nurullah coşkun
11 yıl önce - Prş 01 Eyl 2011, 19:10
Deccal gelmedi o kadar. Sanki Peygamber efendimiz s.a.v hiç sıkıntı çekmedi. Sanki camel olayını müslümalar yaşamadı. Endülüste osmanlı coğrafyasında ruslar yunanlılar müslümanları katletmedi. Mesajınızın altında verdiğiniz linkle ulaşılan sayfa pek hayra alamet değil. Adamı küfre bile düşürür.
Yaşanan olumsuzlukları, sıkıntıları deccale bağlayacaklarına bir gitsinler saih kaynaklardan deccalin özelliklerini okusunlar. Deccal dünyaya geldiğinde hiç kuşkunuz olmasın kafiri müslümanı herkes onun geldiğinden haberdar olacak. Açıklaktan ölmenin tek nedeni insanların cahil olması ve ilmihal bilgilerinden yoksun olması. Ahir zamandayız işte. Uydurmuşlar balık yemek haram diye cahillerde inanmış 3000 km kıyısı olan ülkede adamlar balık yemiyor.
Deccal için gerekli bilgi içeren sayfayı linklemiyor direk mesazıma ekliyorum;
Deccal da gelecektir
Sual: Mehdi gelince, Deccal’ın da gelmesi gerekiyor. Bunun için, Mehdi geldi diyenler, Deccal’a da bir kılıf bulmuşlar. (Deccal, hadiste bildirildiği gibi insan değil, ateizmdir. Ateizmin bilimsel bir dayanağı kalmadığına yani öldüğüne göre, Deccal da ölmüştür) diyorlar. Deccal’ı Hazret-i İsa öldürmeyecek miydi? Deccal’ın birçok vasıfları vardır. Deccal bir insan olacağına göre, ateizme nasıl deccal denir?
CEVAP
Deccal’ın geldiği de, öldüğü de doğru değildir. Mehdi geldi denince, Hazret-i İsa ile Deccal’ı da getirmek gerektiği için, akıl almaz teviller yapılıyor. Kimisi, Hazret-i İsa’nın kendisi gelmeyecek, manevi bir şahsiyet, bir akım olarak gelecek diyor; kimi de, gelecek, ama herkes tanımayacak diyor. Deccal için de, Mao, Lenin gibi diktatörleri gösteren olduğu gibi, o bir sistemdir diyenler oluyor. Deccal Amerika’dır diyenler de oldu. Hâlbuki Deccal’ın da, Hazret-i İsa ve Hazret-i Mehdi’nin de birer insan olarak geleceğini ve o zamanki Müslümanların bunları tanıyacağını Peygamber efendimiz, açıklamaya ihtiyaç bırakmadan, açıkça bildirmiştir. Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali:
(Deccal, doğu taraftan çıkar.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace, İ.Ahmed, İ. Ebi Şeybe, Hakim]
(Deccal, Mekke ve Medine’ye giremez.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, İ.Ahmed]
(Deccal’ın bir gözü kördür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Ebu Nuaym]
(Deccal’ın boyu kısa, saçları kıvırcıktır.) [Ebu Davud] (Bunu da, ateistlerin saçları kıvırcıktır diye mi tevil edilecek? Deccal ateizm diye tevil edilirse, yani Deccal insan olmayıp ateizm olduğuna göre, ateizmin saçları kıvırcık olur mu?)
(Deccal’ın çocuğu olmaz .) [İ.Ahmed]
(Deccal çıkınca, tanrıyım der. Onun tanrılığına inanan kâfir olur.) [İ.E.Şeybe]
(Deccal, bir kimseyi öldürüp diriltecektir.) [Buhari, Müslim]
(Miracda Deccal’ı da gördüm.) [Buhari, Müslim, İ.Ahmed]
(İsa inince, Deccal’ı öldürecektir.) [Müslim, Ebu Davud]
(İsa, Deccal’ı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim] (Deccal öldüyse, niye hâlâ düşmanlıklar, savaşlar var?)
(Deccal’ın zamanında bulunan müminlerin gıdası, meleklerin gıdası gibi, tesbih olur. Allahü teâlâ, o zaman, tesbih edenlerin açlığını giderir.) [Hâkim] (Deccal çıktığına göre, Müslümanların acıkması nasıl yorumlanmalı?)
Peygamber efendimiz, (Deccal’ın son günleri o kadar kısa olur ki, sizden biriniz Medine kapısından çıkıp, tepesine varıncaya kadar, akşam olacaktır) buyurunca, (Ya Resulallah, o kısa günlerde nasıl namaz kılacağız) dediler. Cevaben buyurdu ki:
(O uzun günlerde takdir ettiğiniz gibi takdir edeceksiniz.) [İbni Mace] (Deccal öldü dendiğine göre, bu kısa günler ne zaman gelip geçti?)
(Kıyamet alametlerinin ilki, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vaktinde insanlara Dabbe-tül-arzın çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen peşindedir.) [Müslim, Ebu Davud]
Bir âyet-i kerime meali:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Bu âyet-i kerimeyi açıklayan Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki]
Demek ki, Deccal ortaya çıkınca artık herkes iman edecek, ama olağanüstü alametler görülmeye başladığı için, artık iman kabul edilmeyecek. Deccal çıkıp öldürüldüyse, o zaman niye hâlâ insanlar iman etsin diye uğraşılıyor ki? Yoksa bu konudaki âyet ve hadisler inkâr mı ediliyor?
Deccal ile ilgili birkaç hadis-i şerif meali daha şöyledir:
(Medine, körüğün demirin pasını çıkardığı gibi Deccalı çıkarır.) [Buhari, Müslim]
(Her Peygamber, ümmetini Deccal ile korkuttu.) [Buhari, Müslim]
(Ümmetimden hak üzere devam edenler, Deccal’le de savaşırlar.) [Ebu Davud]
(İsa, Deccal’le savaşırken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.) [İ. Süyuti]
(On alamet çıkmadan Kıyamet kopmaz. Biri Deccal’dır.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace]
(Âdem aleyhisselamdan, Kıyamete kadar, Deccal’dan büyük fitne yoktur.) [Müslim]
Muhammed bin Hasan Askeri hazretleri buyurdu ki:
Deccal çıkmadan, onu gördüğünü söyleyen yalancıdır. (Şevahid-ün-Nübüvve)
İbni Abbas hazretleri de, Hazret-i Ömer ’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
(Recmi, Deccal’ı, güneşin batıdan doğuşunu, kabir azabını, şefaati ve müminlerin günahları kadar yandıktan sonra, Cehennemden çıkartılmasını yalanlayan kimseler çıkacaktır.) [İbni Abdilberr, Kurtubi]
Deccal gelmeyecek ve güneş batıdan doğmayacak diyen yoksa da, bunları tevil eden, (Deccal ateistliktir, güneşin batıdan doğması da İslamiyet’in batıdan yayılmasıdır) diye tevil edenler vardır. Hazret-i Ömer, bu sözüyle, böyle tevilcileri bildirmektedir.
Deccal gelince
Sual: Hadis kitaplarında bildirildiğine göre, Sahabe Deccal’ın ne kadar kalacağını sorunca Resulullah, (Kırk gün kalır; fakat ilk günü bir sene gibi, ikinci günü bir ay gibi, üçüncü günü bir hafta gibi, diğer günleri de sizin günleriniz gibi olur) buyuruyor. Bu akla uygun mudur? Hiç, bir gün, bir sene olur mu? Dünyanın dönüşü bellidir. Elbette bunun tevil edilmesi gerekir. Mehdi ve Deccal manevi şahsiyetlerdir, insan olarak gelmeyeceklerdir. Bunları tevil etmeden yazmak yanlış değil mi?
