Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Burç

14 yıl önce - Çrş 29 Arl 2004, 15:44
Deniz Kuvvetlerimiz ve Oracle şirketi


> Deniz Kuvvetlerimiz ve Oracle şirketi.
>
> Sevgili dostlar bugün her zaman yaptığım gibi önümdeki
> gazete tomarlarını incelerken gözüm bir habere
> takılıverdi. Haberin başlığında "Türk askeri
> teknolojide Amerikan askerine örnek oldu" cümlesi
> geçtiği için bir anda çok sevindim ve heyecanla haberi
> okumaya başladım. Okumamla beraber canımın sıkılma
> katsayısı bir anda artıverdi ve güzel başlayan sabahım
> rezil oldu hatta içtiğim çay bile acı gelmeye başladı.
> Bunun iki ana sebebi vardı. Birincisi söz konusu
> gazetenin her zaman yaptığı gibi haberin başlığıyla
> içeriği arasında tam bir kel alaka durum söz konusuydu
> ve ben bile tuzağa düşmüştüm.
>
> Fakat esas canımı sıkan haberin içeriğiydi aslında.
> Haber Amerikan ordusunun bir projesi için teklif veren
> bir Amerikan firmasının örnek olarak Türk Deniz
> Kuvvetlerine verdiği hizmeti örnek göstermesiydi.
> Kısaca (ERP) adı verilen Enterprise Resource Planning
> sistemi bu Amerikan şirketi tarafından Deniz
> Kuvvetleri Envanter Kontrol Merkezine verilmiş ve
> habere göre sistem çok başarılı olmuştu. Bu ERP' de ne
> ola diyen dostlar tabii ki olacaktır. Aslında çok
> teknik bir konu ama kısaca söylemek gerekirse bir
> şirketin tüm lojistik ve operasyonlarının tek bir veri
> tabanına indirgenmesi olarak söyleyebiliriz. Büyük bir
> şirketin tüm departmanlarının tek bir sistemde entegre
> edilmesi yani. Bu teknoloji sayesinde büyük şirketler
> tek bir merkezden en uzaktaki depolarındaki bir
> vidanın bile nereye gittiğini kontrol edebiliyorlar.
> Deniz Kuvvetlerimiz açısından bakarsak tüm
> limanlar,depolar ve askeri üslerde ne var ne yoksa tüm
> bilgiler merkezden denetlenebilecek yani. Askerlikte
> depo sayımının ne büyük dert olduğunu bilenler bu
> hizmetin ne güzel bir şey olduğunu herhalde
> anlamışlardır. "Peki o zaman neden sinirin bozuldu
> sevinsene be kardeşim" demeyin sevgili dostlar çünkü
> beni endişelendiren teknolojinin kendisi değil ama
> teknolojiyi veren firma. Çünkü bu firmanın ismi
> Oracle.
>
> Şimdi bilgisayarla haşır neşir olan dostlar diyebilir
> ki "Oracle büyük,güçlü ve en az Microsoft kadar
> tanınmış bir firmadır ne var bunda". Sevgili dostlar
> ben bilgisayarda pek uzman değilim ancak iyi bir
> kullanıcı sayılabilirim ama ben olaya kendi tarafımdan
> baktığım zaman Oracle ismi bende hiç de iyi şeyler
> çağrıştırmıyor.Siz dostlarıma olayın benim bildiğim
> tarafını anlatırsam belki bana hak verirsiniz.
>
> Öncelikle belirtmem gereken ilk husus günümüz
> dünyasında bilgi ve istihbaratın temel güç olduğudur.
> Bu bilgiler ise bugün bilgisayar ortamında bulunmakta.
> Bu sebeple gerek şirket olun gerek bir devlet kurumu
> bilginizi saklayacağınız kasaları iyi seçmek
> durumundasınız. Bugün tüm işletim sistemleri ve masum
> görünen programlar bile içinde ufak casus programları
> içerir. Bunların büyük çoğunluğu kullanıcıların
> tüketim alışkanlıkları gibi ticari istihbaratı
> toplamak için konulmuştur ve bu bilinen bir gerçektir.
> Mesela hepimizin kullandığı Windows sistemleri
> neredeyse aleni olarak sizin tüm bilgilerinizi
> Amerika'daki merkezine aktarır bu sebeple büyük
> şirketler ve güvenlik kurumları Windowsdan hiçte
> hoşlanmazlar. Geçtiğimiz senelerde Alman istihbaratı
> tüm bürolarındaki bilgisayarlardan Windows programını
> bu yüzden silmiş ve yüklenmesini de yasaklamıştı.
> İşletim sistemlerinde durum böyleyken tüm gizli
> bilgilerinizin tek bir yere topladığınız veri
> tabanları çok daha fazla güvenlik ve dikkat
> gerektirir. Bu sebeple büyük ülkelerin devlet
> kurumları ve özellikle orduları veritabanlarını ya
> kendileri üretirler yada güvenilir şirketlere
> yaptırırlar. Ordunuzun en ücra birliğinin deposundaki
> çorap sayısına kadar detaylı bilgileri kimse paylaşmak
> istemez doğal olarak. Bu tip programların içine
> üretici firma tarafından yerleştirilecek casus virüs
> ana programın bir parçası olduğundan bulunması çok
> zordur ve bulunup yok edilse bile binlerce dolarlık
> sistemi çalışmaz duruma sokabilir.Kısacası bu işin en
> güvenli yolu bu pahalı sistemleri kendinizin
> yapmasıdır.
>
> Bugünkü Global dünyadaysa işler bu kadar kolay değil
> çünkü teknolojilerde oluşan tekeller yüzünden kendi
> programlarınızı yazmanız son derece pahalı hatta
> imkansız olabilmekte.Bu sebeple de Oracle gibi dünyada
> veri tabanı üzerine uzmanlaşmış şirketler bir tekel
> haline dönüştü ve her kurum en değerli bilgilerini
> bile bu şirketlere bilerek veya bilmeyerek kuzu kuzu
> teslim ediyor. Peki kime teslim ediyor işte işin en
> vahim tarafı da bence bu.
>
> Oracle şirketi bugün dünyanın en büyük veritabanı
> şirketi,neredeyse tam bir tekel durumundalar. Şirketin
> ismi ise Türkçe "Kahin" anlamına gelmekte. Peki bu
> garip isim nereden çıkmış acaba. Bunu anlayabilmek
> için biraz gerilere gitmek lazım.1970'li yılların
> sonunda Amerikan istihbarat teşkilatı CIA yeni bir
> proje peşindeydi. Eskiden istihbarat bilgileri ve
> analizler büyük dosya depolarında muhafaza edilir ve
> ihtiyaç olan bilgiler mahir arşiv görevlileri
> tarafından idare edilirdi. İşi bilgi toplamak ve
> bunları analiz ederek gerektiğinde kullanmak olan
> istihbarat örgütlerinin operasyon sahaları büyüdükçe
> merkezlere yağan bilgiler devasa boyutlara ulaştı.
> Bilgilerin hem saklanması hem de kullanılabilmesi
> büyük sorunlar yaratıyordu. Teknoloji geliştikçe
> arşivlerdeki tozlu sararmış dosyalar ve mikrofilmlerin
> yerini bilgisayar diskleri almaya başladı fakat bu
> sorunu çözmedi. Evet teknoloji vardı ama bu
> teknolojiyi kullanabilecek işlevsel bir bilgisayar
> programı ortada yoktu. Singapur'da ki CIA istasyonunun
> bilgisayarındaki bir bilginin Washington merkezdeki
> bir analist tarafından bulunabilmesi gene günleri
> alıyor ve iş samanlıkta iğne aramaya dönüyordu. İşte
> CIA artık canına tak edince parayı bastırdı ve tüm
> bilgilerini içerecek devasa bir veritabanı programı
> yapmaya karar verdi.
>
> Projeye göre dünyanın her yerindeki CIA
> istasyonlarında yıllarca toplanmış tüm bilgiler tek
> bir veri tabanına indirgenecek ve herhangi bir ajan
> tek kelime veya isim girdiği zaman bu şahısla ilgili
> tüm bilgiler ekrana dolacaktı. Bugünün Google veya
> Yahoo arama motorlarında her gün bu işi yapabilen
> insanlara çok komik gelecek ama o dönemlerde bu tüm
> istihbarat servislerinin rüyalarını süsleyen bir
> hayaldi. En sonunda gereken para bulundu ve dönemin
> bilgisayar firmalarına bu ihale verilerek çalışmalara
> başlandı. Pek çok irili ufaklı bilişim şirketi
> çoğunluğu esas patronlarının kim olduğunu bile
> bilemeden projede çalışmaktaydılar. Projenin ismiyse
> "Oracle"projesiydi. Bu ismin seçilmesinin nedeni
> zamanın CIA müdürlerinin kurulacak bu sistemin
> neredeyse tüm sorulara cevap veren bir "Kahin" gibi
> olacağını düşünmeleriydi. Bu sırada yetenekli görülen
> bilgisayar uzmanları üst derecede güvenli CIA
> merkezlerinde harıl harıl çalışmaktaydılar. Bu
> kişilerin çoğu dahi olarak kabul edilen kişilerdi ve
> gizlilik sebebiyle kimseyle görüştürülmeden
> çalışıtırılıyorlardı.
>
> Sonunda üç CIA bilgisayarcısı proje için gerekli
> programı yazıp sistemi kurmayı başardılar. Bu kişiler
> Larry Allison,Bob Miner ve Ed Oates adlı genç
> dahilerdi.
> Program tamanlandıktan sonra ismine Oracle adı verildi
> ve faaliyete geçti.
> Bu aşamada garip bir şey oldu ve CIA program işe
> yaramadı diyerek projeyi iptal etti ve programcıların
> hepsini işten kovdu. Programın yazarı Larry ve
> arkadaşları da kovuldular doğal olarak. Bu sırada
> garip bir olay daha oldu ve beş kuruşsuz olarak
> bilinen Larry birden ufak bir şirket kuruverdi.
> Şirketin ismini de "Oracle" koydular ve CIA'nin
> başarısız dediği programı tüm ülkeye peynir ekmek gibi
> satmaya başladılar. CIA'nin başarısız dediği programın
> en büyük alıcıları Amerikan şirketleri ve devlet
> kurumları oldu.
>
> 1980'lerin başlarında Amerika'da yaşanan ekonomik kriz
> koca şirketleri bile göçertirken hiç paraları olmayan
> bu üç gencin şirketi "nedense" hiç etkilenmiyor ve
> küçülmek yerine ha bire büyüyordu. Larry'nin ise şansı
> dönmüş ve hayallerinde bile göremeyeceği zenginliğe
> kavuşmuştu. Larry şanssız bir çocukluk geçirmişti
> aslında. 19 yaşında gayrımeşru ilişkiden ona hamile
> kalan annesi onu teyzesi ve kocası Louis Ellisonun
> kapısına bırakıp kaçtı. Larry bu sebeple Ellison
> soyadını taşır. Üvey babası Louis Ellison Rusya'dan
> Amerika'ya göç etmiş bir yahudiydi ve ikinci dünya
> savaşında savaş pilotluğu yapmıştı. Larry burada tam
> bir yahudi olarak yetiştirildi ama yeni ailesini pek
> sevmiyordu. Tam bir serseriydi, çok akıllı olmasına
> rağmen liseyi bile zor bitirmişti. Üniversite ikiden
> kovulmuş ve pek çok farklı işe girip çıkmasına rağmen
> hayatta tutunamamıştı taa ki CIA ondaki potansiyeli
> anlayıp sihirli değneğini değdirene kadar. Lawrance
> Joseph Ellison yani Larry bu sebeple bugün bile
> üniversitelerden ve orada okuyan kendinden daha şanslı
> öğrencilerden nefret eder.
>
> Bugün veri tabanı piyasasında lider hale gelen Oracle
> şirketinin başında olan Larry 16 milyar dolar
> servetiyle dünyanın ikinci büyük zengini tabi bir
> başka karışık şahsiyet Bill Gatesden sonra. Dünyanın
> iki büyük zengininin üniversite terk olmaları
> senelerce okuyan bizlere kötü bir şaka gibi aslında.
> Larry bu servetini çatlaklığının verdiği motivasyonla
> çatır çatır yemekte. Kendisine ev olarak Japon ortaçağ
> saraylarının tıpa tıp benzerini inşa etmesinden tutun
> eline geçirdiği her araçla hız rekoru denemesi yapıp
> vücudundaki tüm kemikleri kırmasına kadar tam bir
> zengin çatlak görüntüsünde. Bu kadar rahat olmasının
> sebebiyse kendisi yerine işlerin şirket içindeki
> "güçlü" kişiler tarafından yürütüldüğünü bilmesi.
>
> Oracle şirketinin sistem güvenlği başkanı Mary Ann
> Davidson Amerikan Donanmasından,Başkan yardımcısı
> Kevin Fitzgerald Amerikan Hava Kuvvetlerinden ve
> şirket başkanı Charles Philip Deniz Piyadelerinden
> ayrılma. Aslında ayrılmaları formalite çünkü bu
> kişiler Amerikan ordusunun Oracle'daki temsilcileri.
> Peki isim babası CIA' yi kim temsil ediyor diye
> sorarsanız CIA yönetim kuruluna şanına yakışır bir
> temsilci göndermiş derim. CIA'nin 1997-2001 arası tüm
> saha operasyonlarının başında olan CIA'nin en
> kuvvetli üçüncü adamı David W.Carey. Oracle şirketinde
> neredeyse tüm "derin" odakların birer temsilcisi var.
> Mesela İsrail'i temsilen İsrail dışındaki en üst düzey
> işkadınlarından biri olan İsrail Holon doğumlu Safra
> Catz,Global tefecileri temsilen Amerikanın en büyük
> tefecilerinden Yahudi asıllı Donald Lucas,Bush ekibini
> temsilen ilk seçimlerde Florida da oyların
> sayılmasında hile yapılmasını sağlayan elektronik oy
> sayma makinelerini üreten şirketin sahibi Jeffrey
> Berg. Oracle şirketinin yönetimindeki tüm bu derin
> şahsiyetlerin dışında birde çok önemli ve buradaki
> şahısların temsil ettiği grupların hepsiyle ilişkisi
> bulunan biri daha var. Bu kişi Cumhuriyetçi partiden
> 1996 senesinde başkan yardımcılığı için aday olan
> Yahudi asıllı Jack Kemp. Kendileri 33.dereceden İskoç
> ritine bağlı üstadıazam Masondur ve Amerikanın en
> kudretli Yahudi teşkilatlarından JINSA'nın
> kurucularındandır. Bu yetmediği gibi birde Amerikan
> faşistlerinin kurduğu "Council for National Policy"
> üyesidir. Bush ailesinin de yakın dostudur. İşte size
> Oracle şirketinin gerçek yöneticileri. Oracle işte bu
> kadar "derin" olduğu için 11 Eylül sonrası uygulamaya
> sokulan ve tüm Amerikan vatandaşlarını ve ülkeye giren
> yabancıları fişleyecek CIA-FBI ortak fişleme
> sisteminin uygulayıcısı seçildi. Aileden bir şirketti
> nasıl olsa.
>
> Oracle şirketi tüm dünyada olduğu gibi Türkiyedede
> oldukça etkin ve pek çok şirketle kamu kurumuna hizmet
> veriyorlar. Türkiye'deki tüm devlet kurumlarının ve
> bunların bilgilerinin tek merkeze toplanması anlamına
> gelen "E-Devlet" projesinin de en heyecanlı
> savunucularından. Oracle Türkiye Başkanı Atilla Kıral
> beyefendi sağolsun neredeyse her gittiği yerde
> "E-Devlet" diyor da başka bir şey demiyor. Herhalde
> Oracle şirketinin katkılarıyla oluşacak bu yapılanmada
> tüm devletimizin seksen yıllık bilgilerinin tek bir
> merkeze toplanması söz konusu. Bir dönem herkesin
> izlediği "Çocuklar duymasın" dizisinin ikinci Meltemi
> Zeynep Tokuşun eski kocası Bülent Helvacı ve F-16
> fabrikamız TAİ ile Eximbankın eski çalışanlarından
> Berrin Benli hanımda Oracle Türkiye'nin önemli
> isimlerinden.
>
> Oracle'ın Türkiye bayisiyse LinkPlus şirketi. Bu
> şirket ise bilgisayar işleriyle uğraşan Link Holdinge
> bağlı. Yönetim kurulu başkanıysa Murat Kasaroğludur.
> Murat bey gerçekten çok başarılı bir işadamımız ve
> Bilgisayar sektörüne ilgi duyan pek çok genç onu örnek
> almakta. Bu sebeple sık sık çeşitli seminerlerde
> başarının sırlarını paylaşıyor. Mesela 2002 senesinde
> Ulus Özel Musevi okullarında düzenlenen ve İzzet
> Garih,Cem Hakko,Jeffi Medina ve Jan Nahum gibi çok
> değerli işadamlarımızın katıldığı konferansta Musevi
> okulunun gençlerine verdiği cesaretlendirici konuşma
> benim bile kulağıma gelmişti ve çok akıllı bir insan
> olduğunu söylemişlerdi. Başarılarının devamını
> dileriz.Tabii başarı ekip işidir. Link Holdingin
> Türkiye çapında bir bilişim devi olmasında ve Oracle
> gibi bir şirketin temsilciliğini başarıyla
> yürütebilmesinde şirketin diğer ortakları olan Hayguyi
> Antikacıoğlu (psikolog Levon Antikacıoğlunun eşi) ve
> Raşel Eskenazi gibi yetenekli insanlarında payı
> büyüktür.
>
> Oracle şirketi bu gibi değerli girşimcilerimiz
> sayesinde "e-devlet" projesine hazırlık mahiyetinde
> Türkiye'de büyük projelere de imza atıyor.Son olarak
> Türkiye Muhasebeciler Odasına 1.5 milyon dolara Luca
> sistemini kurdular. Bu sistemde Türkiye'deki 65 bin
> muhasebeci ve onların 2 milyondan fazla müşterisi tek
> bir sistemde birleştirildi. Türkiye'deki reel ekonomi
> verileri ve tüm şirketlerin mali bilgileri bu sayede
> Oracle şirketinin kurduğu sisteme geçirilmiş oldu.
> Kutlarız. Bu projede Oracle'ın ortaklığını Meteksan
> firması üstlendi. Meteksanda ünlü şirketlerimizdendir.
> ÖSYM'nin kurulduğu 1974 yılından beri açtığı tüm sınav
> ihalelerini hiç sektirmeden kazanan tek şirket
> onlardır. Bu başarılarının sebebi bazılarına göre
> firmanın kurucusu İhsan Doğramacının ikna
> kabiliyetinden kaynaklanmaktaymış. Yalçın Küçüğün
> Tekelistan kitabında Doğramacı hakkında öne sürdüğü
> "Yedi dil bilir ama en iyi bildiği dil İbrani'cedir"
> ve "Eski istihbarat kurumumuz MAH Doğramacı hakkında
> Türk asıllı değildir raporu vermiştir" gibi iddiaları
> bir yana bırakırsak Doğramacı Bey pek bilinmese de
> Türkiye'nin en tatlı dilli insanıdır. EE bu kadar
> tatlı dil otuz yıldır tüm ihaleleri de almasını bilir
> herhalde.
>
> Evet yazıyı gene çok uzattık ama ne yapayım sevgili
> dostlar yazdıkça yazacak konular dallanıp budaklanıyor
> ve gene de eksik kalıyor. Yazının başında "sinir
> oldum" demiştim.Herhalde bu kadar yazıdan sonra neden
> sabahın köründe kanın tepeme sıçradığını ve güzelim
> demli çayımın bile zehir olduğunu arif olan
> okuyucuların anladılar. Arif olmayanlar nemi olacak?
> İyide benim arif olmayan okuyucum yok ki zaten.
>
> Sevgilerimle
> Serdar Kuru
>
>
>
> =====
> Serdar Kuru
> Araştırmacı-Yazar
> Ortadoğu Gazetesi köşe yazarı.
> "Top Secret yazılar" ve "Türkiye Dönüştürülürken" kitaplarının yazarı
>
> Yazarın günlük ve arşivlenmiş eski yazılarına www.guvercinevi.net
adresindeki köşesinden ulaşabilirsiniz.


ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET