1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Selim1989
12 yıl önce - Çrş 11 May 2011, 22:57
Nazi Almanyası, Hitler diktatörlüğü ve Ekonomik sistemi
Yakın geçmişimizin En büyük katliamını yapmış olan Naziler Büyük bir insanlık dramına neden olmuşlar bu insanlık suçuna rağmen Naziler kendi çağlarında Ekonomik ve teknolojik olarak devrim yapmışlardır bugünkü Amerikan teknolojik gelişmişliğinin arkasında nazi Almanyası'nın teknolojik birikimini ele geçirmesi sonucu olmuştur aynı şekilde 2. dünya savaşından sonra sovyetlerin süper güç olarak ortaya çıkmasıda hitler almanyası alt yapısından faydalanması sonucu olmuştur Bugün Hitler Almanyası sadece yaptığı vahşetlerle gündemdedir fakat bilim olayların etik boyutuna bakmaz o nedenle Hitlerin uyguladığı Ekonomik sistem dünyada uygulanan en iyi ekonomik politikalardan biri olarak kabul edilir Nazi Almanyası birçok bakımdan çağından 100 yıl ileri bir medeniyet olarak kabulleniyordu fakat işlenen insanlık şuçu yapılan katliamlar bu başarıyı yok etmiştir.
Hitler, iktidara gelmesinin hemen ardından Alman ekonomisinin düzenlemesini hedef almıştır. Gerek I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasının, gerekse de 1930 yılındaki genel ekonomik buhranın sonucunda Alman ekonomisi ciddi sıkıntılar içindeydi. Yaşanan hiper enflasyon, aşırı boyutlara varan işsizlik ve bunlara bağlı olarak sanayideki kapasite düşüklüğü, Hitler’in izlediği ekonomi politikalarıyla kısa sürede kontrol altına alınmıştır.
Hitler'in iktidara geldiği 1933 yılını izleyen yıllardaki Alman ekonomisinde gözlenen gelişmeler, çoğu kez Hitler'in olağanüstü başarısı olarak kabul edilir. Hitler'in iktidarın tüm kontrolünü ele geçirmesinin hemen ardından tüm sendikalar kapatılmış, tüm çalışanlar bir "işçi birliği" çatısı altında toplanmış, işçi aidatları, genel bütçeye aktarılmıştır. Ücret artışları ve bunun sonucu olan grev olasılığının kalktığı ekonomide, doğal olarak bir istihdam artışı yaşanmıştır. İşgücü maliyetinin düşmesi ve "iş dünyasındaki barış ve istikrar", işgücü talebini artırmıştır. Teknolojik ve askeri alanlarda büyük yatırımlar yapmıştır.
Ekonomi
Alman Ekonomisi, Hitler tarafından bazı özel programlar ile oldukça hızlı bir şekilde denge altına alındı [kaynak belirtilmeli]. Büyük Buhran'da %15'lerde olan işsizlik, %0'lara çekildi [kaynak belirtilmeli]. Ayrıca Fransa, Belçika ve Danimarka'dan sayıları milyonları geçen işçiler ülke içinde istihdam edildi. Hitler büyük patronlara gerektiğinde döviz ve ucuz hammadde sağlıyor, buna karşılık onların politik desteğini alıyordu. Savaş başladıktan sonra esirleri de işgücü olarak yine belli başlı patronlara verdi. Almanya'nın oldukça büyük petrol ve metal açığı vardı. Demir ihtiyacını İsveç ve Norveç'ten, kromu Sovyet Rusya ve Türkiye'den, petrolü ise genellikle Romanya ve Bavyera'dan karşılıyordu. Savaşın sonlarına doğru Romanya'nın düşmesi, Türkiye ve İsveç'in ambargosu ve Norveç ile ticaretin İngiltere Filosu tarafından kesilmesi nedeniyle büyük hammadde sıkıntıları yaşanmıştır. Hitler'in emri ile batıda bulunan sanayi kuruluşlarında sadece üretim kısıtlayıcı önlemler alınırken Sovyetler'e geçebilecek olan sanayi kuruluşları toptan imha edilmiştir.
Kültürel hayat ve sosyal yaşam
Alman halkının günlük ihtiyaçlarını genel anlamda parti düzenliyordu. Genç Alman erkekleri için Hitler Gençliği, Alman kızları için ise Genç Bayanlar Birliği kurulmuştu. Gençlerin bu kulüplere üye olması zorunlu tutuluyordu. Alman halkı için kurulmuş Volkswagen gibi firmalar ise üretilen malları ihraç etmek yerine Alman halkına ucuz bir biçimde satıyordu. Sportif faliyetler için neredeyse her kasabaya bir yüzme havuzu açılmış, atletik sporlar desteklenmiştir. 1936 Yaz Olimpiyatları ise Almanya'da yapılmıştır.
Savaş başladıktan sonra Alman halkında kamuoyu yönlendirmeleri için ise Joseph Goebbels tarafından Propaganda Bakanlığı kurulmuştur.
Büyük Bunalım ve Hitler'in yükselişi
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'ın en fazla etkilediği ülkelerden biriside Almanya'dır. Zaten ağır savaş borçlarını ödemekte olan ihracata dayalı Alman ekonomisi çok ağır zararlar görmüş, işsizlik oldukça artmıştır. Halkın ilgisi ise her değişen hükümetle birlikte daha radikal yönelimlere kayıyordu. Bu ortamda Hitler ve NSDAP 1933 seçimlerinde koalisyonda bulunmayı başardı. Paul von Hindenburg'un atadığı kabine 3 NSDAP Bakanı ve Hitler'in başbakanlığında bir Nazi-Muhafazakar koalisyonu görünümü aldı. Hemen birkaç gün sonra erken seçim ilan edildi ve Prusya eyaletindeki SPD hükümetini görevden aldırdı. Oylarını artırarak çıktığı seçimlerden sonra Hitler, parlementoda Machtergreifung'u ilan etti ve bütün güçleri elinde toplayarak başbakanlık makamında güçler birliğini oluşturdu.
Nazizmin Doğuşu ve Gelişimi
Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin amblemi olan Gamalı Haç
1918'de I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Almanya'da Alman imparatoru olan II. Wilhelm tahtı bırakmış ve cumhuriyet kurulmuştu. Bu yeni Alman Cumhuriyetinin adı Weimar Cumhuriyeti idi. Seçime dayalı bu yeni yönetim biçimi, Almanlar için daha önce alışık oldukları monarşi yönetiminden farklı, daha demokratik bir deneyimdi. Seçimler sonucu değişik siyasal parlamentoya girdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı'nın getirdiği büyük altüstlüklere, haksızlıklara ve savaştan yenik çıkmanın vermiş olduğu manevi eziklik de eklenmişti. Naziler bu koşullarda savaşı izleyen işsizlik, yoksulluk ve enflasyondan demokratik kurumların, komünistlerin ve beceriksiz siyaset adamlarının sorumlu olduğunu öne sürüyorlardı [kaynak belirtilmeli]. I. Dünya Savaşı'nın sonunda sömürgelerini, ordusu dağıtılıp yerine "Reichswehr" isimli yalnızca gönüllülerden oluşan küçük bir kara ve deniz askeri birliği bulundurmasına izin verilen Almanya, savaş sonrasında bir türlü aşamadığı bu siyasal ve ekonomik bunalım nedeniyle daha da güç durumda kaldı. Böyle bir ortamda ortaya çıkan Naziler, yenilginin verdiği ezikliği üzerinden atamayan ve ekonomik durumu iyice bozulan Alman halkına iş, ekmek ve güçlü bir Almanya vaat ettiler [kaynak belirtilmeli]. Almanlar'ın üstün bir ırk olduğunu ve başlarına gelen tüm kötülüklerin sorumlusunun başta yahudiler olmak üzere çingeneler, komünistler ve sosyal demokratlar olduğunu söylüyorlardıŞablon:Kayna belirt.
Adolf Hitler
Eski bir asker olan Adolf Hitler, Alman İşçi Partisi isimli siyasi partiye girdi ve 1921'de partinin önderi oldu. Partinin adını Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi olarak değiştirdi. Parti, milliyetçi ve sosyalist bir partiydi. Politikada aşırı Alman milliyetçisi, ekonomide ise sosyalist bir devletçi ekonomi programı benimsenmişti [kaynak belirtilmeli]. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi kısaca "Nazi Partisi" olarak adlandırıldı. Parti üyeleri asker üniforması giyer, asker gibi davranır ve Hitler'in ordusuymuş gibi davranırdı [kaynak belirtilmeli]. Hitler'in 1921'de kurduğu ve 1925'te yeniden örgütlediği Sturmabteilung (Fırtına Bölüğü), kısa ismiyle SA, kendilerinden olmayan herkesi sindirmek için zor kullandılar.
Adolf Hitler, Almanya'yı Avrupa'nın efendisi yapma isteğini gizleyemiyordu [kaynak belirtilmeli]. Ülke geliştikçe ve halkın durumu iyileştikçe Nazi düşünceleri Almanlar arasında yeterince ilgi görmedi. Ama 1929-1932 yılları arasında tüm dünyayı etkisi altına alan Büyük Buhran Almanya'yı büyük ölçüde sarstı. Sonunda %20'leri bulan işsizlik Nazi ülkülerinin yeniden canlanmasını sağladı ve Nazi Partisi ilk büyük başarısını 1930 seçimlerinde kazandı. Ama iktidara gelmelerini sağlyacak yeterli oyu henüz alamamışlardı.
1932 seçimlerinde Nazi Partisi'nin aldığı oylar biraz gerilediyse de başka bazı milliyetçi önderler Hitler'i denetleyebileceklerini düşünerek başbakan olmasında anlaştılar. 1933'te Alman cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg, Hitler'i başbakan olarak atadı.
En son Selim1989 tarafından Prş 12 May 2011, 14:52 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Mehmet DK
12 yıl önce - Çrş 11 May 2011, 23:19
Hitler'i şu Dünya üzerinde ne tanımayan kaldı nede duymayan. Tekrar tekrar bu ( insan düşmanı ) insan hakkında konuşmanın kimseye bir faydası olacağını sanmıyorum.
Kendisine özel saplantıları olan ırkçılık, diktatörlük ve doymak bilmeyen fetih isteği iktidar öncesi yazdığı Kavgam'da daha net görülebilir..
Birtek şunu söyleyebilirim, iki ki zamanında şu kullandığımız Autobahn'ları yaptırmış, yoksa halimiz cidden haraptı.
|
 |
sinanucar
12 yıl önce - Çrş 11 May 2011, 23:25
naziler, ekonomik başarılarını (!) rothschild ailesine ve rothschild'lerin sahibi olduğu global finans devi j.p.morgan ve standart bank'tan akan karşılıksız (?) paraya borçludur.
savaş öncesi 10 sene boyunca , amerikan- yahudi sermayesi tarafından naziler cömertçe desteklenmişlerdir.
yahudi - nazi ne alaka diye soruyorsanız, " tez antitez sentez " kuramının ve " kaostan düzen doğar" mottosunun kimler tarafından ne amaçla icad edildiğini, kimlerin aslında " ne " olduğunu ve kimlere hizmete memur olduğu incelendiğinde cevabı ortaya çıkacaktır.
|
 |
İBRAHİM DİLBER
12 yıl önce - Prş 12 May 2011, 00:39
| Alıntı: |
naziler, ekonomik başarılarını (!) rothschild ailesine ve rothschild'lerin sahibi olduğu global finans devi j.p.morgan ve standart bank'tan akan karşılıksız (?) paraya borçludur.
savaş öncesi 10 sene boyunca , amerikan- yahudi sermayesi tarafından naziler cömertçe desteklenmişlerdir.
yahudi - nazi ne alaka diye soruyorsanız, " tez antitez sentez " kuramının ve " kaostan düzen doğar" mottosunun kimler tarafından ne amaçla icad edildiğini, kimlerin aslında " ne " olduğunu ve kimlere hizmete memur olduğu incelendiğinde cevabı ortaya çıkacaktır. |
Bu konu çok önemli.
Naziler teknolojik anlamda güçlüdür denebilir Hatta ABD'nin ve Rusyanın'da bu teknolojik sırlardan istifade ettiği doğru olabilir.
Ekonomik gelişme modeli diye methedilen şey ise tamamen kölelik sistemi.
Sözün özü Naziler ellerindeki tüm imkanları insanlara her anlamda zulmetmek için kullanmış batıl güçlerdir.
İslam'da şu konular çok önemlidir. Temel insan haklarıdır.
*Dinin korunması (inanca saygı esastır)
*Aklın korunması (alkol uyuşturucu maddelerden, yalancılıktan uzak durma)
*Canın korunması (haksız yere insan öldüren tüm insanlığı katletmiş gibi günah kazanır.
*Neslin korunması (zina fuhuş yasaktır )
*Malın korunması (hırsızlık, faiz,sömürü yasaktır.)
Allah(c.c.) yaklaşık son ikiyüzelli senedir güç kazanıp insanlığa maddi manevi zarar veren, her imkanı , her gelişmeyi, teknolojinin büyük kısmını,sömürü, ktliam,zulüm için seferber eden siyonizm, vahşi kapitalizm, nazizim, kominizm, liberalim gibi batıl zihniyetlerin çöküşünü hak ve adaletin yükselmesini, hem ümmet-i Muhammed'in (s.a.v.) hem de tüm insanlığın refah, onur, saadet ve selamete ermesini nasip etsin.
|
 |
Erol.Garip
12 yıl önce - Prş 12 May 2011, 00:51
Olayları zamanın şartlarına göre değerlendirmek gerek, ahlaki ve diktatörlük kavramlarını da o zamana göre. Mesela, 1nci dünya savaşı sonunda, Almanya ve Osmanlı monarşisine son veren Britanya, savaş öncesinde bu monarşilere karşı, bu bölgelerin halkları içinde yoğun monarşi karşıtlığı propagandası yaparken, kendisi, monarşiye devam ettirmiştir, halen de devam etmektedir. (süs diyorlar bugün, ama, değil.. bu ayrı konu.)
O zamanın şartlarında, endüstri toplumunun gelişmesi, monarşi sistemlerini, toprak ağalık sistemlerini tehdit eder duruma gelmiş ve enternasyonal sosyalizm, çökmeye başlayan çarlık monarşisi rusyada ortaya çıkarken, sonraki süreçte, nasyonal sosyalizm almanyada çıkmıştı.. Yani? Yani, bu sosyalizm meselesi, ekonomik yeni bir mesele ve zamanın monarşilerine karşı modern bir sistemdir.. Idealist değil, gerçekçidir. Esas idealizm monarşiydi, çünkü toplum sistemini, ekonomik temeller üzerine değil, ideolojiler üzerine kuran sistemlerdi monarşiler, böylece, monarşi merkezleri zenginliklerin kaymaklarını yemeye devam edebilirdi. Monarşiler için halk, savaşlarda lazım olacak insanlar demektir.. Günümüzde de öyle.. O yüzden, buralarda, sık sık kullanırım, britanya/ingiliz monarşisi ve arap krallık/monarşilerini.. Sosyalizm ise, ekonomiyi/zenginliği halka yayma felsefesidir kısaca. Bunu, zenginliğin paylaşımını, yayılımını "anlaşalım da yapalım" oneren felsefe sosyalizmdir - "anlaşamazsak, çalışarak yapalım" felsefesi de, kapitalizmdir.. Monarşi, aslında, her ikisine de zıttır, "zenginlik hep bizde dursun, siz ideolojilerle avunun" felsefesini güden merkezi bir sistemdir.
Yani, durumu "monarşik ekonomisi vs - sosyalizm/capitalizm ekonomisi" penceresinden bakarsak algılayabiliriz olayları.. bu önemli, çünkü, halen, ortada bir monarşik güç var.. sarsılma sürecine girdiği içinde, ekonomik kriz var.. ya kriz o monarşik gücü yıkacak, ya o monarşik güç delirip, dünyayı..
|
 |
sinanucar
12 yıl önce - Prş 12 May 2011, 12:00
| Alıntı: |
| Sosyalizm ise, ekonomiyi/zenginliği halka yayma felsefesidir kısaca. Bunu, zenginliğin paylaşımını, yayılımını "anlaşalım da yapalım" oneren felsefe sosyalizmdir - "anlaşamazsak, çalışarak yapalım" felsefesi de, kapitalizmdir.. Monarşi, aslında, her ikisine de zıttır, "zenginlik hep bizde dursun, siz ideolojilerle avunun" felsefesini güden merkezi bir sistemdir |
500 sene kadar evvel, globalizm icad olduğunda; "one nation-one world" düzeninin kurulabilmesi için kapitalin gerekli olduğuna karar verildi. karar verici güç, max weber gibi sosyolog-bilim adamları ile, birçok avrupalı din adamı-kanaat önderleri vasıtası ile " dindar hristiyan, zengin olmalıdır, Tanrı zenginleri sever" anlayışı, sömürgelerden akan hammadde ve değerli madenlerin devreye girişine bağlı olarak, ortaçağda " soylu" sınıfında olanlar, para vasıtası ile " burjuva" yapıldılar. ama düzenin devamı için , eskiden köle- vassal olarak değerlendirilen fakir köylüler, sanayi devrimi ile işgücü ve bir nevi gönüllü köleliğe evrildiler. ama burjuva sermayeye emek gücü olan halk yığınlarının, burjuva-zenginlere karşı muhalefeti, mevcut düzeni tehdit noktasına varınca; bu sefer kapitalizmi icad eden güç, yığınların muhalefetini kontrol altına almak için sosyalizmi icad etti.
tez-antitez-sentez ilkesi uyarınca; dini duyguları kuvvetli ve zengin burjuvaya karşın, " dinsiz-fakir" bir işçi sınıfı oluşuturuldu. böylece iki tarafın mücadelesinden , istediği gibi kazanan, düzenin sahibi ve muktediri olan bu "güç", arzu ettiği gibi varlığını devam ettirdi, ettiriyor. adına " küresel güç", " globalizm", " masonik biladerler" ya da ne derseniz diyin.
karl marx, almanya'nın en zengin sanayicilerinden birinin oğludur ve hayatı boyunca bir eli yağda ve balda yaşamış, babasının mensubu olduğu " seçkin ve güç sahibi" sınıfın talebi üzerine, Hindistan'daki kast sisteminden kopya bir " sınıf" felsefesi, ve " tevekkül-kader-iman" kavramlarının, hedef kitlede amaçlanan itaati sağlayamayacağı ve varlık nedenini sorgulayacağı için "dini inkar-ateizm" dayatması ile bir ideoloji oluşturulmuş ve emekçi kitleler, marx'ın öğretisi ile enjekte edilen "züğürt tesellesi" tadında muhalif bir söylem ile güdülenmiştir.
o yüzden kapitalistler, sosyalistlere " biz vahşice kazanalım, siz de avunun" demektedirler.
gerçekten de mevcut dünya düzeni; kazanmaktan başka bir amacı olmayan bir güç ve bu gücün motoru olan , tüketmekten başka birşey bilmeyen ve emeğini ömürboyu satmak zorunda olan, canı sıkılınca da " inadına isyan, yaşasın kardeşliğimiz" gibi romantik söylemlerle avunan kitlelerden müteşekkildir.
özetle; kapitalizm, sosyalizm ve türevleri, birbirlerinin destekçisi ve takipçisidir.
|
 |
Erol.Garip
12 yıl önce - Prş 12 May 2011, 14:08
Kapitalizm ve sosyalizm, kavramsal/bilgisel sistemlerdir. Bu ikisi, monarşik sistemlerin bitmesiyle, karşı karşıya gelebilirler ancak. Monarşik sistem, kavram/bilgi/vs gibi konulara bakmaz, zenginliğin "çalışmadan da, bilmeden de, birşey yapmadan da" olsa bile, daima kendi sülalesinde devam etmesini savunan bir zümredir. (saklı gerekçeleri: "dedemin dedesinin dedesinin... dedesi zamanında, bu zenginliğin elde edilirken lideri konumundaydı.. söylemleri ise: "Allah/God, kimine çok, kimine az verir..")
Kapitalizm ve sosyalizm - bu monarşik yapıya karşı, çooook uzun zamandır verilen mücadele sonunda ortaya çıkan sistemlerdir.
Kapitalizm: monarşik yapıdaki zengingliğin paylaşımını, çalışalım, çalışın şeklinde bir anlayışla, monarşi kontrolündeki zenginliğin halka yayılımına çalışan bir sistemdir.. Uzun, dolambaçlı bir sistemdir.
Sosyalizm ise: bak kapitalizm kardeşim, bu monarşi, ne yaparsan yap, istersen ağzınla kuş tut, zenginliğini halkla paylaşmaz - diyerek, direkt monarşiye karşı cephe alır, siyasi ikna yollarına gitmeye çalışır, böyle olunca da, işin içine dinler minler vs ler çok girince de, monarşinin işine gelir, çalışanlarla da karşı karşıya getirir. Hemen bu monarşik zenginliği paylaşalım bir an önce diyen bu sosyalism, daha dolambaçlı yollarda bulur kendini, genel sistem içinde debelenmeye başlar.
Aslında, oysa, kapitalizmin de, sosyalizmin de başlangıç çıkış noktaları, monarşi'ye karşılıktır.. Kapitalizm kendi sistemini, cumhuriyet olarak kurmuş ve yerleştirmiştir, demokrasi gibi şeylerle de, zenginliğin yayılması çalışmasını yapmaktadır. Hızlı çocuk sosyalizm ise, monarşiyle çatışmaya devam etme yerine, kapitalizmle çatışmaya başladığından, yanlışın içindedir. Unutmayalım ki, reel dünyada, halen monarşik sistem oldukça güçlüdür. Zengin Arap krallıkları, Avrupanın batısındaki (özellike Britanya) gibi ülkeler, monarşik düzenlerdir halen.. Bu monarşik düzenler, şimdilerde kapitalizm ile çatışmaya başladı. Daha önce, dini kurumları yanına alarak, ideoloji savaşında sosyalizmi susturan monarşinin bu sefer işi çok zor.. Tek şansları, eskiden beri yaptıkları gibi, savaşlar çıkarmak bu monarşilerin. Yine başladılar biraz - ama, daha ileri gidemediler. Çünkü, bir baktılar ki, sadece kendi ellerinde büyük silahlar yok şimdi, pek çok ülkede nükleer silahlar var... Monarşi, şimdilerde, ideolojilere, dinlere, milliyetçiliklere vs sığınmaya, daha doğrusu, bu kavramlarla oyun oynama verdi kendini daha çok.. bu da, sosyalizmi susturduğu bir yöntemdi. Ama bu yöntem kapitalizme işlemez. Dolayısıyla, monarşiler yıkılmaya mahkumdur, şimdilerde boşuna debeleniyorlar.. Halklar, insanlar yeter ki, monarşilerin bu halkları kendi içlerinde çatıştırma oyununa gelmesinler.. Gelirlerse, halklar salaklıklarına doymasınlar. Kapitalizmin daha fazla yapacağı şey yoktur, seyreder manzarayı gerekirse..
|
 |
Ahmet BAHADIR
11 yıl önce - Prş 22 Eyl 2011, 20:29
Ekonomik sistemleri tam anlamıyla MÜKEMMELMİŞ
|
 |
ahmet28
11 yıl önce - Pts 26 Mar 2012, 21:38
Hitler, bir kralın oğlu değildi, stalin gibi bir partinin içinde yükselerek iktidara gelmedi, fakir ve kendi halinde bir adamken, birkaç on yıl içindeki çalışmalarıyla Avrupa'ya hakim oldu.
Millet çareyi sosyalizm saçmalığında ararken, mükemmel ekonomik sistemi o kurdu.
Bilimsel anlamda, Sovyetlerdeki "sosyalleşme ve sürekli evrim" gibi daha sonradan çökecek Bolşevik hurafeler yerine; bugünkü genetik bilimini temeli olan Mendel öğretilerini tatbik etti.
Filistin müftüsünü Almanya'ya davet edip, "biz savaşı kaybedersek bunlar Filistin'i sizden alıp Yahudilere verecekler" dedi ve haklı çıktı...
Alman Führeri, 20. yüzyıla damgasını vuran lider oldu.
-1. yüzyılın Sezar'ı neydiyse, 13. yüzyıl Cengiz Han'ı neydiyse, 15. yüzyılın Fatih'i neydiyse, 16. yüzyılın Kanuni'si neydiyse, 19. yüzyılın Napolyon'u neydiyse; 20. asırda Hitler oydu.
|
 |
21ahmet
9 yıl önce - Cmt 15 Mar 2014, 13:06
Adolf Hitler faşist değil, sosyalistti
Ülkemizde basın ve sosyal medyada sosyalizmin ve devamı olan komunizmin sürekli yüceltildiğini, sosyalizmin doğurduğu olumsuz sonuçların faşizme yüklendiğini gördüğüm için bu konuyu açma gereği duydum.
Mesela odtü'de şu başörtülülerin (ideolojileri ne olursa olsun beni ilgilendirmez) baskı ile dışarıya atıldığı video -
Herkes bunları dışarıya atan 2 kıza faşistler diye nitelendirme yapıyor. Bu kızlar faşist değil, muhtemelen sosyalist veya komunist ideolojileri destekliyorlar.
Yine NAZİ ideolojisi sosyalizm tabanlı bir ideolojidir: http://tr.wikipedia.org/wiki/Nasyonal_sosyalizm
Faşizm farklı bir ideolojidir karıştırılmaması gerekir.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|