1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 31  |
 |
Mustafa Noyan
14 yıl önce - Sal 16 Eyl 2008, 23:14
28 O Hattı Hizmete Devam Ediyor
İETT HABERLERİ
28 O Hattı Hizmete Devam Ediyor
Daha önce kaldırıldığını duyurduğumuz 28 O Beşiktaş Otogar hattı, eskiden 5 araç çalışmasına rağmen, artk 3 otoyla da olsa tekrar konulmuş, kaldırılmasının hata olacağını yazdığımız bu hattın servislerine devam ettiğini görmek memnuniyet verici,
çevreyolu metrobüse teslim edildiğinden, tüm servisler SSK Okmeydanı güzergahını kullanıyor;
eğer bu hat Otogar sonrası Yıldız Üniversitesi Davutpaşa Kampüsüne uzatılırsa,
75 ve 127 hatlarının kaldırılmasıyla oluşan boşluk bir nebze kapatılabilir...
|
 |
Süha
14 yıl önce - Çrş 31 Arl 2008, 15:49
İETT HABERLERİ
İETT, KADIKÖY SALI PAZARI İÇİN İKİ YENİ HAT KURDU
| Alıntı: |
İETT, Söğütlüçeşme’den Fikirtepe’ye taşınan yeni Salı Pazarı için mevcut hatlara ilave olarak iki yeni hat kurdu. Buna göre Kadıköy ve Üsküdar’dan hareket eden otobüsler Salı ve Cuma günleri ring sefer yapacak.
Yıllardır Kadıköy Söğütlüçeşme’de kurulan İstanbul’un meşhur Salı Pazarı Fikirtepe’deki yeni yerine taşındı. İETT, aynı bölgede Salı ve Cuma günleri kurulan ve çok sayıda vatandaşın alışverişe gittiği pazara ulaşımı kolaşlaştırmak için mevcut beş hatta (8A, 16A, 16F, 16M, 16U) ek olarak iki yeni hat kurdu. Yeni hatlar, Kadıköy ve Üsküdar merkezden hareketle Salı Pazarı’na ulaşacak. Seferler pazarın kurulduğu Salı ve Cuma günleri sabah 10.00 ile akşam 17.00 arasında gidiş-dönüş olarak yapılacak. Son düzenlemeyle bu güzergahta çalışan araç sayısı 41’e, günlük sefer sayısı 252’ye ulaştı. |
Kaynak: http://iett.gov.tr/haber_detay.php?nid=417
|
 |
ali 92_549
13 yıl önce - Cum 04 Eyl 2009, 11:33
133GP(Pendik-Göçbeyli Köyü) numaralı bir hat tanımlaması yapılmıştır.
http://www.iett.gov.tr/saat/orer.php?hid=haberdet ...p;nid=3185
http://www.iett.gov.tr/saat/orer.php?hid=hat& ...code=133GP
PROF.DR. VAHDETTİN ENGİN, TÜNEL'İN KİTABINI YAZDI
| Alıntı: |
PROF.DR. VAHDETTİN ENGİN, TÜNEL'İN KİTABINI YAZDI
Filiz Acar, Fotoğraf: Fatih Sultan Kar
Galata ile Pera arasındaki en kısa mesafe, Londra’dan sonra dünyanın en eski ikinci metrosu, Türkiye’nin ilk yap-işlet-devret modeli, İstanbul’da toplu ulaşımın en önemli kilometre taşı, şehirde yapımı planlanan bütün metroların ilham kaynağı, neredeyse sıfır kaza riskiyle 134 yıldır tıkır tıkır işleyen, kıymeti; varlığında değil yokluğunda anlaşılan makine: TÜNEL.
Karaköy Tüneli üzerine bugüne kadar pek çok araştırma yapıldı, yazılar yazıldı. Bunlar arasında en kapsamlı çalışmayı Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdettin Engin yaptı. Öyle ki, hocamızın 2000 yılında yayımlanan `Tünel` kitabı, Türk Tarih Kurumu Ödülüne layık görüldü. Özellikle II. Abdülhamit dönemine ait araştırmalarıyla tanınan ve Yakınçağ Osmanlı Tarihi Uzmanı olan Prof. Engin ile Tünel’i konuştuk.
Hocam, siz Tünel’in kitabını yazdınız. 573 metrelik mesafeyle ancak mini metro sayılabilecek Tünel’i bir profesörün ilgisine mazhar kılan nedir?
Benim Tünel’e olan ilgim aslında raylı sisteme olan ilgimden kaynaklanıyor. Önce demiryollarıyla başladım bu tarihçeyi çalışmaya ve çalıştıkça da raylı sistemin ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Tünelin benim için bir başka önemi de Galatasaray Lisesi’nde okurken sürekli kullandığım bir araç olması, dolayısıyla nasıl çalıştığına dair meraktır. Daha sonra Osmanlı Arşivinde bu konuyla ilgili birçok belge olduğunu görünce tarihçesini yazmanın gerekli olduğuna karar verdim. Araştırmalarım sırasında Tünelle ilgili daha önce yazılan ancak gerçeği yansıtmayan birtakım bilgilere rastladım.
Nedir bu yanlışlar?
Bu, zincirleme trafik kazası gibi bir şeydir. Bir kişi yanlış yazar. Orijinal bilgiye ulaşamadığı için ondan sonra gelenler de aynı yanlışı tekrarlar. Tünelle ilgili en büyük yanlış, ‘Şeyhülislam, insanlar ölmeden mezara giremez diyerek fetva verdi ve Tünel’e binmelerini yasakladı’ şeklindeki bilgidir. Uzmanlık alanım Yakınçağ Osmanlı Tarihi olduğu için 19. yüzyıldaki idari ve iktisadi gelişmeleri, tanzimat sürecini, modernleşme hareketlerini iyi bilirim. Baktım bu benim bilgilerimle çelişiyor. Çünkü Şeyhülislam, o dönemde bu tür konularda fetva vermez. O dönem bu konularla ilgili kurumlar bellidir. Nafıa Nezareti ve Şehremaneti bununla ilgilenir. Bir diğer yanlış da Şeyhülislam, insanların Tünele binmesini yasaklayınca sadece hayvan taşındığı yönündedir. Tünel, hizmete girdiği yıllarda iki uzun ahşap vagondan oluşuyordu. Vagonların birinde bir platform vardı. Orada hayvanlar taşınıyordu. Çünkü o zamanlar Taksim’den sonrası tarlaydı. Beyoğlu’nda günün her saati bir koyun sürüsüyle karşılaşma ihtimaliniz vardı. İşte yanlış anlaşılma buradan kaynaklanıyor.
Tünel’in varlığını kime borçluyuz?
Tünel’in varlığını evvela Fransız mühendis Henri Gavand’a borçluyuz. Sonra da bu projeyi destekleyen ve her türlü kolaylığı sağlayan devlet iradesine, Sultan Abdülaziz ve Sadrazam Ali Paşa’ya. Bir kere Gavand, bir girişimci. Proje yapmayı seven biri. Sadece Tünel değil, bir de metro projesi var. Aksaray’dan başlayıp Rumelikavağı’na kadar uzanan devasa bir proje. O dönem İstanbul’una göre müthiş lüks ama keşke yapılsaydı. Şu anda İstanbul bambaşka bir yer olurdu. Bir de insan faktörü var tabii. O zamanlar teknoloji yok, her şey insan gücüyle yapılıyor. Tünel kazma-kürekle kazılıyor. Bir nevi asansör kuruluyor, toprağı yukarı öyle çıkarıyorlar. Sonra Tepebaşı’nın oraya döküyorlar.
Tünelin kazıldığı hatta çok önemli binalar var, öyle değil mi?
Evet. O günkü binaların birçoğu bugün de mevcut. Mesela Altıncı Daire (Beyoğlu Belediyesi) var. Sonra Galata Kulesi. Binaların zarar görmemesi için belli bir mesafe bırakılıyor. O konuda da başta bir endişe doğuyor tabii, çöker diye.
Bu kadar meşakkatle inşa edilen Tünel, şehir hayatını nasıl etkiledi?
O zamanlar şehrin bütünü Dersaadet olarak adlandırılıyor ve dört kadılıktan oluşuyor. Biri Galata Kadılığı, Beyoğlu’nu da kapsar. Diğeri Suriçi bölgesi, orası İstanbul’dur. Surdışı Eyüp, bir de Üsküdar. İstanbul müslüman, Galata biraz daha gayrimüslim ağırlıklı bir yer. Arada irtibat zordu. Tünel bu iki semt arasındaki mesafeyi kısalttı. Daha iç içe bir yaşam başladı. Yüksekkaldırım yokuşu tek alternatif olmaktan çıktı. Oradan at da çıkamıyordu. Aynı zamanda insanlar teknolojinin nimetlerinin farkına vardılar. Hayat kolaylaştı. Tünel, bir toplu taşıma aracı. Toplu taşıma kültürünün başlangıcı oldu. İnsanlar kısa mesafe de olsa sohbet etmeye, tanışıp kaynaşmaya başladı. Yalnız o zamanlar erkeklerle kadınlar ayrı seyahat ediyorlardı. Tramvay da böyleydi. Ortada bir perde vardı. Cumhuriyet döneminde alınan bir kararla bu kaldırıldı.
Tünel’in yapımından işleyişine kadar çok kendine has özellikleri var. Biraz bunlardan söz edebilir miyiz?
Karaköy Tüneli, Londra’dan sonra dünyanın en eski ikinci metrosudur. Bazı kaynaklarda üçüncü olarak geçer. Bunun sebebi New York’da yapılan 90 metrelik bir kazı ki bu hiçbir zaman hayata geçmemiş, deneme olarak kalmıştır. Çünkü o dönem insanlar metroya sıcak bakmamışklar. Tünel, yeraltında kabloyla çekiliyor. Vagonlar birbirini çekiyor. Bu sistemin yer üstünde örnekleri var birçok Avrupa ülkesinde ama bizdeki gibi yer altında uygulaması dünyada ilktir. Tünel’in bir başka özelliği de devletin kasasından tek kuruş çıkmadan, yap-işlet-devret yöntemiyle yapılmış olmasıdır. Bu da Türkiye’de bir ilktir. Bir de Tünel’de kaza oranı yok denecek kadar azdır. Ayrı hatlarda giden vagonların biri yukarı çıkarken diğeri aşağı iniyor. Hiçbir zaman aynı hat üzerinde karşı karşıya gelmezler. Dolayısıyla çarpışma riski sıfırdır. Tünel’de tek kaza riski kabloların kopmasıdır. O da iyi bakım olduğu sürece sorun çıkarmaz. Son olarak Tünel, bir metro türü olarak İstanbul için daha sonraki yıllarda tasarlanan bütün projelere ilham kaynağı oluyor. Mesela, bir müteşebbis Sirkeci’den Beyazıt’a, bir başkası da Üsküdar’dan Bağlarbaşı’na metro yapmak istiyor.
Tünel’in tarihinde kaç kaza var?
Tünel’de ilk kaza kablonun kopmasıyla oluyor, ama makinist frene basarak aracı durduruyor. Herhangi bir zayiat olmuyor. 1936’da bir yolcu Tünel’den düşerek hayatını kaybediyor. 1943 yılında meydana gelen kazada ise Tünel çalışanlarından biri hayatını kaybediyor, 20’den fazla yolcu da yaralanıyor. Onun dışında Tünel, tıkır tıkır işliyor.
Bugün Tünelin arıza ya da bakıma alınması durumunda İETT yolcuları için otobüs tahsis ediyor. Geçmişte insanlar ne yapıyordu?
O zaman maalesef başka araç olmadığından Yüksekkaldırım’dan yürüyerek çıkıyorlardı. Başka alternatifleri yoktu. Özellikle kayışın beklendiği dönemlerde halk, Tünel’i dört gözle bekliyordu. Bir kere o dönem İstanbul küçük. Hayatın kalbi Pera’da atıyor. Dolayısıyla Tünel, çok hayatın içinde bir ulaşım aracı. Herkes onu kullanıyor. Meşhurlar da Tünelle seyahat ediyor. O dönemin yazarları, yolu Beyoğlu’na düşen veya evi orada olup Cağaloğlu’na gidip gelen gazeteciler Tünel’in yolcusu. Bu isimler, Tünel’in ne kadar önemli olduğunu özellikle çalışmadığı zamanlar daha iyi anlıyor ve durumu gazetelerindeki yazılara yansıtıyorlar.
Mesela, Akşam gazetesi yazarı Hikmet Feridun Es, bu yazıları çokça yazıyor. İkinci dünya savaşı yıllarında Tünel, uzun süre çalışmamış. Sonra kayış takılarak hizmete girmiş. Yazar Hikmet Feridun Es, istasyonda aracın gelmesini beklerken kayışa bir göz atarak ‘Ya kayış sen ne kadar önemliymişsin de biz değerini yeni anladık.’ diyor. Bir nevi kayışla söyleşiyor. Yazar kayışa, ‘Niye bizi bu kadar çok beklettin?’ diye soruyor. Kayış, ‘Ben halimden çok memnunum, çünkü burada insanlara hizmet ediyorum. Oysa hemcinslerim silahlarda malzeme olarak kullanılıyor, insanların öldürülmesine vesile oluyorlar.’ diye cevap veriyor. Yazar, ‘Sen ne ile beslenirsin?’ diye sorunca ‘Benim gıdam yağdır’ diyor. O zaman yazar, ‘Aman’ diyor. ‘Bu zamanda biraz iktisatlı ol, fazla yağ tüketme.’ Malum savaş ortamı. Gıda sıkıntısı çekiliyor.
Tünel, öyle bir şey ki kıymeti varlığından ziyade yokluğunda anlaşılıyor. Özellikle 1920’li, 1930’lu yıllar. Hatta Osmanlı dönemi. Yine Cemal Refik’in gazetedeki köşesinde bir tasviri var: ‘Ağustos sıcağında Yüksekkaldırıma bir çıkın da ter içinde kalıp Tünel’in kıymetini o zaman daha iyi anlarsınız’ diyor. Her insanın mutlaka Tünele binmişliği vardır. Dolayısıyla da bir hatırası.
Bu hatıralardan günümüze ulaşanlar bir yerde tarihe not düşen yazarlara ait olanlar mı?
Evet. Başka bir yazar, Selahattin Giz de Tünel’in millileştirilmesinden (1939) sonraki dönemde duygularını şöyle dile getiriyor: ‘Tünelin artık milli bir müessese olduğunu düşündüğümde bu sefer verdiğim parayı daha bir helal ederek bindim. Çünkü artık devletimize gidecek paralar. Bu zamana kadar hep yabancı şirketlere gidiyordu. Tünel artık milli oldu.’
Yine yazarlar şuna değiniyor. Kayış olmadığı zamanlar insanlar Yüksekkaldırımı çıkmak zorunda kalıyor. Öyle olunca da Yüksekkaldırım esnafının yüzü gülüyor. Yolcular oradan inip çıkınca işleri açılıyor. Yine böyle bir aranın ardından Tünel çalışmaya başlayınca, Cemal Refik yazısında şu gözleme yer veriyor: ‘Bir baktım Yüksekkaldırımın başında suratı asık bir adam. Bu muhakkak dedim Yüksekkaldırım esnafı. İşleri bozuldu. İnsanlar buradan geçmeyecek diye.’
Tünele ilişkin yazılar özellikle ikinci dünya savaşı yıllarında yoğunlaşıyor. Çünkü savaş dolayısıyla kayış gecikiyor. Bu durumda gazeteler kayışın yola çıkışından İstanbul’a gelişine kadar olan sürede bütün gelişmeleri tefrika şeklinde veriyor. Manşetlere çıkıyor.
Hocam, kayış dört gözle bekleniyor. Neredeyse törenle karşılanacak…
Evet. Araştırma sırasında işte şu başlığı gördüm gazetenin birinci sayfasında: ‘Gözlerimiz yollarda, ellerimiz duada Tünel kayışını bekliyoruz. Bir başkasında da ‘Hacı yolu bekler gibi Tünel kayışını bekliyoruz’ deniyor. Bunlar Tünel’in ne kadar hayatın içinden olduğunu gösteriyor.
