikten sonra serbest kaldı. 11 Aralık 1977 yerel seçimlerinde bağımsız olarak Malatya Belediye Başkanı seçildi. Daha sonra Adalet Partisi'ne geçti.
17 Nisan 1978 tarihine kendisine posta yoluyla gönderilen bombalı bir paketin elinde patlaması sonucu, gelini ve iki torunuyla birlikte Malatya'da hayatını kaybetti.
Hamido Malatya'ya yaptığı hizmetlerle Malatya'lıların sevgisini kazanmış, Turgut Özal'dan sonra en çok sevilen politikacılardan biridir.
|
 |
+lvnt44
11 yıl önce - Cum 20 Nis 2012, 20:57
GANİ RÜZGAR ŞAVATA
Kürt asıllı sinema yönetmeni ve oyuncu Gani Şavata sanat hayatına tiyatro ile başladı. 18 yılını bu dalda geçiren Şavata, Malatya Şehir Tiyatrosu'nda çalıştı. 1993 yılında sinemada oyuncu olarak yer aldı. Altı yıl sonra ilk yönetmenlik deneyimini yaşayan sanatçı, ayrıca sekiz filmin senaryosunu yazarak iki filme de yapımcı olmuştur.
Filmografisi
Saddam'ın Askerleri: Kara Güneş - 2008
Yezidi Çemberi - 2007
Kara Güneş (TV) - 2007
Aura 2006
Memleket Hikayeleri - Kevengin Yolları - 2005
Kenger (2) - 2005
Kenger - 2005
Azad - 2002
Dumanlı Yol - 2002
Kardakiler - 2001
Dumanlı Yol - 2001
Dava / Doz - 2001
Tutku Suçları - 2000
Mezar Kurtları - 2000
Karlar Eriyince - 2000
Ozanlar Yaylası - 2000
Sınır - 1999
Gülün Bittiği Yer - 1998
Cinayet Var - 1998
Böyle mi Olacaktı - 1997
Drejan - 1996
Ölümün Ağzı - 1996
İnsanlık Suçu - 1994
Deliler Kudurunca - 1994
Adı Osman - 1994
Dönüş - 1994
Komşular - 1993
|
 |
+lvnt44
11 yıl önce - Cum 20 Nis 2012, 21:11
AHMET KAYA
1957 yılında Malatyalı bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Babası Sümerbank mensucat fabrikasında çalışan bir işçiydi. İlkokulu Malatya'da okudu. Müzikle altı yaşında babasının hediye ettiği bağlama ile tanıştı. Okuldan geri kalan zamanlarında plak ve kaset satan bir dükkânda çalışmaya başladı. Ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle 1972'de İstanbul Kocamustafapaşa'ya göç ettiler ve okulu bırakmak zorunda kaldı. İşportacılık ve çeşitli işyerlerinde çıraklık yaptı. Bu dönemde küçük bir yerleşim yerinden büyük bir şehre taşınmanın ve alışmanın sıkıntılarını yaşadı. Bu sıkıntılarını bir belgeselde şöyle dile getirdi:
« Onlarla konuşmuyordum çünkü onlarla konuşamıyordum. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip, onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. Bir kız vardı bizim okulda; herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki: 'Biraz seninle konuşak beş dakika, kaçıyorsun hep...' Bana dedi ki: 'Rica ederim.' Öyle bir ağrıma gitti ki: 'Ben de sana rica ederim,' dedim.. Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim.
Onaltı yaşında yasadışı afiş basmaktan hapse atıldı. Daha sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Halk Birimleri Derneği'nin çalışmalarına katıldı. Bu çalışmaları sırasında çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya devam etti. Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılan bir etkinlikte Ruhi Su ile tanışma fırsatı buldu ve Mahsus Mahal isimli Ruhi Su türküsünü söyledi. 1978 yılında Gelibolu'da askerlik yaptı, bu arada askeri orkestrada müzik çalışmalarına devam etti. Askerlik dönüşü Emine Kaya ile evlendi ve 1982 yılında kızları Çiğdem doğdu.
İlk profesyonel çalışmaları
İşsizlik ve parasızlık sebebiyle ekonomik zorluklar çeker. Bu sırada eşi kendisinden ayrılır. Bu ekonomik sorunlarından kurtulmak umuduyla kendi deyimiyle "sistemin tersine hareket" ederek hapse girmeye çalışır. Nihayetinde uzun uğraşılar sonucu çıkardığı Ağlama Bebeğim albümünü 1985 yılında yayımlar. İstanbul Şan Tiyatrosu'nda küçük bir konser verir. Yayımlandığı yıl albüm toplatılır fakat daha sonra sansürü kaldırılır. 1985'te ikinci albümü Acılara Tutunmak için birinci albümde olduğu gibi Değişim Stüdyosu'yla anlaşır. Stüdyonun sahibi, o sıralarda Metris Askeri Cezaevi'nde olan Selda Bağcan'ın kardeşidir. Cezaevinde tanıştığı Gülten Hayaloğlu ile Ahmet Kaya'nın tanışmasına aracılık eder. Albüm yayımlandıktan sonra evlenirler. Gülten Hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkûm olan Nevzat Çelik'in Şafak Türküsü şiirini Ahmet Kaya'ya iletir. Böylelikle geniş kitlelerce tanınması sağlanan albüm, 1985 yılında yapılıp 1986'da piyasaya çıkan Şafak Türküsü olur. Bu albümde aranjör Oğuz Abadan'la çalışır ve hemen hemen tüm besteleri kendisi yapar. Aynı yıl An Gelir albümünü yayınlar. 1987 yılında kızı Melis doğar.
Yusuf Hayaloğlu ile tanışma
Gülten Hayaloğlu ile evlendikten sonra kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve şiirleriyle tanışır. Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu'na ait olduğu Yorgun Demokrat adlı albümü 1987 yılında yayımlanır. 1988 yılında sadece iki şarkının söz yazarlığını Hayaloğlu'nun yaptığı ve diğer sözlerin tanınmış şairlerin şiirlerinden oluşan Başkaldırıyorum albümü çıkar. Ardından 1989 yılında sadece bağlama ve vokalin oluşturduğu konserlerinden bir derleme olan Resitaller-1 yayımlanır. Aynı yıl Osman İşmen'in düzenlemesiyle, sözlerinin büyük çoğunluğunu Hayaloğlu'nun yazdığı İyimser Bir Gül albümü çıkar. 1990 yılında Resitaller-1'in devamı niteliğinde olan Resitaller-2 albümü yayımlanır. Aynı yılın Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan Sevgi Duvarı isimli albümünü çıkartır.
Şarkılarım Dağlara albümü basılan 2.800.000 bandrolle rekor kırmıştır. Bu albümde yer alan Özgür Çağrı isimli şarkıda geçen Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım gibi sözler nedeniyle albümü toplatılır, konser vermesi yasaklanır.
1990 yılında Tatar Ramazan ve 1992 yılında Tatar Ramazan Sürgünde filmlerinin müziklerini yaptı. 1994 yılında prodüksiyonunu Gülten Kaya ve Yusuf Hayaloğlu'nun yaptığı, Kanal D'de yayınlanan Ahmet Abi'nin Vapuru programını yapar. Bu program sadece 13 hafta sürer. Bu programa Nihat Akgün'ün katılması ve JET-PA'nın sponsorluğunu yapması büyük eleştiriler alır.
Müzikal tarzı
İlk dönem albümlerinde genel olarak bağlamaya ağırlık verdi. Ahmet kayanın tarzı pop, Türk halk müziği ve arabesk kategorilerine tam olarak dahil edilemediği için özgün müzik denilmeye başlandı. Kendisi müzik tarzının devrimci arabesk veya protest olarak tanımlanmasına karşı çıktı. Sözlerini kendisinin yazdığı bestelerle beraber, Attilâ İlhan, Can Yücel,Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe, Ahmed Arif gibi tanınmış şairlerin şiirlerini de bestelemiştir. Genellikle şarkılarında toplumsal meseleler işlenir. Toplam yirmiiki albümünde sadece bir Kürtçe şarkısı (Karwan) vardır ve bir tane de Kürtçe açılış bulunur.
Boğaziçi Üniversitesi'nde Ruhi Su ile tanışıp Mahsus Mahal isimli türküyü çaldığı zaman, Ruhi Su bağlamanın bu şekilde, at teper gibi çalınmayacağını söyler. Yıllar sonra Ahmet Kaya bir konserinde bağlama çalarken bu olaya nüktedan bir gönderme yaparak "Bağlama böyle de çalınır," der.
