Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
Niğde - Ulukışla
1234   sonraki »
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
esma arısoy
2 yıl önce - Prş 26 Oca 2012, 19:00
Niğde - Ulukışla


(+)


ulukışla niğdenin ilçesidir
Ulukışla, coğrafi konumu nedeni ile tarihinin her döneminde askeri ve siyasi hareketliğe sahne olmuştur. Anadolu topraklarında hüküm süren birçok uygarlığın etki alanına girmiştir. Bölgemiz, Hitit, Asur, Frig ve Perslerin hâkimiyetine girmiş ve İ.Ö.334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender’in yönetimine girmiştir. Daha sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine dâhil olmuş; ancak imparatorluğun bölünmesiyle birlikte 1075 yılına kadar Bizans İmparatorluğunun himayesinde kalmıştır.

Porsuk Köyü yakınlarındaki arkeolojik kazılarda rastlanan bulgular (Azot sanayi tesisleri yapılırken tesadüfen bulunan “Hitit Hiyeroglif Kitabesi” bölgeye ilgiyi arttırmış, Fransız Profösör Larog başkanlığında yapılan kazılarda çıkartılan birçok eser Niğde Müzesine teslim edilmiştir.) Hitit, Frig ve Roma dönemlerine aittir. Kent Roma döneminde Faustina’ya atfen Faistinepolis adıyla anılmıştır. Roma İmparatoru Markus Aurelius’un karısının mezarı Başmakçı köyündedir. Kent yakınındaki kale, Lülve adıyla bilinmektedir. Lülve Kalesi; Ulukışla civarlarında Toroslar’ın kuzey tarafında ünlü Türk bilim adamı İbni BİBİ’nin sık sık bahsettiği Lulu Kalesi’dir. Zamanının çok önemli bir kalesidir. Toroslar’ın güneyinden gelen akınları önlemek için inşa edilmiştir. Bu kaleden, işaret kuleleri yardımıyla Hasan Dağı’nda bulunan Keçi Kalesi’ ne işaretler gönderildiği bilinmektedir. Tarihçi Prof.Dr. Osman TURAN’ nın 1971 Basımlı “Selçuklular Zamanında Türkiye” adlı kitabında; İbn Vasıl, İbn Bibi ve Urfalı Vahram gibi tarihçilerin eserlerinde, lülüve (Ulukışla) kalesinden sıkça söz ettiklerini ve Ulukışla’nın o dönemlerde çok önemli bir bölge olduğunu söylemektedir.



Lulu (Ulukışla) Kalesi

“ İzzeddin KEYKAVUS, Kayseri muhasarasında kardeşi Alaeddin KEYKUBAD’ ı bertaraf etmek ve tahtı kurtarmak için onunla müttefik bulunan Ermeni Kralı II. LEON’ u bazı fedakarlıklarla vazgeçirmiş; amcası Tuğrul ŞAH’ da muhasarayı terk edince bu müşkül durumu halletmiş ve ülkesine hakim olmuştu. Ermeniler, bu esnada veya daha sonra Torosların şimalinden tüm Selçuklu beldelerine yayılmışlar; Lülüve (Ulukışla),Ereğli ve Larende (Karaman) kalelerini işgal etmişlerdir. (1216)”

Bu kısa alıntı adı geçen 752 sayfalı tarih kitabının çok kısa bir bölümüdür. Ulukışla’mızın tarihsel süreçte önemli bir yere sahip olduğunu ancak kitabın tamamını okuyunca anlayabiliriz. O dönemlerin bazı olaylarını kısaca şu başlıklarla özetlemek mümkündür.

Bunlar; Ermeni krallığının hâkimiyetine girmesi, Moğolların istilası, Türklerin çetin savaşları, Bazı Selçuklu sultanlarının bölgemize sığınması, Sultanlar adına Lülüve’ de para basılması, Kardeş ve akrabaların taht uğruna birlerini katledişleri, Kılıçtan geçirilen binlerce insan, Tatarlar, Selçuklular, Karamanoğulları. Ayrıca, Selçuklular döneminde; Ankara, Kayseri, Niğde, Ereğli, Karaman, Torosların kuzey ve güneyi, Tarsus, Aksaray, Çukurova, Urfa, Antalya, Beyşehir gibi bölgelerin tarihsel geçmişinde Ulukışla’nın stratejik bir yere sahip olduğunu anlamaktayız.


Tarih boyunca, Anadolu’nun içlerinden ve batı bölgelerinden gelip güneye inmek isteyen ticaret kervanları ve kutsal topraklara hac farizasını yerine getirmeye gidenlerin, Gülek Boğazı’nı geçmeden önce Ulukışla’da konaklayarak her türlü lojistik ikmallerini tamamlamak zorunda oldukları da bir gerçektir.

Ulukışla’ya bağlı olan Çiftehan kasabasında vaktiyle iki han olduğu; ancak bu hanların günümüze kadar gelemediği söylenmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde rağbet gören ve şimdiki kaplıcaların olduğu alanda iki bölümden ibaret hamam olduğu hatta bu hamamların Konya Valisi Cem Sultan tarafından tamir ettirildiği söylense de kesin tarihi belli değildir.

Bir rivayete göre; güzelliği dillere destan olan Mısır Kraliçesi Kleopatra’ nın yıkanmak için Tarsus’ dan Çiftehan kaplıcalarına sık sık geldiği söylenmektedir. Güney bölgelerinde yaşayan kadınlar için Çiftehan kaplıcası kutsaldır. Çünkü, inanışa göre kaplıca sularının kadınları güzelleştirdiğine inanılır.

Ayrıca, Ulu Önder Atatürk’ün Niğde’yi ziyaretlerinde, dönemin milletvekili Halit Mengi’nin Çiftehan kaplıcalarından bahsetmesi Ata’nın dikkatini çekmiş ve bir gün sonra 06 Şubat 1934 tarihinde kaplıcaları görmeye gelmiştir. Bölge, Melikşah’ın komutanlarından Emir Ahmed Danışmend Taylı ve oğlu Emir Gazi tarafından fethedilmiştir.1156 -1192 tarihleri arasında hüküm süren II. İzzeddin Kılıçarslan Niğde İli topraklarını Konya Sultanlığı’na bağlamıştır. I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in (1192 -1211) oğlu I. İzzeddin Keykavus döneminde (1211–1219) Ulukışla’nın yönetim olarak Niğde’ye bağlandığı söylenilmektedir. İran seferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman’ın 1549 yılında Ulukışla’dan geçtiği bilinmektedir. Ulukışla, Bor kazasına bağlı bir nahiye olarak 16. yüzyılda Secaeddin, 18. yüzyılda Şücaeddin ve Hamidiye isimleriyle anılmıştır.

Öküz Mehmet Paşa tarafından yaptırılan külliye (1603–1622) bugünkü Ulukışla’nın isim babalığını yapmış, önce Ulukışlak daha sonra ULUKIŞLA adı ile günümüze gelmiştir. İstiklal Savaşı’nda Kuvayi Milliyeci Ulukışlalıların işgalci Fransızlara karşı Pozantı direnişleri dilden dile anlatılmaktadır. “Niğde’de oluşturulan milis kuvvetlerine Ulukışla’dan da yirmi yirmibeş kişi katıldı ve Pozantı direnişini başlattık.” (Gazilerle Cumhuriyete Doğru adlı TRT yapımı belgesel filmde Gazi Mustafa ÜÇLER'in ağzından)

Bir rivayete göre; Milli mücadele yıllarında, Çukurova’nın Fransızlar tarafından işgal edildiği yıllarda yiyecek sıkıntısı baş gösterir. Fransızlar Ereğli ve Ulukışla’dan buğday isterler. Bu isteğe karşılık bulamayan Fransızlar bir binbaşıyı Ulukışla’ yı işgal etmek üzere müfrezesiyle yola çıkarırlar. Ne var ki, Ulukışla’nın yiğitleri yedi sekiz kişilik bir mücahit gücüyle Gülek Boğazında göstermelik bombalarla (soba borularından olduğu tahmin edilmektedir) pusu atarlar ve Fransız müfrezesini esir alıp Ulukışla’ya getirirler. Fransız binbaşı kendisini esir alan mücahitlerin en rütbelisinin kim olduğunu sorar, aldığı cevap çok şaşırtır çünkü rütbeli kimse yoktur. Fransız binbaşı, karısı ve askerleri Ulukışla’ da üç-dört gün misafir edildikten sonra Niğde’ye gönderilir. Fransız binbaşının karısı daha sonraları yazdığı anılarında; “Ulukışla’nın vahşi görünümlü karayağız gençleri bize her türlü kötülüğü yapabilecekleri halde, çok iyi muamele ettiler. Bu gün dahi Fransa’ da göremediğimiz insanlık ölçülerinde bizi ağırladılar. Biz Fransızlar Ulukışlalılara hayranlık duymaktayız.” demiştir.İlçemiz nüfusu; Dudular, Berberoğulları, Çavuşukelköseler, Hatipoğulları, Kadılar, Ağalar, Hamamcılar, İlyasoğulları, Kalaklar, Körhamzalar ve Hacıhocalar sülalelerinden çoğalarak Küçükilbey, Büyükilbey, Alpagut ve Ballık isminde semtler oluşturmuşlardır. Ballık ve Alpağut isimleri hala mahalle adı olarak kullanılmaktadır.


İlçe merkezi 1910 yılında Maden köyünden Ulukışla’ ya taşınmış ve aynı yıl belediye teşkilatı kurulmuştur. İlk belediye başkanı Secaeddin Efendi’ dir. Tren Ulukışlası; yolun ve yolcunun arkadaşıdır.


Ünlü gezgin Evliya Çelebi, "Seyahat Name" adlı eserinde Ulukışla ve Kervansaray hakkında şunları söylemiştir. “Karaman Ereğlisi'nden yine kıble tarafına giderek dokuz saatte "Ulukışlak" kasabasına menzil aldık. Bu kasaba, Karaman Eyaletinin Niğde Sancağında Koca- Mehmet Paşa Vakfıdır. Mütevellisi hâkimdir. 150 akçalık şerif kazadır. Kadısına senede 5 kese hâsıl olur. Kethüda yeri serdarı vardır. Evleri bağ ve bahçeli olup toprakla örtülüdür. En meşhur camii Koca Mehmet Paşa Camii'dir. Kubbeli ve minareli, avlusu mermer döşeli şirin bir camidir. Yanında bir zaviyesi, latif bir hamamı, büyücek bir hanı vardır. Güya bu Han, bu şehrin kalesidir. Yüz Yetmiş ocaktır. Başka harem odalığı, develiği, üçyüz tavla at alır ahırı, avlusu, ortasında büyük bir havuz, bir kileri ve bir yemek yedirilen imareti vardır. Her akşam ocak başına birer bakır sini ile beşer tas buğday çorbası, beşer ekmek, birer yağ kandili ve her at başına birer torba yem verilir. Nimeti bol, vakfı sağlam bir hayrattır. Üçyüz kadar dükkânları vardır. Bu binaların hepsi kâgir ve baştanbaşa hepsi kurşunla örtülü olup, Mehmet Paşa Vakfıdır. Hayrat sahibi "Öküz Mehmet Paşa" namı ile meşhur olup, Halep'te Bekriler yanında cihanı seyreden bir yerde gömülüdür. Allah rahmet eyleye, her yerde hayratı vardır. Ama bu Ulukışlak Hayratının benzeri Şam'ın batı ve güneyindeki hanlar müstesna olduğu halde hemen hiç yoktur.”


Ulukışla, Faruk Nafiz Çamlıbel (Han duvarları), Bekir Sıtkı Erdoğan (Hancı) ve Nazım Hikmet (Memleketim) gibi ustaların yüreklerinde şairane geçişlerin merkezi olmuştur.

Ulukışla, Cumhuriyetimizin ilanı ile birlikte ilçe statüsüne kavuşmuş, Türkiye’nin en köklü ilçelerden biri olarak haritalarda yerini almıştır. Ulukışla ve Ulukışlalılar, şanlı tarihinden aldığı hazla, dün olduğu gibi bugün de, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı, laik, demokratik ve hukuk devleti sistemini özümsemiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına ve Büyük Türk Milleti’nin bölünmez bütünlüğüne gönülden bağlı, Tek Millet-Tek Devlet-Tek Vatan-Tek Dil-Tek Bayrak ülküsüyle yaşamaya devam etmektedir.

 


esma arısoy
2 yıl önce - Cum 27 Oca 2012, 20:47

ulukışla resimleri tren ulukışlası
  (+)       (+)


esma arısoy
2 yıl önce - Cmt 28 Oca 2012, 12:33

  (+)   (+)   (+)   (+)   (+)

yazın ulukışlaya gelirseniz kiraz yemeden gitmeyin türkiyenin en kaliteli kirazı sapanca kirazı burada yetişir
  (+)   (+)

ulukışlanın şiiri

Yagiz atlar kisnedi, mesin kirbac sakladi
Bir dakika araba yerinde durakladi.
Neden sonra sarsildi altimda demir yaylar,
Gozlerimin onunden gecti kervansaraylar...
Gidiyorum, gurbeti gonlumle duya duya,
ULUKISLA yolundan Orta Anadolu'ya
Ilk sevgiye benzeyen ilk aci, ilk ayrilik!
Yuregimin yaktigi atesle hava ilik,
Gok sari, toprak sari, ciplak agaclar sari...
Arkada zincirlenen yuksek Toros daglari,
Onde uzun bir kisin soldurdugu etekler,
Sonra donen, donerken inleyen tekerlekler...
Ellerim takilirken ruzgarlarin sacina
Asildi arabamiz bir dagin yamacina,

Her tarafta yukseklik, her tarafta issizlik,
Bu islakla uzayan, donen kivrilan yollar.
Uykuya varmis gibi gorunen yilan yollar
Basini kaldirarak boslugu dinliyordu.
Gokler bulutlaniyor, ruzgar serinliyordu.
Serpilmeye basladi bir ruzgar ince ince,
Son yokus noktasindan duzluge cevrilince

Nihayetsiz bir ova agartti benzimizi
Yollar bir serit gibi ufka bagladi bizi
Gurbet beni muttasil cekiyordu kendine
Yol, hep yol, daima yol... bitmiyor duzluk yine.
Ne civarda bir koy var, ne bir evin hayali
Sonunda ademdir diyor insana yolun hali,
Arasira geciyor bir atli, iki yayan
Bozuk duzen taslarin ustunde tikirdiyan
Tekerlekler yollara bir seyler anlatiyordu,

Uzun yollar bu sesten silkinerek yatiyor...
Kendimi kaptirarak tekerlegin sesine
Uzanmis kalmisim yaylinin siltesine,
Bir sarsinti... uyandim uzun suren uykudan;
Geciyordu araba yola benzer bir sudan
Karsida hisar gibi Nigde yukseliyordu,
Sag taraftan cingirak sesleri geliyordu;
Agir agir onumden gecti deve kervani,
Bir kenarda gorundu beldenin viran hani.
Alaca bir karanlik sarmadayken her yeri
Atlarimiz cozuldu, girdik handan iceri
Bir deva bulmak icin bagrindaki yaraya

Toplanmisti garipler simdi kervansaraya.
Bir noktada birlesmis vatanin dort bucagi
Gurbet ceken gonuller kusatmisti ocagi,
Bir pirilti gordu mu gozler hemen daliyor,
Gogusler cekilerek nefesler daraliyor,
Sisesi is baglamis bir lambanin isigi

Heryuzu ciziyordu bir huzun kirisigi,
Gitgide birer ayet gibi derinlestiler
Yuzlerdeki cizgiler, gozlerdeki cizgiler...
Yatagimin yaninda esmer bir duvar vardi,
Ustunde yazilarla hatlar karismislardi;
Fani bir iz birakmis burda yatmissa kimler,

Aygin baygin maniler, acik sacik resimler...
Yukuya varmak icin bu hazin gunde, erken,
Kapanmayan gozlerim duvarlarda gezerken
Birdenbire kipkizil birkac satirla yandi;
Bu dort misra degil, sanki dort damla kandi
Ben garip cizgilere ugrasirken basbasa
Raslamistim duvarda bir sair arkadasa;

On yil ayriyim Kinadagi'ndan
Baba ocagindan yar kucagindan
Bir cicek dermeden sevgi bagindan
Huduttan hududa atilmisim ben
Altinda da bir tarih. Sekiz mart otuz yedi..
Gozum imza yerinde baska ad gormedi.
Artik bahtin aciktir, uzun etme arkadas!
Ne hudut kaldi bugun, ne askerlik, ne savas;
Araya gitti diye iclenme baharina,
Huduttan goturdugun san yetisir yarina!
Ertesi gun basladi gun dogmadan yolculuk
Soguk bir mart sabahi...Buz tutuyor her soluk
Ufku tutusturmadan fecrin ilk alevleri
Arkamizda kaliyor sehrin kenar evleri
Bulutlarin ardinda gun yanmadan sonuyor,
Hoyukler bir dag gibi uzaktan gorunuyor...
Yanimizdan geciyor agir agir kervanlar,
Bir derebeyi gibi kurulmus eski hanlar
Biz bu sonsuz yollarda variyoz, gitgide,

Iki dag ortasinda bogulan bir gecide
Siki bir poyraz beni titretirken icimden
Gecidi atlayinca sasirdim sevincimden
Ardimda kalan yerler anlasirken baharla
Onumuzdeki arazi ortulu simdi karla
Bu gecit sanki yazdan kisi ayiriyordu
Burada son firtina son dali kiriyordu
Yaylimiz tukenirken yollari ayni hizla
Savrulmaya basladi karlar etrafimizda

Karlar etrafi beyaz bir karanliga gomdu;
Kar degil, gokyuzunden yagan beyaz olumdu...
Gonlumde can verirken koye varmak emeli
Arabaci haykirdi Iste Araplibeli
Tanri yardimci olsun gayri yolda kalana

Biz menzile vararak atlari cektik hana.
Bizden evvel buraya inen uc dort arkadas
Kurmustular tutusan ocaga karsi bagdas
Citirdayan calilar dort cana can katiyor
Kimi haydut kimi kurt masali anlatiyor
Gozlerime cokerken agir uyku sisleri
Cicekliyor duvari ocagin akisleri
Bu akisle duvarda cizgiler beliriyor
Kalbime ates gibi su satirlar giriyor

Gonlumu cekse de yarin hayali
Asmaya kudretim yetmez cibali
Yolcuyum bir kuru yaprak misali
Ruzgarin onune katilmisim ben

Sabahleyin gokyuzu parlak, ufuk acikti
Gunesli bir havada yaylimiz yola cikti
Bu gurbetten gurbete giden yolun ustunde
Ben uc mevsim degismis goruyordum uc gunde
Uzun bir yolculuktan sonra Incesu'datdik
Bir han yorgun argin tatli bir uykudaydik
Gun dogarken bir olum ruyasiyla uyandim.
Basucumda gordugum su satirlarla yandim!

Garibim namima Kerem diyorlar
Asli'mi el almis haram diyorlar
Hastayim derdime verem diyorlar
Marasli Seyhoglu Satilmis'im ben

Bir kitabe kokusu duyuluyor yazinda
Korkarim yaya kaldin bu gurbet cikmazinda
Ey Marasli Seyhoglu, evliyalar adagi!
Bahtina lanet olsun asmadiysan bu dagi!
Az degildir, varmadan senin gibi yurduna
Post verenler yabanin hayduduna kurduna!
Arabamiz tutarken Erciyes'in yolunu
Hanci dedim bildin mi Marasli Seyhoglu'nu?
Gozleri uzun uzun burkuldu kaldi bende,

Dedi
Hana sag indi olu cikti gecende!
Yasaran gozlerimde her sey artik degisti
Bizim garip Seyhoglu buradan gecmemisti..
. Gonlumu Marasli'nin yakti kara haberi.

Aradan yillar gecti iste o gunden beri
Ne zaman yolda bir han raslasam irkilirim,
Cunku sizde gizlenen dertleri ben bilirim

Ey koyleri hududa baglayan yasli yollar
Donmeyen yolculara aglayan yasli yollar!
Ey garip cizgilerle dolu han duvarlari
Ey hanlarin gonlumu sizlatan duvarlari!...

FARUK NAFIZ CAMLIBEL


esma arısoy
2 yıl önce - Cmt 28 Oca 2012, 21:39

(+)

(+)

Alıntı:
ULUKIŞLA İLÇESİNİ TANIYALIM

1-TARİHSEL GELİŞİM

Ulukışla yöresi, Coğrafi konumu ve stratejik önemi nedeniyle, hemen her dönemde canlı ve hareketli bir yöre olmuştur. yöre Tarih boyunca değişik Kültürden insan topluluklarını bünyesinde barındırmıştır. Bölgenin kayda değer ilk tarihi olayı Hitit İmparatorluğu'na dahil oluşudur. Hİtitlerden sonra Bölge, sırasıyla Asurlar, Frigler, Persler ve İ.Ö. 334 yılında Makedonya kıralı Büyük İskender'in eline geçmiştir. Daha sonra Selevkos ( Asya) İmparatorları ile Kapadokya Kralları arasında çekişmelere sahne olmuştur. İ.Ö. 17 İ.S. 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu 'nun egemenliğine girmişsede İmparatorluğun ikiye ayrılmasıyla, 1075 yılına kadar Bizans İmparatorluğu'nun hakimiyetinde kalmıştır. Ulukışla'ya bağlı Porsuk köyü sınırları içinde Zeyve Höyüğün'nde yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu ele geçen buluntularHiti, Frig ve Roma dönemlerine aittir. Kent Roma döneminde faustinaya atfen faustinepolis adıyla anılmıştır. Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un karısı Faustina nın mezarı Ulukışla yakınındaki Başmakçı köyündedir. Kent yakınındaki Kale, Lülve adıyla anılmaktadır.

Bölge Melikşah'ın komutanlarından Emir Ahmed Danışmend Taylı ve oğlu Emir Gazi tarafından fethedilmiştir. 1156-1192 tarihleri arasında hüküm süren II. İzzeddin Kılıçarslan Niğde ili topraklarını Konya Sultanlığına bağlamıştır. I.Gıyaseddin Keyhüsrev'in ( 1192-1211) oğlu I.İzzeddin Keykavus döneminde ( 1211-19) Ulukışla'nın yönetim bakımından Niğde'ye bağlandığı bilinmektedir.

Niğde, 1327'de İlhanlıların; 1357 tarihinden itibarende Karamanoğullarının yönetimine girmiştir. Niğdenin Osmanlı Topraklarına katılması Fatih'in 1466 yılında Konya'yı ele geçirmesi ve 1470 yılında İshak Paşa'nın Niğde'yi zaptadmesiyle gerçekleşmiştir.Doğu'ya yapılan seferlerde Niğde il bir konaklama yeri olmuştur.İran Seferinden Dönen Kanuni Sultan Süleymanda 1549 yılında Ulukışla'dan geçmiştir.

Ulukışla XVI yüzyılda Niğde'nin Bor kazasında Secaeddin Nahiyesi XVIII. Yüzyılda Şücaeddin XIX Yüzyılda ise Bozok Eyaletinde Şücaeddin ve Ulukışlama adlarında kazaydı. Halk arasında Kışla adıyla anılan Öküz Mehmet Paşa Külliyesi nedeniyle enson Ulukışla olarak adlandırılmıştır. İlçe daha sonraları Niğde'ye bağlanmış Nevşehirli Damat İbrahim Paşa zamanında Nevşehirin yıldızının parlamasıyla önem kazanmıştır. Kurtuluş savaşı yıllarında Fransız İşgalcilere karşı mücadele veren Kuvayi Milliyenin başlıca Üstlerinden birisi olmuştur.Bugün Ulukışla Niğde'ye bağlı bir İlçedir.

İLÇENİN ADI NEREDEN GELİYOR ?

16. Yüzyılın ilk yarısında Osmanlı sadrazamlarından Öküz Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Kervansarayın hizmete girişiyle "ULUKIŞLAK " olarak adlandırılmış ve daha sonra "ULUKIŞLA" adını almıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla ilçe statüsü kazanmış ve Türkiye'nin en eski ilçeleri arasında yerini almıştır.

Babadan oğula geçen bir yönetim şekli ile Kışla ve çevresine belirli aralıklarda, Dudular, Berberoğulları, Çavuşukelköseler, Hatipoğulları, Kadılar, Ağalar, Hamamcılar, İlyasoğulları, Kalaklar, Körhamzalar, Hacıhocalar sülaleleri yerleşmişlerdir. Yerleşim merkezleri olarak; Küçükilbey, Büyükilbey, Alpagut ve Ballık adını alan semtler seçilmişlerdir.

2-İLÇENİN COĞRAFİ YAPISI

İlçe İç Anadolu Bölgesi'nin Orta Kızılırmak Bölümünde 34o 30' 16'' Doğu boylamları 36o 58' 5'' Kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. Yüz ölçümü 1502 km2 ( 1503?) olup, istasyon mevkisinde denizden yüksekliği 1427 m olarak ölçülmüştür.
İlçe Orta Toroslar kesiminin Medetsiz ve Bolkar Dağları arasındaki geniş bölümün ağzında, Aydos Dağlarının Kuzey eteklerinde kurulmuştur.
İlçe topraklarını Doğuda Adana ilinin Pozantı, Güneyde Mersin ( İçel) İlinin Tarsus, Batıda Konya ilinin Ereğli, Kuzeyde Niğde ilinin Bor ve Çamardı ilçeleri çevirir. İlçe, Bolkar dağları Konya ovası, Aladağ ve Hasandağı arasında kalan Kırıkgeçit vadisi arasındaki platoda kurulmuştur. Vadi Boyunca İç Anadolu düzlükleri yer alır. Etrafındaki Penoplen şeklindeki yükseklerde kalker tabakaları görülür. Çevre dağlar maden yönünden zengin olup, Maden ve Gümüş köyleri civarında kurşun simli kurşun, gümüş ve altın yataklarına rastlanır. Katran Dede yöresinde Linyit, Güney tepelerinde alçı taşı yatakları vardır.

İKLİM ÖZELLİKLERİ

İklim tipik İç Anadolu bozkır iklimidir. Yazlar serin ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Yağış yoğunluğu ilkbahar mevsimine kayar. Bitki örtüsü step ( Bozkır) dır. 1185264.25 hektarlık genel ormanlık saha bulunmaktadır. İklime bağlı olarak yetiştirilen ürünlerin başında; buğdaygiller gelir. Yamaçlarda bağcılık, sulanabilen alanlarda başta elma, kiraz, armut v.b. olmak üzere meyvecilik ve sebzecilik yapılır.
Bozkırlık alanların tarım yapılmayan yamaçlarında küçükbaş hayvancılık yapılmakta, son yıllarda büyükbaş hayvancılık, arıcılık, kiraz üretimi önemli miktarlarda artışlar göstermektedir. Ortalama nemlilik oranı 62,2 , açık günler sayısı 128, kapalı günler sayısı 237 dir. Ortalama yağış miktarı 26,5 mm, karlı günler sayısı 57'dir. Hakim rüzgar; kış gününde keşişleme (Güneydoğu), yaz günlerinde batı rüzgarıdır. Çevre dağlarının ormansız oluşu nedeni ile karların erimesi ve bahar yağmurlarına bağlı olarak taşkın olayları yoğunlaşır.

3- TARIMSAL YAPISI

İlçemiz Merkez ve Köylerinde tarımsal üretim yapılan tarım alanı 333.540 dekardır. Bu alanın 259.660 dekarı kıraç arazi ve 73.880 dekarı sulanabilir arazi vasfındadır.Arazi kullanım durumuna göre yapılan tarımsal faaliyetleri ele aldığımızda;

ARAZİ KULLANIM ŞEKLİ MİKTARI (Da)

Toplam Arazi Varlığı 1.502.470
Toplam Tarım Alanı 333.540
Kıraç Arazi Miktarı 259.660
Sulanan Arazi Miktarı 73.880
Tarla Alanı 291.110
Bağ -Bahçe-Sebze Alanı 42.430
Çayır Mer’a Alanı 625.970
Ormanlık Alan 270.28
Tarım Dışı Alan 272.680

Ulukışla'nın Tarihçesi

Yörede Epipaleotik, Hitit ve Roma dönemine ait kalıntılara rastlanmıştır. Bölgede bulunan höyükler 10,000 yıllık bir tarihi geçmişle ilgili bulgulardır. Porsuk köyü yakınlarındaki Zeyve Höyük'de M.S 4. yüzyılda yaşanmış yerleşim yeri ortaya çıkarılmıştır.
Eti, Hitit, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntılar bulunmuştur. Çiftehan bölgesi uzun süre Eti, Frig ve Roma dönemlerinde yerleşim yeri olmuştur. Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un karısı Faustina'nın mezarı Başmakçı köyünde bulunmuştur. Niğde'ye yaklaşık 40 km uzaklıktaki {tabal} (beşevler köyü )yakınında bulunan kaya mezarları (Kuş kayası) bir vadinin iki yamacındadır. {M.Ö 8,000} {tabal} (beşevler köyü ) Niğdenin ilk yerleşim yerlerinden biridir. Tabal Krallığı'na ve kral adlarına ilişkin bilgilere Asur yıllıklarında çokça rastlanır. III. Salmanasar döneminde Tabal Krallığı yirmi kadar küçük prenslikten oluşuyordu. (tabal) (beşevler köyü) hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.
Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın Tarsus'ta yaşarken sık sık banyo yapmaya Çiftehan kaplıcalarına geldiği rivayet edilmektedir. Bizans İmparatorları Ulukışla ve Çiftehan arasında askeri üsler kurmuşlardır. Orta Çağ boyunca Lulu diye anılan kale (gedeli köyü) kent ve mağara tabyaları mevcuttur.
1859 yılına kadar Secaaddin adıyla Bor'a bağlı bir nahiye olup merkezi Beyağıl köyüdür. 16.yy'ın ilk yarısında Osmanlı sadrazamlarından Öküz Mehmet Paşa tarafından yaptırılan kervansaray ile Hamidiye köyü olarak anılan ilçe 19.yy'ın ikinci yarısına kadar bugün ilçeye bağlı köy olan Maden ilçesine bağlı bir köy olan Ulukışla T.C.' nin kuruluşu sonrasında ilçe olma konumunu korumuş ve ülkenin en eski ilçeleri arasındaki yerini almıştır.

Ulukışla'nın Coğrafyası

İlçe merkezi Orta Toroslar'ın parçalarından Medetsiz ve Bolkar Dağları arasındaki geniş bölümün ağzında, İç Anadolu Bölgesi, Orta Kızılırmak bölümünde yer alır. Yüzölçümü 1502 km², deniz seviyesinden yüksekliği 1427 metredir. İlçe 34°30"16' Doğu boylamı, 36°58"5' Kuzey enlemi arasında bulunmaktadır.
İç Anadolu'nun kapısı konumundaki ilçe toprakları Doğuda Adana (Pozantı), Güneyde Mersin (Tarsus), Batıda Konya (Ereğli), kuzeyde Niğde (Bor-Çamardı) ile çevrilidir. İlçe Bolkar Dağları, Konya ovası, Aladağları ve Hasan Dağı arasında kalan vadi merkezindedir.
Maden ve Gümüş Köyleri civarında altın, gümüş, kurşun, Katrandede yöresinde linyit, Güney tepelerinde zengin alçı taşı yatakları vardır. Bölgede genel olarak dağlıktır. Bitki örtüsü İç Anadolu Step türüdür. Genel ormanlık saha toplamı 24.673 hektardır. Sert ve kara iklimini (Yazlar serin ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı) etkisi altındadır. Ulukışla çevresinde Kızıldağ, Cehri, Karatepe, Çakıltepe, Sansar, Katrandede ve Dikmen tepe dağları bulunmaktadır. Genelde çıplak ve ormansızdır. Bu yüzden taşkın sel olaylarına rastlanır. Bölge 1980 den itibaren Çakıt Projesi çerçevesi içinde ağaçlandırılmış ve yağış çoğaltılmıştır. İlçe topraklarından çıkan kaynak sularının önemli bir bölümü Çakıt çayı ile Seyhan baraj gölüne dökülür.
Bolkar Dağları Toroslar'ın orta merkezinde yer alan Medetsiz Zirvesi ile dağcılık sporunun ilgi odağı olmuştur. Bolkarlar torosların bütün özelliklerini taşır. Başlıca zirveler Medetsiz, Keşifdağı, Koyunaşağı tepe, Eğer kaya, Karapsl ve Çinili göldür. Güney yönü, sayısız mağara ve kanyonları değişik gezi bir kamp alanıdır. Bolkar dağları çiçekleri, buzul gölleri, yüksek zirveleri ve kırsal yaşama yaptığı ev sahipliğiyle Türkiye'nin en güzel sıradağlarındandır. İlçe İç Anadolu'yu Akdenize ve güneye bağlayan kara ve demiryollarının kavşak noktasıdır. Dönemler halinde Hac yolu, Kervanyolu, İpek yolu, Karayolu, demiryoluna güzergah olmuştur. Anadolu Bağdatyolu Ulukışla'dan geçmektedir. Bu yol 1910 yılında Alman Şirketi tarafından inşa edilmiştir. Kayseri hattı ise 1928 yılında tamamlanmıştır. Bu hat Kardeşgediği mevkiinden Konya ve Niğde-Kayseri hattı olarak ikiye ayrılmaktadır. Karayolu ise Beyağıl köyü yakınlarında Niğde-Kayseri istikametine devam etmektedir.

Ulukışla'nın İklimi

İklim tipik İç Anadolu bozkır iklimidir. Yazlar serin ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Yağış yoğunluğu ilkbahar mevsimine kayar. Bitki örtüsü step (bozkır) dır. 1.185.264,25 hektarlık genel ormanlık saha bulunmaktadır. İklime bağlı olarak yetiştirilen ürünlerin başında; buğdaygiller gelir. Yamaçlarda bağcılık, sulanabilen alanlarda başta elma, kiraz, armut v.b. olmak üzere meyvecilik ve sebzecilik yapılır. Bozkırlık alanların tarım yapılmayan yamaçlarında küçükbaş hayvancılık yapılmakta, son yıllarda büyükbaş hayvancılık, arıcılık, kiraz üretimi önemli miktarlarda artışlar göstermektedir. Ortalama nemlilik oranı % 62,2, açık günler sayısı 128. Ortalama yağış miktarı 26,5 mm, karlı günler sayısı 57'dir. Hakim rüzgar; kış gününde keşişleme (Güneydoğu), yaz günlerinde batı rüzgarıdır. Çevre dağlarının ormansız oluşu nedeni ile karların erimesi ve bahar yağmurlarına bağlı olarak taşkın olayları yoğunlaşır.
Niğde’nin biri merkez olmak üzere altı ilçesi vardır.

Ulukışla Hakkında

1990 sayımına göre toplam nüfûsu 29.434 olup, 5545’i ilçe merkezinde, 23.889’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 24, Çiftehan bucağına bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 1503 km² olup, nüfus yoğunluğu 20’dir. İlçe toprakları dağlıktır. Güneyinde Bolkar Dağları, yer alır. Başlıca akarsuyu Çiftehan Çayıdır. Dağların yüksek kesimlerinde köknar, kızılçam, sedir ve karaçam ormanları vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, elma, arpa, patates, buğday, üzüm ve şekerpancarıdır. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. Tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında altın, gümüş, çinko, demir, jips ve kurşun-çinko yatakları vardır.
İlçe merkezi Çiftehan Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Eski ismi Şücâeddîn idi. İlçe merkezi karayollarının kavşak noktası yakınındadır. Kayseri’den gelen karayolu Ankara-Adana yolu ile ilçenin 5 km doğusunda birleşir. İl merkezine 62 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 1426 metredir. Belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.



esma arısoy
2 yıl önce - Pts 30 Oca 2012, 15:17

ulukışla resimleri (niğde ulukışla)
(+)  

(+)  

(+)  

(+)  

(+)
 
(+)  

(+)  

(+)  

(+)  

(+)

(+)  

(+)  

(+)  

(+)  

(+)
 
(+)  

(+)  

(+)  

(+)  

(+)
 
(+)  

(+)  

(+)  

(+)  

(+)
 
(+)  

(+)  

(+)  

(+)  

(+)
 
(+)  

(+)  

(+)  

(+)  

(+)
 
(+)  

(+)  

(+)  

(+)  

(+)
 
(+)  

(+)  

(+)  

(+)


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler