1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
Deniz Çağdaş
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 13:40
Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu [SAĞLIK]
| Alıntı: |
Mısır şurubu (corn syrup), özellikle Amerika, Meksika ve Kanada’da çok kullanılan bir besin tipi. Mısır şurubu, mısır ve darıdan elde ediliyor ve büyük bir kısmı glikoz; yani şeker. Mısır şurubu, yiyeceklere yumuşak bir kıvam ve doku versin, hacmini arttırsın, şekerin kristalize olmasını engellesin ve aroma eklesin diye kullanılıyor. Mısır şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubundan (high fructose corn syrup) farklı. Yüksek fruktozlu mısır şurubu, mısır şurubunun da işlenmiş hali. Bu şekilde, içindeki früktoz oranı daha da arttırılmış; dolayısıyla daha da tatlı. Glikoz şurubu ise, mısır şurubu ile eşanlamlı kullanılıyor. Mısır şurubu aslen mısırın nişastasından elde ediliyor.
Çok iyi bilinen birşey var: Şeker insanın kilo almasındaki en büyük etken. Ve sanmayın ki mısır nişastası sadece şekerli ürünler içinde kullanılıyor. Aksine, hazır ve işlenmiş ürünlerin çoğunda mevcut. Mesela tavuk nuggetlar, kahvaltılık gevrekler, baharat karışımları, içecekler, vs. |
http://www.hafiftarif.com/2010/06/29/yuksek-frukt ...mimari-mi/
Son Günlerde Basında Yer Alan Haberlerde, Fruktoz Şurubunun Kanserojen Olduğu, AB'de Hollanda, İngiltere Ve Fransa'da Yasaklandığı İfade Edilmektedir.
| Alıntı: |
Son günlerde basında yer alan haberlerde, fruktoz şurubunun kanserojen olduğu, ab'de Hollanda, ingiltere ve Fransa'da yasaklandığı ifade edilmektedir. Aynı zamanda bu ürünün neden yasaklanmadığını sorgulanmaktadır. Öncelikle Mısır şurubunun ne olduğuna bakmak ve basında yer alan haberlerin temel iddiaları üzerinde durmak yerinde olacaktır.
Mısır Şurubu" veya "Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu" bir şekerdir. Fruktoz, meyvelerde bulunan doğal şekerdir. Çay şekeri ya da 'beyaz şeker' olarak bilinen sakkarozu oluşturan iki temel yapıdan birisidir (diğeri glukozdur). Ticari fruktoz üretiminde hammadde olarak nişasta kullanılmaktadır. Ülkemiz gıda mevzuatına (ve AB gıda mevzuatına) göre de, yüksek fruktozlu Mısır şurubu "şeker" kapsamı içerisindedir. Katkı maddesi veya yapay bir kimyasal değildir.
Bu ürün grubu ne ABD ne de herhangi bir AB ülkesinde sağlık riski nedeniyle yasaklanmamıştır. Bu nedenle yasaklandığı şeklindeki ifadeler yanlış ve yanıltıcıdır. AB'de tarımsal üretimi yönlendirmek amacıyla belli ürünlerde ortak tarım politikaları uygulanmaktadır. Bu bakışla fazla üretimi kontrol altına almak üzere uygulanan bir "Şeker Rejimi" vardır ve bu rejim kapsamında, ekonomik ve politik nedenlerle bizlerin "beyaz şeker" olarak bildiği sakkaroz da dahil tüm şekerlerin üretimi ve ithalatında kısıtlar vardır.
Bu kısıtlamalarda amaç tümüyle politiktir. Rejimin fiyat dalgalanmalarının önlenmesi, çiftçinin yaşam standartlarının arttırılması gibi birçok hedefi olmakla birlikte, gıda güvenliğine yönelik bir amacı, hedefi ve yetkisi yoktur. Bir başka deyişle şeker rejimi ile getirilen kısıtlar gıda güvenliğine yönelik değildir.
Oda olarak sistemi doğru bulmadığımızı, tam üyelikten önce bu rejime dahil olmanın ülkemiz çiftçisi açısından faydalı olmadığını, şeker üretimini kota ile kısıtlamanın ve yine kota ile fruktoz şurubuna avantaj sağlamanın ülkemiz gerçeklerine uygun olmadığını sürekli olarak dile getirdik. Şeker Kanunu taslağına bu yönde görüşler verdik.
Ancak bizim savunmakta olduğumuz bu görüşün temelinde de ülkemiz ve çiftçimiz yararına tarım politikaları oluşturma kaygısı vardır. Kota ile ilgili olarak savunduğumuz görüşün gıda güvenliği ile uzaktan, yakından ilgisi yoktur
-Fruktoz şurubunun kanserojen olduğuna dair uluslararası kabul görmüş veri bulunmamaktadır. Bu konuda çok farklı görüşler savunan bireysel çalışmalar mevcuttur ancak genel kabul gören bir araştırma ve veriye rastlanmamıştır. Yüksek fruktozlu Mısır şurubunun obezite etmeni olduğu yönünde veriler mevcuttur.
Ancak bu noktada da diğer enerji kaynaklarından daha fazla obeziteye neden olduğu kanıtlanmış değildir. Obezite ile kanser arasında da bilim adamlarınca ilişki kurulmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün "Bulaşıcı Olmayan Hastalıklara Yönelik Strateji Belgesi"nde kanser de dahil olmak üzere bu hastalıkların önlenmesinde gıdalarla ilgili olarak;
Tuz Tüketimini azaltılması
Trans yağ asitlerinin uzaklaştırılması
Doymuş yağ tüketiminin azaltılması ve
Şeker tüketiminin sınırlandırılması
önerilmektedir
Bu öneriler arasında fruktoz şurubuna yönelik özel bir hüküm bulunmamaktadır. Şeker tüketiminin sınırlandırılmasına yönelik öneriler tabi ki, diğer şekerleri olduğu gibi fruktoz şurubunu da kapsamaktadır.
Bu noktada; dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam tarzının çok önemli olduğunu vurgulamak gerekir. Tüm besin öğelerinin günlük tüketim miktarları insan sağlığı açısından önem arz etmektedir. Dengeli beslenilmediği sürece, bir takım sağlık risklerinin ortaya çıkacağı bilinmelidir. İnsanoğlunun tüketeceği temel besin öğeleri olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve minerallerin dengeli tüketilmesi bir zorunluluktur. Aşırı karbonhidrat alımı en başta obezite olmak üzere birçok hastalığın etmenidir. Aşırı protein tüketimi de gut hastalığından, osteoporoza kadar birçok sağlık sorununa neden olabilmektedir.
Fazla yağ tüketiminin kalp damar hastalıkları ile ilintisi bilinmektedir. Kelime anlamı "hayati" yani "hayat için vazgeçilmez" olan vitaminlerin de birçoğunun aşırı tüketimi önemli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Asıl olan dengeli beslenmedir. Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubunun da aşırı tüketimi bu kapsam içerisinde değerlendirilir. Dünya kabullerine göre etikette uyarı gerektiren, özel uygulama gerektiren ürünler arasında değildir.
Tüketicilerin gıda güvenliği ve sağlık konusunda taşıdıkları hassasiyet zaman zaman kullanılıyor ne yazık ki. Sürekli gıda ile ilgili krizler yaratılıyor. Bir bakıyorsunuz bir gün MSG, ertesi gün Fruktoz Şurubu… Hepsinde de en çarpıcı olduğu için "kanserojen" ifadesi hemen yerleştiriliyor.
Genel olarak şekerlerin, özel olarak da fruktozun obezite ile ilişkisi üzerine araştırmalar ve sonuçları konusunda kamuoyunu bilgilendirmek yerine, tek bir çalışmayı esas alarak "kanserojen" olarak nitelemek; reytingi arttırdığı oranda, insanların gereksiz yere panik olmasına, nasıl besleneceği, ne yiyeceği konusunda kafaların iyiden iyiye karışmasına yol açıyor.
Bu tip sansasyonel yaklaşımlar basında yer alırken diğer görüşler basında yer bulmuyor, sağlıklı bilgiye ulaşmak bu nedenle iyice zorlaşıyor Hepimizin en temel hedefi, tüketiciyi yanıltmayan, doğru bilgilerle besleyen ve yol gösteren yaklaşımlar sergilemek olmalıdır. |
http://www.haberler.com/yuksek-fruktozlu-misir-su ...31-haberi/
Hayatımızın her köşesinde bulunuyor,ne yazıkki bilmeden sürekli tüketiyoruz.Şimdi sayacağım ürünlerin içindekiler kısmına bakın bu zehri göreceksiniz kremalı-kremasız bisküviler,çikolatalar ( Özellikle Türk Malı) kola-gazoz,nugget..Liste saymakla bitmiyor.Aslında o kadar çok zararlı ki bu meret .Lütfen ürün alırken içindekiler kısmını kontrol ediniz bu meretten olmamasına dikkat ediniz.
|
 |
emrahadanus
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 18:37
Arkadaşım mısır bitkisi bugün; nişasta, limon tuzu, araba lastiği, yem bitkisi vs. daha birçok alanda kullanımı ile sıfır atığı olan bir bitkidir. Meyve sularının içindeki asitliği düzenleyici madde bile mısırdan üretilir. Herhangi bir köşedeki sinekli bakkalda bile bulabileceğin limon tuzunun bugün tek üreticisi Amerika olup onun da etken maddesi mısırdır ve orta büyüklükte bir ilçe kadar geniş bir alanda üretimi sürdürülür. Dünyanın nüfusu 7 milyara dayandı ve bu nüfusu doğal yollardan beslemek imkansız.
İşte burada GDO destekli mısır ve onun birbirinin türevi ürünleri devreye giriyor. İstemesek de farkında olmadan bir çok üründe tüketiyoruz zaten.
|
 |
erkankehya
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 18:42
Bu konu habertürk'te konunun ehli tıp adamlarınca günlerce işlendi.İnsan sağlığı için dinamit etkisi yaptığını kestirmeden söylenen bir durum. Lobileri çalışır,uğraşır elbette,fakat devlet nasıl izin verir,nasıl mani olmaz şaşar dururum.
|
 |
ilkay33
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 18:58
Her şeyi devletten beklemeden de önlemlerinizi alabilirsiniz...
Mesela ; Beyazlatılmış kristal şekerler yerine içeriğinde beyaz şeker olmayan esmer melas şekeri kullanabilirsiniz
Kahvaltılık gevreklerinizi kendiniz hazırlayabilirsiniz bunun için organik yulaf , kuru meyve ve yine organik süt kullanabilirsiniz ve bunu hazırlamak sandığınız kadar pahalı da değil ( yağsız süt , daha az miktarda kuru meyve ile diet müsli hazırlayabilirsiniz )
Nugget , hazır döner , paketlenmiş ön pişirilmiş ürünler ve bu tarz fast food ürünlere alternatif olarak sebze yemeye başlayabilirsiniz ki her süper marketin hazır yemek dolaplarında etlerin ve tavukların yanında satılmaktalar
İlla abur cubur yemek istiyorum diyorsanız da bunlar için de kuruyemiş alıp teflon tavada esmer şekerle karamelize edip kendi atıştırmalıklarınızı hazırlayabilirsiniz
Sabahlarıda işe giderken bunları yapamam zamanım yok diyorsanız kışada giriyoruz bir ya da iki tane muz yanına bir tane cennet meyvesi yiyebilirsiniz ( cennet meyvesi = trabzon hurması ) Güvenin bana saatlerce açlık hissetmiyorsunuz
Ve kesinlikle monosodyum glutamat içeren ürünlerden uzak durmak lazım nitekim yedirdikçe yedirmesi bir yana , vücuttan da atılamıyor ve karaciğerde birikim yapıyor yani tüm bu öneriler bana göre çok kolay ve son derece ekonomik çözümler bir deneyin derim ...
|
 |
Patron
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 19:01
| Alıntı: |
| Ve kesinlikle monosodyum glutamat içeren ürünlerden uzak durmak lazım |
Örnek olarak neler bunu içeriyor?
|
 |
Mustafa Can Karakus
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 19:15
Monu sodyum gulutamat gıdalara umami tadı veren maddedir. Umami tad et yerken hissettiğimiz tatdır. İçerisinde gerçek et ve türevleri olmayan ama tadı olan tüm hazır ürünlerde kullanılır. (Bulyonlar, hazır çorbalar vs.)
|
 |
ilkay33
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 19:17
Tüm hazır çorbalar , cipsler , bisküviler , meyve suları ( tang ayarında ki toz halinde satılanlarda oran daha da yüksek ) , tüm bulyonlar , hazır makarna sosları , hazır soslar ( barbekü , salsa , acı soslar vs ) hemen tüm endüstriyel gıda ürünlerin de kullanılıyor içindekiler kısmında bunu görebilirsiniz
|
 |
Deniz Çağdaş
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 19:42
Ketçap ve mayonezi eklemeyi unutmuşum bunlara da dikkat..
|
 |
Mehmet DK
11 yıl önce - Pzr 30 Ekm 2011, 19:52
| Alıntı: |
| Ve kesinlikle monosodyum glutamat içeren ürünlerden uzak durmak lazım |
MSG Gerçeği
Konu ile ilgili tüm uluslararası ve ulusal sağlık/gıda otoriteleri ve bilim kurulları MSG kullanımının güvenli olduğunu bildirirken, internette veya sözlü ve yazılı basında MSG‘nin zararlı olduğu konusunda beyanlarla karşılaşabilmektyiz.
Bu bilimle çelişen açıklamaların aşağıda sözünü edeceğim hususlar ile sorgulanması gerekir. Gıda güvenliği konusunda toplumun dikkatini gerçek riskler yerine suni konulara yöneltmenin de insan sağlığına zarar verici bir faktör olduğunu ( ne yazık ki ) vurgulamak isterim.
Tüm saygın, güvenilir kurumların konunun en üst düzey uzmanlarından oluşan komisyonları, bilimsel veriler incelendikten sonra MSG güvenli kararını almışlardır. Gıda katkı maddeleri dahil, insana ulaşma potansiyeli olan tüm kimyasalların güvenlik testleri toksikoloji biliminin konusudur. Kullanım onayı alan tüm katkılar daha sonra da sürekli bilimsel denetim altındadır. Konunun uzmanı olmayan, gıda güvenliği konusunda herhangi bir sorumluluk taşımayan kişiler bu kurumsal kararlarla çelişen bireysel iddialarda bulunmak için herhangi bir bilimsel veriye sahip değillerdir.
Negatif haberler dünyanın her yerinde çok ilgi çekmektedir. Bu tür beyanlar karşısında beyanda bulunanın konuyla ilgili bilimsel uzmanlığının mutlaka sorgulanması gerekir.
Gıda Güvenliği konusu başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere tüm uluslararası ve ulusal sağlık otoritelerinin öncelikli konusudur. Bu otoriteler tarafından belirlenen ve üzerinde yoğun çalışmalar yürütülen 3 temel konu vardır. Bunlar, standart dışı gıda üretimi (ülkemizde merdiven altı üretim olarak adlandırıyoruz), gıdalardaki mikrobiyolojik kirlilikler ve gıdalardaki kimyasal kirliliklerdir. Dünya Sağlık Örgütü'nün "Gıda Güvenliği" konusundaki web sayfası incelendiğinde, gerçek risklerin bu sayılanlar olduğu rahatlıkla görülebilir. Bu riskler arasında gıda katkıları yer almamaktadır. Gıda katkıları konusunda herhangi bir riskten söz edeceksek, bu ancak onaylanmamış kimyasalların katkı olarak kullanılması veya onaylanan katkıların belirlenen koşullar dışında kullanılması hususunda olmalıdır. Ülkemizde kayıt dışı gıda üretimin yaygınlığı dikkate alındığında bu kuralsız üretimin gıda katkıları yönünden de hiç de küçümsenmeyecek bir risk taşıdığını rahatlıkla görebiliriz.
Sonuçta toplumun risk algısının bilim dışı beyanlarla gerçek risklerden uzaklaştırılarak suni riskler üzerine dikkatleri çekilmesi, istenmeden de olsa toplum "sağlığına" zarar verebilir.
Ayrıca, Glutamik asit, insan dahil her canlı organizmada bolca bulunan bir kimyasal maddedir. Et, süt, balık ve bazı sebzeler gibi proteince zengin tüm gıdalar doğal olarak yüksek miktarlarda glutamat ihtiva ederler. Örneğin 100 gram anne sütünde, 229 miligram proteine bağlı glutamat ve 22 miligram da serbest glutamat bulunur. Monosodyum glutamat (MSG) da glutamik asitin sodyum tuzudur. Organizmadaki süreç yönünden glutamat ile MSG formu arasında bir fark yoktur.
Vikipedia- Diğer detaylar için
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|