Benim merak ettiğim sitede birçok kişi TSK ya demediğini bırakmazken eski generallere demediğini bırakmazken şimdi yeni genelkurmay başkanına daha göreve dahi başlaamışken ne bu sevgi sel i .
Bu adam ın ileride sizin düşüncenize zıt düşüp düşmeyeceğinin garantisi varmı
Bunu sana cevap olarak algılama lütfen. Ama baktığımız zaman şahıslar mutlaka birileri tarafından sevilir ve birileri tarafından eleştirilir. Sevgi seli olarak algılama bunu Türkiye'mizi kaosa girmekten kurtarmak için atılan bir adım şeklinde düşünülürse mantıklı bir karar olarak destekleniyor. Hepsi bu
Kuvvet komutanlarının özellikle de Genelkurmay Başkanımızın komumları gereği "küstüm oynamıyorum" misali çekip gitmeleri etik bir durum değildir. kaldı ki bu durum şahsi bir şey olmayıp planlı bir şekilde kaosa süreklemek odaklı bir eylem olarak düşünmekteyim. Necdet Özel ile ilgili pek bilgim yok. İyi biri kötü biri diye bazı arakdaşlarımız gibi yaklaşmayacağım fakat istifa etmeyip mücadeleyi seçtiği için ve kaosa sürüklenip bazı çevrelerin aşağılaycı gülümsemelerine bir nebze de olsa son verdiği için kendisine teşekkür ediyorum.
yaşandı. bu 3 kriz bizi % 60'a taşır Allahın izni ile.
yeni komutanu tanımıyoruz tabi ama bu durumda başbakana itaat etmekten ve hukuka uymaktan başka çaresi yok. eğer o da eskiler gibi davranırsa gider. mahkeme kadıya mülk değil.
Bir şehit haberi kameralar yayında hep aynı enstantane bir ana feryadı ya yeni evli ya işinde yeni %100 gariban bir aile ferdi. Daha denk gelmedi kapısında MERCDES olan birinin evladının şahadetinde şahi bunların hep kızı mı oluyor yoksa sadece garibanlar mı ölüyor. Acaba kurşunmu adam şeçiyor ben mi seneryo yazıyorum, ölümden bile ayrım yapıyorlarsa bazılarına herşey mübah anlayana........................
Hayır bilal o öyle değil. Avrupa'da birçok ülkeye gittim. Plakası 5'e kadar olanları her ülkede biliyorlar ve Milli Savunma Dersi gibi bir ders hemen hemen bütün ülkelerde mevcut... Ben bu derslerin varlığını Avrupadaki ülkelerde gördüm...
Özür dileyerek, bu beyanın yanlış olduğunu söyleyeceğim. Milli Savunma(ya da benzeri) gibi bir ders AB ülkelerinde yoktur. Belki, demokrasiye geçme aşamasında olan eski komunist ülkelerde olabilir. Bilmiyorum. İngiltere, Fransa, Belçika, İsviçre, İtalya, Hollanda, İskandinav Ülkeleri, Avusturya ve Almanya'da Genel Kurmay Başkanının adı (belki) savaş zamanında, ya da malzeme/silah alımlarında bir yolsuzluk olursa duyulur. Bunun dışında, nasıl bilecek insanlar? Kimse bahsetmez ki.Önemli bir kişi değildir. Sizin gittiğiniz ülkeler belki Güney Amerika ülkeleri veya Yunanistan olabilir mi?
En son mine atafirat tarafından Cmt 30 Tem 2011, 17:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Kamu görevlerinin yürütülmesinde öncelikli sorun "görevi kimin yürüttüğü" değil "hizmetin amacına ulaşıp ulaşmadığı" olmalıdır. Bu gözle bakıldığında önemli olan bazı generallerin haklarında devam eden davalardan dolayı terfi imkanını kaçırması değil ülke güvenliği hizmetinin gerektiği gibi yürüyüp yürümediğidir. Medya ile mesafeli kişiliği ile önceki Genelkurmay Başkanlarından daha iyi bir tutum yürüten Sayın Işık Koşaner bu noktada "silah arkadaşı" olarak gördüğü tutuklu generallerin hak kaybına uğrayacak olmasına odaklanarak onları savunmaya çalışmıştır.
Şunları hep birlikte ibretle ve dehşetle gördük ki bu ülkenin silahlı kuvvetlerine ait en özel savunma bilgilerini saklamak üzere kullanılması gereken kozmik odalarda meğer darbe planlarına ait belgeler de saklanırmış. Silahlı kuvvetler envanterinde olması gereken bazı silah ve mühimmatlar kışlalarda değil gizli gömü yerlerinde başka amaçlar için depolanırmış.
Bu kabul edilemez hataların kusurunun kime ya da kimlere ait olduğuna hiçkimse peşinen karar veremez ve vermemelidir. Bu konu hukuk sürecinin alanında incelenecek bir konudur. Ama ortada bu denli kabulü mümkün olmayan bir dehşet tablosu dururken hukuki incelemeye tabi durumda bulunan subayların terfi haklarının savunuculuğunu yapmaya çalışmak yerinde bir tutum olarak değerlendirilemez.
Sorumlu bir yönetici yönettiği kurumda bazı hukuk dışı işler olduğuna dair bilgiler alıyorsa bu durumun ortaya çıkması ve kurumun doğru şekilde işlemeye devam etmesi yönünde tavır almalıdır.
Bu noktada Sayın Işık Koşaner ve üç kuvvet komutanı haklarında ciddi suçlamalar olan arkadaşlarını koruma güdüsüne kapılarak doğru tavrı alamamışlar, siyasi irade ile oluşan fikir ayrılığı neticesinde de emeklilik haklarını kullanarak görevlerinden ayrılmışlardır.
İnsani nezaket ölçüleri içerisinde yapılması gereken kendilerine yıllardır verdikleri hizmetler nedeniyle teşekkür etmek olmalıdır. Ama son derece ciddi davalarda yargılanan/yargılanacak olan arkadaşlarını savunmaya çalışan duygusal tutumları ise sorumlu yöneticilik çerçevesinde bir davranış olmamıştır.
Bu süreçte "hukuka uygunluğa ve siyasi irade ile uyuma" özen gösteren Sayın Nejdet Özel ise diğer komutanların düştüğü hataya düşmemiştir. Onu diğerlerinden farklı yapan sadece budur. Yoksa Sayın Nejdet Özel de tıpkı emekli olan diğer Sayın komutanlar ve Sayın Işık Koşaner gibi bu ülkenin ordusu içerisinde yetişmiş bir askeri bürokrattır. Hiçbirimiz bu insanları sanal dost-düşman saflara oturtmamalıyız. Aynı kurumda çalışan ya da görevi yürüten insanların bazı konularda farklı duruşları olmasına da aşırı anlamlar yüklememek gerekir.
"Davaları devam eden astlarının yükselme haklarını savunma" pozisyonu alan komutanlar ile bu konuda tarafsız kalma pozisyonu alan komutan farklı tercihlerde bulunmuş olup siyasi irade ile ters düşen komutanlar emeklilik yolunu seçmiş, oluşan durum karşısında Sayın Nejdet Özel genelkurmay başkanı olmuştur. Konuyu abartmanın anlamı yoktur. Kurumlar kimsenin malı değildir. Bugün Sayın Koşaner emekli olduğu gibi zamanı geldiğinde Sayın Özel de bu kurumdan ayrılacak ama kurum devam edecektir.
Sayın Özel'in yeni görevi hayırlı olsun. Kendisinin hukuka saygılı sorumlu komutan tutumu içinde gerek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve de gerekse terörle mücadele eden iç güvenlik kurumlarının (Polis, Jandarma) daha başarılı çalışmalar yürütmesine vesile olmasını dilerim.
CHP'nin 6 maddelik konu ile ilgili bildirisi özrü kabahatinden büyük dedirtecek cinsten.Zaten farklı bir açıklama yapmaları demokrasiden yana tavır koymaları çok büyük süpriz olurdu.Malumu ilan ettiler kendileri açısından. Bunlar 17 nisan muhtırasında da süt dökmüş kedi rolü oynamışlardı.Yıllar sonra bu muhtırada sessiz kalmakla yanlış yaptıklarını ilan ettiler.Daha dün ordudaki komutanlara kağıttan kaplan yakıştırması yapan bunlar değilmiydi Allah aşkına.Çifte standarda bak işlerine gelince kağıttan kaplan yapıyorlar komutanları, gelmeyince de adeta TSK sözcüsü kesiliyorlar.TSK'dan bile daha ağır hukuk dışı bir bildiri yayınlayabiliyorlar.Nerde kaldı hukuk devleti. Ali ye Veli ye tutuklama,hukuk olacakta işin içinde Paşa olunca hukuk olmayacak mı.Onların yargılanmama ve suç işleme özgürlüğümü var anayasamızda.CHP bu tavrı ile demokrasi ayıbı işliyor bence.
Özür dileyerek, bu beyanın yanlış olduğunu söyleyeceğim. Milli Savunma(ya da benzeri) gibi bir ders AB ülkelerinde yoktur. Belki, demokrasiye geçme aşamasında olan eski komunist ülkelerde olabilir. Bilmiyorum. İngiltere, Fransa, Belçika, İsviçre, İtalya, Hollanda, İskamdinav Ülkeleri, Avusturya ve Almanya'da Genel Kurmay Başkanının adı (belki) savaş zamanında, ya da malzeme/silah alımlarında bir yolsuzluk olursa duyulur. Bunun dışında, nasıl bilecek insanlar? Kimse bahsetmez ki.Önemli bir kişi değildir. Sizin gittiğiniz ülkeler belki Güney Amerika ülkeleri veya Yunanistan olabilir mi?
Bu gittiğim okullardan sadece bir kaçı. Yaklaşık 1000 civarında okula gittim. Avrupa'da yaşayan Türklerin veya yabancıların bilmedikleri, şu ana kadar duymadıkları o kadar çok şey duydumki. Anlattığımda ve gösterdiğimde hepsi birçok olaya şok oldular. Avrupa'da yaşamak Avrupa hakkında herşeyi bilmek değildir. Gittiğim okulların listesini merak ediyorsan hepsini kopyalayıp yapıştırabilirim.
Sadece şunu sormak istiyorum. Neden bizlerde din dersi yasaklanmaya çalışılırken Avrupadaki birçok okulda-sınıflarda hep kapı girişinde hem yazı tahtasının üstünde haç var? Neden bunları hiç kimse konuşmuyor ve söylemiyor. Avrupadaki okulların çoğunda mevsim şeridi gibi İncil veya Tevrat öğretimi ve tarihiyle ilgili şeritler varken bizde tahammül edilemiyor?
Ayrıca genelkurmay başkanlarının yada askeri olarak en tepeki kişinin ismini bilmeyen bir lise öğrencisi görmedim. Gittiğim liselerde ise Vatandaşlık, Savunma, Askeri Yapı, Ülke İdaresi isimlerinde dersler vardı.
Sadece cevap hakkımı kullandım...
Alıntı:
Sizin gittiğiniz ülkeler belki Güney Amerika ülkeleri veya Yunanistan olabilir mi?
Ayrıca bir daha bana bu şekilde üstü kapalı "yalancı" veya alaycı ifade kullanırsanız sizin üslübunuzla size cevap veririm. Bu sadece bir uyarıdır, kişilerle alay etmeye hakkınız yoktur, Sayın Avrupa'da yaşayan ve kişilere saygıyı bizden daha iyi bilen arkadaşım...
En son Salih YILDIZ tarafından Cmt 30 Tem 2011, 16:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Hem bu kadar suça bulaşacaksın hem de “bana dokunma” diyeceksin.
Hukuk sana dokununca da istifa edeceksin.
Ordu, hukuka ve demokrasiye alışmakta zorlanıyor.
Zorlanarak da olsa alışacak.
Genelkurmay Başkanlığı karargâhında “hükümet aleyhtarı” internet siteleri oluşturma cüretini gösterme özgürlüğü hiçbir orduya tanınmaz.
Emir komuta zinciri içinde “halk iradesinin” temsilcisine “tuzak kuracaksın”, hakaret edeceksin ve bunun hesabının sorulmasına karşı çıkacaksın.
Darbecilik, cuntacılık dönemi orduda sona eriyor.
Ve, “darbecilik yasak” emrini bir onur sorunu yapıyorlar.
Darbeci olmak, darbecileri korumak “onuruna dokunmuyorsa” zaten bu ülkenin ordusunda yerin yok.
Dünyanın ve Türkiye’nim değiştiğini algılamamaktaki bu ısrar sonunda bir sarsıntı yaratacaktı elbette.
Yarattı da.
Yıllardan beri “askerliklerinin” ne kadar yetersiz olduğunu izledik.
Karakollarını koruyamadılar, kendilerine emanet edilen çocukları koruyamadılar.
Hiçbiri bir karakol baskınındaki kayıpları “onur sorunu” olarak görmedi.
Çocukların ölümünden sonra bir tanesi bile istifa etmedi.
Ama generalleri hukuk sigaya çekince bundan onurları gocunuyor.
“Onur”u böyle anlayan generallere ihtiyacı yok bu ülkenin.
Niye çocuklar öldüğünde, “biz yetersiziz, çekiliyoruz” demediniz?
Askerliği unutup kendilerini “ülkenin hâkimi” sanan, sürekli olarak sivil hükümetleri sindirmek için uğraşan, darbe planları hazırlayan generallerin çekilmesinden kimseye bir zarar gelmez.
Askerlerin ölümünden “istifa edecek” kadar rahatsız olmayıp da, sanık generallerin terfi etmemesinden “rahatsız” olanların orduyu terk etmelerinde büyük fayda var.
Bize disiplinli, gerçek askerler lazım.
Darbe planları hazırlamakla, andıç yazmakla, internet sitesi hazırlamakla uğraşıp askerleri eğitmekle hiç uğraşmayan bu “general kuşağı” çekildikten sonra yeni bir ordu oluşturulacak.
Demokrasiye ve hukuka saygılı, askerliğin gereklerini yerine getiren bir ordu kurulacak.
Bu aşamada, Başbakan Erdoğan’ı ve hükümeti hayranlıkla alkışlayıp desteklemek düşer hepimize.
Dimdik durdular ve “sivil iradeyi” sonuna kadar savundular.
Generallerin şantajlarına da, tehditlerine de boyun eğmediler.
Tarihimizin dönüm noktalarından birinde kararlılıklarıyla çok önemli bir sınav verdiler.
Hukukun arkasında sapasağlam durdular.
Generallerin “suç işleme özgürlüğü” olmadığını herkese gösterdiler.
Düşünün ki Ege Ordu Komutanı bile internet andıçının içinde yer almış.
Genelkurmay’ın “hukuk müşaviri” olan general hukuku çiğnediği için sanık.
Böyle ordu mu olur?
İstifa eden generaller, askerî açıdan yetersiz, suç bağımlısı bir general heyetini savunmak için “istifayı” bir tehdit olarak kullanıyorlar.
Bu ülke darbeci general istemiyor.
Disiplinsiz general istemiyor.
Saygısız general istemiyor.
Askerlerini koruyamayan general istemiyor.
Savaşta “şike” yapan general istemiyor.
Bu ülkenin halkının “sözü”, generalin silahından daha güçlü olacak ve oluyor.
Yıllarca halkı da, halkın temsilcilerini de ezmeye alıştılar, “bundan sonra siz halkın iradesine tabi olacaksınız, hukuka saygı göstereceksiniz” denince de “onurumuzla oynandı” havasıyla gidiyorlar.
Dağlıca’da, Aktütün’de, Hantepe’de, Silvan’da “onurunuz” neredeydi, niye bir taneniz bile istifa etmedi?
Orada istifa etmeyen generalin, “terfi kavgasında” istifa etmesi aslında askerlik adına utanç vericidir.
Bizim generallerin önemli bir kısmının “askerî değerlerden” koptuğunu gösterir.
Gittikleri iyi oldu.
Bu, bir kriz değil, bu, büyük bir temizlenme.
Askerliği, hukuku, demokrasiyi ciddiye alan, halkına saygılı, halkın emanetine hıyanet etmeyen, “darbecilikten” utanan, terfi alamadığında değil, askerini kaybettiğinde onuru yaralanan yeni bir ordu için atılmış büyük bir adım bu.
Türkiye, askerî vesayeti bitirip demokrasiye doğru ilerliyor.
Bu yeni çağda, darbeci, andıççı, şikeci generallere yer yok bu ülkede.
İtirazı olan bütün generaller bırakın gitsinler.
Hepsine güle güle.
Yeni Türkiye’ye yakışan yeni bir orduyu kuracak insanlar da çıkar bu ordunun içinden ve onlar “askerin onurunu” terfilerde değil, askerlikte ararlar.
Taraf
Peşinen belirteyim ki koskoca Genelkurmay Başkanı'nın hukuk adalet dinlemeden arkadaşlarının hapiste olmasını duygusala bağlaması çok garibime gitti. Bu ana muhalefetin yemin etmemesi kadar saçma geldi.
Bir kere tutuklu askerler savcı istemiyle mahkemelerce tutuklandılar.
İkincisi tutuklanmalarını gerektirecek somut deliller var. Mahkemeler de böyle düşünmüş olmalı.
İktidar Partisini ve Gülen'i Bitirme Planında ıslak imza var. Elbette Dursun Çiçek bunu tek başına yapmadı. Zaten gönüllü olarak savcıya verdiği ek ifadede bu planın emir komuta zincirinde hazırlandığını itiraf etti. Koskoca orduya, masum talebelerin evlerine silah koyup sonra baskın yapmak yakışır mı?
İnternet Andıcı meselesi. Vazifesi dış düşmanlarla ve terörle mücadele olan anlı şanlı Türk Ordusu, yok irtica.org yok irtica.net gibi yüzlerce internet sitesinin sahibi. Bu sitelerde hem de parti ismi verilerek iktidara ve kendi başkomutanları cumhurbaşkanına vurdukça vuruyorlar. Bir Yunan Sitesi olsa bu kadar saldırılmaz. Var mı görev tanımında böyle siteler kurmak?
Balyoz'a ne demeli. Önce plan semineri dendi. Sonra dönemin genelkurmay başkanı yok böyle bir seminer dedi. İstanbul'un üstüne çökeceklermiş, kendi jetimizi düşüreceklermiş, Fatih Camii bombalanacakmış. Önce inkar ettiler sonra ses kayıtları çıktı sus pus oldular. Planın dışına çıkılmış olabilir dediler.
Ya Poyrazköy'de çıkan mühimmat. Bir askeri kepi için saatlerce ceza çekilen bir kurumda dolu-boş onlarca law silahı, bizzat TSK envanterinde el bombaları Dalan'ın arazisinde ne arıyor acaba?
Bunları hep beraber izledik. Şimdi bu paşalar tutuklu diye küsmenin alemi yok. Kim suç işlemişse çekecek arkadaş.