1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 31  |
 |
Patron
10 yıl önce - Pzr 21 Ekm 2012, 18:17
Kılıçdaroğlu'na göre büyükşehir olmak isteyen Elazığ'lı arkadaşlar aslında federal/özerk bölünmüş bir Türkiye istiyor... Sizi gidi vatan hainleri..
|
 |
Emrah23
10 yıl önce - Pzr 21 Ekm 2012, 18:20
kılıçdaroğlu buluttan nem kapıyor
|
 |
hanserin
10 yıl önce - Pzr 21 Ekm 2012, 20:02
Dün Elazığ da 8 saat kalan ve en az 8 ayrı yerde konuşan Başbakan, gündemde olan hemen her konudan söz etti.Ama gündemde olan Büyükşehir sözünü Elazığ da ağzına almadı.Halk herşeyi görüyor ve değerlendiriyor.Bu yasa ile muhalefetin elinde olan bazı yerleri kazanırmı bilmem ama elinde olan bazı yerleride kaybedecek
|
 |
Barış23
10 yıl önce - Pzr 21 Ekm 2012, 20:14
Kurtuluş Kardeşim mesajımı iyi anlamamışsın.Ben Diyarbakıra yapılmasın demiyorumki..Diyarbsakıra verilen söz Elazığada verilsin demek istiyorum.
Büyükşehir Olayını ağzına almayan Elazığ halkına söyleyecek kelime bulamıyorum.Bu kadar aciz ,bu kadar sadık bir halk olamaz....Hak ediyoruz herşeyi...
|
 |
Barış23
10 yıl önce - Pzr 21 Ekm 2012, 20:24
Dün Fırat Ünv.Rektörü nün Başbakanın huzurunda yaptığı konuşmayı izledim.Sesi titrek çıkıyordu,iki kelimeyi biraraya zor getiriyordu.Bu rektör kesinlikle Yakışmıyor 40 yıllık Üniversiteye..Ne kadar dürüst ne kadat iyi niyetli olursa olsun bir Bilim Merkezinin yöneticisi nin en azından yeterli bilgi birikimi ve Kültüre sahip olması gerekir...
|
 |
hanserin
10 yıl önce - Pzr 21 Ekm 2012, 22:34
Mehmet TOPAL ULUOVA GAZETESİ ndeki yazısı; Başbakan'a Elazığ tepki gösterdi.Bundan önceki gelişleri büyük ilgi gören Başbakan'ın bu defaki Elazığ gezisine halkın rağbet etmediğini yazmış,haklı kamuoyu Elazığ'a atılan Büyükşehir kazığını kolay kolay unutmayacak
| Alıntı: |
Başbakan Recep Tayip Erdoğan geçtiğimiz Cumartesi günü Elazığ’a geldi. Elazığ Hava Limanının ve buna bağlı olarak Fırat Üniversitesi yeni bölüm binaları, Olimpik Yüzme Havuzu ve birçok ek dersliğin toplu açılışlarını gerçekleştirdi.
Elazığ Hava Limanının açılış açılışında yaptığı konuşmada Kürt Sorunu, terör, 18 yaşa seçilme hakkı gibi konulara değinerek teröristlerin zerdüştlük inancında olduklarını vurguladı. Geçen 10 yıllık kendi iktidarları döneminde Ankara ile Diyarbakır arasında bir gelişmişlik farkının kalmadığını söyledi.
Başbakanın konuşmasını dikkatle izledim.
Gerçekten çok güzel bir konuşmaydı…
Türkiye’nin önemli sorunlarına değindi. Ama Elazığ halkının asıl beklentisi bu konuşma değildi. Halkın büyük çoğunluğunda “ELAZIĞ’IN BÜYÜKŞEHİR OLDUĞU MÜJDESİNİ VERİR” diye bir beklenti vardı…
Böyle bir beklenti karşılığını bulamadı… Bunu açıklamayacağını tahmin edenler haklı çıkmışlardı… Bu BÜYÜKŞEHİR konusunda öylesine güçlü bir kamuoyu oluşmuş ki, etkisini Başbakanı karşılamaya ve izlemeye gitmemekle gösterdi…
Başbakan Erdoğan’ı karşılamaya ve konuşmasını izlemeye gelenlerin az olması Elazığ için de, Başbakan için de düşündürücü ve çok üzücüdür. Eskiden Süleyman Demirel, Turgut Özal gibi siyasi liderler Elazığ’a geldikleri zaman müthiş bir heyecan yaşanır, Hava alanı ile Kekliktepe Kavşağı arasındaki mesafede araçlar sıraya girerlerdi. Meydanlar inim inim inlerdi.
Elazığlılar Başbakan Erdoğan’ı karşılamaya ve konuşmasını havaalanından izlemeye neden yeterli büyüklükteki bir kalabalık ile gitmediler? Bunun birçok nedeni vardı elbette…
Neydi bu nedenler?
ELAZIĞ BÜYÜKŞEHİR kapsamına alınmaması en başta gelen ve en taze faktör oldu. Binlerce imza toplanmasına ve halkın büyük bir heyecanla bu konudaki müjdeyi beklemesine rağmen Elazığ’ın açıklanan illerin arasında bulunmaması…
Elazığ AKPARTİ TEŞKİLATI’nın yetersizliği…
Bu konuda söylenecek çok şey var. Gidin halkın arasına il yönetimini sorun. Kimse Başkanının adını dahi bilmiyor… Halkın sahipsizliğini, il ve ilçe teşkilatlarının yetersizliğini net olarak duyarsanız. Şehirlisi de, köylüsü de Elazığ’da siyasi parti teşkilatıyla barışık değil… Teşkilatlar belli bir kısır döngünün dışına çıkamıyorlar… Siyasetin ne olduğunu bilmiyorlar… 23 Nisan Başkan ve yönetimleri gibiler… ama özelde de fena değiller…
Eskiden parti yönetimleri böyle değildi. Parti Başkanlarını bir memleket tanırdı. Büyük bir varlıkları vardı. Sözleri geçerliydi… Elazığ’ın sorunlarını çözmek için heyecanla çalışırlardı…
Şimdi öyle mi?
Elazığ’da AKPARTİ yönetimin MHP ve CHP gibi muhalefet partilerinin yönetimlerinden herhangi bir farkları yok… Partilerde nüfuzlu hali vakti yerinde, yüreğinde insana ve memlekete hizmet aşkı olan yönetimler olmaz ise elbette ki o memlekette siyasi bir heyecan olmaz… Partililer partilerine küser ve tüm etkinliklerden bugün olduğu gibi geri dururlar… Başbakan da gelse, hiç istiflerini bozmazlar… Kaybeden kim olur? Tabiî ki siyasi iktidar ve Elazığ olur…
Elazığ’da Yerel Yönetimlerden kaynaklanan sıkıntılar da bu olumsuz karşılamada etkili olmuştur… Belediye Başkanları kendi beldelerindeki insanları Başbakanı karşılamaya ve dinlemeye gönderememişlerdir. Bunun tek sorumlusu sadece merkez belediye değildir. Elazığ’da ki 22 Belediye Başkanının da bu olumsuzlukta çok önemli payları vardır… Elazığ2ın ilçe ve beldelerine gidin araştırın halk belediye başkanlarından razı mı, değil mi?
ELAZIĞ MİLLETVEKİLLERİ’nin Başbakan’a güvenip yan gelip yatarak, halktan kopuk yaşamaları… Yerel TV kanallarından halka ayda yılda, bayramlarda birer bonjulus yapma yoluna gitmeleri… Elazığ’ın sorunlarının çözümünde aktif olmamalarına halkın cevabi bir tepkisidir bu…
Yılan hikayesine dönen ÇAYDAÇIRA KAVŞAĞI ALT GEÇİDİ’nde yaşanan şikayetler, mahkeme süreci ve aylarca devam eden, şehir içi ve şehirlerarası trafiği göz göre göre felç eden aksaklıklar…
…Ve daha haklı birçok nedeni var Elazığ halkının soğukluğunun ve küskünlüğünün…
Elazığ Halkını küstürmeyeceksiniz…
Elazığ Halkının 1950’li yıllardaki bir küskünlüğünün siyasilere nelere mal olduğunu anlatayım da aklınızda bulunsun:
DEMOKRAT PARTİ’nin iktidarı zamanında Elazığ’a kurulması gündemde olan üniversite Elazığ milletvekillerinin uyuması üzerine, Erzurum milletvekilleri tarafından ustaca Erzurum’a götürülür ve Atatürk Üniversitesi oraya kurulur. Halbuki Elazığ-Malatya Yolunun Kesikköprü mevkiindeki arazi bile üniversite için tahsis edilmiştir. FÜ. Rektörü Eyüp İsbir’in dönemine kadar da bu arsalar Erzurum’un üzerindeydi.
DP Elazığ Milletvekillerinin üniversiteyi Erzurum’a kaptırmalarına Elazığ halkı çok kızar ve sabırla seçim sandığının önüne geleceği günü bekler. Seçimden önce Elazığ’ın milletvekili sayısı 5’den 6’ya çıkartılır.
Neticede seçim olur…
Büyük heyecanlar yaşanır… Sandıklar sayılır… Oylar tasnif edilir…
DP şoktadır…
Demokrat Parti, o güne kadar kalesi olan Elazığ’da üniversite meselesinden dolayı tepki oylarıyla sıfır olmuştur…
CHP’de ise bayram vardır…
Hiç umutları yok iken 6 Milletvekilliğini de almışlardır…
CHP önünde çalan davulların sesi her taraftan duyulur olmuştur…
Elazığlı 6 milletvekilliğinin 6’sını da CHP’den seçmiştir. DP iktidarına ve dolayısıyla Elazığ Milletvekillerine en güzel cevabı sandıkta vermiştir…
Bu sonuç;
Elazığ’ın siyasi tarihinde çok önemli bir olaydır. Bundan dersler çıkartılması gerekir…
Tarih tekerrürden ibaret diyorlar ya…
Elazığ bunu yeniden başarabilecek güçte aklıselim bir şehirdir…
Siz Büyükşehir yapmasanız da, ELAZIĞ HER ZAMAN BÜYÜKŞEHİR’dir…
Elazığ’ın tarihten gelen bir misyonu ve vizyonu vardır.
Bizden hatırlatması… |
|
 |
Emrah23
10 yıl önce - Pts 22 Ekm 2012, 00:30
ilk harfinden son noktasına kadar Elazığ halkının duygularına tercüman olmuş bi yazı paylaştığın için teşekkürler hanserin
|
 |
Kurtuluş21
10 yıl önce - Pts 22 Ekm 2012, 11:59
% 49 Elazığlıyım, büyükşehir curcunasında es geçilmesi çok üzücü oldu diğer 13 ile bakınca kesinlikle hak ettiğini düşünüyorum ayrıca tarih boyunca önemli bir merkez olmayı başarmış güçlü bir üniversitesinin yanı sıra bir çok kültürel zenginliğinin değerlendirilemiyor olmasının nedeninin mevcut bürokratlar olduğunu düşünüyorum ayrıca Ali ÖZCAN ve prof. Dr. Mustafa Kemal ATİKELER gibi adayların Elazığı daha iyi temsil edeceğini düşünüyorum. Zira Hükümetin bürokratları birçok şeye boyun eğmek durumunda kalıyor, icraatları eleştiremiyor. Muhalefet mensubu bürokratlar ise eleştirme yolu ile mevcut sorunları dile getirebiliyor Enver ERDEM bunun güzel örneklerinden Elazığ halkının oylarını daha bilinçli kullanması gerektiğini düşünüyorum.
|
 |
Emrah23
10 yıl önce - Pts 22 Ekm 2012, 12:59
nüfus etkilide neden merkez nüfus etkili değil onu anlamak mümkün değil. Desin ki kardeşim merkezi 500bin olan bşb olacak eyvallah nüfus yetmiyor olmayalım ama gelip 60,70binlik merkezli yere sen 200km uzaklıktaki ilçeleri ekleyip genel nüfusla bşb dersen e o zaman bizim günahımız ne diye sorar insan
|
 |
hanserin
10 yıl önce - Pts 22 Ekm 2012, 21:48
Buda Nafiz KOCA nın YENİ UFUK GAZETESİ yazısı, Bu yazıya bir çok noktada katılmıyorum.Teşhisi çok yanlış koymuş,Başbakan'ın Elazığ da eski gördüğü ilginin zerresini dahi görememesi günler öncesinden başlayan hummalı çalışmalara rağmen istenilen kalabalığın toplanmamasının, geçtiği yerlerde halkın umursamaz tavır göstermesinin, bütün suçunu AKP il Başkanına ve vekillere yüklemiş,Nafiz KOCA nın yanıldığı nokta şu vekiller yine aynı vekiller,anlayış yine aynı anlayış yani nasıl olsa Başbakan işi götürür.Bizde aradan yararlanırız anlayışı, AKP il yönetimine gelince önceki il yönetimlerinden daha başarısı, sorun bence AKP İktidarını Elazığ'a ilgisizliğine karşı vatandaşında artık onlara ilgisiz kalmasıdır.Elazığ kırgın ve kızgın sebepleri ise malum, bu yazı çok paylaşılmaya değer olmasada, Başbakana ilgi gösterilmediğini yansıtan farklı bir tespit ve bakış açısı olması nedeniyle paylaşmak istiyorum.
| Alıntı: |
Başbakan’ın 3G’si: Geldi, Gördü, Gitti
Günlerden beri hazırlığı yapılan Sayın Başbakan Elazığ’a geldi, bir kaçı ikinci hatta üçüncü kez olmak üzere bazı açılışların kurdelesini kesti.
Elazığ’a gelirken hangi hayallerle geldi bilmiyoruz ama, Elazığ’dan ayrılırken sükut-u hayale uğradığından eminim.
Havaalanına gelmeden iki saat öncesinden tutun da Elazığ’dan ayrılıp havalanıncaya kadar bizzat takip ettim. Zaman zaman; pür dikkat dinlediğim konuşmalarından cımbızladığım cümlelerden ne demek istediğini anlamaya çalıştım, zaman zaman da beden dilini çözerek bir kanıya varmak istedim.
Sayın Başbakanın yaptığı Elazığ ziyaretinin gerek kendi partisi gerekse Elazığ için çok daha hayırlara vesile olacağını düşünüyorum.
Zira Sayın Başbakanı ta Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı yaptığı dönemden beri tanıyan ve aynı ekolden gelen biri olarak söylüyorum: bu yazdıklarımı bir kenara not edin. Çünkü Elazığ yerel seçimlere kadar bir çok güzel şeylere gebe.
Biz Medya kuruluşları, özellikle de teknolojiyi iyi takip eden görsel yayın sahipleri, 3G’nin getirdiği kolaylıklar ve sağladığı faydalarla övünür bir çok şeyi 3G sayesinde uzaktan yakına getirmekle caka satarız.
Doğrudur da; çünkü 3G teknolojisi o kadar çok medya kuruluşlarının işine yaradı ki; hem bir çok maddi külfetten hem de zamandan kazanma adına birçok faydasını gördü medyamız.
Onun için Elazığ Görsel Medyası 3G Teknolojileriyle ne kadar da övünseler azdır.
Tabi bu 3G Teknolojisi bizim gibi bir taşra merkezinde olur da; büyük bir Türkiye’ye Başbakanlık yapan devletin ikinci adamında olmaz mı?
