Siteye uzun zamandır giremedim ama değişen bir şey olmamış,nedir bu kebap resimleri arkadaşlar,bu siteyi sırf kebap için mi açtınız,Adana'mızın başka yemekleri yokmu gençler,biraz sorun,araştırın,büyüklerinizden öğrenin,en basitinden ben size rahmetli annemin 50-55 yıl önce bize yaptığı basit öğle sonrası çay veya ayranla birlikte yediğimiz FETTUŞ diye bir salatası vardı.Taze veya bayat ekmeği küp şeklinde keser, içine peynir,domates,salatalık,siyah zeytin,maydanoz,kırmızı pul biberi karıştırıp harmanlar,üzerine bol zeytin yağını döker,tabaklarla bize verirdi,yanında ayran veya çay ile nefis olurdu,deneyin bir bakın derim,işte böyle unutulan, kolay, şehrimiz yemeklerini araştırın.
En son refikkk tarafından Çrş 02 Mar 2016, 15:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Kebap, sözcük kökeni olarak Arapça `dan geliyor. Köz, ateş ve et kelimelerinin birleşmesiyle ortaya çıkıyor. Bu da bizi ateşin icat olmasıyla birlikte kebabın da icat olduğu gerçeğine götürüyor. Lahmacun ise yine Arapça kökenli bir sözcük olup, et ve hamur sözcüklerinin birleşimiyle ortaya çıkıyor.
1894 yılında Güneydoğu Anadolu gezisi sırasında Fransız araştırmacı Arkeolog Y.E.Goutier, Birecik `te yontma taş dönemine ait kabaca yontulmuş iki yüzlü bir balta bulmuş. Daha sonra da Kılıç Kökten, yüzey araştırmaları sırasında 1946 yılında Goutier`in bulduğu el baltasının yöresinde yine aynı döneme ait yemek yapımında, kebap yapımında kullanılan aletlere ulaşmış.
Bu bizim baltaların et parçalamada kullanıldığını düşünmemize yol açıyor.16. yüzyılda Dicle ve Fırat ırmakları üzerinde çalışan küçük ırmak gemilerinin yapıldığı tersanelerden birisi Birecik `teydi. Bu tersanenin ustaları Halep `ten gelmişlerdi. Aşçılarını da beraberlerinde getirmişlerdi. Gelen aşçılar tersane işçilerine haftanın belli günlerinde kebap yaparlardı. Bu ustaların yanlarında da Birecikli çıraklar çalışırdı. Ve zamanla onlar bu ustalardan kebap yapmayı öğrenmişlerdi.16. yüzyılda Birecik iskelesi önemli bir ticaret merkeziydi. Zamanla yetişen Birecikli çıraklar bu iskelede kendi kebap dükkanlarını açmaya başladılar. Urfa halkı genelde acılı yemediği için, tatlı kıymadan yaptıkları kebaba Urfa kebabı ismini verdiler. Acılı kebabın adı da Birecik kebabıydı. Birecik , Fırat nehrine çok yakın olduğu için meyve ve sebzecilikte de önde gelen bir merkezdi.19. yüzyıla kadar Birecik , kervan ticaretinin geçiş noktası olarak transit nakliyede önemini korudu. Ancak, Bağdat demiryolunun gelişmesiyle birlikte ticaret merkezi güneye kaydı.
Birinci Dünya Savaşı döneminde de Birecik `te önemli bir daralma yaşandı. Bu birçok Birecikli kebapçının yeni bir merkeze Adana `ya taşımaları sonucunu beraberinde getirdi. Bu kebapçılar Adana `da kebap kültürünün oluşmasına yol açtılar. Bu nedenle aslı Halep `ten gelen, Birecik `te gelişen ve daha sonra Adana `ya yerleşen kebap kültürünün ülkemizdeki yayılma noktasının Birecik olduğu bilinmelidir.Fakat tüm gelişimi Adana'da devam etmiş hala da devam etmektedir."
Adana mutfağının nesine ait bilmiyorum, kimin annesi yapar ki bunu, evde yapılırsa şiş kebap
yapılır, bayramlarda filan. Bir kadın bunu bilse bile eminin annesinden öğrenmemiştir, bir kebapçıdan
öğrenmiştir.
Adana Yemeklerinin vazgeçilmezi olan Biber salçasının yapımı bu dönemlere denk gelmekte..
Kendi salçalarını üretmek isteyenler, pazardan aldıkları taze kırmızı biberleri, makinede 'çektirip'
damlarda güneş altında kurutuyor..
Bu kültür halen Çukurova Bölgesinde devam etmekte..
Sanıyorum Adana daki Yemeklerin Lezzeti de buradan geliyor..
Paylaşım için teşekkürler Resul.. Demek yemeklerin lezzetli oluşu bu biber salçasına borçlu. Epey zahmetli bir iş olduğunu görünce, anadolu kadınımızın kıymetini ve ne kadar cefakär olduğunu bir kez daha anlamış oldum.
Ayrıca çuval çuval biberleri görünce bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Burada Almanya'da bu biberlerin üç tanesinin konulmuş olduğu paketler 1,99 Euroya satılmakta. O çuvallarda epey bi EURO duruyor yani..