1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 38  |
 |
Patron
7 yıl önce - Cum 26 Şub 2016, 13:08
İlla bir heykelini daha dikmek gerekiyorsa bile ağaçsız bir yere dikilebilirdi.
Madenlerimizin çıkarılması kadar gerekli bulmuyorum doğrusu.
Altına bir de atış poligonu yapmışlar, poligon da mı vatanı kurtardı?
|
 |
berator
7 yıl önce - Cum 26 Şub 2016, 13:08
|
 |
namlesu
7 yıl önce - Cum 26 Şub 2016, 13:19
Galeri usulü olunca kaç agac kesilecek ? 3500 !! On misli dikilecekmiş!!! Tabii hemen Ormana dönüşür!
Muhalif resim dediğiniz yer ARTVİN firma CENGİZ inşaat, siz benim verdiğim linke bakmamış (üşenme, okumayı sevmeme gibi sebeplerden dolayı olabilir) ve halen iftira gibi algılıyorsunuz durumu.
O köyün (şayet bu konuyla ilgili verdiğim linki okumuş olsanız bilirdiniz) belediyesi kapatıldı, doğası talan edildi, vatandaş mağdur edildi, tarım ve hayvancılık bitti! Verilmiş sözler böyle değildi.
Bildiğim kadarıyla o bölgede devam etmiyor çalışmalar ancak ameliyat benzetmeniz çok yerinde olmuş! Orman isteyen Karadenize gitsin deniyordu ama şimdi ameliyat ediliyor canım ormanlar!
Önceki mesajimı (diğer mesajlar beni alakadar etmiyor, ben kendimden mesulum) okumuş olsaydınız, siyanür kelimesini dahi kullanmadığımı, gerçekleri, ayni bölgede aynı inşaat firması ile ilgili bir yaşanmışlığı paylaştığımı bilirdiniz!!
Not: Heykel bence de gereksiz. Ancak tepe için (seyir terası Atatürk heykeli) tahrip edilen doğayla galeri usulü şantiye için kesilecek ağaç tahrip edilecek doğa mukayese kabul etmez.
Hiçbir tesisin kestiği ağaç adeti açık madeni geçtim, galeri usulü madenin keseceği ağaç ve tahrip edeceği alana yetişemez, ne yazık ki... İstersen on misli ağaç dik başka yere. Tahrip ettiğin o insanların yaşam alanı, doğası.
İşte ortada, belediyesi bile kapatılmış bir zombi şehrine dönüşmüş yer! Ölmüş doğa, bitmiş tarım ve hayvancılık, eskiden ülkenin cennet bir köşesi. Aynı şehir sınırları Artvin.
Eskiden verilip tutulmayan sözler gelecekte güvensizlik yaratırlar.
Sizi vicdanınızla başbaşa bırakıyorum!
|
 |
Rüştü BAKMAZ
7 yıl önce - Cum 26 Şub 2016, 14:59
| Alıntı: |
| Alıntı: |
| Derdiniz nedir kuzum? |
Ben gerçekten sizi hiç anlamıyorum. Size hiçbir faydası olmayacak, belki zararı da olmayacak ama başka insanlara zararı dokunabilecek olan bir durumu, sadece birilerinin cebine para girsin diye yapılan bir durumu nasıl körü körüne bu kadar savunabiliyorsunuz? Bunu yaparken nasıl karşı çıkanları kendilerini başkalarına satmakla itham ediyorsunuz? Aynı şey şu yaptığınızdan dolayı sizin için de pek ala söylenir. |
Maalesef de anlayamayacaksınız.
Zira ne yazıldığına bakmıyorsunuz, okumuyorsunuz, anlamıyorsunuz, anlamak bile istemiyorsunuz...
Öncelikle:
| Alıntı: |
| "Bunu yaparken nasıl karşı çıkanları kendilerini başkalarına satmakla itham ediyorsunuz?" |
iddianızı kanıtlamanızı istirham edeceğiz.
Birileri siyanür iftirası atar,
bazıları galeri usulü işletilmesi planlanan tesisi karalamak için açık ocak resimleri koyar,
bazıları, iftira attıkları kanıtlandığı halde, iftiraları için özür bile dileme erdemi gösteremeden "Kuran-ı Kerim okuyun" diye teklifte bulunur,
Aynı kafadan biri Apple'dan Samsung'dan bahis açar,
başkası endemik der,
kimisi üç buçuk milyar fidan dikmiş bir yönetimi kast ederek "orman mı bıraktılar" diye ünler...
Bazıları da "Bunu yaparken nasıl karşı çıkanları kendilerini başkalarına satmakla itham ediyorsunuz?" deyiverir.
Hatta, benzer iftiranın hem de yine bu başlıkta yapılmışı ve de cevaplanmışı var:
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=4813711#4813711
Hatta ve hatta, argümanlarının zayıflıkları nedeni ile meseleyi kişiselleştirip netice alabileceğini sananlara tekrar cevap verilmişliği de var:
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=4813741#4813741
Şayet bu meseleyi hala anlayamayan varsa, şu alıntıya bakabilir:
| Alıntı: |
Bir de şu kafa var:
| Alıntı: |
| Madeni işletecek işadamını savunan ne çok kişi varmış. Bu adam kimmiş bilen var mı. |
Bilgi, kanıt, ilinti zaten hak getire de, sohbeti çektiği seviye ve meselenin irdeleniş çapını soktuğu kalıba da dikkat çekmek lazım.
Bu seviyedeki birine biri de çıkıp:
"Türkiye'nin kendi madenlerini çıkarmasını ve ekonomik kalkınmasını engellemek isteyen emperyalist ülkelerin taşeronu ne çok kişi varmış" deyiverse ne olacak? Seviye bu, adap bu, entelektüel onur bu... |
Baştan söylemişiz zaten, muhataplarımızdaki seviye, adap ve entelektüel onur bu!
YAPTIĞIMIZ TEK ŞEY, MUHALEFET EDECEĞİM DİYE GERÇEKDIŞI YALANLAR VE İFTİRALAR ATANLARA İDDİALARINI KANITLAMA TEKLİFİ YAPMAKTAN İBARETTİR.
İddiasında samimi olan buyursun kanıtlasın işte...
Siyanür iftirasını atanlar başkası,
Açık maden resimleri paylaşanlar başkası,
"işadamını savunan ne çok kişi varmış" iftira ve sataşmasını yapanlar başkası,
AMA GEL GÖR Kİ, " nasıl karşı çıkanları kendilerini başkalarına satmakla itham ediyorsunuz" iftirasına muhatap olan biz oluyoruz...
Eyvallah.
Daha önce ikaz etmiştik, bakidir ve de muhakkak muhatabından cevabı istenecektir:
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=4813741#4813741
| Alıntı: |
| Ancak derdimizin halisaneliğini bilmesine rağmen, siyasi/şahsi kini nedeniyle meseleyi çarpıtmaya çalışanlardan da razı olmadığımız bilinsin. Çok ağır bir ikazdır. Bilinsin... |
Gezi kalkışmasında bütün ülkeyi 10 ağacı bahane ederek yakıp yıkmaya kalkanlar olduğu bilindiği halde, hala bu gibi meselelerdeki muhalefetini kanıtlı ıspatlı argümanlar yerine açık açık iftiralar eşliğinde sergileyenleri ikaz edip, iddialarını kanıtlamalarını istememizden kim ne hakla gocunabilir orası da ayrı bir soru...
Defalarca sorduk,
ALLAH AŞKINA bir tane bile hakperest bir muhalif yok mu?
YOK MU YAHU?...
|
 |
Ugi Öz
7 yıl önce - Cum 26 Şub 2016, 15:11
İşte yazının tamamı;
Bölgede henüz bir çözüm yok. Süreç hızlanıyor, sorun derinleşiyor ve yayılıyor.
Geri dönüş yok. Herkes “inceldiği yerden kopsun” havasında. Herkes zaman kazanmaya çalışıyor. Konjonktür son derece berbat. Amerika’da seçimler var. Avrupa’da kendi içinde görüş birliği yok. İslam dünyası tedirgin.
Hiç kimse Türkiye’yi karşısına almak istemiyor. Türkiye’nin çok fazla zayıflaması da kimsenin işine gelmiyor. Ötekilere kolay yem olacak bir Türkiye’yi kimse istemiyor. Ve yine kimse kendini Türkiye’den boşalacak yeri tek başına dolduracak çapta görmüyor.
