Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
irfan x
14 yıl önce - Cmt 25 Arl 2004, 15:01
DEHAP: Kürtler, AB zirvesinden beklentilerinin karşılığını a


Alıntı:
Dehap Genel Başkan Yardımcısı aynen böyle dedi: 'BİR PARAGRAFLA DA OLSA KÜRT SORUNUNU VURGULAYAN BİR YAKLAŞIM SERGİLENMESİNİ BEKLİYORDUK; HAYAL KIRIKLIKLARIMIZI VE ELEŞTİRİLERİMİZİ DİLE GETİRMİYORUZ'

İHA - Kürt sorunu gündemde tutmak ve AB'nin Türkiye'yi bu konuda zorlaması için, Avrupa ülkelerine giderek destek arayan, gazetelere ilan veren; terör örgütü PKK'nın Brüksel'de düzenlediği gösteride biraraya gelen Kürtler, AB Zirvesi'nden istediklerini alamadılar.

AB Zirvesi, Kürtler açısından tam bir hayal kırıklığıyla sona erdi. Türkiye ve AB arasındaki görüşmelerin Kıbrıs'a kilitlenmesi ve Kürt sorunun hiç gündeme gelmemesi, Kürtlerin umutlarını boşa çıkardı. Kürtlerin varlığını tanıyan, kendi dilinde eğitim, yayın hakkını garanti altına alan ve kendi kurum ve kuruluşlarını oluşturmasına izin veren yeni bir Anayasa, teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın yanı sıra tüm PKK'lıları da içine alan genel af, Güneydoğu'daki yaklaşık 3 bin 500 köyün yeniden kurulması ve Kürtlerin evlerine dönmesinin sağlanması gibi talepleri bulunan Kürtler, bunların karar metninde yer alması konusunda başarısız oldu. Kürtler, zirveden yaklaşık 2 ay önce AB ülkelerine giderek destek aradı.

Daha önce 'Güneydoğu sorunu' olarak AB raporlarında yer alan sorunun, ilk kez, 6 Ekim'de açıklanan Türkiye'nin AB İlerleme Raporu'nda 'Kürt sorunu' olarak tanımlanması Kürtleri umutlandırdı. Bu raporun ardından kapatılan DEP'in tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan eski milletvekilleri Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Selim Sadak, 12 Ekim Salı günü Brüksel'e gitti. Avrupa Parlamentosu (AP) İnsan Hakları ve Dışişleri Komisyonu toplantılarına katılan eski milletvekilleri, sırasıyla Birleşik Sol Grup Başkanı Francis Wutz, AP Dışilişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok, İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanı Helene Flautre ile görüştüler. 3 gün süren temasların ardından Zana, 7 yıl gecikmeyle Shakarov Düşünce Özgürlüğü Ödülü'nü aldı. Zana, ödülün alırken yaptığı konuşmada Kürt sorununa dikkat çekti.

DEP'lilerden 12 gün sonra DEHAP'lılar da AB ülkelerine gitti. AB'nin Kürt sorunu konusunda Türkiye üstünde daha geniş bir denetim kurması için yola çıkan DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Gür ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, önce Belçika'nın başkenti Brüksel'de Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu üyeleri ile biraraya geldi; ardından da Fransa'ya geçerek Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Camille Eurlings ve Türkiye-AB Karma Parlamentosu Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk ile görüştüler. Görüşmelerde DEHAP'lılar özetle, 6 Ekim'de açıklanan Türkiye'nin AB İlerleme Raporu'nda Kürt sorununa yeteri kadar yer verilmediğini belirterek, "Sorunun çözümü için AB, Türkiye üstünde daha geniş bir denetim kursun" dediler.

ZANA'NIN İLANI İLE TERÖR ÖRGÜTÜ PKK'NIN GÖSTERİSİ DİKKATE ALINMADI

Aralarında kapatılan DEP'in eski milletvekillerinin de bulunduğu yaklaşık 200 kişinin, zirveye 8 gün kala Herald Tribune ve Le Monde gazetelerine 'Türkiye'deki Kürtler Ne İstiyor?' başlıklı ilan vermesi de bir sonuç getirmedi. Söz konusu ilandaki Türkiye'nin, İspanya'nın Bask ve Katalan, İngiltere'nin İskoç ve Belçika'nın Valonlar bölgeleri için tanınan ve Ankara'nın Kıbrıs'taki Türkler için de istediği hakları vermesi talebi, AB tarafından dikkate alınmadı.

Terör örgütü PKK/KONGRA-GEL de aynı amaçla 11 Aralık'ta Brüksel'de bir gösteri düzenledi. Bölücü örgütü simgeleyen bez parçaları ve teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın posterlerinin taşındığı gösteride, Kürt meselesi çözülmeden Türkiye'nin AB'ye girişinin mümkün olmayacağı iddia edildi. Terör örgütü PKK/KONGRA-GEL'in sözde başkanı ve kapatılan DEP'in eski milletvekili Zübeyir Aydar da konuşmasında, AB'ye girerken Türkiye'nin Kürtleri de muhatap almasını istedi.
Tüm bu girişimlere rağmen AB Zirvesi, Kıbrıs gölgesi altında geçti. Kürt sorununa da en azından bir paragraf düşeceğini uman çevreler, hayal kırıklığına uğradı. Zirve metninde Kürt sorununun adının geçmediği gibi bir atıfta da bulunulmaması Kürtleri şaşırttı. DEHAP, buna tepkisini, "Kürt sorunun çözümü konusunda AB'nin tavrı daha net ve anlaşılır olmalıdır" diyerek ortaya koydu.
Konuyu İHA'ya değerlendiren DEHAP Genel Başkan Yardımcısı Gür, parti olarak tek önceliklerinin Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi olduğunu söyledi. İlerleme Raporu'nda ve 15 Aralık tarihinde onaylanan Avrupa Parlamentosu Raporu'nda Kürt soruna yer verildiğini vurgulayan Gür, "Avrupa Komisyonu'nun da bu gerçekliği kabul etmesini bir paragrafla da olsa Kürt sorununu vurgulayan bir yaklaşım sergilemesini bekliyorduk. Ancak bir kriz ortamı vardı. Bu konudaki hayal kırıklığımızı ve eleştirilerimizi dile getirmemeyi tercih ettik" dedi. Gelecek 10 yılın öncelikli en büyük sorununun Kürt sorunu olacağını savuran Gür, "Kürt sorunu artık AB'nin de iç sorunu haline geldi" diye konuştu.

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkan Yardımcısı Bayram Bozyel ise, geçmişte olduğu gibi 17 Aralık Brüksel Zirvesi'nde de AB'nin Türkiye yaklaşımında ağır basanın demokratik kaygılardan çok siyasi hesaplar olduğunu ileri sürdü. Bozyel, "Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni tam olarak uygulayıp uygulamadığı 2. planda tutularak, siyasetten kaybetmeme kaygısıyla Türkiye'yi rahatsız eden yaklaşımlardan uzak duruldu. Bu nedenle 17 Aralık Zirvesi'nin Türkiye ile ilgili kararında Kürt sorununa ilişkin açık ve doğrudan ifadelerden kaçınıldı. Bir kez daha demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi söylemler siyasi çıkarların hatırına geri planda tutuldu" dedi.
http://www.nethaber.com/?h=2311


Gürkan Kos
14 yıl önce - Pzr 26 Arl 2004, 22:56
???


Ilk basta sunu sormak gerekiyor "Kürtler" kimmis? Bu "Kürtler" denen topluluga benim ev sahibim de giriyor muymus acaba?

Türkiye'de tek bir halk vardir, o da Türk halkidir. Osmanli usülü "halklar" yoktur ve olmayacaktir.

AB'ye girersek veya girmezsek yine bu TEK HALK ya faydasini ya da zararini görecektir.

Yukaridaki gibi demeclerde bulunanlar kendi akrabaglarina da ihanet eden, "Kürtcülük" yaparak siyasi erk kazanmak isteyen ve Türkiye'ye baski yapan cevrelerin taseronlari.

Gecenlerde (16.12.2004) Alman televizyonunda ilk kez dogru ve dürüst bir Türkiye tanitimi yayinlandi. Dogu Anadolu'yu gösterdiler "burada Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalari gecerli degil" dendi. Cok dogru! Okumak isteyen kizlar vardi ama aileleri okutmuyordu, TC yasalari bunu SART kosmasina ragmen! Insan satmak (baslik parasi) TC yasalarina karsi olmasina ragmen günlük bir uygulamaymis. Yasalarimiza göre ayirima tabi tutulmayan töre cinayetleri efendilerce cinayet olarak sayilmiyor (yani kan davasi güdülmüyor), ve daha neler neler... Bunlarin tümünü Türkiye Cumhuriyeti Devleti düzeltmek istiyor (ama nafile) dendi.

Bundan bir ay önce ise yine Alman televizyonunda "namus cinayeti" konu edilmisti. Ama cinayeti isleyen de, cinayete kurban giden kadin da Türk olarak tanitildi (bunlarin "TC yasalarini hice sayan insanlar" olduklarini belirtmediler!). Yani islerine gelince Türk, islerine gelmeyince Kürt! Bunlarla zorlu bir yoldan gececegiz daha...

Sonuc olarak Türkiye'de bir "Kürt sorunu" degil, bir egitim sorunu vardir. Bu nedenle AB (belki de ilk kez) dogru bir yaklasimda bulunmus!

Saygilarimla

GK


ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET