Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
SALTUK

14 yıl önce - Sal 11 Oca 2005, 14:48
RUSYA İLE İLİŞKİLER ALTERNATİF Mİ, YOKSA DENGE ARAYIŞI MI?


Alıntı:
Putin 'in Türkiye'ye gelişi dolayısıyla Türk-Rus ilişkileri masaya yatırıldı. Konu yalnızca Türkiye'nin değil, bölge ülkelerinin ve Batı'nın da ilgisini çekiyor.

İlişkilerin gelişmesi niçin çok büyük önem taşıyor?

1) ABD'nin (ve İngiltere'nin) Ortadoğu'ya ve İç Asya'ya yönelik saldırgan politikalarının dengelenmesi açısından önemlidir.



2) Bölge ülkeleri arasında iktisadi, siyasi ve askeri ilişkilerin geliştirilmesi açısından gereklidir.

3) Türkiye üzerinde ABD ve Avrupa'nın ''yeni talep ve baskılarının dengelenmesi bakımından'' büyük önem taşımaktadır.

Batı emperyalizminin Türkiye ve bölge üzerindeki tehditlerinin önlenmesi Türkiye ile Rusya arasında siyasi, iktisadi ve askeri işbirliğinin geliştirilmesinden büyük ölçüde etkilenecektir. Çünkü bu işbirliği, iki ülke arasındaki olumlu etkileri yanında, bölge ve dünya dengeleri bakımından da sonuç verecek niteliktedir.

- Türkiye-Rusya ilişkilerinin gelişmesi, Ortadoğu ve Kafkaslar'da bölgesel işbirliği üzerinde ''sürükleyici bir işlev'' görerek dışsallıklar sağlar. Arap ülkeleri, İran ve bölgedeki diğer Türk cumhuriyetleri için ''yeni alternatif yollar'' özendirilmiş olur.

- Çin, Hindistan, Pakistan gibi Asya'nın büyük ölçekli ülkeleri ile yeni işbirliği yolları, Avrasya Projesi kapsamında daha kolay gerçekleşecektir.

- ABD'nin (ve Batı'nın) Ortadoğu ve İç Asya bölgesine yönelik sömürgeci politikalarını gözden geçirmeleri gerekecektir. Artık karşılarında, bölgenin önemli ülkelerinin başında gelen Rusya ve Türkiye'nin ''ortak bir zemin oluşturmaya başladığını'' görmüş olurlar.

Bu durum, küresel dengeleri bile olumlu yönde değiştirebilir ve vahşi kapitalizmin soğuk savaş sonrası saldırganlığını arttırması sonucu dünya dengelerinde ortaya çıkan yeni bozulmaları frenleyebilir.

Türkiye için çok özel...
Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerini geliştirmesi ''bir tercih olmaktan çok, kesin bir zorunluluk haline geldi'' . Çünkü Türkiye soğuk savaş sonrasında ABD ve AB'nin, tehdit etmeye başladıkları bir duruma düşmüştür. Bu eğilim giderek yoğunlaşıyor.

- Lozan'ı tartışmaya açmışlar ve Türkiye'nin sınırlarını değiştirmeye yönelik politikalar içine girmişlerdir.

- Cumhuriyet rejimine ve Kemalizme alternatif olarak ''ılımlı İslam cumhuriyetini'' ve ''Batı mandasını'' önermekte ve aynı zamanda da dayatmaktadırlar.

- Gazi'nin 19 Mayıs 1919'da başlattığı, Avrupa (Batı) işgaline karşı bağımsızlık ve Cumhuriyet hareketinin bugün artık geçersiz olduğunu savunuyorlar. Bu oluşumun, 1917 Sovyetler Devrimi sayesinde, ''Avrupa'ya karşı kazanıldığını'' , Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra ise yine Sevr'e dönmek istediklerini, ''dayatmaya çalıştıkları politikalarıyla gösteriyorlar'' .

- Kürdistan projeleri, Patrikhane'nin bağımsızlaştırılmak istenmesi, Ermenistan'ın genişlemesi politikası ve Yunanistan'ın taleplerinin karşılanması konusundaki baskılar, somut göstergeleridir. Bunlar, ABD ve AB taleplerinin sadece bir bölümüdür.

- ABD ve AB, Bush 'un dünyaya, ''ya emrimdesiniz ya da karşımda'' dayatması örneğinde olduğu gibi, Türkiye'ye baskı yapmaktadırlar.

- Türkiye'nin önündeki tek seçenek, Rusya ile siyasi, iktisadi ve askeri ilişkilerin geliştirilerek, ''Batı'nın sömürgeci baskılarının'' bu yolla dengelenmesidir. Kuşkusuz, Rusya ile başlayacak işbirliğine Çin, Hindistan ve diğer bölge ülkeleri de dahil olacaklardır.

Zaten aralarında yürütülmekte olan Avrasya Projesi, bu bütünleşmeyi zorunlu kılacaktır. Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşması, ''Türkiye-Avrasya yakınlaşmasını da getirecektir'' .

Batı ile normalleşme...
Türkiye'nin Rusya ile siyasi, iktisadi ve askeri ilişkilerini geliştirmesi, Türkiye-AB ve Türkiye-ABD ilişkilerinin normalleşmesi ve tek yanlılıktan kurtarılması bakımından büyük önem taşıyor.

Bugün bu ilişkiler dengesiz ve tek yanlı bir biçimde işlemektedir.

- Kıbrıs'ta, Kuzey Irak'ta, Kafkasya'da, Güneydoğu'da ve Patrikhane sorununda Türkiye bu tek yanlılığın sıkıntılarını çekmektedir.

- İktisadi olarak da Türkiye, ABD ve AB'nin baskısı altındadır. Kurulan tek yanlı ilişki düzeni hem kurumsal olarak hem de çokuluslu şirketlerin aracılığı ile Türkiye aleyhine işlemektedir.

- ''ABD ve AB'nin karşılarına aldıkları Türkiye'' , güvenlik olarak da sıkışmış durumdadır. Bu tek yanlı ilişkilerin Türkiye'nin stratejik çıkarları aleyhine nasıl işletildiği, Kuzey Irak'ta ve Kıbrıs'ta fiilen yaşandı.

Bütün bunlar, Türk-Rus ilişkilerinin geliştirilerek denge sağlanmasının ne kadar ivedi ve vazgeçilmez olduğunu açık olarak göstermiyor mu?

Prof. Erol MANISALI/Hakimiyetimilliye


SALTUK

14 yıl önce - Sal 11 Oca 2005, 15:45

Alıntı:
Putin'den Kıbrıslı Türklere destek
Moskova

Moskova'da Başbakan Erdoğan ile görüşen Rusya Devlet Başkanı Putin'den Türkiye'ye KKTC konusunda sürpriz bir destek geldi. BM Genel Sekreteri Annan'ı arayan Putin, Kıbrıs'ta çözümü destekleyeceklerini ve KKTC'ye tecridin adil olmadığını söyledi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin, President Otel'de Türk işadamlarına seslendikten sonra, basın mensuplarının sorularını yanıtladılar.



Putin, Kıbrıs konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Putin, "Rusya olarak BM Genel Sekreteri'nin planını destekliyoruz. Sayın Annan'la az önce telefonla görüştük. Onun çabalarını ve Kıbrıs sorununu çözen planını destekliyoruz. Bunda ekonomik ilişkilerin sürmesi ve izolasyonun kaldırılması da var.”



Putin, bir Türk gazetecinin “KKTC konusunda önemli açıklamalarınız oldu. Sayın Annan'a da görüşlerinizi söylediniz. Rapor, BM Güvenlik Konseyi'ne geldiğinde net tavrınız ne olacak. Kuzey Kıbrıs için net adım atacak mısınız?” sorusuna şu yanıtı verdi:



“Güvenlik Konseyi'nde, Kıbrıs'taki referandumdan önce oy verdik. Referandum sırasında, dışarıdan herhangi bir etkiyi önlemek için bu şekilde davrandık. BM Genel Sekreteri ile istişare yaptık. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabalarını desteklediğimi belirttim.



"KUZEY KIBRIS'A TECRİD ADİL DEĞİL"



Annan Planı'nın yerine getirilmesi konusunda varılacak bir çözüm tarafımızdan desteklenecektir. Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik tecridinin adil olmadığını düşünüyoruz. Kıbrıs eski ve hassas bir konu. Bu konuda zarar vermemek için çok nazik ve hassas hareket etmemiz lazım. Sayın Annan'ın planını aktif bir şekilde destekleyeceğiz. Komisyon'a verilecek belgeye göre oyumuzu kullanacağız.”



"KARABAĞ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ"



Daha sonra Putin'e Karabağ sorunu konusundaki tutumu soruldu. Erdoğan'la görüşmesinde Karabağ sorununun tam olarak konuşulmadığını kaydeden Putin, genel olarak bölge ülkeleri arasındaki ilişkilere değindiklerini ifade etti. Rusya-Ermenistan, Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan arasındaki, komşular arasındaki dostluk ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda çaba sarf edilmesi gerektiğini vurgulayan Putin, şöyle konuştu:



“Rusya, bu konuda elinden geleni yapacaktır. Rusya, aracı, belki de garantör olarak hareket edecek. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki tarihi sorunları biliyoruz. Ermenistan çözüm yolları arıyor. Rusya bu sürece katkıda bulunmak için elinden geleni yapacaktır.”