PKK, İran, Paralel yapı bu süreci kendisi için bir fırsata döndürme gayretinde. İsrail ve Esed de aynı havada.
Bu arada kötü komşu da bizi kap kacak sahibi yapıyor. Türkiye bu süreçte daha hızlı ve dikkatli davranma konusunda titizlik gösteriyor.
Türkiye’yi bu süreçte köşeye sıkıştırmaya çalışanlar, aslında akıllarından büyük öfkeleri ile acele edeyim derken her şeyi yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Artvin Cerattepe maden işletmesi konusunu da yine yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Örgütler, muhalefet hemen hemen bu işi sahiplenerek iktidara karşı yeni bir Gezi olayı tezgahlamaya çalışıyorlar..
Ağuyu altın tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı. Birtakım saf çevreci dışındakiler, hayvan haklarını savunmak için kürk defilesi yapar gibi çıkıyorlar ortaya..
O altın madenini bir İsrail firmasına verin bakalım kimsenin sesi çıkar mı, Koç’a, Aydın Doğan’a verin bakalım. Koç Üni’deki çevre olayını biliyorsunuz. Evin hanımı yaparsa, “hayırdır inşallah” diyenler, hizmetçi kırarsa, “kör müsün” derlermiş. Bu işler böyledir. İpek Koza’dan önce bölgede sokağa dökülen Hopdediksleri kim sokağa dökmüştü? Aynı maden ocağına bu kez uluslararası çevre ödülü verirler, bir de çevre anıtı dikerlerdi. “Artvin Doğa Vakfı” diye bir de vakıf kurarlardı, o vakfı da Avrupa’daki çevre kuruluşları ile ilişkilendirip, madeni vakıf üzerinden sertifikalandırırlardı.
Bu işler böyledir. Çevre ve İnsan Hakları Vakıfları, Engelli Vakıfları, dernekleri gibi kuruluşlar her zaman mafyöz ve kripto birtakım çevrelerin her zaman ilgi alanı içinde olmuştur. Kur’an-ı Kerim’deki “Şeytan sizi Allah’la aldatmasın” şeklindeki ayet bu tür olayları işaret eder.
Baksanıza bizim Mazlum Der’i birileri elimizden çekip, aldı. Bu satırları yazan da bu oyuna geldi.
Bu işler her zaman, her yerde böyledir. Gezi olayları bu açıdan, bazı gerçekleri anlamak için önemli bir ders anlamı taşıyor.
Altın madenine karşı çıkanlar altın almıyorlar mı, mesela doktorsa, fotoğrafçı ise, o siyanürlü suları nereye döküyorlar ya da kendi işletmelerinde çevreye ne kadar duyarlılar, marketlerinde, evlerindeki kimyasal ürünler, deterjan konusunda bir titizlikleri var mı..
Evet, elbette sadece maden için tabiat hoyratça tahrip edilmemeli. Bu iş yapılırken çevreye zarar verilmemeli.
Bu çevreciler otomobil kullanıyorlar, uçağa biniyorlar, yolda yürüyorlar.. Deri kullanmayacaksınız, hani hayvan hakları var ya, plastik de kullanmayacaksınız, biliyorsunuz çevreyi kirletiyor, ne yapacaksınız. Antibiyotik kullanıyor musunuz, sivrisinekle mücadele ediyor musunuz, çiçeklerde tarımsal ilaç ya da kimyasal gübre kullanıyor musunuz..
Altın üretiminde siyanür kullanılıyor, tamam da, siyanür toprağa dökülemeyecek kadar önemli, pahalı.
HES’lere karşı çıkacaksınız. Nükleer santrale de. Barajlara da karşı çıkacaksınız. Kömür santralleri de sorunlu. Maden, kül, duman.. Rüzgar enerjisi çok mu masum sanıyorsunuz. Rüzgarı kesiyorsunuz, hava hareketini engelliyorsunuz. Aynı zamanda elektriğiniz kesilmeyecek. O çevreciler aynı zamanda mesela güneydoğuda oturuyorsa kaçak elektrik kullanacak, öteki elektriği kesilmesin isteyecek, hem de ucuz elektrik isteyecek ama santrale de karşı çıkacak. Sevsinler böyle çevrecileri.. Bulgaristan’daki nükleer santralden enerji alırsanız sorun olmayacak mı? Bu nasıl olacak, hem boğazdan rahatlıkla geçeceksiniz, hem de köprüye karşı çıkacaksınız. Bu nasıl olacak! Uçak isteyeceksiniz ama havaalanına karşı çıkacaksınız. Bu ne pehriz, bu ne lahana turşusu.
Neyin nerede başlayıp, nerede bittiği belli değil artık. Sivil, siyaset hepsi birbirine karıştı. Media, mafia, sermaye, siyaset, bürokrasi, STK hepsi birbirine karıştı. Sağ-sol, Alevi-Sünni.. Kimin eli kimin cebinde belli değil.. Topyekûn bir saldırı için birileri yine iş üzerinde. Haklı davalar haksızlığa alet edilmemeli.
Selâm ve dua ile..
Abdurrahman Dilipak
Sur'da yakalan ingiliz kim?
Cerrahtepe'de 50 milyar dolarlık altın,ve bu altından nemalanmak isteyip,halkı kışkırtanlar kim?
Can Dündar nasıl tahliye oldu?
Günes Haberi güzel yazmis Casuzluk artik serbest!! Biz bu Film'in tekralamasini izliyoruz, dahala bazilarin akilandiklari yok..

|
 |
Serdivanlı Enes
7 yıl önce - Cmt 27 Şub 2016, 10:04
| Alıntı: |
Madenden altın ve bakırın çıkarılmasını engellemek isteyen Almanya, maşa olarak kullandığı sözde çevrecilerle, Türkiye ekonomisine milyarlarca dolar kazanç sağlanmasının önüne geçmek istiyor. Oysa sözde çevreciler, aynı bölgede kayak merkezi için kesilen 6 bin ağaç için sesini dahi çıkarmadı. Öte yandan Türkiye’ye yönelik ihanet planları için sözde yeşil çevreci devşiren Almanya, enerjisinin yüzde 50’sinden fazlasını hala kömür gibi fosil yakıtlardan sağlıyor.
Bir yanda çevre katliamı yapılacağı, endemik ormanların yok edileceği, yer altı ve yer üstü sularının kirletileceğinden korkan Artvinliler, diğer yanda Gezi olaylarında olduğu gibi konuyu istismar edip yeni bir kalkışma üretmek isteyen provokatörler... Çıkarılan kavga gürültünün tozu dumanı arasında konunun muhatabı ve Cerattepe’de maden çıkarma faaliyeti yürütecek Etibakır Genel Koordinatörü Ünsal Arkadaş, Star’ın sorularını yanıtladı. Ortaya atılan asılsız iddiaların Artvinliler üzerindeki etkisine dikkat çeken Arkadaş “Bu işin içinde olmasam, gerçekleri bilmesem ben de onların yanında olacaktım” diyor. İşte Cerattepe’deki iddialar ve yanıtları.
SÖZDE ÇEVRECİLER
- Maden çıkarılırken doğa katliamı yaşanacağı iddia ediliyor. Madencilik yerine turizm daha iyi seçenek söylemlerine ne diyorsunuz?
Maden çıkarılması için 50 bin ağaç kesilecek iddiası gerçek dışı, sadece 3 bin 500 ağaç kesilecek. ‘Bölgede yeraltı maden arama değil, yer üstü turizm tesisi kurulsun ve doğa korunsun’ deniyor. Ancak hemen yanımızdaki Atabarı Kayak ve Turizm Merkezi Tesisi için 4 bin, pistin uzatılması için 2 bin ağaç kesildi ve kesilmeye devam ediliyor. Bunlara kimse tepki göstermiyor. Maden sahası Cerattepe bölgesinde, su kaynakları ise Genya dağının eteklerinde. Çalışmanın yeraltı ve yer üstü su kaynaklarıyla hiçbir ilgisi yok.
SİYANÜR VE TOZ YOK
- Peki siyanür konusuna ne diyorsunuz?
Cerattepe’de sadece beş metrelik tünel girişi olacak, o da yer altındaki maden giriş ve çıkışı için. Başka hiç bir tesis olmayacak. Çıkarılan maden Samsun’a taşınacak ve orada işlenecek. Dolayısıyla olmayan siyanür havuzunun Artvin’e zarar vermesi mümkün değil. Bölgede kapalı madencilik yapılacak ve yeraltından çıkarılacak maden tünelin girişine getirildikten sonra teleferik sistemi ile 4.5 kilometre ötedeki noktaya taşınacak. Kara taşımacılığı yapılmayacağı için ‘Nakliye sırasında toz oluşur ve çevre dokusu zarar görür’ iddiası da gerçek dışı.
BİLİMSEL GERÇEKLER
- ÇED raporunda ‘Heyelan riski olduğu’ iddia ediliyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Madencilik faaliyetlerinden dolayı Artvin ve civar köylerin hiçbirinde heyelan tehlikesi oluşmayacağı bilimsel olarak tespit edildi. Bin 200 sayfalık raporun hiç bir yerinde, bu bölgede maden işletilemeyeceği söylenmiyor. Sadece olası riskler ve alınması gereken önlemlere dikkat çekiliyor.
MAHKEME ENGELİ YOK
- Maden faaliyetleriniz yasalara uygun mu?
Cerattepe’de madencilik yapılamayacağı yönünde yargı kararı varmış gibi algı oluşturulmaya çalışılmakta. Yeşil Artvin Derneği ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından 2013 yılında açılan davada Rize İdare Mahkemesi ÇED kararını iptal etmiştir. İptal gerekçeleri dikkate alınarak hukuka aykırı hususlar giderilmiş ve 2015’de ÇED olumlu kararı alınmıştır. Dernekler Danıştay’a itiraz etmiş ancak yürürlükte herhangi bir yürütmenin durdurulması kararı da bulunmamaktadır. Cerattepe’de madencilik yapılmasında hiçbir yasal engel yoktur.
ALTIN VE BAKIRDA BAĞIMLIK AZALACAK
- Tam olarak nerede ve ne madeni çıkaracaksınız?
1700 m rakımda yer alan Cerattepe proje sahası, Şehir Merkezi’ne kuşbakışı 5 km güneybatısında yer alıyor. Sahadan, tenörü yüzde 3.3 olan 7 milyon ton bakır cevheri çıkarılacak. Projenin ömrü 14 yıl olarak planlandı. Türkiye, yılda 450 bin ton bakıra ihtiyaç duyuyor, sadece 100 bin tonunu kendi üretebiliyor. Gerisini ithal ediyor. Cerattepe, yılda 20 bin ton daha ekonomiye katkı sağlayacak.
ÇEVRECİ DEVŞİREN ALMANYA FOSİL YAKIT KULLANIYOR
Bünyesindeki vakıflar aracılığıyla sözde çevreciler devşirerek ülkemizdeki nükleer santral, barajlar, elektrik santralleri, maden ocaklarını engelleyen Almanya; görünüşte, güneş ve rüzgar enerjisine ağırlık vererek nükleer santrallerini kapatacağını gösterse de, doğaya zararlı olduğu belirtilen fosil yakıtlar petrol ve kömürü dünyada en çok tüketen ilk beş ülke arasında.
MADENi YOK iHRACATÇI
Almanya, Türkiye’de neden altın, gümüş, bakır, demir gibi maden ocaklarının faaliyetine karşı çıkan eylemcileri destekliyor? Çünkü Almanya üretmediği halde dünyaya en çok maden ihraç eden ülkeler arasında. Sadece altın madenine bakalım: Gold Servey 2015 rakamlarına göre; 2014 yılında dünyada yer altından en çok altın çıkaran ilk 20 ülke toplam 3 bin 133 ton altın üretti ve bunlar arasında Almanya yok. Ama Almanya 3 bin 384 ton ile dünyada en çok altın rezervine sahip ikinci ülke ve 2014’de 5.5 milyar dolarlık ihra-cat yaptı. Bu ülkeler arasında, Türkiye’de var.
HAMMADE DE ALMANYA’YA BAĞIMLIYIZ
Türkiye, 2013 yılı verilerine göre imalat sanayisinde ihtiyaç duyduğu bakır, demir, altın, gümüş, linyit, kömür gibi madenlerin ancak 15 milyar dolarlık bölümünü kendi üretebilirken bunun yüzde 300’den fazlası olan 46,7 milyar dolarlık kısmını ithal etmek zorunda kaldı. Ankara Ticaret Odası’nın Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret İstatistikleri verilerinden yararlanarak 2010 yılında hazırladığı “Açık Pazar Türkiye” raporunu göre, Türkiye’nin işlenmiş hammadde pazarında Almanya’ya bağımlı olduğuna dikkat çekiliyor. İşlenmiş hammadde pazarında 1’inciliği yıllardan beri hiç kimseye kaptırmayan Almanya, yüzde 10 pay ile liderliğini koruyor.
KARADENİZE 26 BİN GEN BANKASI
ETİBAKIR’ın maden çıkarmaya dönük faaliyet alanı küçük bir sahayı kapsamakta.
Dolayısıyla orman habitatı bölünmeyecek. Burada 26 bin tür var ve kontrol altında değil. Slogan atanlar, bu konuda hiç bir girişimde bulunmuyor. Firma, tüm Karadeniz’deki endemik türleri barındıran bir müze ve gen bankası üzerinde de çalışıyor. |
Yazının Dikkat çeken kısmı.
| Alıntı: |
| Maden çıkarılması için 50 bin ağaç kesilecek iddiası gerçek dışı, sadece 3 bin 500 ağaç kesilecek. ‘Bölgede yeraltı maden arama değil, yer üstü turizm tesisi kurulsun ve doğa korunsun’ deniyor. Ancak hemen yanımızdaki Atabarı Kayak ve Turizm Merkezi Tesisi için 4 bin, pistin uzatılması için 2 bin ağaç kesildi ve kesilmeye devam ediliyor. Bunlara kimse tepki göstermiyor. Maden sahası Cerattepe bölgesinde, su kaynakları ise Genya dağının eteklerinde. Çalışmanın yeraltı ve yer üstü su kaynaklarıyla hiçbir ilgisi yok. |
http://m.haber7.com/haberDetay.php?id=1816430
|
 |
ali haberci
7 yıl önce - Cmt 27 Şub 2016, 19:49
Davutoglu hocamizi gercekten tebrik ediyorum.. Artvin halkinin onde gelenlerini agirladi, onlarla iletisim kurdu ve dertlerini sordu sorusturdu ve cozmek icin birlikte hareket ettiler.. Ulkemizin ihtiyaci olan sey budur. Bizim bolmeye bolusturmeye kutuplastirmaya itiyacimiz yok. Ne guzel, cagirdi konustu ve dinledi.. her devlet adami bunu yapamaz, tebrik ediyorum sn basbakani gercekten.
|
 |
Fatih 1234567890
7 yıl önce - Cmt 27 Şub 2016, 20:39
Cerattepeye maden ocağının yapılacağı yere atatürk heykeli dikeceklermiş. Kimse dokunamasın diye. Vallahi atatürkçülük bu değil
|
 |
Patron
7 yıl önce - Pzr 28 Şub 2016, 10:10
Niye yerli telefonumuz yok, niye yerli arabamız yok, niye yerli savunma sanayiimiz yok diyenler, yerli bakır çıkarılmasını bile engelliyor! Her sene milyarlarca dolarlık bakırı yurt dışından almak zorundayız. Sonra da "cari açık arttı" diye timsah gözyaşları dökerler. Sen engelledin de ondan!
|
 |
yhykooc
7 yıl önce - Pzr 28 Şub 2016, 15:10
| Alıntı: |
| yerli bakır çıkarılmasını bile engelliyor! Her sene milyarlarca dolarlık bakırı yurt dışından almak zorundayız. |
Yerli bakır çıkarmak isteyenler öncelikli olarak Kahramanmaraş'a gidebilirler. Kimsenin engelleyecegini sanmıyorum.
| Alıntı: |
Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Hüyüklü ile Nadır mahalleleri arasında keşfedilen ve yaklaşık 1 milyar tonluk rezervi ile Türkiye’nin en büyük bakır madeni olan sahanın, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MİGEM) devredileceği öğrenildi.
Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) 2008 yılından beri sürdürdüğü Kahramanmaraş- Osmaniye Polimetal Maden Aramaları projesi çerçevesinde Elbistan-Afşin ve Göksun ilçeleri arasında kalan üçgende keşfedilen bakır madeninin ekonomiye kazandırılması için önemli bir adım atıldı. Hüyüklü-Kayışındere bölgesinde bulunan ve Türkiye’nin en büyük porfiri tip bakır sahasının işletilmeye açılması yönünden büyük bir aşama kaydedildiği MTA’nın 2014 yılı faaliyet raporunda yer aldı. MTA, sahadaki rezerv tespiti ve sondaj çalışmaları sonucunda 750 milyon tonluk bir rezervin bulunduğunu tahmin ettiği sahayı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne devredileceğini duyurdu.
2008 yılında ilk adımı atılan ve 4 yıl boyunca on binlerce metre sondajın ve karot incelemesinin ardından 2013 yılı sonlarında varlığı netlik kazanan bakır madeninin, magmatik kitle içerisinde yerin 4-5 kilometre altında oluştuğu ancak yer hareketleri dolayısıyla yeryüzüne kadar çıktığı biliniyor. 2010 yılında alınan 6 ayrı ruhsat sahasını barındıran bölgede, Afşin güneyi ile Elbistan batısında yer alan levha dayk karmaşığı içerisinde tektonik hatlara bağlı olarak gelişen damar tipinde cevherleşmeler tespit edildi. Sahada bakır, kurşun, çinko ve altın madenlerinden oluşan yaklaşık 850-950 milyon tonluk rezerv olduğu bilgisi açıklandı. Ancak bu rezerv MTA’nın 2014 yılı faaliyet raporunda 750 milyon ton olarak revize edildi. MTA, 2014 yılı faaliyet raporunda bölgenin başına talih kuşu konduracak ve Türkiye’nin en büyük bakır madeni olan sahada toplamda 30 bin 558 metre sondaj yapıldığını kaydetti. Yine anılan faaliyet raporunda çalışmalar sonucunda bakır ve molibden içeren 500 metre kalınlığında sahanın varlığının da tespit edildiği bilgisine yer verildi.
Ekonomik açıdan milyarlarca dolarlık katkı sunacak sahada 2014 yılı faaliyet raporunda şu ifadeler kullanıldı:
“Proje kapsamında 2014 yılında Hüyüklü/Kayışındere ruhsat sahasında toplam 30 bin 838 m sondaj yapılmış 500 metre kalınlığında Bakır-Molibden cevheri içeren yeni bir saha bulunmuştur. Sahada ortalama yüzde 0.2 (2000 ppm) Bakır (Cu) + Molibden (Mo) tenörlü yaklaşık olarak 750 milyon tonluk görünür+muhtemel bir cevher potansiyeli tespit edilmiştir. Elde edilen bu verilere göre saha, ülkemizin en büyük porfiri tip bakır cevherleşmesidir. Sondajlı arama çalışmaları tamamlanmış olup 2015 yılı Mayıs ayı itibariyle MİGEM’e devri planlanmaktadır.”
Türkiye’nin bakır rezervleri noktasında birçok ilki de bünyesinde barındıran Hüyüklü/Kayışındere ruhsat sahası, ülkenin okyanusal yayda keşfedilen ilk sahası. Aynı zamanda Türkiye’nin en büyük porfiri bakır cevherleşmesinin tespit edildiği saha, ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile de ön sıralarda geliyor. Türkiye’ye 100 yıl yetmesi düşünülen bakır madeni barındırdığı rezerv ile de dünyanın sayılı büyük bakır madenleri arasında yer alıyor. Bölgede yaşayan halk, hem ekonomik hem de istihdam alanında ciddi miktarlarda katkı sağlayacak bakır madeninin işletmeye alınmasını dört gözle bekliyor.
Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün bundan sonraki süreçte atacağı adımların doğrultusunda toprağın altında bekleyen bakır madeninin geleceği şekillenmiş olacak. |
http://www.milliyet.com.tr/1-milyar-tonluk-rezerv ...er-838492/
|
 |
sayfa 38  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|