Dolayısıyla Sayın Başbakan da Elazığ ziyaretlerinde gündeme damgasını kendi 3G’siyle vurdu.
Yani; Geldi, Gördü, Gitti.
Sayın başbakan Elazığ’a gelişiyle her şeyin her ay kendisine teşkilatları tarafından sunulan raporlarda belirtildiği gibi sütliman olmadığını da gördü, yerel yönetimlerin böyle spontane yönetilmeyeceğini de.
Hele hele sayın Başbakan kendisini ve Partisini temsil edenlerin kapasite ve kabiliyetlerini de çok iyi gördü.
Sayın Başbakan biri Havaalanı, diğeri Üniversite olmak üzere iki yerde konuştu ama asıl anlatmak istediklerini beden diliyle anlattı.
Hem Elazığ Belediyesini ziyaretinde otobüsten; olmayan halka seslenirken gerekli mesajları verdi hem de Fırat Üniversitesinin AKM’sinde olmayan öğrencilere sevgili öğrenciler diye hitap ederken verdi.
Dedim ya Sayın Başbakanı çok iyi tanıyan ve takip eden biri olarak söylüyorum; bir kenara not edin, not edin ki; bundan sonra sayın başbakan’ın Elazığ’a olan tavrından dolayı kendisine sitem etmeyesiniz.
Kendinizi bir anlık onun yerine koyarak birkaç dakikalığına empati yapın lütfen.
İktidar Partisinin Genel Başkanı olarak bir teşkilatınız var, Türkiye’nin ikinci adamı olarak da mesuliyetiniz altında bulunan bir belediyeniz ve resmi kurumlarınız mevcut.
Size gelen raporlarda da 45 Binin üzerinde üye kaydı yapıldığı söyleniyor. Ancak gidiyorsunuz Elazığ’a sizi karşılayanların sayısı bir belde nüfusunun sayısı kadar bile değil.
Ve düşünüyorsunuz; diyorsunuz ki; İl, İlçe, Belde Başkanlıkları ve yönetimlerinin sayısı belli, bu Belediyeler ve İl’deki Meclis Üyelerimizin sayısı belli, Belediye sizin elinizde ve 45 Bin tane de üyenizin olduğu söyleniyor ama sizi karşılamaya gelenlerin sayısı içler acısı.
Sonra kazandığınızla övündüğünüz Belediyenize gidiyorsunuz; sadece siyasi ölçütlerle işe aldığınız kişi sayısı Bin 600 kişi ve kapının önünde 25 – 30 kişiyi görüyorsunuz.
“Kendi tabanımın destekleriyle seçildim” diyerek hava atan kelli felli dört milletvekili de cabası.
Ne yapardınız, Başbakan’ın yerinde olsaydınız.
Elbette ki onun yaptığını…
Ha O, yani Sayın Başbakan ne mi yaptı?
Bir şey yapmayarak çok şey yaptı zaten.
Dikkat etiyseniz Belediye, yerel yönetimler ve Belediye Başkanı hakkında tek kelime bile etmedi. Oysa sayın Başbakanı iyi tanıyıp takip edenler çok iyi bilirler ki; gittiği her yerde yaptığı her konuşmada muhakkak suretle Ak Partinin Belediyecilik anlayışından ve yerel yönetimlerdeki başarısından söz eder. Ama sayın başbakan ne Elazığ Belediyesinden ne de Belediyecilikten tek kelime etmedi. Sebebi 3G’sinin çok iyi algılaması ve Elazığ’dan AKİM ile birlikte en yakın danışmanlarına gerekli raporların gitmesiydi.
Dolayısıyla sayın Başbakanın, Elazığ’a bu gelişinin çok daha büyük hayırlara vesile olacağını düşünüyorum ben.
Kurban Bayramına yaklaştığımız bu günlerde Kurbanın uğur getireceğine olan inancımla öyle düşünüyorum ki birkaç merkezde birkaç kurban verecek gibi Elazığ. |
|
 |
sayfa 31  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|