Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ethem
14 yıl önce - Cmt 18 Arl 2004, 15:51
Almanya'da AB zirvesinden sonra Türkiye tartışması...


Almanya'da AB zirvesinden sonra Türkiye tartışması...

Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) milletvekili olan Federal Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Volker Rühe, Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili olarak kendisinin değil, CDU Genel Başkanı Angela Merkel'in Avrupa'da dışlandığını söyledi.
Eski Savunma Bakanı Rühe, Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, Merkel'in Türkiye'nin AB üyeliğine karşı tutumunu sert bir dille eleştirerek, ''Avrupa'ya bir bakacak olursanız, benim değil, düşüncelerini diğer muhafazakar partilere bile kabul ettiremeyen Bayan Merkel'in dışlandığını görürsünüz'' dedi.
Eski Başbakan Helmut Kohl'ün, Türkiye'ye perspektif verilmesi yönündeki tutumunu desteklediğini ifade eden Rühe, Birlik partileri (CDU/CSU) yöneticilerinin Türkiye'nin üyeliğine iç politik nedenlerden dolayı karşı çıktıkları yönünde bir intiba edindiğini söyledi.
Rühe, bu yöndeki düşüncelerinin, Birlik partilerinin Müslüman bir ülkenin AB'ye üye olması durumunda iç güvenlik tehdidinin artacağı yolunda verdikleri önergeden kaynaklandığını ifade ederek, ''Bunun tam tersi doğru. Türkiye'yi Avrupa'dan dışarı atarsak köktendincilik ve şiddet konusunda çok daha büyük sorunlara sahip olacağız'' diye konuştu.
Türkiye'nin üyeliğinin garanti olmadığını, ancak büyük bir fırsat olduğunu kaydeden Rühe, üyeliğin dışında da hiçbir seçeneği kabul etmediğini söyledi. Rühe, ''AB, bir yandan tam üyelik, diğer yandan da, Bayan Merkel bundan ne anlıyor olursa olsun, 'imtiyazlı ortaklık' konusunda müzakere yapamaz'' dedi.

''ALMAN ŞİRKETLERİNE İMKANLAR DOĞACAK''

Sosyal Demokrat Parti (SPD) Avrupa Parlamentosu milletvekili Vural Öger de, Mannheimer Morgen adlı yerel gazeteye yaptığı açıklamada, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama kararının, Alman şirketlerine yatırımlar için büyük imkanlar yaratacağını söyledi.
Öger, ''Türk yasaları Avrupa normlarıyla uyumlu hale getirilecek. Böylece şirketler Türkiye'de daha iyi yatırım yapabilecek ve daha yoğun ticari ilişkiler kurabilecekler. Türkiye'de ayda 300 euro'ya bantta çalışmaya hazır çok sayıda işçi var. Türkiye'de ürünler çok ucuza üretilebilir'' dedi.
Müzakereler sonucunda Türkiye'nin üyeliğinin mümkün olduğunu belirten Öger, ''Her müzakerenin sonucu açıktır. Öyle olmasaydı hemen anlaşma imzalanırdı. Türkiye siyasi ve hukuki reformları sürdürmeli ve ekonomik kriterleri yerine getirmelidir. Ancak ondan sonra üye olabilir'' diye konuştu.
Hür Demokrat Parti (FDP) Federal Meclis Grubu Avrupa politikası sözcüsü ve eski Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger de, Türkiye'de insan ve azınlık hakları, din özgürlüğü ve kadın-erkek eşitliğinin uygulanmasında hala bazı eksikliklerin bulunduğunu, ancak AB Konseyi'nin kararıyla Türkiye'deki reform iradesinin daha da güçleneceğini ifade ederek, ''Bu, Avrupa'da demokrasi ve barış için iyi bir gün'' şeklinde görüş belirtti.
Leutheusser-Schnarrenberger, yaptığı yazılı açıklamada, AB Konseyi'nin aldığı kararın, gelecekte iktidara gelecek tüm hükümetler için bağlayıcı olduğuna dikkati çekerek, liberaller olarak Türkiye ile açık ve dürüst bir müzakere sürecinin sürdürülmesini ve böylece Türkiye'nin modernleşmesine katkı sağlanmasını istediklerini kaydetti.
Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Hakkı Keskin de, başlayan yeni süreçle AB'nin çok önemli bir jeostratejik bölge olan Ortadoğu'da büyük bir önem kazanacağını, bu bölgedeki çatışma ve krizlere AB'nin de katkısıyla çözüm bulunma şansının artacağını belirtti.
AB Konseyi'nin kararıyla İslam dünyasına uzlaşma için bir el uzatıldığını ifade eden Keskin, demokratik ve laik bir hukuk devleti olan Türkiye'nin, İslam dünyası için de bir örnek ülke olabileceğini ve büyük çekiciliğe sahip olacağını kaydetti.
AB'nin kapısını açmasıyla Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan daha fazla istikrara kavuşacağını, bundan Türkiye ile birlikte AB'nin de fayda sağlayacağını belirten Keskin, bu gelişmenin AB ülkelerinde yaşayan Türklerin uyumuna ve yaşadıkları ülkelerle bütünleşmelerine de önemli katkı sağlayacağını ifade etti.

''BİRLİK PARTİLERİ DIŞLANMIŞTIR''

Birlik partilerinin Türkiye'ye ve Almanya'da yaşayan Türklere karşı izledikleri politikanın Avrupa'daki diğer muhafazakar partiler tarafından da reddedildiğine işaret eden Keskin, şunları kaydetti:
''Birlik partileri böylece dışlanmışlardır. Bu partiler, özellikle farklı din ve kültürel nedenlerden dolayı ellerindeki tüm olanakları seferber ederek Türkiye'nin AB üyeliğini engellemeye çalışmışlardır. Bu partiler sözüm ona 'imtiyazlı ortaklık' kavramıyla Türkiye'yi tam anlamıyla dışlamayı amaçlayan ve Türk halkını adeta aptal yerine koyan bir politika izlemektedirler.'' CDU Avrupa politikası sözcüsü Matthias Wissmann ise Welt am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs Rum kesimini tanımamakta direnmesini eleştirerek, ''Türk Başbakanı Avrupa devletler ailesi düşüncesini benimsemede zorluk çektiğini göstermiştir'' şeklinde konuştu.
Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) tarım politikası sözcüsü Marlene Mortler de, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin üyeliğinin AB tarım politikasının sonu anlamına geleceğini öne sürdü.
Türkiye'de yaklaşık 8 milyon insanın tarım sektöründe çalıştığını belirten Mortler, Türkiye'nin AB'nin tarım pazarına dahil edilmesi durumunda Birliğin bu yükün altından kalamayacağını iddia etti.


ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET