Şahsi kanaatim Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde Avrupa içerisinden bir takım siyasi dayatma isteği olan çevreler olabilir.. Bunlar yönetimde de olabilir..Bunlar önemli sebeplerdir.. Yanlız sırf bu sebepler yüzünden Avrupa Birliği'nden vazgeçmemeliyiz..
Avrupa Birliği en büyük medeniyetler projesidir.. Herkes hemfikir.. Normlarıyla kurallarıyla bizden ilerideler bunda herkes hem fikir..
Burada kozlarımızı iyi oynamak adımlarımızı iyi atmak ve medeniyetimizi üst düzeye çıkarmak konusunda ne kadar istekli olduğumuz herkese düşüyor.. Kimse bu ülkenin kötülüğünü istemez..
Yani bundan yüzyıllar önce nasıl matbaayı icat etmedik de aldıysak medeniyeti de icat etmeyip almalıyız.. Bunun karşılığında siyasi imtiyazlar vermemeliyiz.. Hiç bir hakkımızdan vazgeçmemeliyiz.. Ama aynı zamanda da medeniyeti almaktan da vazgeçmemeliyiz.. Zor bir süreç.. AB bizi istemeyebilir ama biz onları kendimizi ister konuma getirmeyi başarmak zorunda değilmiyiz?
Almanya ve Fransa nın bizi istemiyor olmasının nedeni gerçekten bizi yanlarında görmek istemediklerinden değil nufüsu 80 milyona yakın bir ülkeden gelen göçlerle ülkelerindeki sosyolojik yapının değişebileceği korkusu ve dini faktörlerin yaratacağı sorunlarla boğuşmak istememelerinden. Nufusu 10 da 1 imiz olan Bulgaristan çokmu büyük devlet veya ekonomisi bizden çok mu iyi...
Avrupa Birligine girdigimiz takdirde milli egemenligimizden odun verecegimiz aciktir. Burada Ulusalci kisilerin soyledigi dogrudur lakin itinayla atladiklari konu ise giren tum devletlerin egemenliklerinde biraz odun verdigidir. Sadece Romanya ya da Bulgaristan gibi devletler degil Fransa ve Ingiltere gibi devletler de odun vermek zorunda kalmistir.
Fransa'yi iyi bildigim icin oradan ornek vereyim.
AB'ye uye oldugunuz takdirde AB direktiflerine uyma mecburiyetiniz oluyor. (zannedersem bu direktiflere AB komisyonunda karak kiliniyor)
Bu direktiflerden biri Tarim ve Hayvanciliga subvansiyon (yardim) ile ilgili.
Fransa, Almanya/Ingiltere/Italya'ya gore cok daha tarimsal bir ulke ve de ciftcilere ciddi subvansiyon veriyor. Bunun bir kismi Fransa'dan diger kismi ise AB fonlarindan geliyor..
AB komisyonundaki gorusmeler neticesinde, bu subvansiyonlarin serbest rekabete aykiri olduguna karar verildi.
Fransa kesinlikle istememesine ragmen bu yardimlari yavas yavas kesiyor. Fransa'nin kirsal kesiminde onun icin AB ye buyuk tepki var.
Goruldugu gibi AB'ye giren her ulke bazi seyleri bastan kabul etmek zorunda.
E peki o zaman niye girelim diyen arkadaslara diyebilecegim su Turkiye sayet bir gun girerse 90 tane milletvekili AB parlementosunda oturacak o yuzden AB'den kesinlikle bir daha pkk'yi destekleyen karar cikmayacak, ulkenin toprak butunlugu AB'nin toprak butunlugu oldugu icin korunma altina alinacak. Demokrasi su anki gudumlu halinden cikartilip medeni bir hale gelecek.
Son olarak AB, Ataturk'un bize cizdigi muassir medeniyet cizgisinin son noktasidir. Bunu goremeyen Ataturkcu arkadaslara Taha Akyol'un "Ama Hangi Ataturk" adli kitabini da tavsiye ederim.
HAYIR...Birinci hatayı üye olmadan gümrük birliğini kabul ederek, onlara açık pazar olarak yaptık.
Referandumadada sağlıklı bir sonuç çıkacağından emin değilm zira her zaman halk çoğunlukları doğru karar vermeyebilir. Zira nasıl yönlendirildiyseler o bilgiler doğrultusunda karar vereceklerdir yani dolma bilgilerle. Malesef okuyan ve araştıran bir halk değiliz. Avrupa birliğine girince herşeyin sütliman olacağı gibi bir anlayış hakim. Vasıflı insanların bile iş bulmakta zorlandığı bir birlikte bizim nasıl bir yerimiz olabilirki. Birde koşulsuz teslimiyet maddeleri varkı o zaten facia. Üyeliğe kabuledilen ve nufusları bizim onda birimiz olan ülkeler bile yoğun pişmanlık duyarken bizim hala bunda ısrarcı olmamızı ve bu uğurda inanılmaz ödünler vermemizi anlıyamıyorum. İnsanca yaşamak için kanun çıkarmamız düzenleme yapmamız gerekiyorsa yapalım. AB sopasına ihtiyacımız yok.
2015 senesinde başlayacak tam üyelik süreci ve 2030 senesine kadar uzayacağı belirtilen serbest dolaşım hakkı gibi muallakta kalan bazı konuların sıkıntı yaratbileceğini düşünsemde en azından şu cefakar halkında bir parça olsun demokrasi ve medeni hayattan nasiplenmesi için EVET diyorum. "Kültürümüz yok olacak" safsatalarına falan ise hiç inanmıyorum. Bugüne kadar ne fransa italya oldu, ne almanya ingiltere oldu, ne de ispanya irlanda oldu. Bu gibi yok efendim "bizi bölecekler, kültürümüzü yok edecekler" gibi söylentiler Türk halkının yabancılardan ve yabancı sermayeden duyduğu anlaşılamaz ve tarif edilemez korkunun mahsülleridir. Her fırsatta mangalda kül bırakmayıp "bir Türk dünyaya bedeldir" falan gibi mantığa ve izaha muhtaç laflar ederek mangalda kül bırakmayan bizler konu yabancılar (AB) ve yabancı sermaye olunca ne hikmetse kaçacak yer arıyoruz.
Yüzyıllar sonra dahi olsa Türk haklının medeni ve demokratik bir yaşama kavuşması ve insan gibi bir muamele görmesi için için AB'ye evet diyorum ama tek bir şartla; o da TAM ÜYELİK!!
En son OkanDikmen tarafından Cum 11 Nis 2008, 15:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Şahsi kanaatim Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde Avrupa içerisinden bir takım siyasi dayatma isteği olan çevreler olabilir.. Bunlar yönetimde de olabilir..Bunlar önemli sebeplerdir.. Yanlız sırf bu sebepler yüzünden Avrupa Birliği'nden vazgeçmemeliyiz..
Sayın Uğur Gerger,
Bu dayatmalar milli ve ulusal çıkarlarımızı zedelediği, tehdit oluşturduğu, güven vermediği sürece "vazgeçme süreci" asla bitmeyecektir. Bugün iktidar partisinin hedefi AB'dir ve aldığı oy bellidir. Ama hükümete destek verenlerin belki yarısından fazlasıda bugün buna soğuk bakıyorlar. Çünkü seslendirilenler zaman geçtikçe daha çok ağırlaşıyor ve şu andaki durum 2004'te olduğu gibi kesinlikle değil.
Alıntı:
Avrupa Birliği en büyük medeniyetler projesidir.. Herkes hemfikir.. Normlarıyla kurallarıyla bizden ilerideler bunda herkes hem fikir..
Burada kozlarımızı iyi oynamak adımlarımızı iyi atmak ve medeniyetimizi üst düzeye çıkarmak konusunda ne kadar istekli olduğumuz herkese düşüyor.. Kimse bu ülkenin kötülüğünü istemez..
Asla kimse sizin dileklerinizin tersini düşünemez. Ülkemizin yükselmesi, güçlenmesi ve ileriye gitmesi zaten Atatürk'ün beri ülkümüzdür. Ancak ortada güvensiz ve tek taraflı bir durum var. Tırnağımızla kazarak bugünlere geldik. Şimdi bunları kaybetmek, milli menfaatlerimizin kaldıramacağı ödünler vermek bizi ileri değil daha çok geri götürür. Burada ben dahil birçok arkadaşımın savunduğu nokta dayatmaların ve isteklerin altındaki tehlikeli sezmemizdir. Bu tehlikeyi anlamak için Türk toplumunu bilmek gerekir. Avrupalı için bunlar belki standart prosedürdür ancak Türkiye'nin çıkarlarına ve toplumsal düzenine terstir. Birliğe girdikten sonra serbest dolaşım ve iş hakkının verilmesi şarttır. Genç nüfusa rağmen işşizlik oranımız bir hayli ürkütücü. Ama bu verilmez ise ve şartlar bugün ile aynı olursa o zaman AB'ye girmek ödün vermekten öteye gitmez.
Alıntı:
Almanya ve Fransa nın bizi istemiyor olmasının nedeni gerçekten bizi yanlarında görmek istemediklerinden değil nufüsu 80 milyona yakın bir ülkeden gelen göçlerle ülkelerindeki sosyolojik yapının değişebileceği korkusu ve dini faktörlerin yaratacağı sorunlarla boğuşmak istememelerinden. Nufusu 10 da 1 imiz olan Bulgaristan çokmu büyük devlet veya ekonomisi bizden çok mu iyi...
Sayın Buraksavas76,
Bu konuda da haklısınız. Ancak son yıllarda yanında görmek konusunda da oldukça şüphe uyandıracak açklamalar ve tavırlar görmeye başladık. Örneğin Akdeniz birliği bizi tamamen AB'den dışlıyor. İlk önceleri ortaya sürdükleri imtiyazlı ortaklık modelinin bir adım ileri halidir bu Akdeniz birliği projesi. Bu projeye tam destek veren Fransa ve Almanya aynı zamanda imtiyazlı ortaklık teklifini sürekli gündeme getiren ülkeler.
Alıntı:
Avrupa Birligine girdigimiz takdirde milli egemenligimizden odun verecegimiz aciktir. Burada Ulusalci kisilerin soyledigi dogrudur lakin itinayla atladiklari konu ise giren tum devletlerin egemenliklerinde biraz odun verdigidir. Sadece Romanya ya da Bulgaristan gibi devletler degil Fransa ve Ingiltere gibi devletler de odun vermek zorunda kalmistir.
Sayın Canas,
Egemenliklerinden ödün vermek veya vermemek ülkeden ülkeye değişir. Ancak ödün verenlerin özellikle bizde olduğu gibi iç sorunları olanların durumunun pek iyi olmadığını açıkça görüyoruz. En büyük ve sağlam örnek İspanya'dır. AB zorlaması ile Bask bölgesi teröristleri ile masaya oturdular. İstedikleri verilmeyince tekrar silahli eylemlere başladılar. Yarın Türkiye içinde de AB bize pkk ile masaya oturun anlaşın diyecek. Daha şimdiden bunun ön hazırlıkları yapılmış durumda. Yunanistan ile kara milinin 12 mile çıkmasını dayatacak. Kıbrıs'ın durumu zaten ortada. Güneydoğu için özerklik isteyecekleri web sitelerinde kullandıkları haritalardan bile belli oluyor. Yani Türkiye'nin egemenlik ve bağımsızlık düşüncesi ile Avrupa'nın düşüncesi aynı değil. Avrupa zaten 2 dünya savaşında birbirine (1. de bizede) yapmadığını bırakmamış. Bugün sınırları olmasa ne yazar? Din birliği etrafında toplanmış bir görüntü çiziyorlar.
Avrupa'nın temelde istemediği başlıca şey şudur : Yeni bir Osmanlı devleti. Yani Osmanlı gibi güçlü ve kudretli müslüman bir Türk devleti Avrupa'nın kabusudur. Zaten görünmeyen meselelerden biriside budur.
Alıntı:
Goruldugu gibi AB'ye giren her ulke bazi seyleri bastan kabul etmek zorunda.
E peki o zaman niye girelim diyen arkadaslara diyebilecegim su Turkiye sayet bir gun girerse 90 tane milletvekili AB parlementosunda oturacak o yuzden AB'den kesinlikle bir daha pkk'yi destekleyen karar cikmayacak, ulkenin toprak butunlugu AB'nin toprak butunlugu oldugu icin korunma altina alinacak. Demokrasi su anki gudumlu halinden cikartilip medeni bir hale gelecek.
Son olarak AB, Ataturk'un bize cizdigi muassir medeniyet cizgisinin son noktasidir. Bunu goremeyen Ataturkcu arkadaslara Taha Akyol'un "Ama Hangi Ataturk" adli kitabini da tavsiye ederim.
Taha Akyol'u filan bir kenara bırakalım, normalde terörün AB parlementosunu kullanması ve oradan karar çıkartması doğal mıdır? Yani çağdaş ve medeni batı nasıl olurda bebek katillerini, teröristleri, uyuşturucu satıcılarını ve silah tüccarlarını himaye edebilir? Daha önce foruma "pkk yı destekleyen ülkeler" ismiyle bir yazı eklemiştim. Destekleyen Avrupa ülkelerinin tamamı AB'nin güçlü ülkeleri. Bu ülkeler pkk nın yaptığını bilmiyorlar mı sizce? Asıl konuya gelirsek, 90 vekil ile orada temsil edileceğiz ama AB bize G.Doğu Anadolu için özerlik dayatacak. Nerede o zaman 90 vekilin gücü? İşte bu nokta Türkiye'nin çıkarları ve milli menfaatleri devreye giriyor. Siz kendiniz AB'nin dayatmalarını ve örneklerini vermişsiniz. Yarın Türkiye'ye nasıl dayatmalar vereceğinin garantisi var mıdır? 90 vekil AB'nin dayatmalarını durduracak güce ne kadar sahip olacak?
Son söz olarak, AB'ye şartsız ve ulusal çıkarlarımızın esas alındığı bir şekilde girmek elbette Türkiye'nin daha büyük bir Türkiye olmasını sağlayacaktır. Ancak, bugün ortada olan bu şartlar ve dayatmalar bunun bu şekilde olmayacağını herkeze resmen göstermektedir. Burada esas olan şey varsayımlar değil, gerçeklerdir. Duygusal yada siyasal düşünmek yerine yarın ne olabileceğini ve çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağımızı görmemiz gerek. Türkiye bugün her haliyle zaten büyüyor. Bizim ihtiyacımız olan şey akıllı ve çalışkan yöneticilerdir. Türkiye vereceklerini ve alacaklarını iyi izlemeli ve bunun muhasebesini vicdanende yapmalıdır.
Her kriteri yerine getirsekde sonunda halk oyuyla biz almayacaklar.O zaman Demokrasi varsa kendi halklarının istemediği bir birliğe bizi nasıl alacaklar. Halka rağmen.
Başka ülkeler uygulanmayan kriterler bize uygulanacak ve gün gelecek AB'yi isteyenler AB almayınca bizim bugün kızdığımızdan fazla o emeciklerine kızıp AB düşmanı olacaklar.Çünkü bindikleri güç onları yarı yolda geçmişte bırakmıştır bugün de bırakmaması düşünülemez.Tarih ibret alınsaydı tekerrür edermiydi. Bizim kendi içişlerimizi sağlıklı götüremememizden dolayı AB hep başımızda DEMOKLESİN KILIC gibi duracaktır.
Biz AB'ye girelim diyenler ANKARA KRİTERLERİ hayata geçer mi geçmezmi bunu da bir tartışalım.
AB'yi Ekonomik havuz gibi görüp cumburlop dalmak la kim kazanacak,kim kaybedecek öncelikle. Halklar entegrasyona hazır mı? Olmayacak duaya amin denmez. O duayı Edene de onu zehirleyen tadına kandı diye bizde kanmadık diye hemen tükaka.Bu mu özgürlükçü AB fikir tartışma platformu?
Ben AB'nin Salt Ekonomik bir platform olduğuna inanmadım,inanmıyorum.
Siyasi hedefleri olmayan hiçbir birlik güdülenemez.Bizim orada olmamız AB'yi böler.Adamlar bunu görüyorlar.Sarkozy gibiler Açık seçik söylüyorlar.
ARKADAŞLAR ANKARA KRİTERLERİ DENEN OLAYI BİR DÜŞÜNÜN.
TÜRKİYE'DE HALK OLARAK İÇ POTANSİYEL BUNA HAZIR. BUNA İNANAN BİR ORDU,DIŞ İŞLERİ VE TÜSİADINIZ VARSA BEN TÜRKİYE'Yİ KURTARMAYA TALİBİM.
AB Tek alternatif diyenler elimizdeki yukarıda saydığım kurumların elini ayağını bağlayıp,sonrada bu ülkede siyaset yapacaklar. Adı da yüzü Batı'ya dönük Türkiye sloganı ile Sadece Özgürlük yaftası bizi bu platformdaki gibi bölüyor.
2 tarafın tezlerinde haklılık payı olan noktalar olmakla beraber Ben ANKARA KRİTERLERİNİ Hayata geçirmeyi savunuyorum.
Tek bir şey soruyorum.AB'yi isteyenler.İngiltere Devleti niye bizim AB'ye girmemizi isteyen en büyük güç.
Cevabını verin sonra tartışalım.Demokrasi mi,Siyasi mi?
Yoksa benim dediğim ANKARA KRİTERLERİ'nin Bölgedeki hesaplarına en büyük düşman olarak görüp Türkiye bu yola gitmesin diye mi?
HAYAL KURMAYANIN HİÇ BİR ŞEYİ YOKTUR.ELİNDEKİNİ DE KAYBEDER.