BAŞBAKAN ERDOĞAN: ERMENİSTAN DAHA OLUMLU OLMALI



Başbakan Erdoğan da Ermenistan sorununa çözüm bulmada Rusya ile dayanışma içinde olma kararı verdiklerini söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:



“Ermenistan da olumlu olmalı. Türkiye, çözümsüzlük değil, çözüm üzerine politikasını kurdu. Ermenistan 'Kars Anlaşmasını tanımam' derse bu olumsuzluktur. İstanbul Atatürk Havalimanı'nı Ermenistan'a açtık. Karada ise kapılarımızı açmış değiliz. Çünkü kendilerinden olumlu yaklaşım görmüyoruz. Temenni ederiz ki bunları aşarız. Komşularımız arasında tek dargın gibi görünen Ermenistan vardır. Bunun aşılmasını istiyoruz. Çünkü dargın komşu istemiyoruz.”



KKTC TİCARET VE SANAYİ ODASI BAŞKANI TUNAR: İZOLASYONLARIN KALKMASINI İSTİYORUZ



Daha sonra söz alan KKTC Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar da şunları söyledi:

“Kıbrıs Türk halkı, Annan Planı'na 'evet' demiştir. Ancak çözüm yönünde böyle bir irade gösterilmesine karşın en fazla mağdur olan taraf olarak izolasyonlar devam etmektedir. Biz artık izolasyonların kaldırılmasını ve dünya barışına katkıda bulunulmasını istiyoruz.”

(aa)


SALTUK

14 yıl önce - Sal 11 Oca 2005, 16:10

Alıntı:
Siz bu satırları okuduğunuzda bendeniz MOSKOVA'da olacağım. Rusya Devlet Başkanı Putin ile Başbakan Erdoğan bir ay aradan sonra dün gece tekrar Moskova'da buluştu. Bendeniz de 3 uçak dolusu işadamı ile beraber buluşmaya aracılık eden TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu'nun davetlisi olarak Moskova'ya geldim.


Önce ekonomik cepheye bakalım; Yarın önemli bir açılışa katılacağız, TOBB -TİM ortaklığındaki Kremlin Meydanı'ndaki TÜRK TİCARET MERKEZİ'nin kurdelesi kesilecek. Açılışı Erdoğan gerçekleştirecek. Rusların 'Kızıl Meydan'daki Türk Akmerkez'i' diye adlandırdığı Türk Ticaret Merkezi 38 bin metrekare kapalı alana sahip. Merkez'de 85 ofis, süpermarket ve 6 sinema salonu ile restaurantların haricinde alışveriş merkezi var. Alışveriş merkezinde Ramsey, Hatemoğlu, Collin's, Sümer Kuyumculuk, Goldaş, Paşabahçe gibi önemli Türk markaları bulunuyor.


Evet, gezimizin politik cephesine gelince, kısa bir hatırlatma-bir arka plan turu ile başlayalım; Ortadoğu politikalarında özellikle de Filistin'deki barış sürecinin tıkanmasında izlediği derin İsrail yanlısı tutum ve Irak'taki kaos nedeniyle Müslüman dünyasını küstüren SAM Amca'mın 'neo con'larına (üstelik sağduyulu ABD halkının da tepkisine rağmen) Putin'in karşılığı ne olmuştu hatırlayalım;


Putin bir ilke imza atıp geçen yılkı İslam Ülkeleri Zirvesi'ne, Rusya'daki 30 milyonu aşkın Müslüman nüfusun temsilcisi olarak katılmıştı, 'Müslümanların temsilciliği' mesajının inceliği ortada, anlayana... Bitmedi, İslam Ülkeleri Örgütü'ne gözlemci üye başvurusu yapan Putin, bu çıkışının hemen ardından da, babası imam olan bir Tatar Müslüman General Raşid Nur Gomaroviç'i de bu 'bir süre için' İçişleri Bakanı olarak atamıştı. Rusya'da bir Müslüman İçişleri Bakanlığı yaptı, altı kırmızı çizilmesi gereken bir detay daha.


Kısacası Putin, ABD'nin küstürdüğü İslam alemine, son derece akıllı bir diplomasiyle el uzatırken diğer yandan da ABD ile arasındaki Kafkasya çekişmesinde Ankara'nın önemini çok iyi farkedip-akıllı strateji tayin ediyor. Ve... Şurası mutlak ki 2004 yılında oldukça sıcaklaşan Rusya ile ilişkilerimiz 2005 yılında çok daha yakın bir platforma taşınacağa benziyor.
Ve gezide herkesin gözünden kaçan kritik detaya gelince. ASAM'ın değerli analistlerinden (benim de sevgili arkadaşım) Sinan Ogan'ın yorumuyla, kayda geçenlere sunulur;


ERDOĞAN NEDEN RUS ELİTİYLE BULUŞMADI? 'Erdoğan ne zaman ABD'e gitse her seferinde Washington'daki düşünce örgütleri-lobi kuruluşları-çeşitli cemaat temsilcileriyle buluşur ama her nedense Moskova gezisinde bu ayak boş bırakılmış yani Rusya'nın elitleri ya da OLİGARKLARLA biraraya gelmiyor. Erdoğan'ın ziyaret programının neredeyse tamamıyla iş merkezleri ve mağaza açılışları ile doldurulması aynı zamanda Rusya politikasında bir nevi 'vizyon' eksikliğini göstermekte. Oysa Rusya ile son dönemlerde aşılmaya başlamasına rağmen asıl sorun- iki ülke elitleri bilhassa askeri ve bürokrasi elitleri arasında yaşanan 'algılama' sorunudur.


Bu sebeple ziyaretin mağaza açılışlarından arta kalan bir kısmının ülke elitleri ile biraraya gelme fırsatı olarak değerlendirilmesi durumunda ticari ve ekonomik sorunlara da temel teşkil eden birçok meselenin kendiliğinden çözüleceği görülebilirdi.


Bu amaçla bir strateji merkezi veya seçkin bir üniversitede Rus elitleri ve basın temsilcileri ile biraraya gelinmesi algılama sorununun aşılması amacına hizmet edecek son derece faydalı bir girişim olabilirdi. ' Evet, çok önemli bir eksik değil mi bu cephe...

Guler Komurcu/ aksam


Tunc

14 yıl önce - Sal 11 Oca 2005, 18:38

Bence Turkiye nin gucu ortada. son zamanlarda Turkiye Tarafindan; Cumhurbaskani, Genelkurmay, Sivil toplum orgutleri, az bucukta biz, siz, hepimiz, Turkiye sevdalilarinin gayretleri ve En onemlisi Hukumetimizin calismalari, Akilli politikalari Turkiyenin yukselise gectiginin en iyi gostergesi, Buradan cok acikca anlasilabiliyor, Ulkemize nazar degmesin. Insallah daha iyi olur bunu Rusya da farkediyor Diger ulkelerde.

Sorunun cevabi kanaatimce Turkiyenin akilli politikalari


Şahan

14 yıl önce - Sal 11 Oca 2005, 20:13

Rusyanın görülen bir sanayi gücü var. Bizim orda ortaklık yahut siyasal dostlukta hiç bir sakınca görmüyorum. Fakat ileriye gittiği zaman onların aleti oluyoruz (örnek:ABD). Örnek her zaman geçerli değil.
Rusların bize hiçbir sakıncası olmayacağını ve yapamayacağınıda düşünüyorum. Ülkemiz ne kadar dışarıya açılırsa o kadar güçlenecektir. Zaten kendi gücü kendine yeter fakat bunlar günümüzde gittikçe gereksimi artıyor. Benim kız-erkek rus dostlarım var ve kendiler çok iyi insanlar. Düşüncem şudurki Rus ve Türk topluluklarının birbirine ısınması çok basit.


Selcuk
14 yıl önce - Sal 11 Oca 2005, 20:24

Bence bu gelismeler cok güzel! Rusya büyük bir pazar ve ekonomiside cok büyüyor! Bence ekonomi ve politik iliskilerimiz daha daha gelistirilmeli ve Rusya ile kafkas bölgesi icin ticaret ve politik iliskiler icin daha cok beraber calisilmali! Bence en uygun AVRASYA BIRLIGI (Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan) kurulmali!



Ama yine de diger ülkelerle iliskilerimizi daha daha güclendirmeliyiz ekonomi ve politika olarak! Mesela bu listeye baktigimizda AB ülkeleri ile dis ticaretimiz daha az! Ve ABD ile ticaretimiz de cok ama cok az ve bu ülkelerle ticaretimiz daha cok calisilmali!

Bir baska bölge ise ASYA! Hangi ülke ilk önce aklimiza gelir? tabi ki Cin Cumhuriyeti! Cin dünyanin en cok büyüyen ülkesi! 1,5 milyar nüfusula büyük bir pazar! Ondan Cin ile iliskilerimizi daha cok gelistirmemiz lazim!



ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET