Çocukluğumun vazgeçilmezlerinden birisi de, belli zamanlarda Yeşilköy'deki dayımların evine yapılan ziyaretlerdi. Oraya gitmek, birtakım ritüellerin yaşanması açısından da çok eğlenceliydi. Önce Sirkeci'ye troleybüsle inmek, ardından Banliyö Treni'ne binerek Yeşilköy'e gitmek.. Veee, en önemli an: İstasyonda inince yolun kenarından sırayla kalkan Fayton'lardan birine binmek... Evet, o yıllarda Yeşilköy tren istasyonunun yanında sıra sıra faytonlar beklerdi. Trenden inenlerin bir kısmı, son derece makul bir fiyata Yeşilköy içinde diledikleri yere giderlerdi.
Dayımların, bahçe içindeki etrafı ağaçlarla çevrili, bembeyaz boyalı, köşk eskisi iki katlı evleri, Andelip veya Akamber sokaklarından birindeydi yanılmıyorsam. Derhal seyahate âmâde bir halde sırayla bekleyen faytonlardan biri tutulur, Yeşilköy'ün akasya ve çam kokulu çıt çıkmayan sokaklarında, ruha harikulâde bir dinginlik veren, insanı karşı konulamaz ölçüde bir rehavete sevkeden kulak okşayıcı o tekdüze nal şıkırtıları eşliğinde 5-10 dakikalık pek keyifli bir yolculuk başlardı.
demiş ve ilâve etmiştim:
Alıntı:
O günlerin manevî lezzeti ruhûma öylesine işlemiş ki, kimi zaman duyduğum eski bir müzik veya bir nal tıkırtısı, beni alıp otuzbeş-otuzaltı sene evveline götürüyor, o ânları yeniden yaşamama sebep oluyor...
Artık Dayı'm da yok, Yeşilköy'deki o ev de... Belki, günümüzde Yeşilköy'de fayton da yoktur?!...
Evet, Yeşilköy'deki o evde artık dayım yok, akrabalarımız da yok ama; köşk halen çocukluğumdaki o zerâfeti ve güzelliğiyle bugün de yerinde imiş neyse ki. Bugün bir akrabam sayesinde öğrendim.
(+)
(+)
(+)
1964-65 ler,şimdiki Bezm_i Alem caminin bulunduğu yer. Namazgahlı çeşme.
Bir Yeşilköy faytonu ''parketmiş'' konumda.Çeşmeden su almaya gelenler, kaldırımın kenarında bir çocuk.