Dini konularda sorgulayıcı olmayı doğru buluyormusunuz ?
Evet
71.8%
[173]
Hayır
28.2%
[68]
Toplam Oy : 241
Atila@Kara
11 yıl önce - Cmt 19 May 2012, 01:23
Alıntı:
Eğer ayet ile desteklenmeseydi
Peygamber kendi kararı ile bunu yapsaydı o zaman senin dediğin şey olurdu ...
Ve bundan önce buna temayül etmeyen ve Memleketinden çıkartılan Kişi , şimdi güç sahibi olunca Davası olmasa idi baştan bunun çok daha iyisini alırdı ...
Zaten ayet ile desteklenmesine pek gerek de yok. Neticede Ayetler ''istenildiği'' zaman da değişebilir
icabında...
Bakara 106
Alıntı:
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?
En son Atila@Kara tarafından Cmt 19 May 2012, 01:25 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Beyni olan bir insanın algıladığı bu ayetten şudur: Sen savaş yaparsın, savaş esiri olarak elinde kadınlar bulunur, akabinde sende bu kadınlardan birinden hoşlandığın taktirde onun rızası ile de nikay kıyıp evlenebilirsin. Bu sadece peygambere helal kılınmıştır ayrıca ki ben Süleyman ateş tefsirine göre yorum yaptım. Yaşar Nuri’nin tevsirinde cariyeden bahsedilmiyor bile…
Bu kadar mı çarpıtılır çamur atılır be güzel kardeşim…
İşte burdayım… 610 yıllarındaki durumlara paralel bir hayat bir daha varolmayacağı için tamamiyle Hz. Muhammed (s.a.v) takip etmesemde günümüz koşulları içinde uygun durumları gözönünde bulundurup onu takip eden bir müslüman burda var…
Sen de Kuran’a bakıp dilini eğip büğenlerden olma… Belki inanmıyorsun buna saygılıyım elbette. Ancak araştırarak ve bilgi sahibi olarak gel, biz okuyucularda yazılarını bu şekilde değerlendirelim. Sağlıcakla kal
Zaten ayet ile desteklenmesine pek gerek de yok. Neticede Ayetler ''istenildiği'' zaman da değişebilir
icabında...
Atilla bey anlıyorum sizi inançsız olmak sizi de bunalıma sokmuşa benziyor fakat ciddi konuşacaksak konuşalım yoksa dalga geçeçeksek çok güzel dalga geçecek mesajlar yazabilirim....
Gökhan bir şeyler anlatmış zaten önceki mesajlarda ...
Bizim için Sorgulanmaz olan Kuran'dır ...
Bu manada sorgulanmaz ...
Yoksa benim eski mesajlarımı hatırlayanlar sorgulamanın güzel Örneklerinden bir tanesini verdiğimi bilir ...
Hadisleride ince elemek gerekir çünkü O muhafaza altına alınmamıştır ...
Gerçek manada hıfz edilen Kurandır.Bir dönem Hadislerin Kuranı Kerimle karışmaması için yazımı bile yasaklanmıştır ...
Kuranın değişmediğine dair bir delil demiş handecik ...
Yahu sen değiştiğine dair bir delil ver .
Kitabın nüshaları tüm dünyada mevcut ...
Kıraatleri bile kaideye oturtmuşlar bırak kelimeyi ve harfi . Belli okunuların dışında ehlince okunmaz denmiş ...
Kısaca sizin aklınız size yetiyorsa ve inanmıyorsanız bizemi acımaya başladınız ...
Hidayet bulasıcalar ...
Nuhun Gemisi veya tufanın ve seyir halindeki yaşantının izleri bulunsa acaba siz ne derdiniz ...
Peygamberi kabul etmeyenlerin çağdaşları olacaktır ...
Her zaman ve her devirde olmuştur ...
Zannımca dip bulunmadan zirve yakalanmaz ilkesine göre Dibi bulanlar ileride bizi koyup geçebilir ...
Gün ola Harman ola ...
En son Ertuğrul MERTEL tarafından Cmt 19 May 2012, 01:33 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Özelden yazabilirsin fakat peygamber efendimiz evlendiği bütün kadınlarla ilişkiye girmedi.Onları korumak ve gözetlemek için evlendi bunun örneklerini de verebilirim.Peygamber efendimiz hatasız yaşamıştır.Peygamberliğinin öncesinde de sonrasında da hiç hata yapmadan yaşamış dünyadaki tek insandır...
Muhammed'in evlendiği bütün kadınlarla ilişkiye girmediğini nereden biliyorsunuz, yada bunu anlatanlar varsa nereden duymuşlar, Hz Muhammed kendimi açıklamış?
Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?
Ayetin orijinalinde geçen "muhsenat" kelimesi, "ihsân" kökünden türemiş ve engel olmak ve korumak anlamına gelen ism-i mef'ul kalıbında bir çoğul isimdir. Başkalarının girmesini engelleyen sağlam kaleye de "el-hisn-ul hasîn" denilmesi bu yüzdendir. Nitekim "kadın kendini korudu, fuhuştan kaçındı" anlamına gelmek üzere "ahsanat-il mer'etu" denir. Yüce Allah da "o ki, edep yerini korudu" (Tahrîm, 12) buyuruyor. Yine "kadın evlendi, eşi ya da evlilik onu diğer erkeklerden korudu" anlamında "ahsanat-il mer'etu" veya "uhsinet-il mer'etu" denir. Yine özgür bir kadın anlamında "ahsanat-il mer'etu" denir. Çünkü özgür oluşu, başkasının onun edep yerine sahip olmasını engeller veya zinadan uzak durmasını sağlar. Çünkü zina daha çok cariyeler arasında yaygındı.
Savaşta kocası ölen kadını ortada bırakıp diger erkeklere peşkeş çekmedigi için heralde bu agresifliginiz ben buradan bunu anlıyorum açıkçası aslında sizin dediginiz gibi paragöz sahtekar ve kadın düşkünü olsaydı hem kendi kullanırdı hemde satardı degilmi kur an ada bunu yazmazdı olur bitermi ah gidi KUŞŞŞŞŞ beyinli kardeşim ah mesela şöyle düşün filistine israil koca bir bomba atmış onlarca kadın ortada kalmış ve devlet bunları tecavüze haksızlıga zorbalıga şiddete maruz kalmamaları için ya rızası ile başkaları ile evermiş yada koruma altına almış ZAMANININ DEVLETİ ALEMLERE RAHMET GÖNDERİLENE ÇOK görüyorsunuz ama filistin devleti yapabilirdi aslında diye düşünüyorsunuz degilmi TAA buradan görüyorum çaresizliginizi
Peygamberimiz (s.a.a) ilk evliliğini Hz. Hatice ile yaptı. Yirmi küsur yıl boyunca sadece onunla evli kaldı. (Bu süre onun evlendikten sonraki ömrünün üçte ikisidir.) Bu sürenin on üç yılı Peygamber oluşundan sonra ve Mekke'ye hicret etmeden önceki döneme rastlar. Sonra Medine'ye hicret etti ve mesajını yaymaya, dini yüceltmeye başladı. Diğer evliliklerini bundan sonra yaptı. Evlendiği kadınların kimi bakire, kimi dul, kimi genç, kimi yaşlı, kimi koca-karı idi. Ömrünün on yıla yakın bölümü böyle geçti. Sonra nikâhı altındakiler dışında başka bir kadınla evlenmesi yasaklandı.
Bilinen bir şeydir ki, bu özellikleri taşıyan bir davranış biçimini; basit bir kadın sevgisi ile, kadın düşkünlüğü ile, aşırı cinsel oburlukla açıklayıp gerekçelendirmek mümkün değildir. Bu sürecin başı ve sonu böyle bir gerekçeye ters düşer.
Üstelik, insanlara yönelik gözlemlerimizden şüphesiz olarak biliyoruz ki kadın düşkünü, kadın sevgisine meftun ve onlarla buluşmaya can atan erkek, kadının güzeline, alımlısına, çekicisine, gencine tutkun olur. Bu özellikler de Peygamberimizin (s.a.a) bu konudaki uygulamaları ile uyuşmaz. Peygamberimiz bakireden sonra dul kadınla, genç kadından sonra yaşlı kadınla evlilik yaptı. Meselâ yaşlı bir kadın olan Ümmü Seleme ile evlendi. Yine Zeyneb bint-i Cahş ile evlendiğinde Zeyneb'in yaşı elliyi geçkindi. Bu evlilikleri Ayşe ve Ümmü Habibe gibilerle evlendikten sonra yaptı. İşte durum budur...
Peygamberimiz (s.a.a) bu eşlerinden bazıları ile güç kazanmak, destek ve taraftar edinmek için evlendi. Bazıları ile kalpleri kazanmak ve kötülüklerden korunmak için evlendi. Bazı evliliklerini evlendiği kadınların bakımlarını üstlenmek, geçimlerini sağlamak, dulların ve güçsüzlerin yoksulluktan ve perişanlıktan korunmasına müminler arasında çığır açmak için yaptı. Bazı evliliklerini şeriatın bir hükmünü vurgulamak, onu fiilen uygulamak, böylece yanlış bir geleneği kırmak, insanlar arasında yaygın olan batıl bidatları yıkmak için yaptı. Nitekim Zeyneb bint-i Cahş ile olan evliliği böyle bir olaydı. Zeyneb, Zeyd b. Harise'nin eşi idi. Zeyd onu boşadı. Zeyd, Peygamberimizin evlatlığı idi. Araplar, evlatlığın eşini öz evladın eşi gibi kabul ediyor ve baba onunla evlenemezdi. Peygamberimiz bu kanaatin aslı olmadığını göstermek için Zeyneb ile evlendi ve arkasından hakkında birtakım ayetler indi.
Peygamberimiz Hz. Hatice'nin ölümünden sonra ilk önce Sevda b. Zem'a ile evlendi. Eşi ikinci Habeşistan hicretinden sonra ölmüştü. Sevda, mümin bir muhacir idi. Eğer ailesinin yanına dönseydi, birçok mümin erkek ve kadına yaptıkları gibi hemşehrileri ona da işkence yapar, öldürürler ve dininden döndürüp tekrar kâfir yaparlardı.
Peygamberimiz, bir evliliğini de kocası Abdullah b. Cahş'ın Uhud-'da öldürülmesinden sonra Zeyneb bint-i Huzeyme ile yaptı. Zeyneb cahiliye döneminin erdemli hanımlarından biri idi. Fakirlere, yoksullara çok yardımlar yaptığı ve onlara şefkatle davrandığı için "yoksulların anası" lakabı ile anılıyordu. Peygamberimiz onunla evlenmekle itibarını korudu.
Peygamberimiz, bir evliliğini de Ümmü Seleme ile yapmıştı. Adı Hind idi. Daha önce Peygamberimizin teyzesinin oğlu ve süt kardeşi Abdullah Ebu Seleme'nin eşi idi. Abdullah, ilk Habeşistan muhacirlerindendi. Ümmü Seleme dindar, faziletli bir hanımdı. Dindarlığı yanında isabetli görüşlü idi. Kocası öldüğünde yaşlı idi, başında yetimler vardı. Bu yüzden Peygamberimiz (s.a.a) onunla evlendi.
Peygamberimiz, bir evliliğini de Safiye bint-i Huyeyy b. Ahtab ile yaptı. Safiye'nin eşi "Beni Nadır" kabilesinin reisi idi. Kocası Hayber Savaşında öldü. Babası da "Beni Kurayza" kabilesi ile yapılan savaşta öldürülmüştü. Safiye Hayber'de alınan esirler arasında idi. Peygamberimiz onu seçip azat etti ve kendisi ile evlendi. Böylece onu perişanlıktan ve zilletten kurtardı. Bu evlilikle Peygamber Yahudilerle akrabalık bağı kurdu [ve Müslümanlar ile Yahudiler arasındaki ilişkilerin iyileşmesini sağladı].