Son olarak, o dönem her türlü zorluğu aşarak Tünel’i hayata geçiren irade, sizce bunun devamını neden getiremedi?
Aslında Tünel’den başka birçok proje var. Büyük projeler bunlar, ama o dönemin teknolojisinde yapmak çok zor. Kazma-kürekle yapamazsınız bunu. Mesala İstanbul’da 1912 yılında ciddi çalışmalar var. Teknoloji de daha gelişmiş. Beyazıt-Şişli metro projesi var. Her şeyi hazırdı. Savaş çıkınca sekteye uğradı. Aynı şekilde Cumhuriyet döneminde de metro hep akılda oldu, fakat bir türlü yapılamadı. İrade var, bizim devlet adamlarımız teknoloji ülkemize gelsin istiyor, fakat kaynak sıkıntısı her zaman kendini hissettiriyor. Bir Hamidiye projesi var. O muazzam bir şey İstanbul için. Tramvay tarzında. İka tane Boğaz köprüsü var orada. Camili Boğaz köprüsü projesi. O Hamidiye köprüsüdür işte. Müthiş estetik bir köprü, keşke yapılabilseydi.
Tünel’den Füniküler’e / Prof. Dr. Vahdettin Engin
Yapı Merkezi -Yeditepe Yayıncılık / 221 sayfa
_______________________________________________________________________________
Prof. Dr. Vahdettin Engin kimdir?
Yakınçağ Osmanlı Tarihi Uzmanı olan ve özellikle Sultan Abdülhamit dönemine ilişkin araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Vahdettin Engin, 1956 yılında Kocaeli’nin Yarımca ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Yarımca’da tamamladı. 1977 yılında Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yakınçağ Tarihi Kürsüsü`nü bitirdi. 1983 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nde araştırma görevlisi oldu. 1986 yılında ‘Ahmet Rıza Bey ve Siyasi Faaliyetleri’ konulu yüksek lisans tezini, 1992 yılında ‘Rumeli Demiryolları’ konulu araştırma ile doktora çalışmasını tamamladı. 1995 yılında doçent, 2002’de profesör unvanını aldı. Halen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olan ve `Rumeli Demiryolu`, `Hilmi Kamil Bayur`un Galatasaray Lisesi Hatıraları`, `Tünel`, `Sultan Abdülhamit ve İstanbul`u`, [/b[b]]`Mekteb-i Sultani`, II. Abdülhamit ve Dış Politika` adlı eserleri bulunan Prof. Engin, 2000 yılında çıkan ‘Tünel’ kitabıyla Türk Tarih Kurumu Ödülüne layık görülmüştür.
Haber Tarihi:4 Eylül 2009 |
http://www.iett.gov.tr/haber_detay.php?nid=523
|
 |
Mert K.
|
 |
ali 92_549
13 yıl önce - Pts 05 Ekm 2009, 14:12
Star Gazetesi Yazarı Hüseyin Emiroğlu;
| Alıntı: |
`İstanbullu, İETT şoförünü otobüsün aksesuarı gibi görüyor’
Star gazetesinin ‘Şehir Zaptiyesi’ Hüseyin Emiroğlu, köşesinde her gün İstanbul’u yazıyor. Yazılarını şöyle bir süzgeçten geçirip en sık kullanılan kelimeyi tespit etmeye çalışsak bu kelime büyük ihtimalle İETT olur. Zira Emiroğlu, gün geçmiyor ki köşesine İETT’yi konuk etmesin. Bu konuk kimi zaman otobüse binen her yolcusunu hoş geldin diyerek karşılayan bir İETT şoförü olurken kimi zaman da gömleğinin ütüsüyle dikkat çeken bir başka şoför oluyor. Hüseyin Emiroğlu, her gün o çok sevdiği şehri İstanbul’u dinliyor, gözlem yapıyor, insanlarla konuşuyor, sürekli notlar alıyor. Bütün bunları nasıl başardığını sorduğumuzda ise elini cebine atarak bir kart çıkarıyor: ‘Aylık mavi akbilim var. 110 lira veriyorum. Bütün otobüsler, vapurlar, tramvaylar, tüneller benim oluyor’ diyor.
Bugüne kadar değişik vesilelerle köşesine konuk olduğumuz Hüseyin Emiroğlu, bayramda İETT’nin misafiri olmuş, garajlarda yapılan bayramlaşma törenlerine katılmıştı. Emiroğlu’na hem bayram hem de genel anlamda İETT izlenimlerini sorduk.
Kendinizi ve İstanbul’a olan ilginizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Ben 1952 yılından beri İstanbul’da yaşıyorum. Üstelik İstanbul’un hep merkezinde yaşadım. Çocukluğum Beşiktaş’ta geçti. Kendimi iyi bir İstanbullu sayıyorum. İstanbul’u seven, tanıyan, İstanbul’da yaşamaktan mutluluk duyan birisiyim. Ayrıca kendimi iyi bir ağaç ve çiçek sevdalısı, iyi bir tarih meraklısı ve İstanbul’un her türlü değerine meraklı bir insan olarak tanımlıyorum.
İETT ile ilk tanışmanız nasıl oldu?
Benim İETT ile ilk tanışmam çocukluğumda, 24 ile 43 numaralı hatlarla oldu. 24 Yenimahalle-Fındıkzade, 43 de Taksim-Yıldız otobüsleridir. O zamanlar burunlu otobüsler vardı. Ben hemen şoförün yanındaki yan koltukta otururdum. Ön kapısı kolla açılırdı. O kolu çekme görevini büyük bir heyecanla yerine getirirdim.
