"Terörle mücadele hukuk içinde nasıl yürütülürmüş ki?"
diyen katılımcılara kısa ve öz bir cevap vermek mümkündür:
"Tıpkı Polis Teşkilatı'nın yaptığı gibi..."
Cinayet için hazırlanıp gönderilen bir genç şehrin göbeğinde bir gazeteciyi katlettiğinde hem o katili yakalayan, hem de azmettirenleri bulan Polis Teşkilatı gözünüzün önünde değil mi? Bu başarısı faili meçhul işler yapmak niyetinde olanlara dur demiştir.
Susurluk kazasında otomobilin içinden çıkanlardan biri polis müdürü Hüseyin Kocadağdı
1000 kişinin katili olduğunu itiraf eden ve faili meçhullerden tutuklanan Ayhan Çarkın özel harekat polisiydi..Ayhan Çarkın buzdağının görünün küçük bir parçasıdır
1990 larda sol örgütlere karşı yapılan operasyonlarla bilinen Hanefi Avcı, sol örgüt üyesi olmakla suçlanarak tutuklandı..zamanında kendinisi baştacı edenler bugun kendisini bu örgütlere üye olmak ve geçmişte sol örgütlere aşırı kuvvet kullanmakla suçluyorlar...
ergenekoncumu susurlukçıumu olduğu belli olmayan İbrahim Şahinide unutmayalım
Sivas katliamının zanlısını yurtdışında zannederken Sivasta öldüğü ortaya çıktı,Polis bunu senelerce niye bulamadı ?
geçenlerde düşen polis helikopterinde çocukta hayatını kaybetti..çocuğun polis helikopterinde ne işi vardı ? düşen askeri helikopter ölende subay çocğu olsaydı ortalığı ayağa kaldırmazmıydınız
ayrıca Uğur Mumcudan Hablemitoğluna faili meçhul aydın cinayetleri de hala çözülemedi..
Alıntı:
Terörle mücadele 10 sene önce Polise bırakılmış olsaydı şimdiye kadar % 80 çözülmüş olurdu.
kısaca ..cudi dağının tepesinde polisin ne işi var,,Sınır ötesi harekatları polismi yapacaktı ?
hava kuvetlerini polisemi bağlasaydık
gerilla taktiklerini uygulayan terörle uğraşmak zor iştir..abd vietnamdan SSCB afganistandan kovuldu..asker senelerce bas bas bağıdmadımı "bu iş salt askeri tedbirlerle çözülmez" olayın birde ekonomik boyutu var..istihbarat boyutunuda unutmayalım..istihbarat askerin işimi ? MIT senelerdir ne yapıyor ve niye hiç eleştirilmiyor..
ayrıca halktan ve sınır ötesinden (devletlerden,gizli servislerden) destek alan örgütleri yoketmek imkansıza yakın zordur
En son ufuk_g tarafından Pzr 31 Tem 2011, 11:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
balyozcuları savunanlar, abd emriyle darbe planlayan askerleri savunduklarının farkında mı
Alıntı:
o plan abd tarafından yaptırılmış olmasın? bu hükümet sınavı geçemezse kendi kontrollerinden çıkacak olursa belki bu plan hayata geçirilecekti!
evet doğru. darbe abd tarafından planlandı. bugün ergenekoncu ve balyozcuları savunanlar, abd emriyle darbe planlayan askerleri savunduklarının farkındalar mı?
Alıntı:
aynı 28 şubatta erbakan nasıl devrilmişse bu hükümette aynı yoldan gidecekti. ama sınavı geçtiler iyi çocuk oldular. o planda yattı ve bir türlü bilerek deşifre edildi.
akpartiyi yanlış tanıyorsunuz. akparti bağımsız politika üretir. pragmatist politika üretir. tek yanlı kimseye bağlanmaz.
Alıntı:
dedik ya artık asker out gerçek demokrasiyi halk yönetimini istiyoruz ama başkalarına bağımlı sözde demokrasi değil. askerlerin çok eşek gitmez yolları var bunlar temizlenmeli ama asla asla hakaret edilerek değil.
askerin içindeki darbeciler out desek daha doğru olur. topyekün asker değil.
Alıntı:
askerleri ve dolayısıyla askeriyeyi aşağılayarak bu yapılamaz. gün gelir devran döner bu işler tersinede dönebilir.
yani günün birinde asker darbe yapabilir diyorsun.
o zaman bizim asker üstünde harekat yapmaya devam etmemiz gerekiyor. askeri kontrol altında tutmak için darbecileri mahkemelerde süründürmemiz gerekiyor.
o zaman niye itiraz ediyorsunuz ergenekon sürecine?
seçim yapılmış %50 oy almış hükümet, bu askerler darbeci olsalardı buna izin verirlermiydi? dünya kadar asker içerde tutuklu.
Kendi cevabınızı kendiniz vermişsiniz. Belki de çoğu tutuklu olduğu için darbe yapamadılar
Alıntı:
kısaca ..cudi dağının tepesinde polisin ne işi var,,Sınır ötesi harekatları polismi yapacaktı ?
Belki polis daha başarılı olur. Ordunun üç beş çapulcuyu bertaraf etmeye çalışarak harcadığı otuz yıl uzun bir süre. Bu gidişle tarihte 30 yıl savaşları diye anılacak. Acil çözüm bulmak gerekiyor.
En son mine atafirat tarafından Pzr 31 Tem 2011, 13:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
memleketimiz için isabtli bir karar olmuştur. Şura 'dan 3 gün sonra zaten emeli olacaklar iken, siyasi şov yaparak emekli-istifa etmeleri, önümüzdeki dönemde TSK içindeki darbeci grubun temizlenmesine vesile olacaktır.
hayırlısı olsun
Ordunun üç beş çapulcuyu bertaraf etmeye çalışarak harcadığı otuz yıl ouzun bir süre. Bu gidişle tarihte 30 yıl savaşları diye anılacak. Acil çözüm bulmak gerekiyor.
onlar bilvanis çiftliğinde irtica avındaydılar mine hanım, pkk'yı takip etmiyorlardı.
karakol baskınlarında gelmeyen hava desteği, bilvanis çiftliğinde maaşşallah havada sorti yapıyor
"Terörle mücadele hukuk içinde nasıl yürütülürmüş ki?"
diyen katılımcılara kısa ve öz bir cevap vermek mümkündür:
"Tıpkı Polis Teşkilatı'nın yaptığı gibi..."
Cinayet için hazırlanıp gönderilen bir genç şehrin göbeğinde bir gazeteciyi katlettiğinde hem o katili yakalayan, hem de azmettirenleri bulan Polis Teşkilatı gözünüzün önünde değil mi? Bu başarısı faili meçhul işler yapmak niyetinde olanlara dur demiştir.
Susurluk kazasında otomobilin içinden çıkanlardan biri polis müdürü Hüseyin Kocadağdı
1000 kişinin katili olduğunu itiraf eden ve faili meçhullerden tutuklanan Ayhan Çarkın özel harekat polisiydi..Ayhan Çarkın buzdağının görünün küçük bir parçasıdır
1990 larda sol örgütlere karşı yapılan operasyonlarla bilinen Hanefi Avcı, sol örgüt üyesi olmakla suçlanarak tutuklandı..zamanında kendinisi baştacı edenler bugun kendisini bu örgütlere üye olmak ve geçmişte sol örgütlere aşırı kuvvet kullanmakla suçluyorlar...
ergenekoncumu susurlukçıumu olduğu belli olmayan İbrahim Şahinide unutmayalım
Sivas katliamının zanlısını yurtdışında zannederken Sivasta öldüğü ortaya çıktı,Polis bunu senelerce niye bulamadı ?
geçenlerde düşen polis helikopterinde çocukta hayatını kaybetti..çocuğun polis helikopterinde ne işi vardı ? düşen askeri helikopter ölende subay çocğu olsaydı ortalığı ayağa kaldırmazmıydınız
ayrıca Uğur Mumcudan Hablemitoğluna faili meçhul aydın cinayetleri de hala çözülemedi..
Alıntı:
Terörle mücadele 10 sene önce Polise bırakılmış olsaydı şimdiye kadar % 80 çözülmüş olurdu.
kısaca ..cudi dağının tepesinde polisin ne işi var,,Sınır ötesi harekatları polismi yapacaktı ?
hava kuvetlerini polisemi bağlasaydık
gerilla taktiklerini uygulayan terörle uğraşmak zor iştir..abd vietnamdan SSCB afganistandan kovuldu..asker senelerce bas bas bağıdmadımı "bu iş salt askeri tedbirlerle çözülmez" olayın birde ekonomik boyutu var..istihbarat boyutunuda unutmayalım..istihbarat askerin işimi ? MIT senelerdir ne yapıyor ve niye hiç eleştirilmiyor..
ayrıca halktan ve sınır ötesinden (devletlerden,gizli servislerden) destek alan örgütleri yoketmek imkansıza yakın zordur
Bir defa şunu belirtelim ki terörle mücadele bir iç güvenlik sorunudur. Mücadele edilen karşı güç bir düşman ülkenin ordusu değildir. Karşınızdaki güç bir düşman ülkenin ordusu değilse ve sizin ülkeniz içinde cinayet işlemiş ve işlemeye devam eden suç örgütü mensubu vatandaşlarınız ise onlara karşı iç güvenlik harekatı uygularsınız. Bu mücadelenin adresi de Türkiyedeki kurumsal yapılanmada Polis ve Jandarmadır. Ülkeniz içinde yürüttüğünüz iç güvenlik harekatını bu kuvvetler ile yapmanız gerekir. Silahlı terör örgütü komşu ülke topraklarını kullandığında ise valilerin ya da merkezi idarenin çağrısı/görevlendirmesi ile askeri birlikler sınır bölgesinde ya da sınırötesinde herekat yapabilir ve yapmalıdır. Bu anlamda bakıldığında sınıra yakın bölgelerde ve sınırın diğer tarafında askeri birliklerden yararlanılması istisnai bir durum olarak doğru ve yerindedir. Cudi dağı Irak ve Suriye sınır bölgesine yakın olduğundan teröristlerin sınırı geçmesine engel olup kontrol altına almak ve etkisiz hale getirmek için askeri birlikler harekat yapabilir. Ama ülke içinde terörle mücadele asıl işin sahipleri olan Polis ve Jandarma ile yapılmalıdır. Tunceli'de, Diyarbakır'da, Bingöl'de,... kısacası ülke içindeki herhangi bir yerde şehir içi ya da şehir dışı farketmeksizin terörle mücadele Polis ve Jandarma ile yapılmalıdır.
Bu konuda en önemli handikap Polis'in tüm personelinin profesyonel olmasına rağmen Jandarma'nın bu yapıda olmaması ve personelinin çoğunun vatani görev yapan genç ve tecrübesiz kişilerden oluşmasıdır. Bu hata giderilmeli ve Jandarma teşkilatı % 100 profesyonel olmalıdır. Görev yönünden eşdeğer olan Polis ve Jandarma entegre edilip birleştirilmeli, yıllar içerisinde İçişleri Bakanlığı emrinde tek bir iç güvenlik kurumuna doğru gidilmelidir. Bu kurum hem karadan hem de havadan birlikte iç güvenlik operasyonu düzenleyecek yapılanmada olmalıdır.
Polis teşkilatı son 10 yıldır eski dönemi ile kıyaslanamayacak derecede doğru işler yapmaya başladı. 10 yıl önce terörle mücadelenin Polise bırakılmış olması durumunda çok daha başarılı olunacağına dair görüşüm bu çerçevededir. Daha önceki yıllarda Polis teşkilatında da ciddi ve vahim hatalar vardı. Ama hızlı bir iyileşme gözle görülmektedir. Herhangi bir Emniyet mensubu suça karıştığında onun üstleri hükümete kafa tutup bu adam terfi edecek diye baskı yapmıyor. Herşey hukuk içinde yürüyor. O Emniyet mensubu geçici olarak yürüttüğü görevinden açığa alınıyor, hukuk önüne havale ediliyor. Dava sonucu suçlu olursa cezai müeyyidesine tabi tutuluyor, suçsuz çıkarsa da kurumu bünyesinde tekrar aktif bir göreve atanıyor. Dolayısıyla Emniyet teşkilatında bireysel anlamda suçlular olabiliyor ama yaygın şekilde kurumsal anlamda suçu koruma tavrı yok.
En son ülkühan34 tarafından Pzr 31 Tem 2011, 12:01 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
seçim yapılmış %50 oy almış hükümet, bu askerler darbeci olsalardı buna izin verirlermiydi? dünya kadar asker içerde tutuklu.
İçişleri bakanlığı eskisi gibi değil darbe yapmaya yeltenenleri hemen tespit ediyorlar ve çöküyorlar tepesine tabiri caizse...
Kuvvet Komutanları kusura bakmasın ama hala çürük elmaları savunuyorlar,istifa etmeleri üzüntü değil sevinçle karşılanmalı çünkü kendilerini bu ülkede özel insan zannediyorlar biz yaparız ederiz hukuk bize karışamaz mantığındalar hala
Bence hükümet iyi araştırma yapmış ve çok güzel tespitlerle olaya değinmişler...
Askerliğimi iç güvenlik bölgesinde yapan biri olarak gerçekten özel birliklerin bu savaşı sürdürmesi kanaatindeyim çünkü hayatında hiç çatışmaya girmemiş insanları oraya götürüp intihar ettiriyorlar resmen...Eğer polis teşkilatı gerçekten sınır bölgesinde rüşvet yemeden bu ülkenin çıkarları için çalışırsa emin olun terör 1 yılda biter...
Yarın Saldıray Berk Paşa , Aslan Paşa ve başka Paşalarda da muhtemelen gördükleri lüzum üzerine! emeklilik talebinde bulunacaklar.Artı şoklar olabilir.Necdet Özel Paşanın hukuk konusunda hassasiyetli olduğunu duyuyoruz medyadan. Ben gelişmiş batı standartlarında bir GKB. olacağına inanıyorum bu paşamızın...İnşaallah böyle bir gelenek yakalanırda herkes işinin gereğini yapar bu ülkede.Artık darbe ve muhtıra söylentilerinden gına geldi bana.Kendimi bir 3. Dünya ülkesi vatandaşı gibi hissediyorum askerin siyasete müdehalesinde.Necdet Özel Paşa emeklilik istemeyerek çok saygın,dirayetli bir duruş yaptı..Koşaner Paşa bence emeklilik talebi ile başarısızlığınıda tescilledi.Necdet Özel Paşanın bundan sonra yapması gereken en önemli şeylerden biride TSK'nın ikide bir siyasete müdehalesinin önüne geçmek olmalı.Kendisi için zor bir süreç var.Ancak siyasi irade ve halkımız arkasında.Ordumuz içerisinde çöreklenmiş ne kadar demokrasi düşmanı,darbe heveslisi varsa bu tür faaliyetlerin içinde bulunmuş olanlar varsa bunları hukuka havale etmeli,ayıklamalıki gelecekte demokrasimizin üzerinde yine böyle kara bulutlar dolaşmasın..
En son ahmet1965 tarafından Pzr 31 Tem 2011, 12:36 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Türkiye'de İstiklal Savaşı döneminde albay rütbesinde bir subayın dahi Genelkurmay Başkanı olduğu ve işlerin yürüdüğü günler yaşanmıştır. Albay İsmet Bey Mustafa Kemal Paşa'nın siyasi iradesi ile albay iken ve o sırada İstiklal Mücadelesine katılan daha deneyimli albaylar ve generaller varken Genelkurmay Başkanı olarak atanmıştır.
Bu kadar generali olan bir orduda bugünün şartlarında kimse kriz falan beklemesin ve bazı görevlerin boş kalacağını falan da düşünmesin. Bunlar normal ve sıradan işler. Siyasi irade tercihini yapar ve "görev senindir" der. Bu kararın olumlu ya da olumsuz siyasi risklerini de üstlenmiş olur.
Alıntı:
1920 Nisan sonlarında TBMM toplanınca hükûmumet kurma işine girişilir. Atatürk, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi’nin (Genel Kurmay Başkanı’nın) Bakanlar Kurulu üyesi olmasını ve bu göreve Albay İsmet Bey’in atanmasını kararlaştırır. Bunu öğrenen Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile Albay Refet Bey (Bele) Atatürk’ü görüp soranlar: “Bu makam Osmanlı’da olduğu gibi Harbiye Nazırı’nın (Milli Savunma Bakanı’nın) buyruğu altında mı, yoksa İmparatorluk Almanya’sındaki gibi ondan bağımsız bir makam mı olacaktır?” Atatürk: “Bağımsız olacaktır” karşılığını verince: “Biz daha kıdemliyiz ve millî mücadeleye daha önce atıldık” derler. Atatürk’ün karşılığı şu olur: “Üçünüz de aynı çapta birliklere komuta ettiniz. Ben aranızdan onu seçtim.”
Not: Albay İsmet Bey Genelkurmay Başkanı görevinde iken İnönü Savaşları gerçekleşmiş olup savaşların galibiyetle sonuçlanması sonrası Albay İsmet Bey 1 Mart 1921'de General (İsmet Paşa) olmuştur. 1920 yılında Albay rütbesinde Genelkurmay Başkanlığı yapan İsmet Bey'in Orgeneral rütbesini alması ise yıllar sonra 1926 yılındadır.
Türkiye,son yıllarda yükselen bir ivmeyle demokrasisini geliştirirken,daha yapılacak da çok işler var.
Askeri okullarda harp okullarında verilen ve sivil irade tarafından hala denetlenemiyen sivil hayata ve sivillere yönelik "otoriter ve buyurgan" eğitim sisteminin yenden revize edilmesi gerekir.
"Bu ülkenin efendileri biziz!!Biz varsak siz varsınız bu ülke var!" "Bize biat edin ve efendilerinizi tanıyın!" mantığıyla yetiştirilen efendi-köle mantığıyla ülkenin yeni bir gelecek inşa etmesi zordur.
Darbecilerin her zaman sığınağı olmuş tsk iiç hzmet yönetmeliğinin "Ülkeyi koruma-kollama"maddeleri derhal demokratik bir ülke standrtlarına göre yenilenmeli yada kaldırılmalıdır.
Bir ülkeyi koruyacak olan,o milletin ortak iiradesidir.darbe yapmak gibi kötü alışkanlıkları olan bir ordunun bırakın ülkeyi,kendisini koruma gücü mecali olmadığı,son karakol baskınları ve pusuya düşme zaaflarıyla ortaya çıkmıştır.
Profesyonel ordu iiçin gereken çalışmalar,hızlandırılmalıdır.3-5 aylık yat-kalk eğitimiyle araziye sürülen,sivilde çiftçi,bakkal yada garson olan ve ilk kurşun roket atıldığında el ayağı dolaşan acemi askerlerle terörle mücadelenin olamayacağı da artık anlaşılmıştır.
Bu yüzden,ağır silahlarla da donatılmış,çabuk karar alıp uygulayabilen,iyi eğitmli ve hızlı hareket edebilen Özel harekat polislerinin devreye sokulması önemlidir.
Terörle mücadele,sadece askere bırakılmayacak kadar önemli bir olaydır.