Hakkındaki suçlamalar
Müzik kariyeri boyunca bölücülük yaptığı iddialarıyla birçok albümü toplatıldı ve konserleri iptal edildi. 10 Şubat 1999'da Magazin Gazetecileri Derneği'nin Princess Otel kongre salonunda düzenlenen ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü aldı ve ödül konuşmasında: "Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum." dedi. Bunun sözleri üzerine davetlilerin bir kısmı tepki gösterip, küfür etmeye ve kendisine çeşitli eşyalar fırlatmaya başladılar. Kaya, MGD görevlileri tarafından kongre salonundan olağan koşullarda dışarıya çıkartıldı.
Bu olayın hemen sonrasında Ahmet Kaya'nın 1993 yılında Berlin'de Kürt İşadamları Derneği'nin düzenlediği bir gecede verdiği konsere ilişkin fotoğrafların Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanması üzerine "Bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. Haziran 1999'da Türkiye'den ayrıldı. Yargılamaların sonucunda gıyabında toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra bu görüntülerin düzmece olduğu belirlendi.
1999 yılında Münih'de PKK yanlıları tarafından düzenlenen konserde ‘‘Arabamı o şerefsizlerin memleketinde bıraktım’’ dediğini iddia eden Hürriyet Gazetesi haberi için hakkında DGM tarafından bir kez daha soruşturma başlatıldı. 9 Şubat 2000 yılında Zaman Gazetesi'ne yaptığı röportajda "Ben 3 tane şerefsizin yüzünden ülkemde arabama bile binemedim dedim" diyerek yalanladı. 1999'da Almanya'nın Münih şehrindeki Barış, Demokrasi ve Özgürlük Festivali isimli organizasyonda söylediği ve içinde "Kürdüz Ölene Kadar, Vallahi biz dostu özledik, Kürdüz sonuna kadar, Vallahi Apo'yu özledik" sözleri geçen şarkısı nedeniyle eleştirildi. Daha sonraları Gülten Kaya yaptığı bir açıklamada Ahmet Kaya'nın Apo'nun PKK mensuplarına yaptığı silah bırakma çağrısı üzerine bu şarkıyı yaptığını söyledi. 1999 Mart ayında Ordu Valiliği, Ahmet Kaya'nın kasetlerinin kentte satılmasını ve bulundurulmasını yasakladı.
Ahmet Kaya, yasal suçlamaların yanı sıra çeşitli kesimlerce lüks içinde yaşarken yoksulluk edebiyatı yapmakla suçlandı. Bu eleştirilerle ilgili olarak yöneltilen bir soruya şu şekilde yanıt verdi:
“Benim hiç 'Mercedes'im olmadı. Şimdiki arabam 'Mercedes'den daha pahalı, cip olduğu için gözüne batmıyor insanların. Salaklaşmamak lazım bunlar önemli şeyler, yani... Biz insanların yoksulluğunu savunmadık, bizler yaşamımız boyunca insanların zenginliğini savunduk... Yani ben cipe binsem 'Mercedes'e binsem bunlar önemli şeyler midir? Ben tarihin yüklediği misyonu yerine getiriyor muyum, bu önemli... Tam 30 sene aç yaşadım bu ülkede, 30 yıl boyunca. Bütün lokantaların kenarlarına gidip, o lahmacunların nasıl çıktığına baktım. Artık ben bu saatten sonra bunu yerim ve kimse bunu engelleyemez... ”
Ölümü
Ahmet Kaya'nın Père Lachaise Mezarlığı'ndaki kabri, Paris.
Ahmet Kaya, 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris'in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bu albümde Karwan isimli şarkıyı seslendirdi. Cenaze merasimi Paris Kürt Enstitüsü'nde yapıldı.
Ölümünden sonra, 2002 yılında Ahmet Kaya'nın şarkılarını 20 ünlü sanatçının söylediği Dinle Sevgili Ülkem isimli bir albüm yapılmış , Magazin Gazetecileri Derneği'nin gecesinde duyurduğu Kürtçe Karwan (Kervan) parçasının ve klibinin de bulunduğu Hoşçakalın Gözüm, Biraz da Sen Ağla albümü yayımlandı. Père-Lachaise mezarlığı bulunan mezarı 2003 yılında tekrar düzenlendi. Mezar ağırlığının yaklaşık 3,5 ton olduğu söylenmektedir. Üzerine kardelen motifleri, enstrümanlar, Kastamonu yazması deseni, İstanbul silueti, şarkı sözleri ve büstünün bulunduğu bir mezardır. Kalsın Benim Davam. ve Gözlerim Bin Yaşında (Aralık 2006) adlarında dört albümü daha yayınlanmıştır.
4 Eylül 2007'de, Türkiye'de kendi ismine açılan tek yer olan, Ahmet Kaya Halk Evi Batman'da açıldı. 2009 yılında AKP hükümetince mezarının Paris'ten Türkiye'ye taşınması konusunda fikirler ortaya atıldı. Ahmet Kaya'nın kabri halen Paris'in Père Lachaise Mezarlığı'nda yer almaktadır.
Diskografi
Ana madde: Ahmet Kaya diskografisi
1984: Ya Rıza Şimdi
1985: Ağlama Bebeğim
1985: Acılara Tutunmak
1986: An Gelir
1986: Şafak Türküsü
1987: Yorgun Demokrat
1988: Başkaldırıyorum
1989: Resitaller-1
1989: İyimser Bir Gül
1990: Resitaller-2
1990: Sevgi Duvarı
1991: Başım Belada
1992: Dokunma Yanarsın
1993: Tedirgin
1994: Koçero (Selda Bağcan ile)
1994: Şarkılarım Dağlara
1995: Beni Bul
1996: Yıldızlar ve Yakamoz
1998: Dosta Düşmana Karşı
2001: Hoşçakalın Gözüm
Ölümünden Sonra Yayınlanan Albümler
2001: Hoşçakalın Gözüm
2002: Dinle Sevgili Ülkem
2003: Biraz da Sen Ağla
2005: Kalsın Benim Davam
2007: Gözlerim Bin Yaşında
2010: Ülkemde Son Turnem
Ahmet Kaya cinayeti ve Ertuğrul Özkök
By Rasim Ozan Kütahyalı on Şub 15, 2009 in Adalet, Basın Özgürlüğü, Ergenekon Nedir?, Kemalizm, Kürtler, Psikolojik harp “Önümüzdeki günlerde bir albüm çıkarıyorum. Kürt asıllı olduğum için Kürtçe bir şarkı yapıyorum ve Kürtçe bir klip çekiyorum. Bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncuların olduğunu da biliyorum…”
10 Şubat 1999′da MGD ödül töreninde bunları söyledi Ahmet Kaya… Yuhalamalar, tacizler altında masasına gitti. Masasında uzatılan mikrofonlara da şunu söyledi…
“Her zaman Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünden yana oldum. Binlerce yıldır böyle yaşamıştır bu ülke, binlerce yıldır da böyle yaşayacaktır diyorum ama Kürt realitesini sahiplenmek, kabul etmek zorundadır bu ülke. Bunu söylüyorum bu kadar yani…”
Devletin artık resmî bir Kürtçe kanalı var… Bu devletin başbakanı bu kanalı Kürtçe sözlerle açtı. İktidar partisinin milletvekili canlı yayında devletin Kürtçe kanalında Kürtçe bir şarkı söyledi… Bu devlet kanalında bir sürü Kürtçe klipler dönüyor… Kaya’nın dediği gibi Kürt realitesini kabul etmek zorunda kaldı bu devlet… Ama kabul etmek zorunda olmamalıydı, Cumhuriyetin kurulduğu günden itibaren öyle kabul etmeliydi zaten… Haklarımızın ve özgürlüklerimizin devlet tarafından biz yurttaşlara “bahşedilen” bir lütuf olmadığını bilmek zorundaydı Cumhuriyetimiz, ama bilmedi… İnsan olmamız sebebiyle doğuştan, vazgeçilemez ve devredilemez bir şekilde o haklara sahip olarak doğduğumuzu bilmeliydi… Elimiz, ayağımız, gözümüz, burnumuz neyse haklar ve özgürlüklerimiz de odur. Bu Cumhuriyet kendi yurttaşlarının doğuştan varolan ellerini yok saydı… Bu yok sayılma nedeniyle o eller silaha yöneldi… O eller silaha ve şiddete yöneldikçe de o eller kirlendi… İş karmaşıklaştı ve bugünlere kadar gelindi…
Bu feci gecede ve sonrasında yaşanılanlara odaklandık geçtiğimiz çarşamba Mahmut Övür ile sunduğumuz Politik Performans programında (Kaçıranlar için bugün tekrarı var,17.30,Kanal T) konuğumuz da Gülten Kaya idi. Detaylı olarak hiç montajlamadan o günün görüntülerini izleyicilerle paylaştık… Net bir biçimde görülüyor ki ortalık tam durulmuşken herkesi tetikleyen davranış Serdar Ortaç’ın şarkısının sözünü değiştirip “Bu vatan bizim ellerin değil” diyerek Kaya’nın masasına bakması olmuş… O andan itibaren, içindeki ırkçı kini kusmak ve Ahmet Kaya’yı linç etmek isteyen herkese cesaret gelmiş ve saldırmaya girişmişler… Serdar Ortaç fiilen bu linç güruhunu azmettiren, kışkırtan kişi… Sonradan pişman olduğunu da söylemişti Ortaç, ama bunu orada burada değil direkt Gülten Kaya’nın yüzüne söylemesi gerekir… O kitle faşizmi atmosferinin, o linç psikolojisinin yükselmesinde özellikle iki kişinin daha payı çok büyük… Birincisi yapımcı Tunca Yönder… “Atın bu adamı dışarı, kovun bu adamı” diye ahlaksızca insanları Kaya’ya karşı azmettirerek salonda dolaşıyor… İkincisi magazinci Şenay Düdek… Kaya hakkında “Sünnetsiz Pezevenk” diye bağırıyor… Bu azmettirici tavırlar ve hakaretler doğrudan savcıları ilgilendirmektedir… 10 yıl geçmiş olsa da bu yapılanların belgeleri ortadadır. Adalet mekanizması çalışmak zorundadır…
Bu gecenin sonrasında ise derin bir medya operasyonuyla Ahmet Kaya’ya bu ülke dar edildi. Kaya sürgüne gitmek zorunda kaldı ve orada vefat etti… Ağır çekim bir cinayetti Kaya’ya yaşatılan, 10 Şubat 1999′dan 16 Kasım 2000′e kadar süren bir cinayet…
Tam 10 yıl önce bugüne dönelim… 14 Şubat 1999 günü Hürriyet gazetesi “Ayıp ettin gözüm” diye manşet atıyor… 1993 yılında Ahmet Kaya’nın Berlin’de Öcalan’ın fotoğrafı altında konser verdiği iddia ediliyor. Bir resim basılıyor. Resmin alt başlığı “Bebek katilinin resmi altında“… Ardından Emniyet Müdürlüğü bu manşete dayanak teşkil eden kaset, ses bandı, röportaj ve buna benzer dokümanları gazeteden istiyor… Gazeteden gelen cevap ellerinde hiçbir dokümanın olmadığı şeklinde… Hürriyet’in hukuk bürosundan Aslıhan Dumlu’nun gönderdiği resmî yazıyı ve Emniyet’in yazısını Politik Performans yayınında da gösterdim… Sonradan yayınlanan resmin de fotomontaj olduğu yargı kararıyla sabitleşiyor… Tam bir operasyon var ortada…
Aynı 14 Şubat günü Ertuğrul Özkök de bir yazı kaleme alıyor… “O gece orada birçok gerçek sanatçı vardı. Her biri Türkiye’nin yüzakıydı. Bütün bunlar içinde bir tek çirkin adam çıktı. O da ne yazık ki Ahmet Kaya idi” diyor…
Özkök, gazetesinin bu manşetlerinden ve bu yazdıklarından bir zerre bile pişmanlık duymuyor mu bugün? Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya’dan babasız kalan kızı Melis’ten özür dilemesi gerektiğine inanmıyor mu? Hiç mi yüreği sızlamıyor? Çok merak ediyorum…
|
 |
alp coşkun
11 yıl önce - Cum 20 Nis 2012, 22:27
G.R.Şavata Malatyanın kimliğini yanlış yansıtmaya çalışan sözü siyaseti sanatı ancak dar bir çevrede kabul gören bence ünlü sayılmayacak birisidir.
|
 |
Gürkan Adalıoğlu
11 yıl önce - Cum 20 Nis 2012, 22:29
| Alıntı: |
G.R.Şavata Malatyanın kimliğini yanlış yansıtmaya çalışan sözü siyaseti sanatı ancak dar bir çevrede kabul gören bence ünlü sayılmayacak birisidir. |
Kesinlikle haklısınız.Ne sanatı sanat ne de karakteri karakter.Üçüncü sınıf tiyatrocu artığı.
|
 |
Hüseyin_44
11 yıl önce - Cmt 21 Nis 2012, 16:33
BELKIS AKKALE
Aslen Malatyalı olan Belkıs Akkale 1954 yılında İstanbul’da doğdu. İlkokul öğretmeninin dikkatini çekmesi ve teşvikiyle türkü söylemeye başladı. Merhum Sadi Yaver Ataman’dan 7 yıl özel ders aldı. Belediye Konservatuarı’na girdi. Burada Adnan Ataman yönetiminde icracı olarak görev aldı. 1974 yılında babasının işlerinin bozulması üzerine sahneye çıktı. Gece kulüplerinde türkü söylerken Ankara Radyosu’ndan Merhum Mustafa Geceyatmaz’ın beğenisini alan sanatçı, Geceyatmaz’ın daveti üzerine Ankara Radyosu’nda 1980 yılına kadar kurum dışı sanatçı olarak program yaptı. 1980 yılında TRT’nin açmış olduğu yetişmiş sanatçı sınavını kazanarak TRT’de kadrolu sanatçı olarak çalıştı.
Bu arada kaset ve plak çalışmalarını da sürdüren Akkale, 1982 yılında “Dadey” adlı ilk albümünü çıkardı ve büyük bir çıkış yakalayarak halkın beğenisini kazandı. Bunun üzerine 1982 yılında TRT’den ayrılarak sahne çalışmalarına ağırlık verdi. 1994 yılına kadar bir çok kurum ve kuruluş tarafından “Yılın Sanatçısı” ödülünü 12 yıl boyunca aldı. Bugüne kadar 22 albüm çıkardı, 9 sinema filmi yaptı. Bugüne kadar Arif Sağ, Zafer Gündoğdu, Musa Eroğlu ve Zafer Dalkılıç gibi ünlü müzik yönetmenleriyle çalışan Belkıs Akkale, 1990 yılında Kültür Bakanlığı’nda “Devlet Solist Sanatçı” olarak göreve başladı. Bu çalışması halen devam ediyor. Evli ve bir çocuk annesi
|
 |
umitcoskun
11 yıl önce - Pzr 22 Nis 2012, 01:45
RANA ALAGÖZ
Rana Alagöz (d. 1948, İstanbul), Öğretmen, Türk pop müzik sanatçısıdır.Asln Malatyalıdır
“Her şey Bitmiştir Artık”, “Aşkın Gözü Kör mü”, “Dibi dibi da” gibi şarkılarıyla Türk popüler müzik tarihinin ünlü seslerinden birisi olmuş Alagöz kardeşlerden biridir. Selçuk Alagöz orkestrası ve orkastranın diğer solisti olan erkek kardeşi Selçuk Alagöz ile birlikte müzik çalışmalarını sürdürdü.
İlk 45′liğini 1965 yılında yayınlayan ve son olarak “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş 5″ albümünde Zeyno, “Sevdim Seni Bir Kere” albümünde ise Aşkın Gözü Kör Mü Acaba şarkılarıyla kulaklarda yer ednmiş sanatçıdır.
Diskografisi
Aşkın Gözü Kör Mü
Her şey Bitmedi
Dibi Dibi Da
Ates Böceğim
Aşkın Gözü Kör mü Acaba
Her şey Bitmiştir Artık
|
 |
umitcoskun
11 yıl önce - Pzr 22 Nis 2012, 01:54
FÜSUN ÖNAL
(+)
Genel bilgiler
Doğum 1947
İstanbul, Türkiye
Meslekler Şarkıcı, Yazar, Oyuncu, Fotoğrafçı
Tarzlar Pop müzik
Füsun Önal (d. 1947, İstanbul), Türk şarkıcı, yazar, oyuncu, fotoğrafçı.
Yaşamı
Aslen Malatyalıdır.Ailenin tek çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. 11 yıl klasik piyano dersleri ve 2 yıl şan dersleri aldı. Öğrencilik yılları Ankara'da geçen Füsun, TED Ankara Koleji'nden mezun oldu. Ank.Üniv.DTCF.İng.Dil.Ed. bölümünde okurken Erol Pekcan Caz Orkestrasında caz şarkıları söyleyerek şarkıcılık kariyerine başladı.
Türkiye'nin hemen her yerinde konserler verip tiyatro oyunları oynadı. Yurt dışında Avustralya'dan İngiltere'ye, İtalya'dan Kazakistan'a, İsviçre'den Kırgızistan'a kadar pek çok ülkede konserler verdi. Sesi ve sahne performansı ile 1970'li ve 1980'li yılların önde gelen kadın pop şarkıcıları arasında yer alan Füsun Önal, çılgın sahne giysileri, dans grubu, özel orkestrası, kendine özgü showlarıyla, her zaman sahnelerin ve televizyonların aranılan ismi oldu.
1980'li yıllarda Türkiye'de, solo konserler veren ilk kadın şarkıcı olarak 2 saat boyunca Türkçe ve İngilizce şarkılardan oluşan solo konserlerinde sahnede giyinip soyundu. Günümüzde, "coverları" yapılan, reklam filmlerinde kullanılan "Senden Başka", "Oh Olsun", "Ah Nerede" şarkıları ve "Alo Ben Füsun" adlı uzunçaları ile dört Altın Plak ve bir Altın Kelebek ödülleri başta olmak üzere pek çok ödülün sahibi oldu. TRT ekranlarında müzik programları, yarışmalar ve çocuk programları sundu. TRT İstanbul Radyosu'nda iki yıl boyunca "Gecenin İçinden" adlı programda skeçlerde oynadı ve TRT'de yayınlanan Radyo Tiyatrolarında rol aldı. 1993de Evli çiftlerin yarıştığı "Evcilik Oyunu" adlı yarışmayı 450 kez SHOW TV ekranlarında sundu. 3 tane reklam filminde, bir kaç da sinema filminde oynadı. Oynadığı filmlerde bol bol şarkılarını söyledi. Onun "Ah Nerede", "Oh Olsun", "Aç Gözünü" gibi ünlü şarkıları sinema filmlerine ad oldu.
Oyunculuğu konusunda ünlü yönetmen-oyuncu Haldun Dormen "Kendisine çok önemli roller teslim edilecek bir oyuncu o" demiştir. Füsun Önal, "Kelebekler Özgürdür", "Durdurun Dünyayı İnecek Var", "Evita", "Hair", Ateşli Aşıkların Sonuncusu-3Kadın 1Çapkın" gibi dünyaca ünlü oyunların ve müzikallerin Türkiye versiyonlarında başrollerde oynayarak, Haldun Dormen, Engin Cezzar, Tunç Yalman, Barnard Hassel, Metin Serezli, Kenneth Urmston gibi ünlü yönetmenlerle çalıştı.
Açtığı fotoğraf sergilerini gezen yazar Tarık Dursun K., esprili ve türlü göndermeler içeren fotoğraf alt yazılarını okuyunca Füsun Önal'a kitap yazmasını teklif etti. Aziz Nesin'in de teşvikiyle yazın dünyasına "Hayatı Denedim" adlı kitabı ile adım atan Önal, Türkiye'nin en eski yayınevlerinden biri olan İnkılap Kitapevi ile kontrat imzaladı. 1990 yılından beri aynı yayınevine yirmi kitap yazdı. Kitap Fuarlarinda kitaplarini imzalamaya devam ediyor.
Sponsoru ile 315 okulda öğrencilere stand-up tadında "Müzikli Söyleşiler" yapıp, kitaplarını imzalayan Füsun, okullara gitmeye devam ediyor.
2008den beri Tiyatro Kedi oyunlarinda rol almakta... Son yillarda oynadigi oyunlar "Figaro'nun Dugunu", Haldun Dormen'le birlikte oynadigi "Pazar Gunku Cinayet" ve yine Haldun Dormen'le oynamakta oldugu "Don Kisot"...
Özel yaşamı [değiştir]
Müzisyen Attila Özdemiroğlu ve yönetmen Tunç Başaran ile iki evlilik yapan sanatçı, "çocuk doğurmadı ama çok sevdiği 'Doğurmadığı' bir kızı var (Lal)". "Çocuk Kadın", "Yaşsız Kadın" ve Aziz Nesin'in koyduğu "Bayan Cıvıl" gibi lakapları vardır.
Diskografi [değiştir]
LP'ler [değiştir]
Alo Ben Füsun (CBS-1975)
Birtanem...Beni Hatırlar mısın(Ronnex-1977)
Yeni Bir Gün Başlıyor (Balet-1981) (Olcayto Ahmet Tuğsuz ile)
Saat 12...Daha Sabaha Çok Var (Bip-1981)
Müzik Benim Dünyam (Diskotür-1985)
Kaset/CD
Kuşadası Altın Güvercin Yarışma Şarkıları (1987)
Nasıl Yani (Ali) (Şahin Özer-1992)
Füsun Önal Ah Nerede (Sony/Odeon)
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş-1 (karma) (Odeon)
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş-2 (karma) (Odeon)
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş-3 (karma) (Odeon)
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş-4 (karma) (Odeon)
Söz:Çiğdem Talu (karma) (Ossi Müzik)
Müzik: Selmi Andak-1 (karma) (Ossi Müzik)
Müzik: Selmi Andak-2 (karma) (Ossi Müzik)
Bir Zamanlar-1 (karma) (Ossi Müzik)
Bir Zamanlar-2 (karma) (Ossi Müzik)
Bir Zamanlar-3 (karma) (Ossi Müzik)
Re-Mix (karma) (Ossi Müzik)
45'lik Plakları [değiştir]
Rock The Bob
You Don't Have to Say Love Me (Sayan)
Bitsin Bu Sevda (Columbia)
Genç Kız Oldum Ben (Columbia)
Taka Taka Tak (Columbia)
Aşk Nezlesi-Hapşu (Melodi)
Kara Sevda (Discotur)
Senden Başka (Discotur)
Oh Olsun (Discotur)
Aç Gözünü (Discotur)
Günümüzü Gün Edelim(Discotur)
İsimsiz Kahramanlar(Discotur)
Çatla Patla (CBS)
Ah Nerede (CBS)
Bunlar da Geçer (CBS)
Yıldönümü (Ronnex)
Tiyatro Oyunları [değiştir]
Lüküs Hayat (Yoneten: Haldun Dormen)
Hair-Saç (Yoneten: Engin Cezzar, Koreograf: Barnard Hassel)
Merhaba Müzik (Yoneten: Haldun Dormen)
Kelebekler Özgürdür (Yoneten: Haldun Dormen)
Durdurun Dünyayı İnecek Var (Yoneten: Metin Serezli, Koreograf: Selçuk Borak)
Maç (Yoneten: Hadi Çaman)
Evita (Yoneten: Kenneth Urmston)
Ateşli Aşıkları Sonuncusu-3Kadın 1Çapkın (Yoneten: Tunc Yalman)
Figaro'nun Düğünü (Yoneten: Hakan Altiner)
Pazar Günkü Cinayet (Yoneten: Hakan Altiner)
Don Kişot (Yoneten: Hakan Altiner)
Filmografi [değiştir]
Hamsi Nuri (Ozturk Serengil, Zeki Alasya, Erol Gunaydın ile)
Aç Gözünü Memet (Mehmet Keskinoglu, Şemsi İnkaya ile
Tamam mı Devam mı? (Gazanfer Ozcan, Orcun Sonat, Pekcan Koşar ile)
Gazanfer Özcan Tiyatrosu ile Star TV için dizi
Defne Yalnız'la TRT için dizi
"Senden Başka" Saadet Işıl Aksoy'la ATV için dizi
Kitapları
Hayatı Denedim
Başkaları da Hayatı Deniyor
Herkese Özgürlük Annne, Ama Bana da...
Bir Kadın Ve Yedi Öfkeli Adam
Ruhsar Hanım
Valla Kız Değilim
Aslında Hüzündü Hepsinin Yaşadığı
Deja Vu Sendromu
Hayat Bir Utanmaz Kitap
Sinirli Vatandaş
Var Mısın Benimle Uçmaya
Sevişmenin Rengi
Matrak Sultan
Gezikolik
Ay Işığında Yıkanan Vücutlar
Bay G
Aşk Çiş Gibidir Gelince Tutamazsın
Silikon Hayatlar
Hayatımdan Sayfalar-Şöhretistan
Benim Adım Aşk-Sevi
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|