O zaman tramvayları da hatırlıyorsunuz…
Tabii. Beşiktaş’taki tramvay deposunu çok iyi hatırlıyorum. Oraya tramvayların geldiğini mesela. Küçükken ailece tramvaylara bindiğimizi. Haydarpaşa Lisesi’nde yatılı okuduğum yıllarda Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçerdim vapurla. Oradan 12 numaralı tramvaya binerdik. Tramvay 15, otobüs 20 kuruştu. Tramvaylar daha ucuzdu. Hatta size bir anımı anlatayım. O zamanlar 25 kuruşlar vardı, onlardan verirdik. Biletçide bazen bozuk para olmazdı. Biz de cebimizde 5 kuruşluklardan bulundurur, onu verir, on kuruş isterdik. Öğrenciyiz, bizim için her kuruş değerliydi.
Sizce İstanbullu için İETT ne demek?
İETT, İstanbul denince ilk akla gelen şeylerden biridir. İstanbul halkının hayatında çok önemli yeri olan, günlük hayatını etkileyen bir kurum. İstanbullu yoğun şekilde otobüslerle seyahat ediyor ve bunun sonucunda gelişen sürekli bir iletişim var. Ben sadece eleştiren bir yazar değilim. Hep empati yapmaya çalıştım. İETT’de eleştirdiğim konular kadar gördüğüm güzellikleri de büyük bir keyifle yazdım. İETT’nin insan kaynağının çok önemli olduğunu, bu insanların mutlu olması gerektiğini söyledim hep.
Zaman içerisinde yaptığınız gözlemler var mı?
İETT’de genel gözlemim personelin bundan 5-10 yıl öncesine göre yolcuya daha saygılı, daha görevinin bilincinde olduğudur. Özellikle son aylarda daha çok pozitif bir motivasyon görüyorum. Sanıyorum bunda yeni genel müdürün verdiği enerjinin büyük payı var. Ben İETT otobüslerine binenleri sürekli gözlerim. Maalesef İstanbullu İETT şoförüne iyi davranmıyor genel olarak. Onu otobüsün bir aksesuarı gibi görüyor. Oysa o da kendisi gibi bir emekçi. Sabahın çok erken saatinde mesaiye gelen İETT şoförüne bir günaydını, bir merhabayı çok görmemek lazım. Bir de vatandaş çok soru soruyor. Bazen karşılaşıyorum. Birisi durakta hat soruyor, ben cevap veriyorum ama bana itimat etmiyor, tekrar şoföre soruyor. Yolculardan iyi davranış beklemek otobüs şoförünün hakkı ama o önce kendisi iyi davranacak yolculara. Ben bu anlamda çok zarif arkadaşlarla tanıştım. İETT’nin bu arkadaşları ödüllendirmesini istedim, hatta aileleriyle birlikte tatile gönderilmelerini teklif ettim. Her yolcusunu hoş geldin diye karşılayan bir İETT şoförü var. Yolcular ona ‘Hoş geldin Yaşar’ diyor. Bunu bana bir arkadaşım bildirdi, tam senlik diye. Küçük kızının dikkatini çekmiş. Baba demiş, biliyor musun bir şoför var herkese hoş geldin diyor. Ne kadar güzel bir şey. Bu tür davranışların yaygınlaşması lazım.
Siz, İETT tarihinde belki de bir ilki gerçekleştirerek garajlardaki bayramlaşma törenlerine katıldınız. Garaj izlenimlerinizi de bizimle paylaşır mısınız?
Bir kere bu nazik davet için öncelikle genel müdür sayın Hayri Baraçlı’ya teşekkür ediyorum. Bayramlaşma sonuçta İETT’nin bir iç organizasyonu, aile içi bir buluşmaydı. Açıkçası çok mutlu oldum. Sabah daha gün ağarmadan şoförlerle çay içip poğaça yedik. Personelde büyük bir heyecan gördüm. Tabii sayın genel müdürün insan kaynakları konusunda çalışmış bir akademisyen olması belki bu yaklaşımı sağlıyor ama insan olarak da çok mütevazı. Bütün buluşma noktalarında dikkat ettim, birkaç adım arkasındaydım. Personelin genel müdürle göz temaslarına, yüz ifadelerine baktım. Pek çok iyi dilekte bulundular. İETT, yakalanan bu enerjiyi iyi kanalize etmeli. Garajlardaki bir gözlemim de şu: İETT’nin vitrininde şoförleri var ama mutfağında aşçıları var. Otobüslerin bakım-tamir işlerini yapan motor teknisyeni arkadaşlar. Arkada büyük bir kadro var. |
http://www.iett.gov.tr/haber_detay.php?nid=541
66Z Zincirlidere-Şişli pik hattında depar servis uygulaması başlatılmıştır. İş günleri saat 09:00'da Taksim'e depar yapılmaya başlanmıştır.
http://www.iett.gov.tr/saat/orer.php?hid=hat& ...aatler.y=7
|
 |
ali 92_549
|
 |
ali 92_549
13 yıl önce - Sal 03 Ksm 2009, 14:31
| Alıntı: |
81 hattında değişiklik yapılmıştır.
81 numaralı hattımızda 1 durak değişmiştir.
Dönüş yönünde CANKURTARAN durağı hat listesine eklendi.
Hattın güncel durumu için Buraya basınız
Bu haber otomatik olarak sunucular tarafından üretilmiştir.
(3 Kasım 2009) |
http://www.iett.gov.tr/saat/orer.php?hid=haberdet ...p;nid=3384
İETT Genel Müdürü Dr. Hayri Baraçlı, Haber Türk Televizyonu’nda Canlı Yayındaydı...
| Alıntı: |
İSTANBUL- Haber Türk Televizyonu’nda canlı yayın konuğu olan İETT Genel Müdürü Dr. Hayri Baraçlı, Metrobusun dünyaya örnek olduğunu söyledi.
Baraçlı, canlı yayın konuğuydu
İETT Genel Müdürü Dr. Hayri Baraçlı, Haber Türk Televizyonu’nda canlı olarak yayınlanan ‘Haber Masası’ programına konuk oldu. Canlı yayın bağlantısı İETT’nin Ayvansaray’daki Metrobus durağından gerçekleştirildi. Genel Müdür Baraçlı, burada Haber Türk Televizyonu muhabiri Duygu Özel’in sorularını yanıtladı. Genel Müdür Baraçlı’ya yöneltilen soruların ağırlık noktasını Metrobus oluştururken buna son günlerin en önemli gündem maddesi domuz gribine karşı alınan önlemler ve İETT’nin geleceğe yönelik planları da eklendi.
Baraçlı: `Metrobus dünyada örnek alınıyor`
Haber Türk Televizyonu’nun sorularını tek tek yanıtlayan Genel Müdür Dr. Hayri Baraçlı, Metrobusun çok önemli bir proje olduğunu ve zaman zaman dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen uzmanların hatta incelemelerde bulunduklarını söyledi. İETT’nin Metrobus hattında 300 aracın çalıştığını, özellikle sabah ve akşam saatlerinde bu sayının 335’e kadar çıktığını ifade etti. Genel Müdür Baraçlı, Haber Türk muhabirinin ‘Metrobusteki yolcu yoğunluğuna cevap verebilmek için otobüs sayısını artırmayı düşünüyor musunuz?’ şeklindeki sorusuna ise ‘Metrobus hattının verimli çalışabilmesi için hattın kaldırabileceği ideal bir araç sayısı var. Şu anda Metrobuste sefer aralıkları bizim pik saat şeklinde tabir ettiğimiz sabah ve akşam saatlerinde 15 saniyeye kadar düşüyor. Bunun altına düşmek mümkün değil, ama İETT olarak yolcularımıza daha iyi hizmet verebilmek amacıyla her zaman arayış içerisindeyiz. İETT’de mesai yirmidört saat esaslıdır. İstanbullular, İETT’yi gün içerisinde gördükleri otobüsler ve şoförlerle biliyorlar. Oysa arkada büyük bir destek ekibi var. Garajlarımızda gece saatlerinde hummalı bir koşuşturmaca yaşanır. Şoförlerimiz sabah 05.00’da görev alır. Metrobus hattı sabaha kadar çalışır. Yolcularımızın İETT’den beklentileri var biliyoruz, ama şoförlerimiz de İstanbullular’dan biraz anlayış bekliyor.’ şeklinde cevap verdi.
`Otobüslerimizde hijyen en üst seviyeye çıkarıldı`
Genel Müdür Dr. Hayri Baraçlı, son günlerde bütün Türkiye ile birlikte İstanbul’u da tedirgin eden domuz gribine karşı alınan önlemlerin sorulması üzerine kentte toplu ulaşım hizmeti veren tüm İETT ve Özel Halk Otobüslerinin ilaçlandığını söyledi ve ‘Bu konuda yolcularımızın içi rahat olsun. İETT filosunda bulunan bütün araçlar, her gece iç dış yıkaması yapıldıktan sonra özel ilaçlarla dezenfekte ediliyor. Sağlık ve hijyen konusunda en üst düzeyde önlemlerimizi almış durumdayız. İETT ile birlikte Özel Halk Otobüslerinin de ilaçlanmasına başlandı.’ dedi. Son olarak İETT’nin geleceğe yönelik planları ve biletlere zam yapılıp yapılmayacağı konusu gündeme geldi. Genel Müdür Baraçlı, bu soruya da ‘2010 yılı için bilet fiyatlarına zam yapılması gündemde değil.` şeklinde cevap verdi. |
http://www.iett.gov.tr/haber_detay.php?nid=559
|
 |
ali 92_549
13 yıl önce - Cum 04 Arl 2009, 14:39
İETT engelsiz yaşam fuarında…
| Alıntı: |
İSTANBUL-İstanbul’da yaşayan engelli vatandaşların sorunlarına her zaman büyük hassasiyetle yaklaşan İETT, engelsiz yaşam fuarında yerini aldı.
İETT, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen Engelsiz Yaşam Fuarı’nda yerini aldı. MBA Fuarcılık tarafından organize edilen ve 3-6 Aralık tarihleri arasında açık kalacak fuarın ana konuları rehabilitasyon, entegrasyon, bakım ve özel eğitim şeklinde sıralanıyor. İETT, fuarı ziyaret etmek isteyen engelli vatandaşlar için alçak tabanlı bir otobüs tahsis etti. Araç metro istasyonu ile fuar alanı arasında gün içerisinde sürekli ring seferi yapacak.
İETT, 130 bin engelli vatandaşı ücretsiz taşıyor…
İstanbul’da yaşayan engelli vatandaşlarımız İETT otobüslerinden ücretsiz yararlanıyor. İETT’den ‘Beyaz Kart’ alanların sayısı refakatçisiyle birlikte 130 bini buluyor. İETT, ayrıca engelli vatandaşlarımızın şehir içindeki ulaşımlarını kolaylaştırmak ve hayata katılımlarını sağlamak amacıyla filoya yeni katılan her otobüsün yüzde yüz alçak tabanlı ve engelli rampalı olmasına özen gösteriyor. Halen filoda bulunan araçların 871 adedi alçak tabanlı ve engelli rampalı olup tekerlekli sandalye kullanıcılarının rahat inip binmesi için yan yatma özelliğine sahip bulunuyor. |
http://www.iett.gov.tr/haber_detay.php?nid=586
_______________________________________________________________________________
04.12.2009 tarihi itibariyle 11A, 36K, 139A, 122S, 36HT, 139, 11ÜS, 36T, 138, 522ST, 37A ve 36ES hatlarında değişiklik yapılmıştır.
http://www.iett.gov.tr/saat/orer.php?hid=duyuru
|
 |
ali 92_549
13 yıl önce - Cum 11 Arl 2009, 15:36
11.12.2009 tarihi itibariyle 49B, 131A, 522ST, 14S, 48H, 122S, 49G, 131B, 55, 131, 131C, 11ÜS, 49A, 49Y, 48B ve 48 hatlarında değişiklik yapılmıştır.
http://www.iett.gov.tr/saat/orer.php?hid=duyuru
_______________________________________________________________________________
Güngören Belediye Başkanı Ş.Yücel Karaman, Genel Müdürümüz Dr. Hayri Baraçlı’yı ziyaret etti...
| Alıntı: |
İSTANBUL- Güngören Belediye Başkanı Ş.Yücel Karaman, Genel Müdürümüz Dr. Hayri Baraçlı’ya ‘hayırlı olsun’ ziyaretinde bulundu.
Temmuz ayında İETT Genel Müdürlüğü görevine atanan Dr. Hayri Baraçlı’yı makamında ziyaret eden Güngören Belediye Başkanı Ş.Yücel Karaman, hayırlı olsun diyerek başarılar diledi. Genel Müdür Baraçlı, Başkan Karaman’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek kendisine teşekkür etti. |
http://www.iett.gov.tr/haber_detay.php?nid=592
_______________________________________________________________________________
METROBUS HATTINDAKİ OTOBÜSLERLE İLGİLİ AÇIKLAMA!
| Alıntı: |
Bir gazetede Devlet Bakanı Sayın Zafer Çağlayan’ın “Kamu Yöneticilerimiz, Belediye Başkanlarımız da Almanya’ya, İngiltere’ye giden bir otobüsü almazlarsa, onların aklına şaşarım” sözüne yer vererek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin son otobüs alımları eleştirilmektedir. Bu vesile ile aşağıdaki hususları kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz:
Söz konusu açıklama; düz mantıkla doğru olarak görünmekle birlikte konunun birçok boyutunu göz ardı etmektedir. Sistemi bilmeden verilen hükümler olduğu değerlendirilmektedir.
Öncelikle metrobus hattında Phileas (230 yolcu kapasiteli) ve Capacity (192 yolcu kapasiteli) marka otobüsler, ulaşımı kolaylaştırmak için özel olarak seçilmiştir. Yüksek yolcu kapasiteli bu otobüsler sayesinde günde 715 bin kişi taşınmakta ve metrobus hattı işleyebilmektedir. Yerli üretim Mercedes Citaro otobüsler, 75-90 kişi kapasitelidir. 134 kişi kapasiteli körüklü otobüsler Türkiye`de üretilmemektedir. Eğer sadece 75-90 kişi kapasiteli yerli üretim otobüslerin alınması durumunda hatta 300 otobüs yerine 660 otobüs konması gerekecek, bu durumda da sistem işlemez hale gelecekti. 15 saniye aralıkla sefer yapılan bu hattın; yolcu taşıma kapasitesi, mevcut olanlara göre son derece düşük olan yerli otobüslerle çalışması mümkün değildir.
Diğer yandan hatta, mevcut otobüslerin kullanımı hem maliyetleri düşürmekte hem de emisyon azaltımı sağlayarak çevre temizliği konusunda olumlu katkıda bulunmaktadır. Örneğin bugün metrobus sisteminin işlemesi için günde 300 sefer yapan hattın tamamında 900 şoför çalışırken yerli üretim otobüslerin kullanılması durumunda görevdeki şoför sayısı 1980`i bulacaktı. Benzeri şekilde yakıt tüketimi, kişisel eğitim masrafları vb. artacak ve bu maliyet de bilet fiyatlarına yansıyacaktı. Dolayısıyla birçok faktörü göz ardı ederek yapılan değerlendirmeler kamuoyunda yanlış kanaatlerin oluşmasına yol açmaktadır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, mal ve hizmet alımında yerli üretimi ve firmaları hep desteklemiştir, desteklemeye de devam edecektir. Büyükşehir Belediyesi, yatırımlarıyla doğrudan her yıl ortalama 100 bin kişinin istihdam edilmesini saglayan ve yatırımlarında yerli firmalarla çalışan bir kurumdur. Son beş yılda yapılan ihalelerin yüzde 96,6`sının yerli, yüzde 3,4` ünün yabancı istekliler tarafından alınmış olması bunun en çarpıcı göstergesidir. Belediyemiz bu anlamda, hükümet tarafından yerli üreticiyi desteklemeye yönelik genelgenin yayınlanmasından önce de hizmet ve yatırımlarını büyük oranda yerli firmalarla yapmaktaydı.
Bunun son örneği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi`nin Türk mühendisleri tarafından Tuzla ve Haliç tersanelerinde üretilen 12 gemiyle ülke ekonomisine sağladığı 105 milyon dolarlık katkıdır. Yine Büyükşehir Belediyesi, yabancı menşeli vagon parçalarının ülke içinden temininin yanı sıra kendi yüksek tabanlı tramvay araçlarını seri olarak üretme kapasitesine ulaşmıştır. Bu sayede Türkiye, dünyadaki sayılı vagon üreticilerinden biri haline gelmiş bulunmaktadır. Yarı fiyatına mal olan bu tramvay, 1999-2009 yılları arasında 4 milyon 425 bin kişi taşıyıp 300 bin kilometre yol yapmıştır. Bütün bunlar göstermektedir ki; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sadece ülke ekonomisine katkı sunmamakla kalmayıp aynı zamanda teknoloji geliştirmede de öncü bir rol üstlenmektedir. |
http://www.iett.gov.tr/haber_detay.php?nid=591
_______________________________________________________________________________
İETT kış için gerekli hazırlıkları tamamladı...
| Alıntı: |
06 Komuta Merkezi, 24 saat dinlemede!
İSTANBUL-İETT, her yıl olduğu gibi bu yıl da kış gelmeden gerekli hazırlıkları tamamladı. Çalışmalar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve AKOM ile koordinasyon halinde yürütülüyor. İstanbul’un yol durumuyla ilgili her türlü gelişmenin ilk bilgi merkezi olan İETT 06 Komuta Merkezi, kentin nabzını tutmaya devam ediyor. Merkez, telsiz bağlantısı sayesinde birimler arası haberleşmeyi en çabuk ve en kısa yoldan gerçekleştirerek ulaşım hizmetlerinin sağlıklı olarak sürdürülmesine katkıda bulunuyor.
Çalışmalar koordinasyon halinde yürütüyor…
Her yıl kışa girmeden hazırladığı program çerçevesinde hareket eden İETT, bu yıl da kar yağışı öncesinde gerekli tedbirleri aldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) ile koordinasyon halinde yürütülen çalışmalarda özellikle ana arterlerin tuzlanarak trafiğe açık tutulması sağlanacak. İhtiyaç duyulması halinde merkezi noktalardan ek seferler düzenlenecek. Kış için gerekli her türlü bakımı yapılarak gözden geçirilen İETT otobüslerinin bağlı bulundukları garajdan, özellikle sabaha karşı sorunsuz şekilde çıkmalarını sağlamak amacıyla garaj içi ve çıkışlarda tuzlama çalışmaları yapılacak. Bunun için garajlarda tuzlama kamyonları ve gerekli miktarda tuz stoku yapıldı. İstanbul’da ulaşımın aksamadan yürütülmesi için başta şoförler olmak üzere bütün personeliyle 24 saat esaslı, özverili bir çalışma yürüten İETT’nin, filosunda bulunan araçlar kar lastiği ve zincir dahil olmak üzere her türlü kış koşullarına hazır hale getirildi. Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da İETT’den bir yetkili, şehrin farklı noktalarında meydana gelebilecek ulaşımla ilgili aksaklıklara anında müdahale etmek amacıyla AKOM’da sürekli hazır bulunacak.
İETT 06 Komuta Merkezi İstanbul’un nabzını tutuyor…
İETT’de otobüs ve yollarla ilgili her türlü gelişmenin ilk ulaştığı nokta olan 06 Komuta Merkezi, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı birimlerle sürekli koordinasyon halinde çalışıyor. Bu birimlerin başında günlük hava tahmin raporunun alındığı Meteoroloji Müdürlüğü ve Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) geliyor. Bunun dışında Emniyet, İSKİ, İGDAŞ, İtfaiye, Trafik, Sağlık, Zabıta ve çevre belediyelerle sürekli görüşmeler yapıyor. AKOM,özellikle kriz merkezi kurduğu dönemlerde İETT 06 Komuta Merkezi ile koordineli çalışarak yoğun kar yağışı nedeniyle kapanan güzergahların açılmasını sağlıyor. Merkezden aldığı bilgilerle İstanbulluları toplu taşıma araçlarını kullanmaları yönünde uyarıyor.
Merkez nasıl çalışıyor?
Kış aylarında, özellikle yoğun kar yağışının meydana geldiği günlerde, sabah servise çıkan İETT şoförleri kendi bölgelerindeki yol durumuyla ilgili ilk bilgileri işletmelere ulaştırıyor. İşletmelerden bu bilgileri alan 06 Komuta Merkezi, hemen ilgili birimlere gerekli aktarımları yapıyor. Bunun üzerine harekete geçen Yol Bakım Müdürlüğü ekipleri o bölgelerdeki tuzlama çalışmalarını yaparak yolu trafiğe açıyor. Bu noktada kilit öneme sahip olan İETT 06 Komuta Merkezi, birimler arasında koordinasyonu sağlayarak hizmetin aksamadan yürütülmesine katkıda bulunuyor.
İETT 06 Komuta Merkezi, hava şartlarının ağır seyrettiği kış aylarında olduğu kadar yangın, afet, kaza gibi durumlarda yardım ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaştırılmasında kilit görev üstleniyor. Merkez bu hizmetleri işletmelerde bulunan telsizler vasıtasıyla yürütüyor. Elektrik kesintisi olması halinde kesintisiz güç kaynağına bağlanan İETT’nin hareket-komuta merkezinde afet durumlarında kullanılmak üzere bir de uydu telefonu bulunuyor. |
http://www.iett.gov.tr/haber_detay.php?nid=593
|
 |
Mert K.
|
 |
sayfa 31  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|