Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 222
ads 1940
11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 16:31

Alıntı:
Başbakan bu işe burnunu sokmayacaktı. Siyaset futboldan ellerini çekmeli yoksa bu iş tümden çıkmaza girer.
Ilk başta "yapanlar cezasını çeksin, ben karışmam" tarzında açıklama yapmıştı. Ne olduysa sonradan sürece aktif dahil oldu.

Hollanda da futbol sıradan bir spor dalı olarak gözükürken, Türkiye'de malesef daha çok kara para aklama ve menfaat saglama olarak görülüyor

Size katılıyorum Avrupa'da hiçbir ülkede Türkiye'deki kadar futbolla siyaset iç içe değil, mesela liglerimizde çok sayıda Bld. Spor uzantılı takım var hele Amatör Ligler Bld. Spor'lardan geçilmiyor Hollanda da Bld. Spor takımları varmı merak ediyorum yada İngiltere Premier Liginde Londra BŞ. BLD. SPOR diye bi takım varda benim mi haberim yok! sporla siyaseti birbirinden ayıracaksak işe ilk önce Bld Sporlardan başlamalıyız.


ugseurda
11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 16:32

Alıntı:
58. maddeyi bırak, Emre kararına bak!
Tahkim Kurulu, Emre Belözoğlu ile ilgili olarak, 58. Maddenin tartışmalarını bile geride bırakacak tarihi bir karara (!) imza attı.

SPORX ÖZEL - Trabzonsporlu Didier Zokora'ya karşı söylemlerinden dolayı PFDK'nın kestiği 2 maçlık cezayla tatmin olmayan ve hafta sonunda olağanüstü toplanarak Emre Belözoğlu için tedbir uygulamasına karar veren Tahkim Kurulu'nun 58. Maddenin tartışmalarını bile geride bırakacak tarihi bir karara (!) imza attığı ortaya çıktı…

Sporx.com beraberinde ciddi hukuksal tartışmaları getirebilecek belki de Tahkim Kurulu adına “skandal” olarak yorumlanabilecek Emre Belezoğlu kararının detaylarına ulaşırken, bilirkişi değerlendirmesinin sümen altı edilmesi kafaları karıştırdı. Kurulun, cumartesi günü hem Emre Belözoğlu'na hem de Didier Zokora'ya, “konuyla ilgili bilirkişi raporu pazartesi günü tarafınıza gönderilecektir” tebligatı yapmasına rağmen raporun taraflara gönderilmediği ortaya çıktı.

İşte Tahkim Kurulu'nun Çarşamba günü yine olağanüstü toplanarak karara bağladığı Emre Belözoğlu konusunda yaşanan o ilginç gelişmeler:

1) PFDK Emre Belözoğlu'nun Didier Zokora'ya karşı söylemlerinin bir ayrımcılık değil hakaret olduğunu düşünerek F.Bahçe'li futbolcuya “hakaretten” 2 maç ceza kesti

2) Bu karara karşılık Didier Zokora Tahkim Kurulu nezdinde verilen 2 maçlık cezaya itiraz ederek bilirkişi talebinde bulundu.

3) Tahkim Kurulu 28 Nisan cumartesi günü olağanüstü toplanarak Zokora ile Emre arasındaki görüntüler bilirkişi huzurunda tekrar izlendi. Ardından bilirkişi konuyla ilgili Tahkim Kurulu'na sözlü değerlendirmelerde bulundu.

4) Bilirkişinin konuyla ilgili değerlendirmesinin, PFDK'nın kanaat getirdiği “hakaret” değerlendirmesinden farklı çıkmasından dolayı kurul, 2 maçlık cezası sona eren Emre Belözolğu'na yeniden tedbir uygulamasına karar verdi.

5) Kurul aynı gün (28 nisan 2012 cumartesi) huzura alarak dinlediği bilirkişiden 30 nisan 2012 pazartesi günü mesai bitimine kadar konuyla ilgili değerlendirmesini yazılı olarak Tahkim Kurulu'na göndermesini talep etti.

6) Kurul aynı gün hem Didier Zokora'ya hem de Emre Bezözoğlu'na yaptığı tebligatta ;“İtiraz üzerine bilirkişi tayin edilmiş ve 28 nisan 2012 günü huzura alarak görüntüler izletilerek değerlendirmesi alınmış, daha sonra da kendisinden 30 nisan 2012'ye kadar bu değerlendirmesini yazılı olarak tarafımıza göndermesi talep edilmiştir. Bu talep edilen bilirkişi raporu tarafınıza gönderilecektir. Bu bilirkişi raporunun size tebliğinden itibaren 48 saat içinde konuyla ilgili değerlendirme, itiraz ve savunmanızı Tahkim Kuruluna yapınız” talebinde bulunuldu.

8)... Ve 28 nisan 2012 günkü olağanüstü toplantısından sonra taraflara bu tebligatları yapan Tahkim Kurulu bu işlemlerin hiçbirine gerek duymadan Emre Belözoğlu konusunda 2 mayıs 2012 günü olağanüstü toplanarak nihai kararını verdi… Hem de bilirkişi raporunu değerlendirmeye almadan…

Şimdi Tahkim Kurulu'na soruyoruz

Taraflara göndereceğinizi söylediğiniz bilirkişi raporu neden taraftara gönderilmedi ? Neden savunmalar beklenilmeden apar – topar karar alındı ?

Cumartesi günü huzura alıp dinlediğiniz ve değerlendirmesini aldığınız bilirkişi Emre'nin söylemleriyle ilgili “nasıl bir değerlendirme” yaptı ?

28 nisan günü huzura alıp dinlediğiniz bilirkişi, “Burada ırkçılık ifadesi kullanılmış” dedi mi, demedi mi ? Bilirkişi “ırkçı ifade yok” dediyse neden tedbir konarak futbolcunun Beşiktaş'a karşı oynaması engellendi ? “Irkçı ifade var” dediyse neden yine “haraketten” ceza kesildi ?

Neden ve hangi gerekçe ile bu bilirkişi raporu ortadan kaldırılmıştır?

… Ve son olarak Disiplin Talimatı'nın 11/2.maddesi uygulanarak kotarmaya çalıştığınız Emre Belözoğlu ile ilgili verdiğiniz kararda ; cezanın 2 maçtan 3 maça çıkarmasına gerekçe olarak gösterdiğiniz “hakaret fiilinin birden fazla gerçekleşmesi” nasıl olmuştur ? Bir futbolcunun hakaret içeren kelimeyi peşpeşe iki defa kullanılması size göre ayrı ayrı mi değerlendirilmelidir ? Bu hukuksuz cezanın izahi tarafınızdan en kısa süre içinde kamuoyuna yapılmalıdır….

http://www.sporx.com/futbol/genel/58-maddeyi-bira ...Q278534SXQ


Şaşırdık mı?


En son ugseurda tarafından Prş 03 May 2012, 16:37 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi


Kerim Kuyu

11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 16:34

Alıntı:
Size katılıyorum Avrupa'da hiçbir ülkede Türkiye'deki kadar futbolla siyaset iç içe değil, mesela liglerimizde çok sayıda Bld. Spor uzantılı takım var hele Amatör Ligler Bld. Spor'lardan geçilmiyor Hollanda da Bld. Spor takımları varmı merak ediyorum yada İngiltere Premier Liginde Londra BŞ. BLD. SPOR diye bi takım varda benim mi haberim yok! sporla siyaseti birbirinden ayıracaksak işe ilk önce Bld Sporlardan başlamalıyız.


Yurt dışında kraliyet takımları var , Türkiye'yi kötülemeyelim bunlar dünyanın her yerinde olan şeyler.


Sezgin G.
11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 16:36

Alıntı:
Yurt dışında kraliyet takımları var , Türkiye'yi kötülemeyelim bunlar dünyanın her yerinde olan şeyler

Saçmalık. Siyasetle futbol orada birbiriyle tamamen alakasız.
Belediye başkanları, bakanlar sadece kendi işleriyle ilgileniyorlar. Bütün güç ve yetki federasyonda.


En son Sezgin G. tarafından Prş 03 May 2012, 16:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Kerim Kuyu

11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 16:38

Alıntı:
Hiç alakası yok. Siyasetle futbol orada birbiriyle tamamen alakasız.


Neden alakasız olsun, yıllardır Berlusconi Milan'ın onursal başkanı değilmiydi. Siyaset'in futbola karışmaması için önce spor kulübü başkanlarının spordan anlaması lazım.



Uğur1
11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 16:38

Alıntı:
Fenerbahçe'nin güçlü ve vizyoner bir başkanı oldu diye bu sefer "Tek Lider" modeli tü kaka oldu öyle mi ?


Tek lider modeli her zaman tu kaka.. Güçlü ve vizyonerlikten bahsetmişsiniz..

Bana kaç senedir başkanlık yaptığını ve Avrupa'daki başarılarını sayar mısınız? Türkiye'deki başarıları "vizyonerlik" ten saymıyorum maalesef..

Sizi tarihinizde ilk defa Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynatan bir teknik direktörü tam 3 ay sonra kapı dışarı eden birisine "vizyoner" de dediniz ya, daha ben ne diyeyim..


Sezgin G.
11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 16:40

Alıntı:
Neden alakasız olsun, yıllardır Berlusconi Milan'ın onursal başkanı değilmiydi. Siyaset'in futbola karışmaması için önce spor kulübü başkanlarının spordan anlaması lazım.

Siyasilere bir futbol kulübünü tutma ve onlara hizmet etme yasağı yok. Siyaset futbola karışmıyor.
Orada yetkili sadece federasyon ve disiplin kurulu.

Siyaset etkin olsaydı zaten Juventus'u düşüremezlerdi.


En son Sezgin G. tarafından Prş 03 May 2012, 16:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Kerim Kuyu

11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 16:41

Alıntı:
Tek lider modeli her zaman tu kaka.. Güçlü ve vizyonerlikten bahsetmişsiniz..

Bana kaç senedir başkanlık yaptığını ve Avrupa'daki başarılarını sayar mısınız? Türkiye'deki başarıları "vizyonerlik" ten saymıyorum maalesef..

Sizi tarihinizde ilk defa Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynatan bir teknik direktörü tam 3 ay sonra kapı dışarı eden birisine "vizyoner" de dediniz ya, daha ben ne diyeyim..


Bir Fenerbahçe'li olarak sana katılıyorum. Aziz başkan Fenerbahçe için birşeyler yapmış olsada bu sadece Türkiye içinde değer verilecek şeylerdi. Bu mantıkla Avrupa'da ne biz nede diğer kulüpler 1 gr yol alamayız. Ülkenin bu kaostan çıkması için her kuübün başına vizyon sahibi spora aşık başkanlar gelmesi gerekir. Eğer bu gerçekleşirse başarı gelir, başarı ise şike, teşvik gibi her unsuru saha ve masa'dan siler.


ugseurda
11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 17:06

Alıntı:
Spor medyasının 7 büyük günahkarı

Aslında onlar hakkında çok fazla söze gerek yok. Siz onları yakından tanıyorsunuz. Herkesin eve ekmek götürmek için bir işi var; olmalı…

Onların bu durumun çok üstünde birer anlamı ve önemi var.

Ancak asıl onları önemli yapan Hasan el Sabbah’ın müritleri gibi şeyhlerine sorgusuz sualsiz bağlılıklarıdır.

Bu listede tabii ki öncelik yayın hakları nedeniyle

ŞANSAL BÜYÜKA’dadır.

Lig TV’nin bu misyon şefinin en büyük özelliği, FB’nin değirmenine su taşımaktır. Bütün çabasına rağmen zaman zaman Şeyhinin hışmına uğramaktan kurtulamaz. Hatta bütün tahkir ve tehditlerini sineye çeker… Yoluna devam eder, ‘büyüğümüzdür sever de söver de ‘ der.

Zaman zaman takım oyununu över, kendi işinde bu gerçeği toprağa gömer. Teknik direktör kadar para alır…

Bütün para onundur. Onun kazancı ile karşılaştırıldığında ekibi asgari ücretli sayılır.

Gerçekleri görmezden gelir, işi gücü Fenerbahçe’si ve her gün yenilediği biat yeminidir. O’nun olduğu yerde gerçek ve gerçeği savunanların yeri yoktur.

RIDVAN DİLMEN: Herkes o’nu ‘gol olur’ sözü ile sevdi. Ne zaman şike aşikâr oldu. İşte o an, şeytani bir biçimde gizlediği gerçek yüzü de ortaya çıktı.

Başbakanla şike görüşmesi yaparken de, şeyhinin yerine yatarım derken de gerçekçi idi.

Kendisine takılan olumsuz lakaba niçin itiraz etmediği bu süreçte daha iyi anlaşıldı.

Herkesin sevdiği spor adamı geri dönüşüm kutusuna giderken, gerçek yüzü ile Şeytan Rıdvan geldi.

O artık bir spor adamından çok, bir takımın her şart altında kayıtsız şartsız gönüllü avukatı.

SERHAT ULUEREN: duruma göre tavır geliştirmesini çok iyi bilir. Zaman zaman dürüstlük tavırları takınsa da, buna itibar eden de inanan da yoktur. O da bunun farkındadır. Şike tapeleri açıklandığında TV’de başka, telefonda mafya temsilcileriyle bambaşka konuştuğu görüldü.

Program ekibi ile birlikte iyi bir spor stand up yaptıklarını söyleyebiliriz.

Bu ekibin diğerlerinden en önemli farkı, hala vicdanlarını üzerlerinde taşıyor olmalarıdır. Yine de, belli bir duruşları olması nedeniyle bu alanın en dikkat çeken ekibidir.

SİNAN ENGİN / FAİK ÇETİNER

Beşiktaş’ın maç kadrosunu rakiplerine maç öncesinden söyleyecek kadar Beşiktaşlı!. 2,3 milyona mal olacak transferleri 9 milyon $’a bitirecek kadar başarılı bir imparator.!

Her ikisi de varoluşunu ve kendilerini Aziz Yıldırım’a adamış birer misyon adamı.

Beşiktaş taraftarı Sinan Engin’i kitaptan defterden çoktan silmişken, o hala Beşiktaş’ın iç dünyası ile ilgili enteresan yorumlarına devam ettiği gibi ,hala görev umuyor ve bekliyor…

Ancak, özel dostları dışında kimse itibar etmiyor.

Diğeri A.Y ile yan yana fotoğrafının yayınlanmasından ölesiye mutlu.

Bu ikilide şike sürecinin başındaki gözlerdeki ve yüzdeki endişe silinmeye başlarken, söylemde de alttan alta tehditkar ve cüretkar bir ifade dikkatlerden kaçmıyor.

TAHİR KUM:

Aslen Trabzonludur. Trabzonsporluların yanında TS’lu gözükmesine karşın, o da tavrını güçlüden yana koyanlardandır. Bu tarzı kendisine kazanç da sağlamıştır.

Türkiye Gazetesinden hızlı adımlarla uzaklaşarak kısa bir medya turu yapmış ve her turda aynı kişiye bağlılık yeminini tekrarlamıştır. Bu işten kazançlı da çıkmıştır. Şike kayıtlarında özellikle Şekip Mosturoğlu ile kurdukları samimi diyalog meyvelerini vermiştir. Başında bulunduğu Sporx internet sitesi şikeye hizmete devam etmektedir.

ERCAN SAATÇİ

Fanatikliği mesleğinin önüne geçmiş biri. Damat kontenjanından kaptığı köşeden spor müdürlüğüne kadar yol alsa da ,hızla gittiği yolda aynı hızla geri dönmüştür.

Köşesinde de, katıldığı programlarda da, tek bir misyonu vardır. Ya FB’nin savunma, ya da hücum avukatlığı…

Zaten görevi de yazarlık olmayan bu zatın yerine baş günahkar olarak kayın pederi Ertuğrul Bey ‘ciğimi koyabilirsiniz( Bu deyim Salih Tuna ve Ahmet Kekeç’ten ödünç alınmıştır.)

TAYFUN BAYINDIR

Aslında o tam bir taktisyendir. Tavrını daima güçlüden yana koyar. Şike, temiz futbol gibi konular onun ilgilendiği konular arasında değildir. Adeta TFF basın sorumlusu gibidir.

Bunların yanında 300 kelimelik repertuarıyla gönüllü kulluk üstüne söylev sunan onlarca dublör ve suflör medya mahallesinde cirit atmaya devam etmektedir.

Nurullah ÖZTÜRK / ROTAHABER

http://haber.cafesiyaset.com/spor-medyasinin-7-bu ...68278.html


ugseurda
11 yıl önce - Prş 03 May 2012, 17:39



sayfa 222
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET