Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
alparslan
15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 04:30
Irak'ta öldürülen son 4 Türk kimdi?


sevigili wowo turkeyliler.acaba aranizda bu irak ta son 4 oldurulen kisi hakkinda bilgisi olan varmi kimdi bu kisiler neden cenazelerinde cumhurbaskani baskabakan ve ordu erkani vardi?

Alp
15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 04:32

Şehit polislerdi sadece.



alparslan
15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 05:30

cok aciklayici bir cevap degil. okadarini ben de dusunurdum !

SALTUK

15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 13:29

Musulda sehit edilen ozel harekata bagli guvelik gorevlileri Bagdata turk diplomatlarini korumak amacli olarak disisleri bakanligi tarafindan gecici diplomat sifatiyla bagdata gidiyorlardi.

SALTUK

15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 13:30

Alıntı:
Aydınlık Dergisi’nde (23.5.2004), ‘Mossad’ın Irak’taki suikast timleri’ başlıklı bir haber yer aldı. Uğur Yıldırım imzalı yazıda, İsrail’in Irak’ın kuzeyinde Kürtlere komando eğitimi verdiği ve eğitilen peşmergeleri Iraklı direnişçilere ve komşu ülkelere karşı kullandığı anlatılıyordu. Bundan bir süre sonra Pulitzer ödüllü, Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, New Yorker’da, İsrail’in Irak’ın kuzeyinde peşmergelerden komando birlikleri kurduğunu yazıyordu. Yani Yıldırım’ın haberinin bir benzeriydi. Biz de 23.12.2004 tarihinde buna dikkat çeken bir yazı yazarak şöyle dedik:

‘Aydınlık’ta İsrailli bir albay komutasında 4-5 kişilik gruplar halinde kurulan suikast ve sabotaj timlerinin faaliyetleri sıralanıyordu. Türkmen ‘Altınköprü’ gazetesi sahibi Ali Ekrem Köprülü’nün bu timlerce nasıl öldürüldüğü anlatılıyor; Silopi’de görev yapan Amerikalı albay Martin’in de bu timlerle bağlantılı olduğu iddia ediliyordu. ‘Tezgah’ı, Amerikalı bir gazeteci yazınca manşet oluyor, genç bir Türk gazetecisinin haberi ise görmezlikten geliniyor.’

Musul’daki olayın adresi bu aktardıklarımızda bellidir.

Haber Turk



SALTUK

15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 14:03

Alıntı:
Ertuğrul ÖZKÖK
Aynı el, aynı hançer mi


DÜN yan yana konmuş şehit tabutlarına bakarken içimdeki öteki ses şu soruyu soruyordu:

‘Daha ödememiz gereken ne borç kaldı?’

* * *

Büyük Millet Meclisimiz, Türkiye’nin Irak’a asker göndermesine ‘Hayır’ dedi.

Yetmedi.

Şehirlerimizde bombalar patlattılar, yüzlerce masum insanı öldürdüler.

Başbakanımız, Felluce’de ölenler için ‘şehitler’ dedi.

Kesmedi.

İngiliz askerinden daha çok Türk şoförü öldürdüler.

Güya kaçırdıkları Fransız gazetecileri o kapı bu kapı misafir ederken, bizim zavallı insanlarımızın başını kestiler.

O Fransa ki, Felluce olayı karşısında kılını kıpırdatmamıştı.

Bir komisyon başkanımız, Amerikalıların Felluce’de yaptıklarını ‘soykırım’ olarak niteledi.

Bu da tatmin etmedi.

El Ezher Üniversitesi bile sus pus otururken, bizim sokaklarımızda gösteriler düzenlendi.

Vicdanlarına teğet bile geçemedi.

Büyükelçiliğimizi korumaya giden görevlilerimizi kalleşçe pusuya düşürüp katlettiler.


Bu yaziyi yazan turkiyenin en onemli gazetelerinden birinin basyazari bu yazara gore suikastin failleri belli "musluman teroristler" cok merak ettim nereden ogrenmis bunu. Oyle ya daha devlet bile failleri bilmezken bu yazar nasil bu kadar emin faillerin kim oldugundan? yazinin tamaminda en ufak bir suphe yok faillerin kim olduguna dair.
Oysa bugun turkiyede bu olayin faillerinin abd veya israil oldugu yada bu ulkelerin destegiyle yapildigi konusunda ciddi bir suphe vardir. Zira bu olay basit bir teror saldirisi degil istihbarata dayali planli ve profesyonel bir suikastdir.

Ama bu basyazar butun bunlarin uzerine kum serpercesine olayi direk teroristlere yonlendirmektedir sanki amerikanin turkiye sozcusu gibi.

Tamam olabilir bu belkide siradan bir teror saldirisidir ve bu saldiriyida kamyon soforlerimizi katledenler yapmis da olabilir ama henuz hicbirsey belli degilken hicbir istihbarat bilgisi aciklanmamisken tam tersine basbakan bile "suikast" diye nitelendirirken ve turkiyede onemli sahsiyetler amerika ve israili isaret ederken cok onemli bir basyazarin kesin hukumlerle yazdigi bu yazi cok garip hemde cok.


SALTUK

15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 15:01

Alıntı:
Beş Özel Harekât şehidinin katilleri Ankara''da diyorum


Türkiye''nin Bağdat Büyükelçiliği''ni 16 Özel Harekât görevlisi koruyor ve bunlar belli aralıklarla gruplar halinde rotasyona tabi tutuluyor.

Musul''da pusuya düşürülerek şehit edilen Özel Harekâtçı 5 Türk de işte bu çerçevede geçtiğimiz Cuma sabahı Habur sınır kapısından Irak''a girdi.

Barzani''nin kontrolündeki bölgeden geçen konvoy Musul''a ulaştı.

Hürriyet''in haberine göre, "Araçlar Bağdat kavşağına geldikleri sırada arkadan ve önden açılan çapraz ateş arasında kaldılar." Yani Türk Özel Harekâtçılarına bir pusu kurulmuştu.

Nitekim Türk Genelkurmayı olup biteni çözmüştür.

1.Ordu Komutanı Sayın Hurşit Tolon''un, "Olayın dost ve müttefik bildiğimiz ülkenin kontrolü altında bulunan bir yerde cereyan etmesi fevkalade üzücü.

O bölge, tam bizim deyişimizle ''Besle kargayı oysun gözünü'' tanımı" demesi katillerin bilindiğini bunun "Not edildiğini" söylemesi de, çuval geçirme olayından itibaren TSK ile ABD arasında bazı birimlerce derinde cereyan eden bir çatışmanın bu saatten sonra biraz daha "su yüzüne çıkabileceğinin" habercisi gibidir.

Bence Sayın Tolon''un "Beslenen kargadan" kastı öyle hiç de yahut sadece Barzani falan değil, bizzat ABD''nin tüzel kişiliği, hatta daha da özel olarak ABD''nin Türkiye içindeki, hatta Ankara''daki unsurlarıdır.

Yani pusuyu kurdurtanlar ve Türkiye''ye "haddini bildirmek için" böyle bir cinayetin işlenmesi plânını yapan ve emrini verenler Ankara''dadır.

Önce tekrar bir not düşelim.

TSK, bu cinayetlerden birinci derecede ABD''yi sorumlu tutmuş ve bunu not etmiş midir? Evet, sorumlu tutmuştur ve not etmiştir.

Şimdi sizler bu gerçeği hep aklınızın bir köşesinde tutarak bundan sonra yazacaklarımıza daha bir anlam katabilirsiniz.

Efendim, geçtiğimiz günlerde Esenboğa Havaalanı''nda Türkiye''de görevli Amerikan Hava Tümgenerali Peter Sutton, bir askerimizin tüfeğinden kazara çıkan beş mermiden birinin isabet etmesi üzerine topuğundan yaralanmamış mıydı? Yaralanmıştı...

