Beton kaldırımlar bazı yerlerde çirkin oldu ama en azından sağlam oluyor. Ayrıca betondan olmasına rağmen Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Ali Çetinkaya Bulvarı düzenlemeleri çok şık oldu.
Malum konaga en yakın semtlerden birisinde oturuyorum. Gelip gecerken rahatlıkla görebiliyorum durumu. Mesela en son dün otobüsle gecerken gördüm yarım metre bile olmayan kaldırımlar dösediler bazı yerlere. Bu da güya kaldırım sözünü akla getiriyor. Hani bayraklı ile ilgili bir resim vardı bir kişi bile gecemiyordu kaldırımdan işte bazı yerlerde aynısını yapmıslar..
Evet haklısın ama cirkin demek ayıp olur. Cok cirkin demek daha dogrudur bence. Belki kıbrıs sehitlerine torpil gecirmis olabilir ancak beton kaldırım dökülen cogu caddeyi görsen kesinlikle saglam demezdin Ayhan. Aksine yazıklar olsun derdin. Çünkü benim semtimde yapılan dandik kaldırımlar daha 6 ay olmadan hepsi catladı , delik deşik oldu. Asıl ilginc olan ise ortalarına koydukları kırmızı taslar ise içeriye çöktü ve yamru-yumru bir hal aldı. Fırsatım oldugunda resmini cekmeye calısıcam..
Beton kaldırımların çatladığını hiç görmedim tek sıkıntım estetik olmaması onun haricinde sorun yok bence.
Her yerde catlıyor , görmemen cok ilginc olmus. Delik deşik o kaldırımlara harcanan paraya yazık. Estetikligini gectim 1-2 sene idare etseydi bari ama o da yok yazın yapılan cirkin kaldırımlar simdiden heryerde kırık dökük ve catlak.
Ayrıca bazı yerlerde de su borusu gecirmek icin kazıyorlar. Sonrada yama yapıp gidiyorlar. Güya en az 3-4 sene ellemiceklerdi
Oturduğum semtte birçok yerde beton kaldırım mevcut. Gayet sapasağlam duruyor. Tek tük saymazsak genelde sorun yok... Plaka kaldırımlardan ise su fışkırıyor genelde... En güzeli yine plaka yapılması ama sağlam olması. En kötüsü ise kilit taş.
Girne Bulvarı, Bahriye Üçok Bulvarı, Mithatpaşa Caddesi, Altınyol sağlam plakaya güzel örnekler... İlçe belediyelerinin yaptığı kilit taşları ise kötü örnekler... Beton kaldırımlar ise estetik yoksunu sağlam örnekler...
Oturduğum semtte birçok yerde beton kaldırım mevcut. Gayet sapasağlam duruyor. Tek tük saymazsak genelde sorun yok... Plaka kaldırımlardan ise su fışkırıyor genelde... En güzeli yine plaka yapılması ama sağlam olması. En kötüsü ise kilit taş.
Girne Bulvarı, Bahriye Üçok Bulvarı, Mithatpaşa Caddesi, Altınyol sağlam plakaya güzel örnekler... İlçe belediyelerinin yaptığı kilit taşları ise kötü örnekler... Beton kaldırımlar ise estetik yoksunu sağlam örnekler...
oturdugum semtte neredeyse bütün kaldırımlar delik deşik. Ayrıca ortalarına konulan taslarda yamru yumru oldu ve cok cirkin görünüyor. Her gördügümde paraların cöpe gittigine üzülüyorum sahsen..
Arkadaşlar linkteki gazete sayfasının sol altındaki " Caddesiz Belediyeler" başlıklı habere dikkatinizi çekerim. Gerçekten yazık günah! İBB sanki kendisi 10 numara iş yapıyormus gibi bir de yapılan güzel işleri alıp yok etmesi cidden işgüzarlık. Bugüne kadar hangi yaptığı işte estetik bir iş ortaya çıkarmış ki bu renkli, süslü caddelere el koyup sıradanlaştırıyor. Kimse resimde daha inşaat yapılıyor, diğerinde de gündüz fotoğrafı var demesin. Sevgi Yolu'nda kafelerin kaldırıldığını vs gözümle gördüm. Dominik'in de eskisi gibi ışıklı, süslü olmayacağına bahse girerim.
Kaldırımlarla ilgili yazıları okurken aklıma geldi, geçen gün optimum otopark alanında yeni yapılan otobüs durağının oradan geçiyordum. Yanımdaki arkadaş az kalsın yere kapaklanacaktı! Kaldırımdaki beton bölümlerin arasına 2 sıra döşenmiş olan taşlar içeri göçmüş ve beton kısımlara ayakkabının burnunun vurmaması içten bile değil. Zaten eğlene eğlene kaç haftada yaptınız orayı, bari doğru yapın be utanmaz arlanmaz insanlar!!!
Beton kaldırımlar bazı yerlerde çirkin oldu ama en azından sağlam oluyor. Ayrıca betondan olmasına rağmen Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Ali Çetinkaya Bulvarı düzenlemeleri çok şık oldu.
Genel anlamda yine SÜPER olabilecek bir projeyi yaptık oldu bununla idare edin şeklinde bitiriyorlar. Bildiğiniz gördüğünüz varyantda değişen bir şey yok. Sadece kaldırımların malzemesi tek tipe dönüyor. Ama kaldırımların boyutunun tek tip yok. Bir yerde 2 metre bir yerde 50 cm. Yine konulan elektrik direkleri sadece yer altına aldık mantığı ile yapılan işler. İzmirin göbeğinde şehirler arası yollarda kullanılan direkleri dikiyorlar. Bu direkler aynen inönü caddesinde de kullanıldı.
Varyant İzmirin kalbine bakan pencere. İçinde müze var. Konak meydanına hakim bir yer.
Yani sadece kaldırımı değiştir elektrik direklerini kaldır.
Bu mu vizyon bu mu geleceğin varyantı?
Bir sonra gelecek kim olursa olsun varyanta bir daha kimse dokunamaz. Dokunana kardeşim yeni yapıldı sen neden yıkıyorsun derler. Böylece eskiyene yıkılana dökülene kadar hiç değişiklik olmadan 100 yıllık olur. Sonrada yeni proje yapamazsın çünkü tarihi eser olur.
Geliştirmek-korumak-yeni değişiklikler yapmak bu kadar mı zor?
CHP İzmir İl Başkanlığı, Kılıçdaroğlu'nun Mustafa Fehmi Kubilay'ın şehit edilişinin 82. yılı anma programı kapsamında İzmir'e geleceğini ilan etti.
Kılıçdaroğlu ise: “İzmir’de hamsi şenliği var dediler. Ben de gelmeye karar verdim ” dedi.
Bu iki açıklama alt alta konulunca insan şaşırıyor, kim doğru söylüyor ki? Kılıçdaroğlu mu? CHP İzmir İl Başkanlığı mı? Ben hangisi doğru, hangisi yanlış söylüyor ayırt edemiyorum!
Kılıçdaroğlu İzmir'e gelince eli ayağına dolaşıyor, ne dediğini, ne konuştuğunu bilemiyor! Konuştukları da zaten anlaşılmıyor...
Muhalefet ettiği, yerden yere vurduğu Karadenizli Başbakan Tayyip Erdoğan'ı unutmuş olmalı ki Karadenizlilere övgüler düzdü.
Kılıçdaroğlu'nun dilinde Karadenizli tarifi: “Karadeniz insanı çalışkan, mizah duygusu yüklü, sonuca çabuk varmak ister, çabuk sinirlenir. Karadenizlilerle dünyanın neresine giderseniz karşılaşırsınız, en güzel şekilde işini yapar, haksızlığa tahammül etmez hemen tepki verir. Bu yüzden Karadeniz erkeği biraz hırçındır. Hırçın olduğu için de saygı duyacağız. Karadenizlilere her zaman kucağını açtığını söyleyen Kılıçdaroğlu, Rizeli Başbakan Erdoğan'a tam tersini söylemişti. O nedenle Karadenizliler Kılıçdaroğlu'nun İzmir'de sarfettiği sözlere inanmakta zorlandı. Dinleyenlerin bir kısmı ikide bir kulağını çekip doğru mu duyuyorum diye sağa sola baktı!
Kılıçdaroğlu hızını alamamış olmalı ki, Karadenizlileri işaret ederek: “Onlar Türkiye’nin teminatıdır” deyiverdi. Karadenizliler kilolarca hamsi yemesine rağmen Kılıçdaroğlu'nun bir cümlesini anlamakta zorlandı: “Gençlerin horon oyununa katılamadım ama gün gelir devran döner biz de horon oynarız.”
İşte Kılıçdaroğlu'nun İzmir ziyaretindeki lafları ve gafları böyle...
Buca'daki lafları ve gaflarını da isterseniz onları da sizler için aktarabilirim.
Kılıçdaroğlu Buca Belediye Başkanlığı'nda olup biten olaylardan haberdar olmadığı için, esti gürledi. Deniz Baykal olsa Buca'ya adımını bile atmazdı. Anlaşılan Buca Belediye Başkanlığı'nda yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıyla ilgili dosyalar kendisinden gizleniyor. Adnan Keskin geldikten sonra Kılıçdaroğlu emekli mi oldu acaba?
Eğer emeklilik durumu kesinse biz de ona göre hareket edelim. Sorularımızı Genel Başkan olarak Adnan Keskin'e yöneltelim!
Ercan Tatı kendisinin başkanlığını garantiye almış gibi Kılıçdaroğlu'nu iki yıl sonra başbakan yapacağını açıkladı. Bu sözleri duyduğumda çok güldüm. Allah da Ercan Tatıyı güldürsün!
Ercan Tatı'nın başında bulunduğu Buca Belediyesi hakkında açılan soruşturmalardan aklanacağını sanmıyorum. Ola ki aklandı, Buca'da kendisine oy veren kalmayacağı gibi, maalesef CHP'yi de tamamen bitirecek. Gölge Genel Başkan'a duyurulur... Bucamar ve moloz dosyaları Ercan Tatı'yı demir parmaklıkların arkasına götürmese bile CHP'yi dibe çakar.
CHP Buca İlçe Başkanı Bekdaş Gül, gazeteciye “Oğlim o ne haber kaldır o haberi yoksa ben seni kaldırırım. Çabuk ilçe binasına yanıma gel. Sen bana sormadan nasıl haber yaparsın lan! Seni Buca'da barındırmam gazeteyi başına yıkarım akıllı ol.” diyene kadar önceki ilçe sekreterinin maaşının kim tarafından ödendiğini açıklasın. AKP'nin dilsizleri konuşamasalar bile biz gerçekleri biliyor ve belgeleriyle birlikte yayınlıyoruz.
Kılıçdaroğlu ve Adnan Keskin bu haberleri okumadı mı?
Bu milletin parasını "Sosyal Demokrat" diye geçinen bir parti nasıl olur da üzerine geçirir? Eğer gerçekten “doğru iseler” bu soruya cevap versinler. CHP Buca İlçe Başkanlığı Sekreteri'nin maaşı kim tarafından ödendi? SGK kayıtlarında hangi kurum görünüyor? Bucamar mı, CHP Buca İlçe Başkanlığı mı? Eğer SGK kayıtlarında CHP Buca İlçe Başkanlığı çıkarsa konuşabilirler. Aksi halde üzerlerine geçirdikleri fakir milletin hakkını iade etmek zorundalar...
CHP'nin günahları her geçen gün büyüyor. Selçuk Belediye Başkanlığı'nın Sevan Nişanyan ile aralarındaki düzeyli ilişki, CHP Genel Merkezi tarafından mercek altına alınmalıdır.
Dido Sotiriyu'nun Atatürk'e ve Türk ordusuna hakaret eden kitabına ´´Dostluk Ödülü´´ veren ´´Kültür Armağanı´´ olarak dağıtan CHP'li Selçuk Belediye Başkanı hala koltuğunda oturuyorsa, CHP'nin hiçbir ferdi Atatürk ismini ağzına almamalıdır...
Kılıçdaroğlu'nun İzmir ziyareti CHP'nin İzmir'de her geçen gün biraz daha söndüğünü göstermesi açısından fazlasıyla önemli... Kılıçdaroğlu İzmir'e geldi gitti, CHP'nin İzmir'de son demlerini yaşadığı bu gezi ile daha da belirginleşti... Ama "çıkmamış candan umut kesilmez" demiş atalarımız. Sayın Kılıçdaroğlu, sizi yeni yılda da İzmir'e ve Doğal Yaşam Parkı'na bekliyoruz. Gelmezseniz gönlümüz kalır!
Kılıçdaroğlu'nun yanından ayrılmamaya özen gösteren Kocaoğlu'nun çökmüş haline üzüldüm. Kocaoğlu da bir zamanlar bol keseden atar, devlete meydan okurdu. Şimdi ne oldu da, yüzü yerde anlayamadım.
Bilmediğimiz bir şey mi var?
Eğer 2013'deki duruşmada beraat edecekler haberi balonsa, Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven'in yanına İsviçre'ye gitmesini öneriyorum. Bu yaştan sonra kendisini demir parmaklıkların arkasında görmek istemem. Madem böyle bir çıkar yol var, neden değerlendirmesin ki?
Kocaoğlu'na üzülerek yeni öğrendiğim bir konu hakkında bilgi vermek istiyorum. Kocaoğlu'na danışmanlık yaptığı, Kocaoğlu'nun da tüm özel bilgileri kendisiyle paylaştığı, tavla arkadaşı bir gazeteci başının casus olduğu iddia ediliyor. Ergenekon sanığı gazetecileri de şapa oturttuğu bilgisi İzmir kulislerinde şaşkınlık yaratmış durumda...
Ben ne kadar inanmak istemesem de iddiayı ortaya atanlar çok ciddi... "Belde belediyelerinin kapısında dilencilik yapan bir adam nasıl oluyor da bir anda en zirveye oturuyor? Adamın ikinci adı Kaynak Mahir, bunu herkes biliyor, bir dostları bilmiyor" dediler... Kocaoğlu bu bilgiyi alınca ne yapar, ne düşünür bilemem ancak ciddiye alsa kendisi için iyi olur... Bugüne kadar kendisine verdiğim hiçbir bilgi yanlış çıkmadı.
Ayrıca Kocaoğlu bu köşeden kendisine verdiğim bilgileri zamanında değerlendirmiş olsaydı, bu duruma düşmeyecekti. Öyle değil mi Sayın Kocaoğlu?
Biraz eglendirici , biraz düsündürücü bir haber oldugu icin paylasmak istedim.. Çok ilginc iddialar var. Özellikle buca belediyesi ve selcuk belediyeleri hakkında. Bunlar eger dogruysa önümüzdeki aylarda izmirde cok büyük yankılar yaratacaktır. Bu arada kılıcdaroglunun izmire menemen sehidimiz kubilay icin değilde hamsi yemeye gelmesine ise şaşırdım diyemiyecegim. Çünkü kılıcdaroglunun nasıl bir kişilik oldugunu bütün Türkiye ögrendi