Kader bu olsa gerek. Adam belki de onlarca depremden kurtuldu. Geldi Türkiye de öldü. Depremler değil binalar öldürür. Japonya ve Türkiye de olan depremlerin ortaya açtığı felaket,ölümleri araştırmak lazım! Fark o zaman çıkar!
Eceli geldiği zaman bir kimsenin ölümünü Allah geciktirmez" (el-Münafıkun, 63/11).
Birşey için belirlenmiş zaman dilimine ecel denir. İnsanın veya herhangi bir canlının eceli, kendisine tâyin edilen ömürdür. "Ecelin gelmesi" ise, tâyin edilmiş bulunan ömrün son bulması, yani ölümdür.
Bu tür ölümler tabiki bizleri üzmekte ve arkasından da düşündürmekte. Neden, niçin, nasıl, vs vs. Ben olaya dini açıdan yaklaşımda bulunmak istiyorum ve yukarıdaki iki örneği paylaşmak istiyorum vede umarım bu konuya değişik bir açıdan bakılmasını sağlamış olur.
Japonlardan ders almalıyız, onları eleştirmemeliyiz, kendi devletimizi eleştirmeliyiz.
Aynen öyle, biz ders almalıyız, japonlardan olmasa bile en azından başımıza gelenlerden ders almalıyız, düşünmeliyiz, tartmalıyız!! Can kayıplı bir deprem yaşadığımızda, hangi günahın bedelini ödedik düşüncesini bir kenara bırakıp, biz nerede yanlış yaptık diye düşünmeye başladığımız zaman doğruyu bulmuşuz demektir..
Her ne kadar çok sorunların olduğu bir ülkede yaşıyor olsak bile ( eskiye nazaran daha iyi ilerleme kaydedildiğini kabul ediyorum ) öncelikli sorunlar listesinin başında ki, bu DEPREM kelimesiyle ilgili ve her türlü önlemin acilen öncelikli olarak ele alınması olmalıdır.
Teknolojiyi kullanmak veya kullanmamak ile sorunların, sıkıntıların nedenli üstesinden gelineceğini tartışmamız bu asırda zaten saçmalık olur. Gereken ve gerekli olacak hertürlü adımı atmamız gerekiyor artık. Bu ülkede ki yaşayan insanlara yapılacak en büyük hizmettir, görevdir, mecburiyettir. Zor kullanmaya "Para cezası, Hapis, Işyeri ve Ruhsat" iptali gibi işlemleri uygulamak zorunda kalınsa bile.
Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane demeyip, atımızı da sağlam bağlamamız gereklidir ayrıca.
Japon Doktorun ölümü ecel değil kazadır.Binanın gerekli incelemesi yapılıp çürük raporu verilseydi japon doktor ve diger insanlarımız ölmeyecekti.Ecelle kazayı birbirinden ayırmak gerekir.
ECEL:Her türlü tedbiri aldığı halde insanın ölmesine denir.
KAZA:alınan tedbirlelerle ölüm önlenebilecekken ihmalkarlık sonucu ölüm olayının meydana gelmesidir.
BAYRAM OTELİ CİNAYETİ:İlk depremde Otel ayakta duramayacak şekilde hasar görmüşken bu otele devlet yetkililerince sağlam raporu verilmiş.Tavandaki duvarlardaki çatlaklar sıva ile kapatılmış.Zımpara ile de yapılan boya izleri eskitme yapılarak gizlenmiştir.Otel kapatılmamıştır.Bu sebeble bunu ecele bağlamak yalnıştır.Bu olsa olsa tedbirsizlik sonucu cinayettir.
Bu videoyu izleyelim ihmalmi kadermi olduğuna karar verelim.İşte ilk depremde bayram otelin görüntüleri
http://www.reklam_link.tr/content/videodetay.aspx?vid ...amp;cid=27
Çürük binalarda insanların ölmesi ecel değildir.Bu ölümler tedbirsizliğin ve ihmalin acı sonuçlarıdır.
En son KEMAL888 tarafından Cmt 12 Ksm 2011, 06:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sevgili arkadaşlar, ben yine 'eğitim' diyeceğim. Devlet suçludur, suçlu , hatalı olabilir. Bunları kab ul ediyorum. Ancak bir de cahil cesareti var ya, bu, toplumumuz için, benim için, hepimiz için geçerli. İşte o hasarlı evlere bizi (onları) sokan o bilinçsiz cahil cesaretidir bence. Eğer, MEB bizlere, bir kalabalığın parçası olmak ve bununla böbürlenmek yerine, kendimizi sevmeyi ve saymayı öğretmiş olsaydı, hangimiz girerdik o hasarlı evlere? Sorumluluk duygumuz gelişmiş/geliştirilmiş olsa , o otelin sahibi olsak da, binamız çatlak patlakken hizmete açık tutar mıydık? Niçin illaki devlet ya da babamız, annemiz, kocamız bizden sorumlu olsun, bize ne yapacağımızı söylesin? İllaki bir çobana niçin ihtiyacımız olsun? Biz birer yetişkin olarak kendimizden sorumlu değil miyiz? Saatini doğanın elinde tuttuğu bir saatli bombanın üstünde yaşıyoruz. Hangimiz ya da kaçımız oturduğumuz binayı depreme dayanıklılık açısından kontrol ettirdik? Bu denetimin para karşılığında yapıldığını sakın kimse söylemesin bana. Nelere para harcadığımızı düşünelim önce. Devlet populist yaklaşımlarla hareket etmiş olabilir. Bunu ayrıca eleştiririz ama bizi, o hasarlı binalara sokan şey cahilliğimiz. Asıl katillerimiz insana ve dolayısıyla kendimize sevgi ve saygı duymayı bize öğretmemiş olanlar. MEB'in acilen yeniden yapılanması gerektiğini düşünüyorum.
Mine hanımın anlattığı konu önemli.
İşte mesele bu. Halka halk olarak bakmak gerekiyor insan yığınları olarak değil. Halka eğitim çağında gereken eğitimi gerektiği gibi verecek masraftan kaçınmayacaksın. Çünkü sonuçta insan yetiştiriyorsun salatalık değil.
Layığıyla eğitimini almış insan da özgür, kendi kararlarını verebilen bireyler olacak koyun gibi sürünün en güçlüsünün peşinden gitmeyecektir. Olayları akıl süzgecinden geçrecektir, sadece depremlerde değil her türlü durumda.