CEVAP
Yanlış değildir. Bunlar tevili gerektirmez. Bu husus Eshab-ı kirama söylenince, bunun tevili nedir dememişler, (Yâ Resulallah! O zaman bu bir sene gibi olacak günde, bir günün namazı bize kâfi gelecek mi?) diye sormuşlardır. Cevabında, (Hayır, günün miktarını takdir edersiniz) buyurmuşlardır.
Demek ki, bir gün bir yıl gibi uzun olacaktır. Âlimlerimiz, kutuplar gibi, altı ay gece, altı ay gündüz olan yerlerde veya daha kısa, daha uzun olan yerlerde, böyle takdirle namaz kılınması ve oruç tutulması gerektiğini bildirmişlerdir. Yani belli bir saat oruç tutulur, belli saat aralığıyla namazlar kılınır. Bir gün bir yıl gibi uzun olmasaydı, namazı böyle kılın buyurmazdı.
Kaynak: www.dinimizislam.com
|
Süleyman SEVİÇKAN
11 yıl önce - Prş 01 Eyl 2011, 21:29
Malesef bütün dünyadaki gelişmemiş yada az galişmiş ülkelerin kötü talihi budur, ülkenin zengin kaynaklarını ya o ülkedeki %20 lik zengin kesim sömürür, yada amerika gibi fransa ,ingiltere gibi emperyalist ülkeler sömürür ve bu ülkedeki feodal burjuva zihniyeti yoksul insanları en ağır şartlarda ve düşük ücretlerle çalıştırıp, sırtlarından milyonlarca dolar kazanıp lüks içinde yaşarlar.Somalininde elinde zengin uranyum kaynakları var ama bu kaynakların gelirlerinden halk hiçbir zaman yaralanamıyor .Daha doğrusu ülkenin basiretsiz yönetimi ve gözü kan ve para hırsı bürümüş eşkiya zihniyetli aşiretler zaten o ülkenin doğal yada diğer rantı yüksek olan kaynakların üstüne akbaba gibi üşüşmüşler. Ülkenin hükümeti doğal kaynakları, ülkenin gıda, ulaşım, eğitim ,sağlık gibi şeylerine harcayacağına kendilerine çölün ortasında vaha gibi saraylar yaptırıyorlar, hatta işi abartıp eşlerine bile saray yaptırıyorlar .Başkent mogadishu da bu insanlardan zannediyorum çok vardır. Lüks içinde yaşayıp, kadınların tepesinden tırnağına altın takılı, çocukları şımarık ve şişman, alışveriş merkezlerindeki mc donalds ta koca işkembesini hamburgerle şişiren , altlarında jiplerle gezen burjuva zihniyeti tuzukru bir hayat yaşarken, ülkenin diğer taraflarında insanlar açlık hastalık ve sefalet içinde yaşıyorlar.Malesef dünyanın adaleti budur, parası olan insan gibi yaşar ,parası olmayanda bırakın insan gibi yaşamayı insan olarak bile görünmez. Bu gelir ve kaynakların paylaşımındaki adaletsizlik, insanları günden güne iyice yoksullaştırıyor. Bizim ülkemizde de durum pek parlak değil, bazen bir otoyol bile ülkemizde sosyal sınır olabiliyor. Size en güzel örnek istanbulda avrupa yakasından anadolu yakasına geçerken fatih sultan mehmet köprüsüne gelmeden önce sağınıza bakın etilerin güzel villalarını görürsünüz orada yaşayan insanların gelir düzeyi ve hayat standardı yüksektir.Ve kafanızı bu sefer sola çevirin karayolları mahallesi ve küçük armutlu ,gecekondu ve kırmızı tuğlalı evler ,mahalle arasından geçen gerilim hatları çarpık bir yaplaşma görürsünüz. Burada yaşayan insanlar ise dar gelirli ve mütevazi bir bütçeyle ay sonunu zor getiren insanlar dır . ALLAH aç susuz ve böyle kendi zevkinden ve çıkarından başka birşey düşünmeyen sömürgeci zihniyetten korusun...
|