dünyada demokrasi, insan hakları, azınlıklar tartışılırken bir çok ülkede azınlık olarak yaşayan ve unutulmuş türkleri tanımak için bir başlık açmak istedim.
KAşKAYLAR
iranda yaklaşık 1.5-2,5 milyon kaşkay türkleri yaşamakta. alttaki videoda onlardan çok güzel izlenimler var.
(japon oto üreticisi nissanin Qashqai olarak adlandırdığı otonun ismi bu halktan geliyor. )
Suriye'de yaşayan Türk topluluğudur. Suriye Türkleri, Selçuklu sultanı Alparslan'ın Malazgirt Savaşından önce belirli oranlarda Rakka ve Halep bölgesine yerleşmeye başlayan ardından Anadolu'nun fethiyle bölgeye genel anlamda yerleşmeye başlayan Haçlı seferlerine karşı önemle yerleştirilmiş Oğuz boylarıdır.
Osmanlı döneminde hac yolunu korumak üzere Suriye’ye yerleştirilen Türkler, bugün ana dillerini unutmak üzere. Şam, Humus, Lazkiye ve Halep’te kenar mahallelere yerleşen Türkmenler hem ekonomik hem de kültürel bakımdan zayıflar. Bilek gücüyle çalışıyor ve önemli mevkilere gelemiyorlar. En büyük üzüntüleri Türkiye’nin onları unutması.
Kaşkaylar Azeriler gibi değil. Farsilerle içli dışlı değiller ve bu sebepten özlerini iyi korudular bugüne dek. Türkiye'ye alsak mı onları?
türkiyeye almaktan ziyade onlarla bag kurmak, kültürlerini desteklemek daha anlamli. aceba türkiyede hic kaskay kültür kurulusu varmidir? bu insanlardan haberi olan siyasetcilerimiz, vakiflarimiz varmidir?
o kadar güzel insanlariki, hemde anadoluda türkmen kültürüne benzeyen bir kültüre sahibler. hali dokumalari, yünden iplik yapmalari vs benim yasadigim köydede aynisini yaparlardi.
Moskova'da bir fırında çalışan Tacik bir kadınla tanıştım. Her sabah oraya ekmek almaya gittim. O kadar güleryüzlüydü ki, çalıştığı yerin önünden her geçişimde selam vermesini beklemeye başladım. Sonra beni eşiyle tanıştırdı. Mevlüt kandili sabahı bana dedi ki - Ben camiye gitmek istiyorum, ama orada ne yapacağımı bilmiyorum. - Devletlerin politikaları bir yana, bize susamış bu insanlar. Keşke onlarla daha yakın dostluklarımız olabilse. Türk olmaları bir yana, abdest almayı bile benden öğrenen o kocaman insanın bir cocuk kadar masum olduğuna şahit oldum.
Kaşkaylarda azeriler(iran topraklarındaki) gibi farslarla içli dışlıdır ,ve hepsi birbirinden çok şeyler almışlardır.Bundada bir sakınca yoktur.İster arap ,ister fars ister balkan ülkelerindeki türk toplulukları olsun,türk cumhuriyetlerindekinden bizlere çok daha yakındır.
İranda tabiyki 30 mılyon turk olacak biz anadoluya nereden girdik?Yunanistan uzerinden mi?Buyuk selcuklu devletinin başkenti bugunkı tahranın yanındaki rey kentiydi.tüm bu topraklar bizim özbe öz ,bizle, dilimizle kültürümüzle yoğrulmuş topraklarımızdır.Ama o topraklarında kendi öz insanları ve kültürünün desteğiyle.
Ama burda şu hataya düşmeyelim her toplum bırbırınden ne gerekıyorsa almıştır.Tabıatta hıç bir boşluk kalmaz.
Bugün turkçenin dilimizin ,en manalı sözleri en derin ifadeleri farslardan ve araplardan aldığımız ve devşirdiğimiz ısım ve tamlamalardan oluşur.
Bu demek değildirki benliğini kaybettin veya asimile oldun. Bugün o dev hindistana gidin orda iki ana eser topluluğu görürsünüz -Hint ve Türk-orda dahi asimile olmadan yokolmadan anadoluya kadar gelebilmişiz.
Gandinin şu sözünü unutmayın,Hindistan bir anadır ve onun iki çocuğu vardır bunun biri türkler diğeri hintlilerdir.
Ben yanlış anlaşıldım sanırım.Ben farslarla yakınlığımız yok demedim.sadece taciklerin türk olmadığını,fars kökenli olduğunu söyledim.yoksa tabiki karşılıklı etkileşim olmuştur.
Alıntı:
Hindistan bir anadır ve onun iki çocuğu vardır bunun biri türkler diğeri hintlilerdir.