Ulaştırma eski Bakanı Binali Yıldırım'la, projelerden uzak İzmir ve bilinmeyenleri üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. "Bülent Ecevit'in hayali olan köykent projesi İzmir'de gerçek olmuş" diyen Yıldırım, "İzmir'in bu durumundan memnun olan var mı" diye soruyor. Kordon ve Konak'tan 500 metre içeri girildiğinde bambaşka bir İzmir'le karşılaşıldığını belirten Yıldırım, "Rahmetli Ecevit Türkiye'de 'köykent kuracağım' diye uğraştı, didindi, ömrünü verdi. Proje gerçekleşmedi ama İzmir'de gerçekleşti. Ecevit'in rüyası gerçek oldu. İzmir'in içinde köykentler var. İzmir'in Kordon'unu, Karşıyaka'sını, Konak'ını, Alsancak'ını, Hatay'ını, Bayraklı'sını, Karabağlar'ını ve Bornova'sını belli seviyeye getirmezsek İzmir'i marka şehir yapamayız" dedi. Bornova ilçesinde ev kiraladığını söyleyen Yıldırım, en çok da 6 yaşındaki torunu Bahar'ı özlediğini belirtti.
İşte Yıldırım'la ilgili bilinmeyenler ve İzmir'le ilgili görüşleri:
* İzmir'de de iktidar olursanız kırmızı çizgiler olacak mı? İzmirliler Kordon'da rakı-balık keyfi yapmaya devam edebilecek mi? Belli kısıtlamalar gelecek mi?
- Kesinlikle hiçbir çizgi çizilmez. İzmir nasıl yaşıyorsa öyle yaşamaya devam eder. İzmir'in insanlarının ne yediği, ne içtiği, ne giydiği, ne düşündüğüyle ilgilenmiyoruz. Biz insanların daha rahat yaşaması için geleceğe daha umutlu bakması için bu ülkede ne yapabiliriz, ona çalışıyoruz. Bunu yapmak için elbirliğiyle çalışalım. Yani bu ve buna benzer önyargılar muhakkak olacak ama bunu gidermenin yolu birbirimizi daha iyi tanımak. Zaman geçtikçe bunu da sağlayacağız. İzmir'le daha çok kaynaşacağız. Sadece İzmir'de seçim öncesi karşılaşmamız yeterli değil. Ondan sonra da bizim İzmir hakkındaki önyargılarımız kaybolacak. İzmirlilerin de bizim hakkımızdaki önyargıları kaybolacak.
* Peki Kordon ve eğlence mekanlarında içki kısıtlaması gelecek mi?
- İzmir'in Kordon'u ve mekanları nasılsa öyle kalacak. İnsanların yaşadıkları hayatı, geldikleri noktadan geriye götürmek mümkün değil, öyle bir şey suyu tersine akıtmak gibi bir anlama gelir. Böyle bir ihtiyaç da yok. Biz insanların gönlüne hitap ederiz. Baskılarla, birtakım insan tabiatına uymayan yöntemler hiçbir zaman sonuç getirmez. Ülkemizin gerçeklerini kabul edeceğiz. Türkiye bir mozaik. İzmir de aslında Türkiye'nin bir özeti.
* İzmir'e aday olmayı bekliyor muydunuz? Aday olacağınızı önceden biliyor muydunuz?
- Bildiğimi söyleyemem. Ama İzmir'e aday olmam yönünde gerek İzmir kamuoyunda, gerekse çeşitli çevrelerde bir istek vardı. Bu seçim takvimi daha gündemde yokken İzmir kamuoyunda sivil toplum örgütlerinin gündemine girdi. Destek de buldu. Seçim takvimi yaklaştıkça da bu daha yüksek sesle dillendirildi. Sonunda böyle bir isteğe Sayın Başbakanımız da cevap verdi, kayıtsız kalmadı ve adaylık sürecimizin başlangıcı da böylece gerçekleşmiş oldu.
OKULDAN TARLAYA
* Çocukluk hayaliniz neydi? Hangi mesleğe sahip olmak istiyordunuz?
- Doğrusu çocukluk yıllarımda çok fazla geleceğe yönelik düşünme fırsatım olmadı. Büyük bir aileden geliyorum. Erzican'ın Refahiye Kasabası Kayı köyünde yaşayan ailem tarım ve hayvancılıkla uğraşan, varlıklı ama 30 nüfuslu kalabalık bir aileydi. Anne, baba, çocuklar, gelinler hepsi bir yerde kalıyordu. Babamız okulu ayakbağı olarak görürdü. Bir an önce bitsin de çocuklar tarlada iş görsün isterdi. Hatta tohum ekme, tarla sürme zamanları, babam okula gelirdi. Kapıyı vurup sınıfa girip 'Muallim bey, bizim çocuğa bir müsaade et, tarlaya gideceğiz' derdi. Ders yaparken biz kalkar tarlaya giderdik. O beni çok hüzünlendirirdi. Okuldan, derslerden uzaklaşırdık. Ben ailenin en büyük erkek çocuğuydum. Çok küçük yaşta çok büyük sorumluluklar üstlenmek zorunda kaldım. Oynamak, gezmek gibi yaşımın gerektirdiklerini tam anlamıyla yaşadığımı söyleyemem.
* Ne olmak istediğiniz sorulunca ne yanıt veriyordunuz?
- İlkokulda böyle bir şey hatırlamıyorum. Böyle bir ufkum yoktu. Uçaklar geçince sırtüstü yere yatar bakardım. 'Acaba bu uçak nereye gidiyor, keşke ben de bunda olsam' der, hayal ederdim, ufukta kayboluncaya kadar izlerdim.
* Onun için uçaklara herkesin binmesini istediniz galiba.
- O bir özlemdi. Milyonlarca insan ilk defa uçağa bindi. Sadece bir havayolu 6 milyon uçak yolcusunu 50 liranın altında uçurmuş. Şimdi 49.90'dan Pegasus, Ağustos'ta Üsküp'e ve farklı yerlere sefer başlatacak. Bunlar çok güzel gelişmeler.
* Bu konuda çok anınız olmalı.
- Oraya gelmeden bir şey söyleyeyim. İlkokul gelince iş hayatına dahil olmamız gerekiyordu. O zamanki ilkokul öğretmenim Allah sağlık sıhhat versin, Galip Kumbaroğlu, rahmetli dedeme demiş ki: 'Ya bu çocuk okur, siz buna sahip çıkın.' Okul bitince dedem de kışın amcalarının bazılarıyla İstanbul'da kalıyor, yazın köye geliyordu. Giderken beni aldı, İstanbul'a götürdü okutmak için. Hatta okullar bile açılmıştı, 15-20 gün sonra kayıt yaptırdık. Ortaokula başlamam da öyle oldu. Meslekle ilgili tercihlerim, geleceğe yönelik şekillenmem ortaokulun son sınıfına rastlıyor. Benim niyetim, yatılı olarak öğretmen okuluna gitmek ve öğretmen olmaktı. Amcalarımın yanında kalıyordum, onların çocukları da okuyor. Şartlar müsait değil, yük olmamak için istedim. Bir an önce yatılı öğretmen okulu sınavlarına gireyim, kısa yoldan hayata atılayım diye planlamıştım. Okul müdürü Hasan Çelik Allah Rahmet eylesin, beni çağırdı, gittim. 'Sen öğretmen mi olacaksın' dedi. Ben öyle düşündüğümü söyledim. Sınav kağıdım elinde. Sınav kağıdımı yırttı. 'Sen öğretmen olmuyorsun. Görmüyor musun öğretmenlerin halini' dedi. Azarladı. O kadar çok üzüldüm ki, iki üç gün etkisinde kaldım. Sonra liseye devam ettik, üniversite sonrasında mühendislik okuduk. Ailem de doktor olmamı istiyordu. Bir gün babaannemi doktora götürdüm. Doktor ilgi göstermedi. Ondan sonra baktım ona beddua ediyor. Dedim ki 'ya babaanne ben doktor olursam bana da mı beddua edeceksin.' Keyfim kaçtı doktorluktan soğudum. Mühendisliğe gitmeye karar verdim. Neyse mühendislik nasipmiş.
* Kendinize örnek aldığınız kişi kim?
- Çok sorulan bir soru bu. Mesela pratik düşünme ve proje üretme bakımından Rahmetli Turgut Özal'dan etkilendiğimi söyleyebilirim. Onunla çalışmadım ama onun bu ülke için çok iş yaptığını düşünüyorum. Tabuları, statükoyu reddeden bir düşünce tarzı vardı. Türkiye onun zamanında bir çok kurumsal taassuptan kurtulma şansı yakaladı. Ama, daha sonra onlar geri geldi maalesef. Kararlılık, ısrar ve takip konusunda da sayın başbakanımızı örnek alıyorum. Başbakanımız da işini çok sıkı takip eder, tüm detaylarıyla ilgilenir, bir de çok kararlıdır. Bir konuda karar verdi mi asla ve asla dönüş yapmaz.
* En sevdiğiniz yemek nedir?
- Yemek ayrımı yapmam. Ama hamur işleri bizim geleneksel yemeklerimiz. Erzincan'da hamur işi ve et başlıca yemekler. Biz sebzeyi İstanbul'da tanıdık. Sebzenin içinden gelmemize rağmen Doğu'da sebze yeme alışkanlığı yok.
* İzmir'in yemeklerini seviyor musunuz?
- Çok güzel ve sağlıklı. Bir kere balığı güzel pişiriyorlar. Balık pişirme işini herkes yapamaz.
* İzmir'de en çok nereyi seviyorsunuz?
İzmir'in her yeri güzel. Ama seçim bölgemde de yer alan Bakırçay, Gediz Havzası, Küçükmenderes Havzası'nda pek çok yeri gördüm. Kozak yaylaları, Beydağ, Nif Dağları, Bozdağ, Gölcük, Birgi de müthiş. Ama denizinin güzelliği de başka.
* En sevdiğiniz türkü ve türkücü kim?
- Türkülerin hepsini severim ama benim klasik türküm 'Uzun ince bir yoldayım.' Artık biz onu bugünlerde 'Uzun duble bir yoldayım' diye söylüyoruz. Görevimizin de etkisi olabilir ama türkülerimizin hepsi bir başka güzel.
* Albümünü aldığınız türkücü var mı?
- Çeşitli sanatçıların olduğu TRT'nin bir albümünü aldım. 1940, 50'lerden başlayıp Nezahat Bayram'lar, Turhan Engin'ler, Ali Ekber Çiçek'ler. Bizim çocukluğumuzun türkücüleri onlar. Onların türküleri ile büyüdük. Yeni nesil türkücüler de var tabii. Kubat ve Zara gibi. Onları da seviyorum.
* Unutamadığınız film hangisi?
- Rüzgar Gibi Geçti, çok eskiden İngiltere'de geçen. Beni çok etkilemişti.
* Son izlediğiniz film hangisiydi?
En son Zoraki Kral'ı izledim.
* Futbolla aranız nasıl, hangi takımı tutuyorsunuz?
- Futbolla aram iyi. Futbolu sadece seyrederim. Çok da müptelası değilim. Takım olarak fanatik olmamakla beraber Galatasaraylıyım. Ama takımlarımızın hangisi başarıya imza atsa onu destekleriz. Evde farklı bir yapı var. İki tane oğlum var. İkisi de fanatik Beşiktaşlı. Kızım Fenerli, hanım Milli Takım'ı tutuyor, ben Galatasaraylıyım. Bir çeşitlilik var.
* Çok büyük bir pişmanlığınız var mı?
- Hayatta hiçbir şeyden pişman olmadım. Hayata sürekli umutla bakmak lazım. Pişmanlık ancak mutsuzluk getirir. Pişmanlık değil de 'daha iyi neler olabilirdi' diye düşündüğüm oluyor. O da projelerde.
* İzlediğiniz TV dizisi var mı?
- Dizi izleyemiyorum. Tek bir dizi ile ilişkim var. O'nu da hanım izliyor. Bazen yanına takılıyorum. "Tek Türkiye" adlı dizi var Samanyolu'nda. Hanım sürekli izliyor. Onun hakında fikrim var. Başka dizelerle ilgili fikrim yok.
* Mutfaktan uzak mısınız?
- Yok mutfak işini bilirim. Ben iki sene yurtdışında İsveç'te yaşadım. 1990-1991 arasında. Dolayısıyla mutfağı bilirim. Karnıyarığı çok iyi yaparım. Arnavut ciğerini iyi yaparım.
* Zaman zaman yemek yapıyor musunuz?
- Son zamanlarda yaptığımı söyleyemem ama icap ederse yaparım. Ama orta ve lise yıllarında restoranlarda garsonluk da yapmıştım.
KÖYKENTLER VAR
* İzmir'in en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özelliği nedir?
- Pek çok şeyini seviyorum ama projelere dava açılması en sevmediğim durum. Baro İzmir-İstanbul Otoyolu için dava açmış. Bunlar üzücü şeyler. İzmir bu tip konularla, davalarla meşgul olursa çok şey kaybeder. İş yapmak isteyenlerin de keyfi kaçar. Bu şehirde niye yatırımcı durmuyor? Niye başka illere gidiyor? Niye beyin göçü oluyor? Artık umudunu yitiriyor. Ne yapıyorsa önüne bir engel çıkıyor. İzmir'de maalesef neyle karşılaşacağını bilmiyor. Bir çok insan arazi almış, yatırım yapmak istiyor ama gelmek istemiyor. Bize 'Hadi siz şurada önümüzü açın bize umut verin de biz de gelelim' diyorlar. İzmir bu konuma düşürülmemeli. İzmirli bana göre çevre hassasiyeti ve sivil toplum gücünü, bilincini, başka alanlarda kullansın. İzmir'in bu durumu herkesi memnun ediyor mu? İzmir'de doğalgaz ne kadar kullanılıyor? Kordon'dan, Konak'tan yarım kilometre içeriye gidelim. Başka bir İzmir var. Bunu görmek lazım. Rahmetli Ecevit, Türkiye'de köykent kuracağım diye uğraştı, didindi, ömrünü verdi. Proje gerçekleşmedi ama İzmir'de gerçekleşti. Ecevit'in rüyası gerçek oldu. İzmir'in içinde köykentler var."
* İzmir'in, İzmirlilerin bu durumda ne yapması lazım? Örneğin İzmir-İstanbul Otoyolu'na açılan dava için İzmirliler ne yapabilir ki?
- İzmirliler mutlaka bu olanları görmeli. Bunun bir yolu var. İzmirli istese görür. İzmir'de bu konuda ortak bir ses oluşursa bütün İzmir'in kanaat önderleri, siyasi partiler dahil, 'Bu İzmir'in ortak geleceğidir. İzmir'in projesidir. Bunu kimsenin durdurmaya hakkı yoktur' gibi gür bir ses yükselirse bu girişimler sonuçsuz kalır. Yani millete rağmen, kamuoyuna rağmen hiçbir şey olmaz.
* İzmir-İstanbul Otoyolu ÇED'den muaf bir proje değil mi?
- Evet zaten muaf ama biz yüklenicilerle konuştuk. 'ÇED icap eden yerlerde yapacaksınız' dedik. Muaf olması bir anlam ifade etmez. Bunun üzerine Ulubatlı Gölü civarında güzergah değiştirdiler. Sistemin bozulmaması için. Orada ve icap eden yerlerde ÇED Raporu alacaklar. O çalışmayı yapacaklar. Aynı hassasiyeti biz de taşıyoruz. Tamamında olmasa bile bu yapılacak.
"4 MİLYONUN İÇİNDEN BİRİYİM"
* Peki son olarak hayalinizdeki İzmir nasıl?
- Sokakta yürüyen İzmirlinin hayali neyse, benim ki de o. Onlara sorun İzmir'in mevcut durumunu, beğeniyorlar mı? Nasıl bir İzmir görmek istiyorlar? Ben de aynı düşünceleri taşıyorum. Ben içinizden biriyim. İzmir'de 4 milyonun içinde bir kişiyim. Dolayısıyla tek başıma İzmir'de mucizeler gerçekleştireceğimi kimse düşünmesin. Marifet iltifata tabidir. Alıcısı olmayan mal zaidir. Eğer İzmirli kendi meselesine, geleceğine, projelerine sahip çıkarsa, bu bizim gücümüze güç katar. Heyecanımıza heyecan katar. Sahip çıkmazsa yine olur. Ama uzun sürer, zaman kaybı olur."
"Bülent Ecevit'in hayali olan köykent projesi İzmir'de gerçek olmuş" diyen Yıldırım, "İzmir'in bu durumundan memnun olan var mı" diye soruyor. Kordon ve Konak'tan 500 metre içeri girildiğinde bambaşka bir İzmir'le karşılaşıldığını belirten Yıldırım, "Rahmetli Ecevit Türkiye'de 'köykent kuracağım' diye uğraştı, didindi, ömrünü verdi. Proje gerçekleşmedi ama İzmir'de gerçekleşti. Ecevit'in rüyası gerçek oldu. İzmir'in içinde köykentler var. İzmir'in Kordon'unu, Karşıyaka'sını, Konak'ını, Alsancak'ını, Hatay'ını, Bayraklı'sını, Karabağlar'ını ve Bornova'sını belli seviyeye getirmezsek İzmir'i marka şehir yapamayız" dedi.
maalasef çok doğru, alsancağı turizmin göz bebeği yapabilirz lüks Restoranlarla, büyük eğlence yerleriyle ama 500 metre içeri bi giriyo trolardan tutun her şey mevcut
sadece kordon ve karşıyakanın sahil kısmıyla gitmemli artık,her ilçeyi değiştirmek gerekir. bu konudada devletin suçu yok herhalde
Bakanın dediğine göre bu proje 90 dan önce projelendirildiği için ÇED raporu gerektirmezmiş, ancak buna rağmen lokal ÇED raporlarının yapıldıgını ve çevreye minimum zarar verecek şekilde projelendirildiğini anlattı.
Zaten sorun da burada değil mi? Hükümet ÇED raporlarını bir formalite olarak görüyor... Proje 90 dan önce yapıldığı için ÇED raporuna gerek yokmuş...Herşey kanuna kitaba uygun oluyor böylece...Sonra da devam ediyor "çevreye minimum zarar verecek şekilde projelendirildi" diyerek.... O zaman niye ÇED raporu için başvurmaktan çekiniyorsunuz? Hem nereden biliyorsunuz 90'lardan önce sizden önceki hükümetler tarafından yapılan projenin çevreye zarar vermeden projelendirildiğini? Nereden kefil oluyorsunuz? O dönemde projelendirilip yapılan Karadeniz yolunun Karadeniz sahilini nasıl mahvettiğini projeyi yapanlar bile utanarak kabul ediyor...
can alıcı sorum ise şu, bunca yıl neredeydiniz, sekiz yıldan fazladır ezici çoğunlukla iktidardasınız. neden gelip ilgilendeniz.. tabi şimdi seçim var, gözünüzü oy hırsı bürümüş. izmirlinin elinden oyları vaatlerinizle alabileceğinizi sanıyorsunuz
İşte İzmir de yine aynı zihniyet sizin gibiler sayesinde İzmir dünyanın enbüyük köyü oldu sözde proje yapmaz bunun için oy atmadık dersiniz proje yapar daha önce nerdeydiniz dersiniz daha ne istiyorsunuz istanbul yolunun temeli atıldı dünyanın sayılı limanlarından birinin temeli atıldı İzbanı yapanda devlet sadece durakları belediye yaptı gidinde görün nasıl dökülüyo birde bilboardlara izbanı torbalıya kadar uzatıyoruz yazmış altında da ibb imzası bu sahtekarlıktır onuda devlet yapacakzaten başbakan sizin gibi düşünen zihniyetlere bunları yapmıyor bu projeleri Türkiye'nin kalkınması içinyapıyor eğer İzmirden akp harici bir parti çıkarsa bu projeler iptal olmayacak ayrıca bunuda iyi bilin. başbakan yapacaklarının listesini üç boyutlu bir video ile disiplinli bir şekilde hazırlarken muhalefet partisinin başkanı neden yapacaklarını güzel bir sunumu boşverin ağzından dahi bir vaadi yok lütfen başbakanı eleştirirken diğerlerini de eşit şekilde eleştirin siz İzmirlilerin yaptığı taraftarlığı bırakın bir yana resmen holiganlık
Not : ben partici falan değilim İzmire en iyi hizmeti kim yaparsa ondan yanayım çünkü ben İzmir'liyim
alizeybek, iktidar belediye başkanı adayı oldu da bizim mi haberimiz yok, neden 9 yıldır birşey yapmadılar sorusuna cevap vermiyorsun, liman ve İstanbul yolunun temeli neden çok önce atılmadı da seçime bırakıldı ? belediyenin yapmadıklarına göre hareket etmemiz için daha önümüzde 3 sene var.
Zaten sorun da burada değil mi? Hükümet ÇED raporlarını bir formalite olarak görüyor... Proje 90 dan önce yapıldığı için ÇED raporuna gerek yokmuş...Herşey kanuna kitaba uygun oluyor böylece...Sonra da devam ediyor "çevreye minimum zarar verecek şekilde projelendirildi" diyerek.... O zaman niye ÇED raporu için başvurmaktan çekiniyorsunuz? Hem nereden biliyorsunuz 90'lardan önce sizden önceki hükümetler tarafından yapılan projenin çevreye zarar vermeden projelendirildiğini? Nereden kefil oluyorsunuz? O dönemde projelendirilip yapılan Karadeniz yolunun Karadeniz sahilini nasıl mahvettiğini projeyi yapanlar bile utanarak kabul ediyor
İzmir metrosunu kazarken onlarca eserin mahfolduğunu ve kayıplara karıştığını hangi zihniyete borçluyuz acaba
peki sana bir soru başbakanı dün tgrt haberde dinledim diyor ki biz bütün belediyelere muhalefet dahil maddi yönden herkeze eşit dağıtım yaptık diyor eğer itirazları varsa çıksınlar itiraz etsinler görevimi bırakıcam diyor neden hiç kimse çıkmadı ayrıca izmire melih gökçek olmasaydı hala arsenekli su içireceklerdi suyu getirende devlet oldu kaldı ki bu işler belediyenin görevleridir. Karşıyaka çevre yolu bu seçimdemi açıldı adnan menderes dış hatlar terminali bu seçimdemi açıldı belediyeye yapılan operasyonda şu an kaç kişi tutuklu biliyormusun bunlarıda savunacakmısın 20 tirilyona mal edilen aşık veysel rekreasyon alanına 82 tirilyon ceza yediğimizi biliyormusun sen.
daha önce az çok hizmetleri olduğunu yazmıştım yani 3-5 tane. işte bu 3-5 taneden biri de bu söylediklerin. çevre yolunu bitirdiler sadece. izbana da katkıları oldu. tek büyük projeleri havalimanı ve gördes barajı olsa gerek. ama bunlar, vadedikleri projelerin yanında bir hiç gibi.
arsenik arıtma tesislerini de devlet mi yaptı ? ayrıca tutuklu diyorsun yani sonuçlanmamış, hükümlü değiller, daha adliye karara bağlamamışken onları direkt lafla yargılamak ne kadar doğru ?
Zaten sorun da burada değil mi? Hükümet ÇED raporlarını bir formalite olarak görüyor... Proje 90 dan önce yapıldığı için ÇED raporuna gerek yokmuş...Herşey kanuna kitaba uygun oluyor böylece...Sonra da devam ediyor "çevreye minimum zarar verecek şekilde projelendirildi" diyerek.... O zaman niye ÇED raporu için başvurmaktan çekiniyorsunuz?
Yahu ÇED raporu kanunen belli bi yıl önce projelendirilen projelerde gerekmiyor, çünkü orada çevre koruması için farklı bir yöntem kullanılıyormuş. Bir lafıda doğru bir yerinden anlayın be!!!!
Evet ben de onu soracaktım... Kaç kişi tutuklu? Hükümete muhalif olup da tutuklu olmayan var mı? Askerler, gazeteciler, protestocular, öğrenciler, rakip belediyeciler, rektörler, akademisyenler, yazarlar... Ellerinden gelse "The Economist" in yazarlarını falan da tutuklayacaklar... Sizce normal mi bu kadar değişik çevreden bu kadar değişik nedenlerle bu kadar adamın tutuklu olması... Başbakanın neredeyse her mitinginde 8-10 protestocunun tutuklanması normal midir? İzmir valiliğinin belediyeye 150 dava açarken İstanbul ve Ankara valililklerinin 1-2 dava açması normal midir? suçlamaları okudunuz mu belediye için... kokteyl paraları, çiçek paraları, öğrenciler için alınan kumanyalar .... bunlar için.... inanın çok gülüyorlardır bunlara...trilyonluk yolsuzlukların olduğu memlekette bunlar için adamı 10-15 yıl atabilirsiniz içeri.... eğer istenirse, gerçekten didik didik edilirse birisine usulsüz çay ısmarlamak ve devleti zarara sokmaktan girebilirsin içeri "ileri demokratik" yasalarımıza göre... Daha da tutuklanacaklar var merak etmeyin.... "ileri demokrasi" yerleşecek iyice...