Peki, Tümgeneral Peter Sutton''un Türkiye''deki görevi neydi? Bunu genç araştırmacı yazarlarımızdan Serdar Kuru " www.guvercinevi.com" sitesinde yayımlanan bir yazısında bütün detayları ile ortaya bir güzel koydu.

Bence bu yazıyı bu siteden açık okumanızda büyük yarar var.

Sayın Kuru''nun yazdığı kadarıyla Türk askerinin kazara topuğundan yaraladığı Amerikalı Tümgeneral Peter Sutton "Tam adı Office of Defence Cooreration Turkey" olan ODC''nin yani Amerikan Savunma İşbirliği Ofisi''nin Türkiye şubesinin başındaki isim.

"Bu örgüt (ODC) direkt olarak Amerikan Savunma Bakanlığı''na bağlı olarak çalışıyor ve Amerika''nın dünya çapındaki 13 istihbarat teşkilatını tek bir çatı altında toplamakta.

Bu sebeple örgütün ambleminde 13 adet yıldız bulunmakta.

Bu kadar fazla istihbarat kurumunu bünyesinde toplayan bir kuruluşun ne kadar güçlü olduğunu da takdir edersiniz" diyor Serdar Kuru ve ilave ediyor: "Amerika''nın askeri ilişkilerde bulunduğu tüm ülkelerde birer temsilciliği olan ODC''nin tüm bu temsilciliklerinde komuta bir albayda bulunmakta.

(..) ODC''nin başında bir generalin bulunduğu tek ülke temsilciliği Türkiye''dedir ve o general de şimdi kazayla vurulmuş"(tur).

İşte işin özü bu gibi geliyor bana.

ODC, ABD''nin CIA dahil 13 istihbarat kurumunu bünyesinde topluyor, ilişkisi olan her ülkede başında bir albay var ama Türkiye''dekinin başında bir general bulunuyor.

Bu, Türkiye ve bölgedeki çıkarlarına ne kadar önem verdiklerini gösteriyor.

Böylesine istihbâri gücü olan bir kurumun başındaki general kazara topuğundan vuruluyor; ABD bunun kaza olduğuna inanır mı? Bir şey daha diyor Serdar Kuru: "Başka ülkeler bünyesinde 13 istihbarat örgütünü barındıran ODC''ye güvenmedikleri için OCD''ler ancak Amerikan elçilik binaları içinde çalışıyor ama bir Türkiye''de OCD binası, Ankara''da Özel Kuvvetler Komutanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Merkez Orduevi ve Harpokulu gibi ülkemizin en stratejik kurumlarının ortasında yer alıyor" Yani kelimenin tam anlamıyla "Besle kargayı" fotoğrafı.

Geçmeyen tezkerenin intikamını Süleymaniye''de Türk askerinin başına çuval geçirerek alanlar Ankara''da topuğundan kazara vurulan generalin intikamını da 5 Özel Harekât mensubumuzu şehit ederek almış olamazlar mı?

Hasan Demir /yenicag


SALTUK

15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 15:44

Alıntı:
Musul'daki saldırı, Suriye ziyareti, yeni savaş planı

Musul'da, Türk özel timlerine yönelik saldırının Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın yarın başlayacak Şam ziyareti ile bir bağlantısı olabilir mi? Yoksa yeni bir "çuval olayı" ile mi karşı karşıyayız? Saldırının hedefi, niteliği, saldırıya karşı Türkiye'den yükselen tepkinin ölçüsü ve cenaze törenindeki manzara Irak'ta her gün yaşananlardan farklı bir olayla karşı karşıya olduğumuza işaret ediyor. Direnişçiler, şu ana kadar saldırıyı üslendiklerine dair bir açıklama yapmadı. Böyle bir saldırıdan hiçbir çıkarları da yok. Yaptılarsa ya büyük bir hata yaptılar ya da yanlış hedef seçtiler. Ancak organizasyonun niteliği saldırının arkasında başka adreslerin olabileceği ihtimalini gösteriyor. Necef ve Kerbela'da yapılan saldırılar sonrası İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD ve İsrail'i suçlaması dikkat çekici. Irak için en büyük tehlike etnik ve mezhep savaşı. İşgal güçleri ilk günden beri bu hedefe yatırım yapıyor. Dikkatlerin Musul'daki saldırıdan sonra Kürt güçlere, Kerbela ve Necef'teki saldırılar sonrası ise Sünnilere çekilmesi bu tezi güçlendiriyor. Aynı senaryoyu Felluce'de de uygulayan ABD haftalardır Musul'a Kürt birlikleri naklediyor. Hatta Kerkük'te beklenen etnik çatışmanın Musul'da çıkabileceği, kentte bir Arap-Kürt çatışmasının çıkabileceği belirtiliyordu.

Saldırının Erdoğan'ın Şam ziyaretinden hemen önce gerçekleşmesi nasıl yorumlanabilir? Hem Bağdat'taki kukla yönetim hem de Amerika, Irak'taki direnişçilerin Suriye tarafından desteklendiğini hatta Suriye topraklarından kumanda edildiğini öne sürüyor. Bu yönde son on günde çok sayıda suçlama yapıldı. Yine iki haftadır ABD yönetimindeki şahinler, Suriye'ye saldırı çağrıları yapıyor. ABD basınında bu yönde geniş bir kampanya başlattılar. Yeni ABD yönetiminin dış politikası, özellikle de Ortadoğu politikası tam bir muamma. Çünkü dikkat çekici bir sessizlik var. Ancak gerek Dışişleri Bakanlığı'nda, gerek Savunma Bakanlığı'nda ve gerekse Amerikan istihbaratında yürütülen tasfiyeler ve neo-con kadrolaşma, yakında bu sessizliğin bozulacağına, hem de herkesi şok edecek bir çıkışla bozulacağına dair önemli veriler içeriyor.

Neo-conların öncülerinden Douglas Feith, Eliott Abrams ve William Kristol gibi isimler yeni savaş senaryoları için ABD kamuoyunu hazırlıyor. Feith, 12 Aralık'ta İsrail'de yayınlanan The Jarusalem Post gazetesine, İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri müdahalenin gündemde olduğunu söylerken "Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi"nin mimarı Kristol, 20 Aralık tarihli makalesinde şu ifadeleri kullanıyor: "Suriye düşman bir rejimdir. Her türlü diyalog yolunu denedik. Ancak diyalog başarısız oldu. Şimdi, Esad rejimini cezalandırmak ve göndermek için harekete geçmemiz gerekiyor." Devam ediyor: "Suriye'nin askeri tesislerini bombalayabiliriz. Sınırı geçip Irak direnişinin planlandığı ve organize edildiği Suriye'nin doğusundaki Ebu Kemal bölgesini işgal edebiliriz. Suriye muhalefetine destek verebiliriz." Asia Times'ta yayınlanan Jim Lobe imzalı "Neo-cons on the road to Damascus" başlıklı analize göre, kampanya İsrail'deki aşırı sağla bağlantılı "The Foundation for Defense of Democracies" adlı kuruluş üzerinden yürütülüyor.

ABD Tükiye'den hangi üsleri isteyecek?

Türkiye-Suriye yakınlaşması böyle bir atmosferde güç kazanıyor. Suriye'nin sadece Türkiye ile değil, AB ile ilişkileri de güçleniyor. Üstelik bu Türkiye'nin AB ile yakınlaşmasına paralel bir seyir izliyor. ABD'nin ambargo kararı aldığı hatta savaş ilan etmeye hazırlandığı iki ülkenin özellikle de Suriye'nin kaderinin Irak gibi olmaması için sanki bir karşıt cephe oluşuyor.

Başbakan Erdoğan'ın Suriye ziyareti ve Türkiye-Suriye yakınlaşması çok önemli. Çünkü ziyaret, Irak'ın üçe bölünmesinin her zamankinden daha güçlü ihtimal olduğu, yeni ABD yönetiminin Suriye ve İran'a karşı savaş planları yaptığı bir dönemde gerçekleşiyor. 3 Ekim 2005'te başlayacak müzakere Türkiye'nin bölgesel politikalarına nasıl yansıyacak? Türkiye'nin Rusya, İran ve Suriye ile ilişkilerini nasıl bir geleceğin beklediği, "ABD-İngiliz-İsrail Ortadoğusu" ile farklılaşan AB ortak dış politikasının, özellikle de Ortadoğu politikasının Türkiye'yi nasıl etkileyeceği en önemli soru.

Irak işgalinden bu yana Türkiye ile ABD'nin bölgeye bakışında derin bir ayrışma yaşanıyor. Bu, hem Türk-ABD ilişkilerinde hem de Türkiye-İsrail ilişkilerinde kendini hissettiriyor, daha da hissettirecek. Türkiye, AB ile müzakerelerin dışında üç çetin sınavla karşı karşıya. Hem Türkiye-AB ilişkilerini hem Türkiye-ABD ilişkilerini hem de Türkiye'nin bölge ile ilişkilerini derinden etkileyecek üç sorun şunlar: Irak'taki kaos, ABD'nin İran'a yönelik saldırı planları ve son günlerde iyice tırmanan Suriye'yi işgal planları… Yani Irak krizinin yol açtığı bölgesel sorunlardan çok daha kritik gelişmeler var önümüzde.

Atlantic Monthly dergisinin aralık sayısında yer alan "Sıradaki İran mı olacak?" başlıklı on sayfalık bir yazıdan ve Pentagon'un hazırladığı savaş planlarından daha önce söz etmiştim. Üç aşamalı plan hazırlandığını, birinci aşamada, rejimin merkez güçlerine yönelik ağır hava saldırıları ve denizden yapılacak füze saldırıları öngörüldüğünü, ikinci aşamada, nükleer çalışma yapılan bölgelerin bombalanmansının planlandığını ve bu çerçevede 350 hedef belirlendiğini, üçüncü aşamada iç karışıklıklar çıkartarak rejim değişikliğinin amaçlandığını yazmıştım.

Pentagon'un kasım sonu hazırladığı savaş planının "ayrıntılı haritaları"na bakarken Türkiye'nin de ne kadar tehlike içinde olduğunu gördüm. 80 sayfalık sunumda Türkiye'de kullanılacak hava üsleriyle limanların da haritası çıkarılmış. Karadeniz'deki bazı limanlar ve havaalanlarıyla Güney'deki bazı liman ve havaalanlarının İran'a saldırı için kullanılması öngörülmüş. Sadece Azerbaycan'da 8 hava alanı saldırı için kullanılacak.

Türkiye, İran ve Suriye'ye yönelik saldırının yıkıcı sonuçları ile yüzleşebilecek mi? Türkiye-ABD ilişkileri böyle bir işbirliğine imkan verecek mi? Pentagon'un hazırladığı savaş planının bütün detaylarını tartışmak bir sonraki yazıya kaldı.

Ibrahim Karagul /Yeni Safak


SALTUK

15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 17:12

Yukarda verdigim alintilari oylesine size aktarmadim. Amacim Turkiyede neden bazi seylerin uzeri kapatilmaya calisiliyor? Bugun turkiyenin agzina verilmis bir AB sakizi surekli cigniyoruz. AB cephesindeki gelismeler elbette onemlidir ama Turkiye gibi bir ulkede gundemi bir konuya saplamak cok sakincalidir cunku cevremizdeki gelismelerden bir tanesini atlarsak bunun bize donusu pahali oluyor. Simdi bir tarafta ab sureci devam ederken diger taraftan Irak sureci de devam ediyor biz diger avrupa ulkeleri gibi cevresi ciceklerle cevrili bir ulke degiliz bizim cevremiz atestir, bugun yanibasimizda cok agir kayiplarin verildigi bir savas surmektedir ve anladigimiz kadariyla da bu savasin suriye ve irana yayilma olasiligi vardir sicak bir savas olmasa da bolgede dehsetli bir soguk savas oldugu muhakkaktir. Iste musuldaki sehitlerimiz de bu soguk savasin kurbanlaridir.
Bizim disislerimiz degil belki ama, basinimizin bu surmekte olan soguk savasa sirtini dondugu ortadadir. Iran suriye ve turkiye su anda irakta suren sicak catismayi genisletmek isteyen israil ve abd ye karsi beraber hareket ederek bu oyunu bozmaya calismaktadir bu surecte dunyanin geri kalanini yanina cekerek belirli bir direnis ortaya koymaktadir.Turkiye bu surecte son derece dengeli riskli bir politika izlemektedir oyle ki bu savasin iragin disina tasinmasi yani suriye veya irana tasinmasi demek birgun siranin turkiyeye geleceginin acik bir isareti olacaktir zira abd bu konuda hicde guven vermemektedir. Bu sureci engellemek icin turkiye hem komsulariyla hemde abd ile dengeli bir politika izlemeye calismaktadir

Ancak oyle olaylar olmaktadirki bu surecte turkiye gercekten zor durumda kalmaktadir. Cuval vakasi, kerkukte olanlar, iragin kuzeyindeki kurt asiretlerinin simarikliklari, telafer olayi, musulun bombalanmasi, abd nin turkiyeye yonelik bolucu faliyetlerde bulunan teroristlerle yakinligi, israilin iragin kuzeyinde yuruttugu resmi olmayan ama gizli de olmayan faliyetleri ve nihayet ozelde turk ozel harekat gorevlilerine karsi gerceklestirilen ama aslinda direk turk devletine karsi iragin kuzeyinde gerceklestirilen suikast, Turkiyenin abd ile olan yakinliginin ortakliginin sinirlarini zorlamaktadir. Bu gelismeler turkiye ile abd arasinda gizli bir soguk savas yasandigini gostermektedir elbette bunu nedeni turkiyenin izledigi veya izlemeye calistigi irak politikasidir.

Kalin hatlariyla turkiyenin irak politikasinda abd ile uzlasamadigi yada abd yi rahatsiz eden politikalari:
1) Iragin kuzeyinde kurulmaya calisilan ve tamamen israilin uydusu olacak olan bir devlete en guclu direnc Turkiyeden gelmektedir. Turkiye bir taraftan kurulmaya calisilan bu yahudi-kurt devletinin dunya ile baglantisinda en onemli engeli olustururken(bildiginiz gibi kurulacak bu devletin cografi olarak dunya ile tek baglantisi turkiye uzerinden olabilecektir, turkiye izin vermedigi takdirde bu devletin yasamasi cok zor olacaktir) diger taraftan abd nin B plani olan kurulacak bu devletin suriye uzerinden akdeniz baglantisi onunde de buyuk bir engel olmaktadir. Zira turkiye suriye uzerindeki abd baskisini kirmak ve dogabilecek bir suriye isgalini engelemek icin bugun suriyenin en buyuk desdekcisidir. Suriyenin turkiyeyi yanina almadan olusturacagi abd karsisinda uluslararasi bir desdek ve uluslarasi bir desdekle olusturmaya calistigi abd karsisinda bir denge cephesini kuramayacagi ortadadir. Bugun besar esad ab ile veya rusya ile veya diger devletlerle gorusurken en buyuk dayanagi yaninda goturdugu turkiye-iran-suriye ortak politikasidir. Ve iste buda abd yi cok ama cok rahatsiz etmektedir.

2)abd icin olasi bir iran gerginliginde turkiyenin yaninda yer almasi hayati onem tasimaktadir. ama turkiye tam tersine abd nin irak haricinde bolgede gerceklestirmeye calistigi gerginligin karsisinda durmaktadir.

Peki abd turkiyenin bu politikalari yuzunden suriye ve irana karsi sergiledigi politikalari turkiyeye neden uygulayamiyor, yani aslinda abd nin bolgede olusturmaya calistigi engelin onunde en buyuk engel turkiye olmasina ragmen abd neden acikca turkiyeye cephe alamamaktadir. bunun aciklamasi cok basittir Turkiye tum karsi durusuna ragmen abd nin iraktaki varliginin en buyuk desdekcisidir turk disisleri veya basbakani ne kadarda sert demecler versede bugun iraktaki abd askerlerine lojistik desdek turkiye uzerinden gitmektedir oyleki abd nin irakta ihtiyac duydugu ucak benzini bile turkiye uzerinden tasinmaktadir. Ayrica abd bolgede turkiyenin lojistik desdegi olmadan hicbir faliyette bulunamayacagini bilmektedir. ayrica abd nin irakda turkiyenin tam desdeginden yoksun giristigi savasin maliyetleri ortadadir. turkiye tezkereyi redderek savasin amerikaya maliyetini cok fazla arttirmistir amerika savasa baslamadan once turkiye uzerinde israr etmedigi icin cok pismandir, bu yuzden bundan sonra ayni hatayi islemeyecektir.ABD nin zorlugu sudurki bolgede turkiyeninde gelecegini de karartan planlarini uygulamak icin turkiyeye cok ihtiyaci vardir ve amerika bu acmazi bir turlu asamamaktadir.Turkiyenin icinde bulundugu acmaz dahada vahimdir, turkiye abd nin planlarinin farkindadir ama su anda amerikayla oyle baglari vardir ki turkiye acikca amerikanin karsisinda olamamaktadir.Bugun amerikaya acikca karsi pozisyon almis bir turkiyenin ucurumdan asagi yuvarlanmasini kimse engelleyemez. Iste turkiye bu yuzden kendini koruyarak abd ile mecburen iliskilerini devam ettirmek zorundadir.

sozun ozu:ABD ve Turkiye surekli birbirlerini kollayarak mecbur olduklari iliskiyi devam ettirmek zorundadir. Bu durum her iki taraf icin bircok celiskiyi beraberinde getiriyor: ABD nin bolgedeki en onemli muttefiki dostu turkiye ayni zamanda amerkanin bolge politikasi onundeki en onemli direnctir, turkiye icin de, ab nin hic olmadigi ve hic etkileyemedigi bir bolgede amerika en buyuk muttefikdir, ayrica bugun amerika turkiye icin bircok konuda en buyuk muttefiktir ancak ayni zamanda amerika ortadoguda turkiyenin de gelecegini tehlikeye atan bir planin sahibir. Iste abd ve turkiyenin birbirlerini birgun tokatlayip bir gun opmelerinin sebebi budur.

Ama malesef turkiyede bazi cevreler sadece opme sahnelerini gorup tokatlama sahnelerini gormemezlikten gelmektedir. Abd ve turkiye bu dengeyi ne kadar daha goturebilecekler belli degil ama birgun yol ayrimina gelinirse bu yol ayriminda turk kamuoyu bugun gercekte olanlari bilemedigi icin basin herseyi oldugu gibi yansitmadigi icin saglikli bir bakis acisindan uzak olacaktir.


turkmohawk
15 yıl önce - Sal 21 Arl 2004, 23:39
BİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİYİZ


ABD nin karsısındaki Türkiye' nin ucurumun kenarından yuvarlanması ,bir defa kabullenilecek bisey degil Türkiye okadar tahmin ettiginiz kadar zayıf gücsüz aciz bir ülke degil eger biz öyle bir ülke olmus olsaydık simdiye kadar coktan kimligini kaybetmiş bir toplum olurduk bayragımız dalgalanmazdı halimiz ırak halkından farksız olurdu yani kimse bizi küçümsemesin biz TÜRKİYE CUMHURİYETİYİZ kurtulus savasında kurtulus savasında kazma kurek ile yaptıklarımızıtüm dünya biliyoR
GAZİ MUSTAFA KEMAL yok ama onun ülkeyi emanet ettigi ONUN RUHUYLA SAVASACAK ÜLKESİNİ SEVEN CANINI SEVE SEVE VERECEK BİR GENÇLİK VAR
BİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİYİZ



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET