sonuçta istifa kararı serdal adalı'nın tek başına aldığı bir karar. bizler yönetim kurulu olarak sayın adalı'nın aldığı karara saygı duyuyoruz. ancak serdal adalı'nın kanunen suçluluğu ispatlanırsa bizler bu konuyu o zaman değerlendiririz. başkanımızda bizimle aynı fikirde şuan için istifa kararını kabul etmeyi düşünmüyoruz."
peki istafa tek taraflı ise bu ne peki,inceledim evet istafa kabul edilmemesi diye bir şey yok,ama bunu açıklayım hukuk bilenler.hukuk bilmemek suç degil.
peki istafa tek taraflı ise bu ne peki,inceledim evet istafa kabul edilmemesi diye bir şey yok,ama bunu açıklayım hukuk bilenler.hukuk bilmemek suç degil.
Adam istemeyerek istifa ettigi icin, yonetim istifasini kabul etmeyerek onu koruyor. Yoksa istifa eden bir kisi eger gercekten istifa etmek istiyorsa kimse onu zorla gorevde tutamaz.
Yahu Nihat Ozdemir' den bize ne? adam istifa eder veya etmez..kendi bilecegi FB nin bilecegi bir is bu..
biz asil meseleye gelelim..bakin Demiroren ne demis, alinti yapiyorum..
Alıntı:
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören Türk futbolunun geleceği ile ilgili ilgili ilginç tespitlerde bulundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak'ı ziyaret eden yöneticilerin, yaklaşık 40 dakika süren görüşmesinin ardından parti merkezinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, "Kulüpler Birliği yöneticilerimizle fikir alışverişinde bulunduk. Sporun yeni şiddet yasası ile ilgili destek istediler. Şu anki yasa kulüpleri çok zor durumda bırakıyor. O dönem uyarmıştık, yasa çok hızlı hazırlandı. Biz buna itiraz ettik. Bugünden itibaren CHP'ye ne görev düşüyorsa hazırız. Mecliste bir çalışma olacaksa elimizden geleni yapmaya hazırız. Hükumet kulüplerin bu sıkıntılarını ortadan kaldırmalıdır. Bu yıl ligdeki kulüplerimiz için çok zor olacak"
demis.. ve ardindan sunu eklemis
Alıntı:
"Yasa hazırlanırken kulüpler olarak biz hata yaptık. Siyasetten özür diliyoruz. Bu yasa çıksın diye biz baskı yaptık, yasa içerisindeki bazı maddelerin değişmesi gerekiyor. Kanun kulüplere ve yöneticilere zarar veriyor
bu ne demektir biliyormusunuz..aferdersiniz bu bu olayin buralara kadar gelecegini tahmin edemedik o yuzden kume dusme kalksin, yasa degissin ve biz yine sike yapmaya devam edelim, demektir. Baska izahi yok bunun ilk bolumde kulupler baski yapti bu yasa gecti diyorsun 2.bolumde bu yasa kulupleri magdur ediyor, siyasetten ozur diliyelim bu yasa degissin diyorsun. Bu ne yaman celiski. Iste turk futbolunun hali bu.
Ben her zaman demisimdir Demiroren de metin asik, ali sen, aziz yildirim ekolunden gelen bir adamdir diye**ancak burda bir cift lafimda kendilerine anadolu kulubu denen diger kulup baskanlarinadir!!malesef bu asamada hepsi yetersiz kalmistir..dogrunun ortaya cikarilmasi degil hep ortulmesine kurek sallamislardir. kusura bakmasinlar ama birazcik daha fazla para'ya bazi seylri gormezden gelmislerdir. Burda bir tane magdur olan takim vardir o da BUCASPOR dur! sakin ama sakin ne demiroren, ne ibrahim kizil, ne cavcav, ne yazici nede digerleri..hic biri bu 34 hafta icinde tff, hakemler, mhk hakkinda konusup atip tutmasinlar! gerci bunlar yine eski gunlerine donerler..simdi gemiyi el birligi ile kurtarma operasyonu yapiliyor..gemi duzluge ciksin herkes eskiye doner.
..Fenerbahcenin sorununuda tum turk futbolunun sorunu yaptiya sonunda, helal olsun. bakiniz:
Alıntı:
Fenerbahçe'deki görevine geri dönen Nihat Özdemir'e UEFA Başkanı Platini'nin açıklamaları ile ilgili bir soru sorulmak istenmesi üzerine araya giren Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, "Fenerbahçe'nin problemi Türk futbolu ve 18 kulübün problemidir. 104 yıllık mazisi olan bir kulüptür 104 yıl daha olacaktır" şeklinde konuştu.
En son Berk tarafından Prş 08 Eyl 2011, 02:29 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Platini sarkli degil ki sark kurnazligi yapsin. Sarkli olan biziz. Boyle kurnazlik, Ali Cingoz oyunlari ancak bizden cikar.(Bknz: Fenerbahce)
'Bon pour L'orient' ; Bu ibareyi billenler vardır mutlaka ama açıklamaya çalışalım; 1960' lara kadar bazı Fransız üniversitelerinin verdiği diplomalarda yer alan ibaredir; diplomanın batıda kullanılamayacağını ve 'Doğu için geçerlidir' anlamını taşıyan bir ibaredir.
Platinini' nin yaklaşımını da geyet iyi tanımlamaktadır. İsviçre Federasyonu ve oradaki takımlar için bu kurallar niye geçerli değil sayın Platini diye sormaya gerek var mı? Ya da şarklı olan bizlerin federasyonunun 'Bon pour L'oient' tavrı karşısında verecek cevabı, iradesi, dirayeti ve gücü yok galiba. Ya da Platini bizlerden daha şarklı ve kamçıya itiraz gelmeyeceğini bildiği (ve kamçı elinde olduğu için) için kurnazlığa dahi gerek duymuyor. 'O zaman Fenerbahçe niye halen ligde?' sorusuna TFF' nin kararı diyor.
Bu arada, geçmişinde Ali Cingöz oyunlarına yeltenmediğini söyleyebilen bir süper Lig takımı (ya da saf taraftarı) ve hatta Bank Asya takımı var mı, çok merak ediyorum.
AHMET Çakar Galatasaray'ın, Manchester United'ı eleyip ilk kez düzenlenen Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kaldığı maçla ilgili bir iddia ortaya attı.
"Galatasaray o maçın hakemine rüşvet vermişti. Sami Çölgeçen çıkıp açıklasın."
Çakar bunu hangi bilgiye veya hangi veriye dayanarak söyledi bilmiyorum.
Çünkü Çakar'ın o günlerde ne Sami Çölgeçen'le, ne de bir başka Galatasaraylı yöneticiyle diyaloğu vardı.
Zaten olmaması da lazımdı.
Çünkü Çakar o dönemde faal bir hakemdi. Hatta pek çok maçta Galatasaray'ı "yakan" kararlar verdiği ve hiç unutmam bir Beşiktaş maçında Galatasaray'ı katlettiği için Galatasaraylılar tarafından pek sevilmeyen bir hakemdi.
Dahası o maç sonrası Gayrettepe'deki Zeytin Sardunya isimli bir barda "kederimizden" içerken Çakar'ın da orada olduğunu görmüş ve "iki çift" laf etmiştim kendisine.
Ahmet Çakar o günlerde hakemken, ben de haftanın 5 günü Sami Çölgeçen'le beraberdim.
Alp Yalman'ın Galatasaray Futbol Şube Sorumlusu olduğu dönemde de, başkanlık döneminde de her gün birkaç saatimizi Yalman'ın Tatko binasındaki ofisinde geçirirdik.
Sami Çölgeçen'in asıl işi de Tatko'da olduğu için sıklıkla beraber olurduk.
Sami Çölgeçen, sıcak ve sempatik kişiliği ve yabancı dil bilgisi nedeniyle o dönem Galatasaray'ın maçlarına gelen yabancı hakemleri ağırlamakla
görevliydi.
Ve onca yıl boyunca bir kez bile Sami Çölgeçen'in bir hakeme bir şey verdiğini, söylediğini duymadım.
Vermiş midir, vermemiş midir bilmem.
Ama ne benim yanımda, ne Alp Yalman'ın yanında bir kez bile böyle bir kelime etmedi.
Bize böyle bir şey söylemeyen Sami Çölgeçen'in kalkıp da bunu Ahmet Çakar'a söylemiş olacağını hiç zannetmiyorum.
Dediyse bile "kafa bulmak" için demiştir diye düşünüyorum.
O dönem Doğu Bloku'ndan gelen hakemlerle ilgili hep bu yönde dedikodular çıkardı ama Avrupalı bir hakeme böyle bir şeyin lafı bile edilmezdi, biliyorum.
Ayrıca bir şey daha söylemek isterim. O yıllarda Real Madrid'in hakem ağırlamaları çok "meşhurdu".
Eğer bir hakemin kolunda bir Rolex saat görülürse, "Demek ki Real Madrid maçı yönetmiş" diye dalga geçilir, "Real Madrid Rolex'i" diye bir tabir kullanılırdı.
Hakemler büyük maçlar öncesi böyle "avantalar" alır mı bilmiyorum.
Onu en iyi, o dönemin başarılı hakemi Ahmet Çakar bilir diye düşünüyorum
Orduspor ve Manisaspor maçlarını seyircisiz oynayacak olan Fenerbahçe'de, yönetim 100 bin bilet bastıracak ve...
Shakhtar Donetsk ile oynanan özel karşılaşmanın ikinci yarısında, Başkan Aziz Yıldırım’ın şike operasyonunda tutuklanmasını protesto eden taraftarların sahaya girmesi nedeniyle PFDK tarafından Süper Lig’de 2 maç seyircisiz oynama cezasına çarptırılan Fenerbahçe’den konratak. Pazartesi günü Orduspor ve 3. haftada Manisaspor ile Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanacak seyircisiz maçlar için bilet bastırılıyor. Taraftarların, şike soruşturması süresince kulüplerine destek olmak amacıyla Taraftar Kart’a hücum etmesi, Feneriumlar’da ürün bırakmamasını dikkate alan yöneticiler, bu iki maça özel bilet bastırmayı kararlaştırdı. Biletler, “anı” özelliğinde olacak ve bu özel bir ibareyle belirtilecek. Daha önce oynanan birçok cezalı maçta, Sarı-Lacivertli renklere gönül verenlerin, Şükrü Saracoğlu Stadı’nın dışında birikip, tezahürat yapması ve takıma destek olmasını gözönünde bulunduran yöneticiler, biletleri de buna göre dizayn edecek. Biletlerin üzerinde normal maçlardaki gibi Maraton veya Fenerium tribünü ibareleri yer almayacak. Onun yerine “kaldırım tribünü”, “istasyon tribünü” gibi ibarelerin kullanılacağı belirlendi. Biletlerin 10 veya 20 liradan satılması bekleniyor. (Fanatik)
http://spor.milliyet.com.tr/seyircisiz-maca-bilet ...efault.htm
bu işi ticari zafere dönüştüren başka kulüp yoktur herhalde.
hakikaten bravo tebrik etmek lazım. bir yandan da işi duygu sömürüsüne götürüp asgari ücretle çalışan bir kişinin cebindeki 3-5 kuruşa göz dikmek ne derece doğrudur siz karar verin.
maalesef bu taraftarı/vatandaşı sömürme planını çoğu kişi "takıma destek" olarak algılıyor ve bu yaptığıyla gurur duyuyor.
fenerbahçede 10 tane adam birleşsin şampiyonlar ligi gelirinden mahrum olma işi hikaye olur.
bunun adı zararı kara dönüştürmedir. taraftarda piyon.
yersen...
Fenerbahçe yönetiminin uygulamaları anti Fenerbahçelileri niye bu kadar ilgilendiriyor?Fenerbahçe düşmanlığı Galatasaray sevgisinden daha fazla olduğu aşikar olan birisinin düşüncelerini evet çok haklısın diyecek değiliz.Daha o kadar benliğimizi kaybetmedik Ayrıca size ne?
Almanların ünlü dergisi Der Spiegel'den bizlerin şüphelerine tercüman olan bir açıklama gelmiş.
Alıntı:
"Politika F.Bahçe'yi düşürdü!"
Türkiye'de son günlerde tekrar gündemi meşgul eden şike operasyonu hakkında Almanya'nın Der Spiegel dergisi, internet sitesinde ilginç bir yazı yayınladı.
Almanya’nın Der Spiegel dergisi internet sitesinde ilginç bir analize yer verdi. Türk futbolunun devlerinden Fenerbahçe’nin şike ve manipülasyonla sarsıldığı belirtilen analizde kulübün geleceğinin büyük bir belirsizliğe sürüklendiği ve tüm bunların arkasında siyasi bir gücün olduğu vurgulandı.
İşte o yazı:
Burada sadece futbol oynanmıyor
Türk futbolunu domine eden Fenerbahçe, eşi benzeri görülmemiş şike skandalıyla sarsıldı. Sezonun başlamasına kısa bir süre kala geleceğine dair hiçbir fikri yok. Taraftarları, yaşanan süreci bir komplo olarak görürken, gözlemciler Kulüp başkanının tutuklanmasında siyasi güçlerin etkisi olduğunu düşünüyor.
Bir an için Türk futbolu herşeyi unutup Kazakistan maçında yine kenetlendi. 96 dakika oynanan Avrupa Şampiyonası grup eleme maçında Kazakistan’a karşı 1-1 devam eden karşılaşmayı yine bir zafer öyküsüne dönüştürmek için uğraşan Türkler, aradığı golü son dakikada rakip kaleye 18 metre mesafeden kullandığı atışı gole çeviren orta saha oyuncusu Arda Turan’la buldu.
Türkler bir kez daha başarmıştı. Yazıları yazılan maçı bir kez daha son saniyede çevirmeyi başardılar. Bu gol bir an Euro2008’de son dakika golleriyle dikkat çeken olağanüstü Milli takımı anımsattı. Arda Turan’da bu golüyle Türk futbolu üzerindeki gölgeleri bir anlığına olsa bile araladı.
Ama bu rahatlama sadece birgün sürdü. Gazetelerde yine manşetlerini yine Türk-İsrail anlaşmazlığı, Kürt sorunu gibi meseler kaplarken, futbol yorumcusu Bağış Erten “şike skandalının bulaştığı Türk Futbolunun temizlenmesi yıllarca sürebilir. Türkiye Süper ligi yani Türkiyenin birinci futbol liginde yaşanan şike skandalı.”
Hiçbir kurum Fenerbahçeden büyük değil..
En az 19 maçta hakemlerin ve futbolcuların şike yaptığı iddia ediliyor. Olayların merkezinde ise İstanbul takımı Fenerbahçe ve onun başkanı Aziz Yıldırım.
İnanılması zor bir şekilde Fenerbahçe..Türkiye’de hiçbir kulüp Fenerbahçe’den büyük değil. Türkiye’nin kurucusu Atatürk, bu kulübün taraftarı. Şimdiki başbakanda taraftarı. UEFA’nın Savcı’dan aldığı bilgilere istinaden baskı yaptığı Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men etti. Kulübün, alınan bu karar ve uygulamaya karşı Uluslararası Spor Mahkemisine dava açmasına rağmen sezonun başlamasına birkaç gün kala geleceği hakkındaki belirsizlik sürüyor.
Kızgın Fenerbahçe taraftarı geçen haftalar içinde İstanbul’da yürüyüşler düzenledi. Boğaz Köprüsünde trafiği felç etti ve ateş yaktı. Haksızlığa uğradığını düşünen taraftarlar, olayların komplo olduğunu düşünüyor. Kendileriyle beraber birçok kulübün hatta ezeli rakipleri Beşiktaş’ın bile suçlandığını ancak sadece Fenerbahçenin cezalandırıldığını düşünüyorlar.
Başkan Yıldırım, futbolu Siyasete karşı bir güç olarak kullanıyor.
Yıllar boyunca Türk futbolu içinde dönen yolsuzluk ve rüşvet iddiaları gündemdeydi. 2005 Yılında Türk parlementosu futbolda şike olaylarını ve yasadışı bahis olaylarını araştırması için bir komisyon kurdu. Ahmet Dinçer, Antalyaspor eski Teknik Direktörü’nün “kendisine teklif edilen rüşvet parasında dokuz veya on kulübün dahil olduğu” itirafından yola çıkan komisyonun Başkan yardımcısı Ahmet Ersin’in “Mevcut bilgilere göre futbol mafya için bir cennet” açıklaması dikkat çekici.
Politikacılar bugüne kadar yaşananları kamufle etti. Peki şimdi niye kamufle etmiyor?
Fenerbahçe başkanı Yıldırım herhangi birisi değil. Vefat eden dayısı Faruk Yalçın, Forbes dergisinin dünyaya hükmeden 1000 zengin listesinde yer alıyordu. Yıldırım’da inşaat firması sayesinde özellikle yaptığı askeri üslerle milyonlar kazanıyor. Zengin olmak onu hiçbir zaman hoşnut etmedi. Dayısı özel bir hayvanat bahçesiyle meşgul olurken, Yıldırım güçlü olmayı düşündü. Türkiye’de ise güce giden en kestirme yol futboldu...
1998 yılında Fenerbahçe’ye başkan oldu. Mağazalar zinciri, kulübü borsaya açma, kendi televizyon kanalını kurması ve çalışmalarıyla Fenerbahçe’yi tek başına ayakta duran bir kurum yaptı. Kısa sürede bu kulübe büyük saygınlık kazandırdı. Daha sonra Roberto Carlos gibi oyuncuları, Daum gibi çalıştırıcıları getirdi
Politika Fenerbahçe'yi düşürdü..
Aynı zamanda yasadışı silah kaçakçılığı ve mafya ile olan ilişkileri söylenti olarak yayılan Aziz Yıldırım, tutuklandığı güne kadar Türkiye’de “dokunulamazlar” listesinin başında yer alıyordu. Türkiye’de üç büyük kulübe başkanlık yapanların, bakanlardan ve siyasilerden daha güçlü olduğu söylenir. Aziz Yıldırım’ın tutuklanmasıyla bu savın düşmesi düşündürücüdür.
Gözlemcilere göre skandalın arkasında politik bir güç var. Daha doğrusu bir güç savaşı. Laik askeri kanatla, iktidarda olan muhafazakar islamcı eğilimin savaşı. Yıldırım’ın ailesi aseri kanada yakın. Erdoğan bu yüzden mi tutuklanmasını istedi? Spor gazeticisi Erten’e göre “böyle bir soruşturmanın arkasında siyasilerin olmamasını düşünmek imkansız. Eğer arkanızda hükümet desteği yoksa Aziz Yıldırım gibi isimlerin üzerine gidemezsiniz”. Aynı şekilde AKP milletvekili Şamil Tayyar’ın “burada mesele sadece futbol değil” sözleri ilginç.
Bağış Erten, savcının “temiz kramponlar” diye isimlendirdiği operasyonun her geçen gün sadece bir takım üzerine yoğunlaşmasının Türk futbolunu temizleyeceğine inanmıyor. Ve ekliyor. Bütün bu skandallardan kazançlı çıkan tek takım Trabzonspor. Ligi ikinci bitirmesine rağmen Şampiyonlar Ligi’ne alındı, fakat onlarda bu soruşturma kapsamında şike yaptığı iddiasıyla şüpheli.
Karadeniz kıyılarında yer alan Trabzon’un kulübü, siyasi bağlantılarıyla dikkat çekiyor. 2004 yılındaki yerel seçimlerde bozguna uğrayan Recep Tayyip Erdoğan’ın, yayınlanan Wikileaks belgelerinde bu hezimetten sonra Karadeniz kulübüne kendisine ait devlet kasasından birkaç milyon dolar yardım yaptığı söyleniyor. Bu iş için görevlendirdiği Faruk Özak aracılığıyla bu sezonda yine bu kulübe maddi yardımlar yaptığı söyleniyor.