Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 9

İsrail'e Ne Yapalım ?
Savaş açalım 20.3%  20.3%  [29]
Ambargo uygulayalım 18.2%  18.2%  [26]
İlişkileri katiplikten, kapıcılık düzeyine indirelim 16.8%  16.8%  [24]
Bizde onlara aynısını yapalım 11.2%  11.2%  [16]
Nota verelim 3.5%  3.5%  [5]
Birşey yapmayalım 7.0%  7.0%  [10]
Liyakat ödülü verelim 12.6%  12.6%  [18]
Kararsız kaldım 4.9%  4.9%  [7]
Diğer (Bu şıkkı seçerseniz lütfen alternatif önerinizi yazın) 5.6%  5.6%  [8]
Toplam Oy : 143

Sukan

11 yıl önce - Sal 10 Nis 2012, 10:33



Emre wulber
11 yıl önce - Sal 10 Nis 2012, 10:57



Sukan

11 yıl önce - Sal 10 Nis 2012, 11:17



Gökhan Gök

11 yıl önce - Sal 10 Nis 2012, 11:20



İBRAHİM DİLBER
10 yıl önce - Sal 28 Ağu 2012, 18:56

Alıntı:
Sustukça kuduruyor

Türkiye'nin duyarsızlığından cesaret alan İsrail, Beersheba Camii'nde içki festivali düzenleyecek. Beersheba Belediyesi, iki gün sürecek içki festivalinin 5 Eylül'de Beersheba Camii'nde yapılacağını duyurarak adeta meydan okudu. İnancımıza ve ecdadımıza yapılan bu saygısızlığa kamuoyunun yeterli ilgi göstermemesi, son yıllarda yaşanan yozlaşmanın en açık kanıtı olarak gösteriliyor.

İSRAİL'İN CAMİLERİ CEMAATSİZ BIRAKMA POLİTiKASI
Beersheba Camii Osmanlı tarafından 1900'lü yılların başında yaptırıldı. İsrail devletinin kurulmasının ardından bölgedeki Müslümanlar göçe zorlandı ve caminin İslam ve İsrail Kültürü Müzesi'ne çevrilmesi gündeme geldi. İsrail'in bölgedeki asimilasyon politikaları nedeniyle cami cemaati her geçen gün azaldı. Öte yandan caminin bulunduğu Negev bölgesi antik özelliğinden dolayı UNESCO'nun Dünya Mirasları Listesi'nde yer alıyor.

TÜRKİYE TARİHİ ESERLERİNE YETERİNCE SAHİP ÇIKMIYOR
İsrail'in geçen sene Beersheba camiine el koyduğunu söyleyen Mirasımız Derneği Genel Başkanı Muhammed Demirci, de "İsrail geçtiğimiz sene Osmanlı yadigârı olan bu camiye el koyarak müzeye dönüştürme kararı aldı. Ve 30 içki şirketiyle anlaşarak burada festival düzenleyecek. İsrail'in bu festivaldeki amacı Müslümanların tepkilerini ölçmektir. Ne olursa olsun Müslümanlar tepkilerini göstermelidir. Caminin bu şekilde kullanılmasına izin vermemeliyiz. Oradaki tarihi mezarlığımız şuanda yok edilmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti tarihi eserlerine yeterince sahip çıkmıyor" dedi.

İsrail 5 Eylül'de Beersheba Camii'nde bir ilke imza atarak içki festivali düzenleyecek. Ancak düzenlenecek olan festivalin camide gerçekleştirilecek olması Müslümanlar tarafından tepkiyle karşılandı. Müslümanlara düşmanlıkta sınır tanımayan İsrail, akla hayale gelmeyecek bir çirkinliğe daha imza atmaya hazırlanıyor. Festivalin düzenleneceği caminin bir diğer özelliği de Osmanlı tarafından inşa edilmiş olması.

OSMANLI YADİGÂRI CAMİDE İÇKİ REZALETİ
Beersheba Cami, 1906 yılında Osmanlı yönetimi tarafından inşa edildi. BM tarafından İsrail devletinin kurulmasının ardından bölgedeki Müslümanlar göçe zorlandı ve caminin İslam ve İsrail Kültürü Müzesine çevrilmesi gündeme geldi. İsrail'in bölgedeki asimilasyon politikaları nedeniyle cami cemaati her geçen gün azaldı. Caminin de bulunduğu Negev bölgesi antik özelliği dolayısıyla UNESCO'nun Dünya Mirasları Listesinde bulunuyor.

"HEP BERABER BU DENSİZLİĞE KARŞI DURMALI VE ENGEL OLMALIYIZ"
İsrail'in 5 Eylül'de Beersheba Camii'nde düzenleyeceği içki festivaliyle ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Din-Bir-Der Genel Başkanı Abdullah Arslan, "Camide içki festivalinin düzenlenmesi ahlaksızlık ve bir felakettir. Festivalin camide yapılmasını akıl almaz din'e uymaz. Bu duruma birlik ve berberlik ilçesinde elimizden geldiğince engel olmamız gerekir. Bütün Müslümanlar bu konuda biraz duyarlı olursa iptal edilmesi ancak o zaman mümkün olur. Hep birlikte bu densizliğe karşı durmalı ve engel olmalıyız. İsrail'i şiddetle kınıyoruz. Elimizden geldiğince engel olmaya çalışacağız" dedi.

"İSRAİL MÜSLÜMANLARIN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR"
İsrail'in geçen sene Beersheba camiine el koyduğunu söyleyen Mirasımız Derneği Genel Başkanı Muhammed Demirci, de "İsrail geçtiğimiz sene Osmanlı yadigârı olan bu camiye el koyarak müzeye dönüştürme kararı aldı. Ve 30 içki şirketiyle anlaşarak burada festival düzenleyecek. İsrail'in bu festivaldeki amacı Müslümanların tepkilerini ölçmektir. Ne olursa olsun Müslümanlar tepkilerini göstermelidir. Caminin bu şekilde kullanılmasına izin vermemeliyiz. Çünkü bu durum ecdadımıza yapılan en büyük saygısızlıktır. Osmanlı eseri olan Beersheba camiinde düzenlenecek olan festivale Türkiye Cumhuriyeti birlik ve beraberlik içerisinde el ele vererek bu densizliğe dur demesi gerekiyor." diye konuştu.

TARİHİ ESERLERİMİZE SAHİP ÇIKILMIYOR
İsrail'in 115 yıllık Beersheba Camii'ne el koymasıyla birlikte aynı zamanda cami yanında bulunan Osmanlı mezarlığına da el koyduğunu söyleyen Demirci, "Oradaki tarihi mezarlığımız şuanda yok edilmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti tarihi eserlerine yeterince sahip çıkmıyor. Birçok ülkede Osmanlı eserleri bulunuyor. Ancak şu dönemde eserlerimiz korunmamakla birlikte yok oluyor. Tarihi eserlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Yıkılan eserlerimizin yeniden inşa etmeliyiz." ifadelerini kullandı.


http://www.milligazete.com.tr/haber/sustukca-kudu ...248093.htm

http://www.milligazete.com.tr/haber/goruntu-var-s ...248296.htm


1897 Dünya Siyonist Kongresi'nde Sultan Abdülhamit Han 'ı tahttan indirme, Osmanlı'yı yıkma, İsrail'i kurma kararlarının alındığını unutmayalım. 1. 50 yılda bunlar başarıldı. Şimdi ise Büyük Ortadoğu yani Büyük İsrail planları uygulanıyor. O yüzden bunların günlük siyasi söylemlerle(one minute), manevralarla aşılamayacağını bilelim, meselenin ciddiyetine varalım ve asıl rotamıza dönelim:

İslam Birliği , acil değil sürekli ihtiyaçtır.

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=84730& ...p;start=10



leo1537
10 yıl önce - Pts 15 Ekm 2012, 01:03

Alıntı:
Yahudilerin GAP'ı ele geçirme planları

Türkiye’de bazı yerli şirketler İsrail tarafından piyon olarak kullanılıyor. İsrail, GAP’ta arazi alımlarında kimi Türk vatandaşlarını piyon olarak kullanmakta, bunlara özel bir anlaşma imzalatmaktadır.

Yahudiler, Tevrat’ta kendilerine Tanrı tarafından sunulduğuna inandıkları “Vaadedilmiş Topraklar”a kavuşmak için faaliyetlerini sürdürmektedir. GAP bölgesinde yaptıkları hararetli çalışmaların Türk istihbarat raporlarına geçmesiyle birlikte, bölgede yeni bir süreç oluşmuş ve Güneydoğu topraklarında; istihbarat kaynakları, Yahudi lobiciler, uluslararası şirketler ve Yahudi asıllı Türk vatandaşlarının da içinde bulunduğu kıran kırana bir mücadele başlamıştır. İsrail’in GAP kapsamında Şanlıurfa iline yönelik faaliyetleri içinde şu ayrıntılar dikkat çekiyor:

i) Şanlıurfa ili nüfusuna kayıtlı vatandaşlar adına alınan topraklar İsrail şirketleri tarafından uzun süreli olarak kiralanmakta, ‘Haim’ isimli bir şahıs köy köy dolaşarak toprak alma yönünde girişimlerde bulunmaktadır.

ii) Bazı Yahudi asıllı kişiler bölge ileri gelenleriyle irtibat kurarak ve köyleri dolaşarak, toprak alma yönünde girişimlerde bulunmakta, Şanlıurfa nüfusuna kayıtlı vatandaşlar adına alınan topraklar İsrail şirketleri tarafından uzun süreli olarak kiralanmaktadır. Yönetimini el altından 10-15 yahudinin yürüttüğü K-A isimli şirket, bölgede çeşitli gerekçeler öne sürerek toprak satın almaktadır. Türkiye’de saygın ve büyük bir kuruluşa bağlı olan “K.-A” şirketi; Şanlıurfa-Mardin yolu üzerinde bulunan ve İ.D., F.D., B.D, N.D, M.E.D, M.Y.D., M.N.D adlı kişilerin ortak olduğu araziyi yüksek bir fiyatla israilliler adına satın almıştır. Yine aynı firmanın Nisan 2003’te Şanlıurfa-Mardin karayolu üzerindeki hayvancılık ve besi çiftliği kompleksi faaliyete başlamış olup tesisin ihtiyacına yönelik olarak fabrika çevresinde sulu tarım yapılabilecek toprakların satın alınması girişimleri gerçekleşmiştir [Hasan Taşkın, www.imedya.com (23.12.2004)]

İsrailliler, sahip oldukları taşınmazların yarısından fazlasını AKP iktidarı döneminde satın aldılar. 19 Temmuz 2003 ve 19 Nisan 2005 tarihleri arasında 23 İsrailli, toplam 47 bin 897 metrekarelik 68 taşınmaza sahip oldu.

(a) NOKTA dergisine göre, İsrailliler Güneydoğu'daki GAP bölgesinde (Şanlı Urfa'da) 450 bin dönüm arazi satın aldı. Bu satış tapu kayıtlarından gizlendi. Kimse üzerinde durmadı. Uluç Gürkan şu soruya yanıt arıyor: İsrailliler, yüz milyar doları aşan bir yatırım sonrasında sulanabilir hale gelen GAP topraklarında sadece tarım yapmayı mı amaçlıyorlar? Yoksa, kendilerine Tanrıdan miras kaldığına inandıkları toprakları mı sahipleniyorlar? [U. Gürkan Star, 07.08.2004]

b) Konya’nın Karapınar ilçesi Askerî bakımdan stratejik bir bölge... Burada uluslararası askerî atışlar yapılıyor. İşte bu yerde israilli işadamları ‘Tarımsal İşbirliği ve Kalkınma Projesi’ adı altında bir çalışma başlattılar. Çalışmayı yürütmek için Karapınar havalisinde 40 bin dönüm arazi kiraladılar. Bu işe aracılık eden ise Karapınar İlçesi Ereğli Belde Belediye Başkanı ile 3 bölge milletvekili... İddiaya göre, İsrail buraya teknoloji getirecekmiş [www.imedya.com (23.12.2004)]

c) İsrail'in GAP bölgesindeki faaliyetlerini inceleyen bir raporda şu bilgilere yer veriliyor : İsrail'in GAP bölgesindeki emelleri milattan önce 6.yüzyıla dayanmaktadır. Tevrat'ta Yahudilere “Nil’den - Fırat'a kadar uzanan” bölge yurt olarak vaat edilmiştir. İsrail vaad edilen bölgeleri ele geçirmek için dünya çapındaki zengin Yahudi lobilerinin desteğinde harekete geçmiş, bölgedeki faaliyetlerine hız vermiştir. Son 10-15 yıldır GAP bölgesinde etkinliklerini artırmak ve sonuç almak için yüksek bütçe ve uzman kadrolarla çalışmaktadır.

d) İsrail’in önde gelen şirketleri, mayından arındırılması öngörülen Türkiye - Suriye sınırındaki geniş araziye sahip olmak için de girişimlerde bulunuyor.

Olayın öyküsü şöyle: Türkiye, Birleşmiş Milletler’in 2003 yılında aldığı “Kara Mayınlarının Temizlenmesi” kararına imza atmış bulunuyor. Antlaşmaya göre; Türkiye’nin Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki illere ait 506 bin dönüm arazide bulunan yaklaşık 638 bin kara mayını 10 yıl içinde temizlenmesi gerekiyor. Bakanlar Kurulu da 27 Haziran 2005’te mayınlı arazilerin temizlenmesi kararını aldı. Karar aynı zamanda arazilerin tarımsal faaliyetlerde kullanılmasının yolunu da açıldı. Bu amaçla ihale şartnamesi hazırlandı. Ancak ihale şartnamesi Resmi Gazete’de yayımlanmadı. Nedeni, kararnamenin gizli ve hizmete özel olmasıydı. İhale Şartnamesi’nde ise “İhaleyi kazananlar, temizledikleri arazilerde 49 yıl boyunca tarımsal faaliyette bulunabilecek” ibaresi yer alıyordu. Olay ilk gündeme geldiğinde, araziler, temizlendikten sonra bölgedeki çiftçilerin kullanımına verilecekti. Acaba arazilerin, çiftçilere değil de, bölgede gözü olan İsrail’in eline geçmesi mi tercih ediliyordu?

Bu kaygıyı duyanlardan Merkez Valisi Aslan Kütük; Kilis Valisi olduğu dönemde, o zamanki Mardin, Şırnak, Şanlıurfa, Gaziantep ve Hatay Valileri ile birlikte 2005 temmuz ayında Ankara’da Maliye Bakanlığı Müsteşarı başkanlığında bir toplantı yaptıklarını belirterek şu görüşleri ileri sürüyor:

“Bu toplantıda mayın temizleme işinin, yabancılara yaptırılması yönünde bir görüş hakimdi. Bense kesinlikle yabancı firmalara verilmesine karşı çıktım. Bölgenin ulusal güvenlik açısından çok önemli olduğunu, Ortadoğu’ya sıfır noktada, sıcak bölgede yabancı bir firmanın at koşturmasının tehlikeli olduğunu belirttim. Bana destek çıkan olmadı. Yabancı firmalar, 638 bin mayını temizlemek için önce 875 milyon dolar istemişler. Sonra bu fiyatı, 300 milyon dolara kadar düşürmüşler. Halbuki, yaptığımız araştırma sonucu benim bölgemdeki 178 bin kara mayınını temizleme maliyeti, 35 milyon doları geçmiyordu… Kendi hazırladığım bir projeyi, Bakanlar Kurulu ve Başbakan’a sunulmak üzere ilgili bakanlığa verdim, ayrıca Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne de takdim ettim. Benim projemde, İl Özel İdaresi’nin adına kurulacak Türk şirketinin patronluğunda bu iş bir Alman firma ile yapılacaktı. Temizleme işi bittikten sonra, bölge organik tarım için 5 bin civarında çiftçiye tahsis edilecekti. Ancak bir sonuç alamadım. Bölgenin temizliğinin yabancı şirketlere verilmesi için ihaleler başlamış bulunuyor. İsrail firması gelecek, burnumuzun dibinde genetik deneme çiftlikleri kuracak. Hem topraklarımızı kirletmelerine izin vereceğiz, hem de denetimi kaçıracağız. Arazilerin başka ülke şirketine tahsisi girişimini, milli menfaatlerimize aykırı buluyorum.”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan’ın görüşü ise şöyle: “Bu topraklar, İsrail firmasına verilirse, 49 yıl geçmeden Büyük Ortadoğu Projesi’ne dahil olur. Veya zaman zaman bazı Batı ülkelerinin çizdiği haritalarda görüldüğü gibi Türkiye’den koparılmak istenen bir çerçeve içinde kullanılıp vatanımızın parçalanma yolu açılmış olur” [www.tercuman.com.tr (22.2.2006)].

e) Gürcistan’da gerçekleştirilen kadife devrimin mimarı ve finansörü ünlü para sihirbazı George Soros’un eski ortağı, Yahudi kökenli Jim Rogers internet sitesinde ve International Harold Tribune’de yayınlanan bir makalesinde ABD’li yatırımcıları (Yahudileri) GAP bölgesinde arazi almaya çağırmıştır. T-E adlı bir İsrail şirketi, Nisan 2001’den beri GAP kapsamındaki Bozova Yaylak Su Projesi’ne yönelik çalışmalarda bulunmaktadır. Şirketin asıl amacının, toprak analizi yaparak bölgedeki yeraltı kaynaklarının belirlenmesi olduğu ileri sürülmektedir. GAP bölgesinde faaliyet gösteren başka İsrail firmaları da vardır.

Bölgedeki istihbarat birimlerinin başlattığı denetimlerden kaçmak isteyen İsrailli firmalar, yerli ortaklar edinme yoluna gitmektedir.

f) İsrail, Irak’ın kuzeyinde yürütülen Kürt devleti kurma çalışmalarıyla da yakından ilgilidir. İsrail’den yaklaşık 150 bin Yahudi “vaadedilmiş topraklar”a göç etmiştir; en büyük göç Irak’ın kuzeyine yani sözde Kürdistan’a gerçekleştirilmiştir. İsrail ve ABD’deki Yahudi lobileri Kuzey Irak’taki Kürt aşiret reislerine büyük destek vermektedir.

Bölgeye gelen Yahudiler Erbil - Ankava Mahallesi, Duhok, Süleymaniye, Kerkük ve Selahaddin’e yerleştirilmiştir. Kerkük’e yerleşen Yahudiler, eski yahudi mahallesi ile arap ve Rahimava mahallelerinde çok sayıda bina ve arazi satın almıştır. Bir Yahudi organizasyonu ise Irak’ın kuzeyindeki faaliyetlerine aralıksız devam etmektedir. Söz konusu organizasyonun Genel İdare Müdürü bir Türk yahudisidir. Organizasyonun Kerkük, Musul, Duhok, Süleymaniye ve Erbil’de büroları vardır. Bu bürolar aracılığıyla inşaat, arazi satın alma yurt dışına insan gönderme faaliyetleri yürütülmektedir. Barzani, Talabani ve İsrail arasında imzalanan gizli bir protokol çerçevesinde on binlerce Kürt Yahudi’nin Irak’ın kuzeyine yerleştirilmesi kararlaştırılmış, o bölgedeki Türkmen ve Arapların ellerindeki gayri menkullerin satın alınması için Süleymaniye’de bulunan Kürdistan Kredi Bankası’na para transferleri yapılmıştır. Bu banka Kürtlere 5 yıl geri ödemesiz 300 milyon dolar kredi kullandırmıştır [www.acikistihbarat.com (23.11.2004)]



http://www.mesajhaber.com/leafs.php?leafs_id=91


Hayrettin Turan

10 yıl önce - Pts 15 Ekm 2012, 01:30



Ozan Çınar
10 yıl önce - Pts 15 Ekm 2012, 12:16



leo1537
10 yıl önce - Pts 15 Ekm 2012, 13:41



cem şentürk
10 yıl önce - Pts 15 Ekm 2012, 13:48



sayfa 9
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET