Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1884
Yakup

1 ay önce - Sal 02 Hzr 2020, 20:19

Milliyetci olan IYI partiler niye saklaniyorki..

Kim Kiminle iliskide belli oldu zaten..


Ugi Öz

1 ay önce - Çrş 03 Hzr 2020, 00:23







pavyon osman
1 ay önce - Prş 04 Hzr 2020, 12:42

Alıntı:

Türkiyedeki ve bu sitedeki bazı kör cehape yandaşları istedikleri kadar yırtınsınlar. bu halk bu parti görünümlü kalabalığı asla iktidara geçirmeyecek. asla asla artık bir daha hiç bir zaman bu ülkenin başına geçemeyecekler.






ben y-chp'nin avukatı değilim kesinlikle de yapamam...

yalnız bir şeyi konuşmak lazım ak partinin oyu niye yüzde 30'larda gelecek partisi nasıl yüzde 3'lere dayandı uzaylılar oy verecek değil ya deva partisi neredeyse 2002'de genç partinin aldığı oyu almasına ramak kalmış chp'nin yetersizliğine rağmen iktidar olacaksa gelecek ve devanın sayesinde olacak yoksa kılıçdaroğlunu kim kaale alır

artık erdoğan'ın gölgesine sığınarak oy alma devri bitti...oy aslanın midesine kadar indi..kim halka ulaşırsa kim gönüllere inerse milletin oyuna giden anahtarları alır...ama şu anda ben ak partide o emareleri göremiyorum açık konuşayım..kesinlikle algı yapmıyorum...

chp hiç umut vadetmiyor ama ak parti'nin bizatihi kendisi chp'nin iktidara giden anahtarı olacak...zira ak parti dahada aşırı sağa kayarken chp ne sağ ne sol ne merkez önce herkesi oltaya takacak propaganda diyor...

Ana muhalefet partisinin kökleri geçmişe uzanan çok ciddi bir açmazı var. Ne olursa olsun, toplumun çoğunluğunun desteğini alamıyor.

Geçmişte İnönü ''değişmez genel başkan''dı,neredeyse mitil atardı CHP'ye ama tek parti dönemindeki emareleri ne yazık ki Ak Parti ve MHP'de de görmeye başladık...tek parti ya da parti şeyi diye CHP'yi muhafazakâr kesim eleştirir.

Rahmetli Türkeş vefat edene kadar o kaldı. Sonra Bahçeli geldi o da kaldı. Bütün başarısızlıklara, iktidar olmamasına rağmen...Ak Parti ve MHP'de bir itaat anlayışının yanlışlığı var. Muhafazakâr kesimde itaat maalesef ilkelerle başlıyor ama sonra şahsa yöneliyor.,İtaat olmaktan çok kula kulluk oluyor... Bu muhafazakâr itaat anlayışını değiştirmek gerekiyor. İlkelere sadakat kişilere vefa. Bazen kişiye vefa itiraz ederek gösterilir...1983 model ANAP ve 2001 model Ak Parti anlayışlarını yakalamak gerekiyor...


CHP İnönü sonrasında ama kavgalı ama barış içinde neticede bir bayrak yarışı yaşandı iyi ya da kötü...Lakin Ak Parti ve MHP'de liderin insiyatifine kaldı her şey.Eskiden CHP devlet partisi olmakla eleştirilirdi ama bugün Ak Parti ve MHP'nin devletle iç içe geçtiğini görüyoruz...

Oyları -çok partili devirdeki rekorunu kırarak yüzde 41,3 aldığı- 1977 seçiminden bu yana yüzde 25’in üzerine hiç çıkmadı. Bu duruma çözüm olarak iki farklı siyaset önerisi tartışılır durur CHP’de yıllardır. Bunlardan biri partiyi merkezde konumlayarak toplumun bütününe ulaşabilmeyi temin etme fikri. Diğeri partiyi sola çekerek toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçi kitlelerin desteğini alma yaklaşımı. Bu iki görüşün de sahipleri öbür görüşün sahiplerini partinin oy almasına engel olmakla suçlarlar öteden beri. Bu tartışmalar CHP'yi köreltir durur...

Galiba problem hem “sol” hem de “merkez” kavramlarının Türkiye’deki karşılıklarının belirsizliğinde. İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok partili hayata geçişimizin ardından Demokrat Parti iktidarları devrinde gerçekleşen büyük “transformasyon” neticesinde siyasi ve toplumsal merkezin hızla daralması üzerine merkez partisi kimliğini terk edip İsmet Paşa’nın ağzından “ortanın solunda” yer aldığını açıklamıştı CHP. Bu hamlenin ideolojik bir tercih değil toplumsal ve politik konjonktürün icabı olduğunu kabul etmek istemeyenlerin tartışmasıdır CHP’deki merkez-sol tartışması.


şunu hep söylemişimdir ülkemizde sağ soldur,sol sağdır diye...Bugünkü HDP’nin atası olan HEP’in kurucularının katkısı ise Kürt asıllı seçmen tabanını siyasetin ana gövdesinden koparıp uzaklaştırması oldu.Maalesef Kürt siyasi hareketi meşru siyaset zemininden marjinal noktalara savruldu...

SHP adı altında faaliyet gösterilen İnönü-Karayalçın dönemlerinde “salon solculuğu”nun ötesine geçilemedi...

CHP içindeki sol damar Ecevit’in 1977’de aldığı rekor oyu o dönemde CHP’nin gecekondulara ulaşılmış olmasına bağlıyordu. Mamafih kendileri ne gecekonduya ulaşmak için gayret gösterdiler ne de Ecevit’in aldığı oyda Kıbrıs zaferinin ve haşhaş yasağının kaldırılmasının etkisini hesaba kattılar.

Buna mukabil partinin sola açılmasının yanlış, merkeze yönelmesinin doğru siyaset olduğunu düşünenlerin ise “merkez”inde problem vardı. 1980 öncesinin “merkezci”leri enikonu tarihdışı bir yaklaşımla ideolojik merkezi toplumsal merkezin yerine ikame etme hayalciliğine kapılmışlardı. Daha da kötüsü bu merkezci gruplar CHP’yi bir siyasi parti olarak görmüyor, asker ve sivil bürokrasinin devlet üzerindeki hakimiyetinin yardımcı unsurlarından biri sayıyorlardı. Dolayısıyla halktan oy almak ve iktidara gelmek (çünkü fikirleri her daim iktidardaydı) gibi düşünceleri ve arayışları yoktu. CHP’nin gerçek anlamda siyasi parti gibi davranmaya başlaması -SHP tecrübesini saymazsak- Deniz Baykal döneminin hadisesidir. Ancak Baykal hem partideki merkezci yapıyı aşamadı hem de parti dışındaki tarihi müttefiklerinin kendisini sürüklemesine engel olamadı.

Demokratik hassasiyetler konusunda karnesi kırıklarla dolan ve CHP'ye adeta II.Milli Şef dönemini yaşatan Baykal'ın liderliğindeki CHP statükocu ve politbürocu olmaktan kurtulamadı.

Baykal’dan sonra CHP’nin başına geçen Kemal Kılıçdaroğlu sessiz sakin mizacıyla pek ümit vermiyordu parti tabanına. Ama kısa zamanda partiye hâkim olup bunca zamandır da liderliğine bir alternatif çıkmamış olması kim ne derse desin attığı adımların isabetli oluşuyla ilgili.

Alternatif olduğunu iddia eden Muharrem İnce'nin de peşpeşe hata yaparak güven yitirmesi Mustafa Sarıgül'ün de vasat performansıyla Kılıçdaroğlu bunu fırsat belleyerek yerini iyice sağlamlaştırdı...

Kılıçdaroğlu’nun en büyük başarısı herhalde İstanbul ve Ankara belediyelerini bir bakıma çeyrek asır sonra AK Parti’nin elinden almış olması. Ama bu başarıyı partisinin oylarını arttırarak değil fonksiyonel bir muhalefet bloğu inşa edip muhalif seçmenin kimi yerde aralarındaki ideolojik uçurumlara rağmen ortak hareket etmesini sağlayarak elde etti. CHP lideri partisinin probleminin sağla, solla, merkezle ilgili olmadığının farkında. Daha doğrusu, “sağ, sol, merkez” gibi kavramları hayatın ve toplumun gerçeklerinin önüne geçirmenin siyasi başarı getirmediğinin farkında.

Toplumun sağına soluna değil tümüne ulaşabilmesi gerektiğini parti politikası haline getirmeye uğraşan Kılıçdaroğlu’na en önemli destek ise kendi partisinden değil, rakibi Erdoğan’dan geldi. Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini ortaya atmıştı malum ve bu sistem “yüzde elli+bir” oy alma zorunluğunu getirince Türk siyaseti ittifaklarla tanışmış oldu...Bilhassa Cumhur İttifakı'nın sürekli kullandığı milliyetçi propagandanın Siyasal Kürtçülerde ve bir kısım Siyasal İslamcı kesimde ''dışlayıcı ve faşist'' olarak kabul görmesi de hiç umulmayan bir sonuç ortaya çıktı.HDP'nin Cumhur İttifakı'nı geriletmek için her türlü yolu reva görmesi,geçmişte Ak Parti'yi Milli Görüş'ü parçalayıp arkakapıdan kaçanlar partisi olmakla itham eden Saadet Partisi'nin Ak Parti'ye kim düşmanlık ederse ben onun yanında olup 2001'in rövanşını alayım düşüncesiyle hareket etmesi,İyi Parti'nin zaten CHP'ye baştan sıcak bakması,MHP-BBP çevrelerinde de Cumhur İttifakı'nın yeterince benimsenememesi İstanbul ve Ankara'nın el değiştirmesini sağladı...

Tabiri caizse “beş benzemez” olan CHP-İyi Parti-HDP-Saadet Partisi-TKP, İstanbul ve Ankara’yı Cumhur İttifakı'nın elinden kapmakla kalmadı önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimi için de mümkün senaryoları ortaya çıkarmış oldu.

Bunun en önemli sonuçlarından biri Kılıçdaroğlu’nun partisindeki etkisinin kökleşmesi ve CHP liderinin siyasi stratejisinin adeta doktrin değeri kazanması olacak gibi görünüyor. Nitekim, Fikret Bila’nın T24’te yazdığına göre, CHP yeni bir parti programı hazırlığı içinde.

Güya bu parti programına göre önümüzdeki genel kongreye yetişecek yeni programda “CHP’ye oy versin veya vermesin her kesimle diyalog kurulması ve mevcut koşullarda ‘Demokratlar İttifakı’nın oluşturulması politikası ve uygulaması” siyaset ilkesi olarak “Kılıçdaroğlu yaklaşımı” adı altında yer alacak.

Bu demektir ki siyasi konjonktürün gerektirdiği geçici bir çözüm gibi görünen “Kılıçdaroğlu yaklaşımı” -CHP’yi muhalefet bloğunun “merkez”ine yerleştirme başarısı sayesinde- kalıcı bir parti ilkesine dönüşmüş olacak. Bu da partinin bundan sonra toplum kesimleriyle kuracağı ilişkinin ve geliştireceği diyaloğun yönünü belirleyecek.

Ancak CHP genel başkanından veya onun danışmanları ile kurmay kadrosundan ibaret bir yapı değil. Tavandan da tabandan da buna karşı direniş olacaktır. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun dışarıda kazandığı mücadelenin benzerini kendi içinde kazanması çok daha zor olacaktır.Yaşayıp görmekten başka elimizden bir şey gelmez...Ama dediğim gibi Ak Parti'nin yapacağına bakar halk..Eğer Ak Parti'de toparlanma emareleri göremezse o zaman Ak Partililerin istemediği şekilde bir tarih akışına şahit oluruz...

Benden uyarması...


nedimussoy

1 ay önce - Prş 04 Hzr 2020, 15:34

Son dakika: CHP'li Enis Berberoğlu, HDP'li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları'nın vekillikleri düşürüldü.
Hürriyet


Mehmet Arsa
1 ay önce - Prş 04 Hzr 2020, 15:37

Bunu sadece hdp başlığında paylaşsak yeterli Adamların Cumhuriyet ve Halk ile alakası yok ki parti olsunlar



osman akar
1 ay önce - Prş 04 Hzr 2020, 17:07

Artık bu REZALETE dur demek gerekli....İşin iyice FOSSEPTİĞİ çıktı....





Alıntı:
Prş 04 Hzr 2020 18:11 (-1) kaynak belirtilmeliydi


SEN GERİ ZEKALISIN anlaşılan. Neyin kaynağı. KÖRMÜSÜN görmüyor musun diyeceğim de puan verebildiğine göre kör değilsin. Bu bikiniyi alıp sana mı hediye edeyim ? :gr r:


En son osman akar tarafından Prş 04 Hzr 2020, 18:18 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


Mustafabey 01

1 ay önce - Prş 04 Hzr 2020, 18:06

İşte AKP ve CHP arasındaki fark!
Biri Türkiye için çalışıyor gayret gösteriyor elinden geldiği kadar, diğerinde en iyi bildiği işi yapıyor! Abuk supuk heykeller!





Mehmet Arsa
1 ay önce - Prş 04 Hzr 2020, 18:08

Adını donlara yazdım yarim,
Cezaevi duvarlarına kazıdım.
Gezide masal dinlemek zor, yarim
Hem ağladım hem anlattım


Sezgin Cengiz

1 ay önce - Prş 04 Hzr 2020, 18:24

Netice olarak chpnin yazılımı bu. Adamların vatan, millet diye bir derdi yok. Sırtlarını dayadıkları tek dayanak varsa yoksa Atatürk başka da birşey yok. İcraat yok, gelişim yok, vizyon yok, dert yok, yok oğlu yok. Kazanımlarını da basiretsizlikten ellerine yüzlerine bulaştırırlar. 18 senede başımızda chp olsaydı ülkedeki gelişmeler de bundan çok farklı olmayacaktı zaten. Adamların en gelişmiş vizyonu bu(heykel )

Bir de ülkenin modern yüzü kendileriymiş gibi sağda solda, yurt içinde, yurt dışında, içerideki dışarıdaki yabancılara "o kadar moderniz ki hahhahhahhaa, ay çok moderniz bizi de görün, biz de sizin gibiyiz" ruh halinde davranış sergileyen ucuz tipler olmak sanırım kaderleri. Başka da bir işe yaradıkları yok.


AhmetB_44
1 ay önce - Prş 04 Hzr 2020, 21:15

Biri MİT davasında yargılanan (Devlet sırrını ifşa eden CHpkklı) diğer ikisi KCK davasında yargılanan (terörist HDpkklı) Zillet ittifakının 3 vekilinin vekilliği düşürüldü.
#MeclisteTeröristİstemiyoruz






sayfa 1884
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET