Japonya’da 11 Mart depremi sırasında görevde olan Başbakan Naoto Kan, hükümetinin deprem sonrası çalışmalarındaki başarısızlığı nedeniyle istifa etmişti.
Yeni hükümetin Sanayi ve Ticaret Bakanı Yoshio Hachiro depremle ilgili olarak yaptığı yakışıksız bir şaka nedeniyle görevinden istifa etmek zorunda kaldı.
Muhalefet böyle bir şahsı bakan yaptığı için başbakanı eleştirdi.
Yeni Başbakan Yoshihiko Noda bu olay nedeniyle halktan özür diledi.
Onur Öymen diyor ki:
“Erciş depreminden sonra halka bölgede bir daha deprem olmayacağı yolunda yanıltıcı bilgi veren, deprem çadırlarında yersiz şakalar yapan bakanlar istifa etti mi? Başbakan halktan özür diledi mi? Muhalefet ilgili bakanlar hakkında gensoru önergesi verdi mi? Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak kolay olmuyor...”
O beğenmedikleri koalisyon hükümetinin kriz döneminde bile sürdürdüğü icraatlerini bir bir bitiren, İstanbul'un işlek bölgelerine yerleştirilen deprem konteynerlerini "soyuyorlar" diye toplayan, Ulusal Deprem Konseyi'ni "misyonunu tamamladı" diye lağveden, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nü kapatıp personelini taşra teşkilatına devreden, deprem döneminde konan verginin gelirlerini yol yapımına harcayanlar ilk depremden sonra deprem mühendisi edasıyla "tehlike geçti" diye popülistçe ahkam kesiyorlar. Buradaki destekçileri de söz konusu depremleri Japonya felaketiyle karşılaştırıp "bak orada da bilmemkaç kişi öldü ama kimse istifa etmedi" diye desteksiz atıyor. Marmara depreminden 3 hafta sonra 5.8 büyüklüğünde bir depremin daha olduğu, 3 ay sonra da 7.2 büyüklüğündeki malum Düzce depreminin vuku bulduğu ne çabuk unutuldu? Bu ülkede depremden daha tehlikeli olan şey ise onun asgari zararla altlatılması için önlem almaya popülizm yapmayı tercih eden zihniyettir.
Bu gece Saat 0.05 te kanal 8 e telefon açan bir depremzede Vanda ikinci depremden sonra depremzedelerin durumunun kötü oldugunu anlattı..
Depremzede Gül Alpaslan Telefonda
-Yogun kar yagışı nedeni ile yazlık çadırların ısınmadıgını ve çadırların çöktügünü ..
-Vanda fırınların çalışmadığını ve ekmek bulunamadığını ..
-İkinci depremin 5.6 dan yüksek olduğunu ilgililerin bunu gizlediğini
-Soğuktan 6 yaşında bir çocugun donarak öldüğünü..
-Deprem kriz merkezinin halka kapatıldığını..
-Zenginlerin Vanı terk ettiğini Vanda maddi durumu iyi olmayanların kaldığını.
-Milyonluk şehir Vanda çadır kentlerin sorunlarının çözüldüğünü ev aralarında ki çadırlarda kalanlarla kimsenin ilgilenmediğini..Çadır kentlerin nüfusun çok az kısmını barındırdığı..
-Van ın afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini çünki ikinci depremin birinciden daha büyük olduğunu.Afet bölgesi ilan edilmesi halinde devletin kira ödemesi gerekeceğini bu kira ile batıdaki şehirlerde bir süre depremzadelerin barınabileceğini anlattı.
Mersin'in Silifke ilçesindeki 23 Nisan Gençlik ve İzcilik Eğitim Tesisi, depremzedelere tahsis edildi. 53 kişilik 8 aile, tesislerde kalmaya başladı.
Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, söz konusu tesislerde incelemelerde bulundu. Tesisle ilgili Silifke Kaymakamı Fatih Damatlar ve 23 Nisan Gençlik ve İzcilik Eğitim Tesisi Müdürü Alparslan Yüksel, Vali Güzeloğlu'na bilgi verdi.
Kaymakam Damatlar, 700 yatak kapasiteli tesise 53 kişilik 8 ailenin alındığını belirtti. Damatlar, Van Kriz Merkezi'nden verilecek listeye göre, 176 kişinin daha bu tesiste barınabileceğini kaydetti.
Vali Güzeloğlu ise meydana gelen deprem felaketi sonrasında Mersin gibi önemli bir ilin, Van'daki vatandaşlara hizmet sunmasının önemine dikkat çekti. Güzeloğlu, "Mersin Valiliği olarak, gerekli çalışmalarımızı tamamladık. Van Kriz Merkezi tarafından kentimize gönderilecek olan vatandaşlarımızı ilimizde ağırlayacağız ve depremzedelerimize barınma başta olmak üzere her türlü imkanı sağlayacağız." şeklinde konuştu.
Çok sevindim bu gelişmeye, en azından -8 derece soğukta, depremzedelerin çadırda kalmasına göz yumulmamış. Her ne kadar, çadırkentlerde soba olanağı olsa da sıcak bir yuvanın yerini tutamaz...
Bu gece Saat 0.05 te kanal 8 e telefon açan bir depremzede Vanda ikinci depremden sonra depremzedelerin durumunun kötü oldugunu anlattı..
-İkinci depremin 5.6 dan yüksek olduğunu ilgililerin bunu gizlediğini
Bölge halkına geçmiş olsun, durumları zor gerçekten ama bu vatandaşımız biraz saçmalamış, neden gizlesinler depremin şiddetini? Hadi biz gizledik, elin Amerikalısı da mı gizliyor?
Van daki depremin şiddeti 5.6 veya üstü hiç önemli değil önemli olan alınmayan önlemler asıl buna yoğunlaşılmalı büyük bir deprem atlatıyorsunuz ve ardından artçıların olacağını tahmin ederek en azından önlem alınmalıydı Bayram Otelinin yıkılacağını tabiki kimse bilemezdi ama alınacak önlemler belki o hayatları kurtarabilirdi !
Bu gece Saat 0.05 te kanal 8 e telefon açan bir depremzede Vanda ikinci depremden sonra depremzedelerin durumunun kötü oldugunu anlattı..
Depremzede Gül Alpaslan Telefonda
-Yogun kar yagışı nedeni ile yazlık çadırların ısınmadıgını ve çadırların çöktügünü ..
-Vanda fırınların çalışmadığını ve ekmek bulunamadığını ..
-İkinci depremin 5.6 dan yüksek olduğunu ilgililerin bunu gizlediğini
-Soğuktan 6 yaşında bir çocugun donarak öldüğünü..
-Deprem kriz merkezinin halka kapatıldığını..
-Zenginlerin Vanı terk ettiğini Vanda maddi durumu iyi olmayanların kaldığını.
-Milyonluk şehir Vanda çadır kentlerin sorunlarının çözüldüğünü ev aralarında ki çadırlarda kalanlarla kimsenin ilgilenmediğini..Çadır kentlerin nüfusun çok az kısmını barındırdığı..
-Van ın afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini çünki ikinci depremin birinciden daha büyük olduğunu.Afet bölgesi ilan edilmesi halinde devletin kira ödemesi gerekeceğini bu kira ile batıdaki şehirlerde bir süre depremzadelerin barınabileceğini anlattı.
Bu yazıların tamamına hak veriyorum. Ben de ercişte görev yapmakta olan bir öğretmenim. binam yıkıldı ben içinden kendi imkanlarımla çıkabildim hamd olsun. Ayrıntılara çok girmek istemiyorum ama bazı konularda görünenle gerçek çok çok farklı. bunları sizlerle paylaşmak isterim.
- ikinci depremin şiddeti doğru yansıdı mı o mesele değil önemli olan yıkıcılığı ve ihmaller sinsilesi sonucu kaybedilen onca insandı.
- durumu olanın bölgeden göç ettiği doğru ve hayat hiç de göründüğü gibi normal değil. yıkılan sadece Bayram oteli ve bikaç bina gibi gösteriliyor ama van merkezde hasar görmemiş çok az bina olduğunu orada bulunan çok kişiden duyuyoruz.
- Başbakanımızın dediği sebeplerden değil başka sebeplerden dolayı afet bölgesi ilan edilmiyor bu da doğru.
- Bölgede aralıksız hizmet veren polisimiz, askerimiz, sağlık personelimiz kısa bir süre sonra orda olacak olan öğretmenler.. kısacası bölgede görev yapan kamu personeli bu depremin asıl madurları fakat hiçbir önemimiz veya değerimiz yok şu anki yönetimimiz tarafından. bu saydığım meslek grupları en çok yardıma ihtiyaç duyan kesimler ama neredeyse hiç düşünülmeyen kesim. ayrıca bizlede bölgedeki hayatı normale döndürme misyonu da yüklenmiş durumda.
- Göstermelik çok güzel oyunlar dönüyor. Mesela depremi yaşayan her öğretmene 10bin lira yardım yapılıyormuş gibi gösterildi ama bu yardım sadece depremde hayatını kaybeden öğretmenlerin ailelerine yapılmış bir yardım. hemen para mı düşünüyorsunuz gibi eleştirmeyin, etrafımda birçok kişiden ' öğretmenler 10bin lirayı havadan aldılar hala ne ağlıyorlar' gibi laflar duyuyorum ve çok üzülüyorum. Yeni evlenen, eşyasını yeni alıp daha borcunu ödemeden evi yerlebir olan birçok arkadaşım var. Ülkemizden ve tüm dünyadan milyarlarca lira yardım akarken devletimiz hala en ufak bir yardım girişimide değil bunu da anlayabilmiş değilim.
- 90 tane prefabrik yapıldı tamam barınma sorununu da hallettik gibi gösteriliyor ama sadece son yapılan atamada 800 tane öğretmen vana gelecek, kaldı ki bunun en az 3-4 katı evi yıkılan ve kullanılmaz hale gelen öğretmen zaten mevcut. bunların nerde kalacağı, ne yapılacağı hakkında en ufak bir açıklama dahi yok.
- Başta Milli Eğitim bakanı ve sayın başbakan, kanunen doğal afet yaşayan insanların tayin hakkı varken 'bölgeden kimseyi kaçırtmam' gibi laflarla bizim kanuni hakkımızı resmen çiğniyorlar. Gölcük depremi ve diğer büyük depremlerin hepsinde bu hak istisnasız tüm kamu personeline verilmiş bizim günahımız ne onu merak ediyorum. Burada şunu belirtmek isterim; ben 2 senedir ercişte görev yapmaktayım ve bugüne kadar(bugün de dahil) kaçmak gitmek gibi en ufak bir derdim olmadı. kaldı ki ben kendi tercihimle, isteyerek Ercişe geldim ve asla pişman olmadım. Birçok arkadaşım da benimle aynı şekilde düşünüyorlar. Ama bölgeden öğretmenlerin gitme sitemelerinin sebebi; ellerimizde, gözümüzün önünde hayatını yitiren onca insan varken, depremi en ağır şekilde yaşamış ve ağır psikolojik travmalar geçirirken geri dönüp hiçbir şey olamamış gibi eğitim yapmamızın imkan dahilinde olmamasıdır...
Daha bahsetmediğim birçok şey var ama lafı çok uzatmak istemiyorum. Beni en çok üzen durum da insan hayatının o kadar basit şeylere tercih ediliyor olması. Gözümle görmesem inanmazdım. Allah böyle bir acıyı birdaha kimseye yaşatmasın, kaybettiğimiz insanlara rahmet eylesin, yakınlarına sabır versin...
Şimdi bazı arkadaşlar kızıyor ama herhalde orada olan insanların kafasını şu karıştırıyor ..
1- 7.2'lik deprem yerin yaklaşık bildiğim 15 km altında oluyor ... 5.6 olan ise 5 km ltında oluyor ve doğal olarak zemin etkisi yüksek hissediliyor diğerine göre ... Bu sebeple depremi yaşayan insanlar bunun hissinde olunca birde son 5.6'yı sertlik olarak ötekine yakın buluyorlar .
Burada deprem uzmanları bile eşit etki yapmaktan bahsetti hemen onlara kızmayın. Ve biri VAN merkeze 70 diğeri 30 km. mesafede olmuş .Buda bir etki ...
Orada çalışan Kamu personelinin sıkıntıları Öğretmen , polis , sağlık personeli ve diğerlerinin durumundan dolayı Süleyman gibi iyi niyetle şikayetler geliyor nette her yerden ... O travmayı yaşayıp , ailesi ile dışarıda olan ve Kamu hizmeti halen sağlıklı versin istenen İnsanlar sorunlarımız var diye bağırıyor ...
Bence bu mevzu depremzedelerin sıkıntısı kadar ciddi bir durum ... önümüz kış çok çetin geçecek anlaşılan herkes için ...