Diğer etkenler bir yana, başka aday ülkelere tatbik edilmeyen referandum koşulunu asla kabul etmememiz gerekir. Nedeni şu: Avrupa Birliği, yahut bazı üye ülkeler Hükümet kararı ile Türkiye'ye "Hayır" diyebilirler. Bu bir hükümet politikasıdır, üstelik zamanla da değişebilir. Türkiye'ye karşı İsveç'in, İngiltere ve İberya genişlemesine karşı Fransa'nın, Yunanistan'a karşı Almanya'nın durumları (Komisyon raporu Yunanistan'ın üyeliğini tavsiye etmiyordu) bu değişikliğe örnektir.
Ancak, bir üyenin AB'ye girmesi referanduma sunulup seçim meydanlarına malzeme oluşturur, üstelik bunda da red çıkarsa o red politik bir kararın ötesine geçer, o ülke halkının halkımıza karşı bir tavrı olur. Bunun açacağı yara ve yaratacağı aykırı hisler de çok derindir, sonucu da 1919'dan çok farklı olmaz.
Umarım AB Hükümetleri eğer Türkiye'yi istemiyorlarsa bu kararlarını sahiplenirler ve referandumun arkasına saklanmayacak siyasal iradeyi gösterirler. Tabii bunun siyasi sonuçlarını da göze alırlar, zira pek çok Avrupa ülkesinde Türkiye'den giden ailelerin ikinci ya da üçüncü nesil evlatları var, bunların arasında mebus olanlar da yok değil. Aksi halde, referandum kapıyı çalınca bizim "biz bu işte yokuz" dememiz kaçınılmaz hale gelir.
Sizden de farklı bir gerekçe bekliyorum.
İstereniz soruyu biraz daha açayım :Avrupa Birliği’nin nesine karşısınız?. Avrupa Birliği’nin değerlerine mi ? Laikliğine mi? Çağdaşlığa mı ? Hukukun üstünlüğüne mi? Demokrasisine mi ? İnsan haklarına mı? Serbest piyasa ekonomisine mi.? Yoksa Avrupa Birliği’nden gelen bir takım mesajları söyleyen kişilerin yaklaşımına mı karşısınız?.
Sayın Mehmet Techirli bey,
Ben bir önceki sayfada bu gerekçeyi ortaya koydum. Türkiye'nin kültürü ile Avrupa kültürü birbirine çok benzer değil. Biz benzemeye çalışıyoruz ama olmuyor. Katılım şartlarında olmayan Kıbrıs konusu sürekli önümüze geliyor. Üstelik bir Avrupa ülkesi olmayan Kıbrıs Rum kesimi birliğe alındıktan sonra. Hem ekonomik hemde potansiyel güç işgücü olarak Türkiye'nin AB'ye Kıbrıs Rum kesiminden çok daha önce kabul edilmesi gerekirdi. Ama bugün görüyoruz ki Kıbrıs Rum kesiminin birliği girmesi sadece Türkiye'nin önünü tıkamak içinmiş.
Türk vatandaşlarının serbest dolaşımı istenmiyor ve sayın Fatih Özbatur'un altını çizdiği gibi bu konu artık iç siyaset malzemeside yapılmaya başlandı. Seçimlerde, seçim panolarında Türkiye'nin AB'ye girmesi engellenecek gibi ibareler görüyoruz. Eskiden bu politikayı sadece Yunanlılar ve Kıbrıs Rum kesimi yapardı. Bugün ise Fransa'nın öncülüğünde diğer ülkelerde bunu kullanmaya başladı. İşin ilginç yanı AB ülkeleri bununla kalmayıp ortaya yeni iddialar attılar ve mevcut çözüm ihtimallerini tamamen ortadan kaldırdırlar. Örneğin Ermeni meselesi aslında Türkler ile Ermeniler arasında bir meseledir. Ama Türkiye'nin AB süreci ciddi olarak başladığından beri bu konu meclislerde, seçim meydanlarında ve hatta parlamentolarda sürekli istismar edildi ve halen ediliyor. Siyasetçi oy avcılığı için ortaya bir sürü iddia atıyor ama neyin ne olduğundan kendiside habersiz.
AB'nin ne olduğunu ve neden bu birlikteliğin kurulduğunu gayet güzel açıklamışsınız. Eğer objektif olarak bakarsanız Türkiye'nin önüne konulan şartların nerdeyse tamamının bu birliğin amacına aykırı şeyler olduğunu görürsünüz. Bu birliği amacı ülkeleri bölmek mi? Bu birliği amacı serbest dolaşımı sınırlayıp ticareti ve özgürlüğü kısıtlamak mı? Bu birliği amacı diğer ülkelerin önüne bilimsel bir tabanı olmayan tarihi iddiaları koyup köşeye sıkıştırmak mı? Bu birliği amacı o ülkenin kendi öz benliğini, yapısını, şeklini ve üniterliği değiştirmek mi? Sınırlar açılsın tek devlet gibi olunsun demiyorlar mı? Ama bizim önümüze konulan bunlar. Öyleyse AB'nin bize bakışı bu birliğin kuruluş amaçları ile oldukça çelişkili demektir. Bugün daha çok insanı bunu açıkça görmektedir. Hatta bunu sadece tek görenler bizlerde değiliz, AB içinde bazı ülkelerde bunu dile getirmeye başladılar: "Biz ekonomik bir değer olarak Türkiye'yi kabul etmeye mi hazırlanıyoruz yoksa elinin konunu bağlayıp sömüreceğimiz bir Türkiye mi alıyoruz?" Aynen bu düşünce bazı ülkeler ve kişiler tarafından dile getirilmekte. Potansiyel olarak hepimiz herşeyden şüpheye düşecek kadar paranoyak olmadığımıza göre demekki ortada dönen bir takım dolaplar var.
Biz hep baştan beri eğer AB'ye girersek onurlu bir şekilde girelim dedik. Evet, uyum kanunlarının ve bir takım düzenlemelerin Türkiye'de hayata geçmesi bizlerce sevinilecek birşey. Hatta bazı şeylere hazır olmadığımız halde şimdiden bunlar uygulamaya konuldu. Ama Türk insanının sorunu bu kanunlar ve yenilikler değil zaten. Türkiye AB'ye girmeden de bunları yapabilirdi. Türk insanı, genç nüfusu ve üniversiteyi bitirmiş beyinleri her AB ülkesinin elinde olan imkanlara kavuşmak istiyor. İşte sorunun en büyük kısmı bu zaten, AB vermeden almak istiyor. Hatta hiçbir bedel ödemeden bedel ödetmek istiyor.
Temelde Türkiye'nin şartsız ve kendi kültürü ile AB'ye girmesi son derece güzel bir olaydır. Ancak ortada bunu bize sağlayacak ve verecek bir AB iradesi göremiyorum. Demekki halkta bunu görmeye başladı. Bunun en büyük ispatı mevcut hükümete AB misyonu ile %47 oy veren halk, aynı anda AB'yi %75-80 gibi seviyelerde redediyor. Demekki ortada genel bir kanı var ve bu kanıyı AB oluşturdu. Ben hükümetin bile artık buna olan inancını kaybetmeye başladığını düşünüyorum. Çünkü bu yol Atatürk'ün bize gösterdiği çağdaşlaşma yolu değil. Bu yol bu şartlar altında tam tersi bizi karanlık bir yere götürücek gibi gözüküyor.
Avrupa birligi ile aramizdaki kultur farkini ortaya çikaran bir karikatur :
Bence çok dogru bir karikatur ( bazi arkadaslar bunu yanlis anlamasin, bu bir karikaturdur sonuçta )
Bizim avrupa birligi ile ortak noktamizi soylermisiniz? Ben soyliyeyim latin abecesi
Mesele AB'ye girmek degil, mesele Turkiye'nin daha aydinlik gunlere kavusmasi. AB Turkiye'den vazgeçemez, Turkiye'de AB'den Vazgeçemez.
Bizi içlerine almazlar, bu apaçik ortada, avrupa birligine uzaktan bakip çok medeni sanmayin, bunlarin medeniyeti kendi aralarinda. Ama aralarina katilmak istersen, ve baska bir kulturden geliyorsan, ya onlar gibi olacaksin, yada seni istemezler.
Bakin, mesela bireysel olarak konuya bakalim : AB ulkelerinden Fransa'da en az entegre ( Entegre derken bunlar Fransizlasma demek istiyor.) olan millet Turklerdir.
Fransa bundan sikayet ediyor. Oysaki gordunuz, Fransa'yi yakan'da yikan'da Kuzey Afrikali Araplar. Ama onlara bir sey demiyorlar neden? Onlar zaten bitmis, Fransa'yi kendi Vatani olarak goruyor, artik sadece renkleri kalmis ama o onemli degil. Bir kaç nesile kalmaz dinde kalmaz.
Hatirlatirim bu buyuk sozleri : Bir milleti yok etmek istiyorsan, once dilini sonra dinini yok et.
Yani Fransadaki araplar, yokolmaktadir.
Turkler ise kendi koselerinde, kendi aralarinda yasiyor. Ama bu goze batiyor iste. Sebep? Asimile olmuyoruz, Almanya'ya bakin? Hollanda'ya, Belçika'ya bakin? Politikada, ve ekonomide soz sahibi olan vatandaslarimiz var. Sayilari yetersiz olsada gun geçtikçe çogaliyor.
Fransa'ya bakin? Araplar nerde? 5 milyonu geçkin Arap var fransada bunlar parlementoda nerde?
Ne demek istedigimi anladiniz mi? Umarim anlamissinizdir.
Yani demek istedigim su : AB denen tek disi kalmis canavar, kendine bagli, her dedigini yapan bir Turkiye istiyor. Biz ne istiyoruz?
Ekonomik bagimsizlik. Hep bunun hayalini kurmuyormuyuz?
O halde neden AB tekel'ine girelim?
AB nasil olsa bize karsi bir sey yapamaz. Zaten çogu avrupalida bundan istemiyor Turkiyenin ab'ye uye olmasini. Kontrolu elimize almamizdan korkuyorlar
Vede Muslumanlarla muhattap olmak istemediklerinden istemiyorlar, buda bir gerçek...
Her zaman dedigim gibi, AB'ye hayir,
AB'nin bize getirecegi ne var?bizden alacagi ne var? AB yandaslari lutfen bu hesabi birdaha yapin.
Düzeyli ve içeriği dolu yorumunuzu dikkatlice okudum. Kimi kaygılarınızı paylaşmak ve hak vermekle birlikte, AB sürecinin devam etmesinin birden çok faydası olduğuna dair inancımı muhazafa ediyorum.
Kaygılarınız başında Kıbrıs ve serbest dolaşım konusu gelmektedir. Bu iki önemli konuyu biraz irdelemek lazım. Kıbrıs konusunda AB bizden K.Kıbrıs'ın Rumlara verilmesini istememektedir. Böyle bir dayatması da sözkonusu değildir. AB' nin temel yaklaşımlarındn birisi de, üye ülkeler arasındaki sınır anlaşmazlıkların barışçıl yollardan çözümü,gümrük kapılarının birbirine açılmasıdır. Bu önceden bilnen bi durumdu. Müzakere sürecinde karşımıza çıkmış bir sorun değildir .
Müzakere dediğimzi şey aslında klasik anlamda bir müzakere değildir.35 başlıklı 130 bin sayfalı müktesebatın kendisini “müzakere” etmez, çünkü bu “kuralların” aday ülke tarafından tamamen kabul edilmesi gerekmektedir. Müzakere süreci dediğimiz şey aslında aday ülkenin bu müktesebata uyumunu sağlama sürecidir. G.Kıbras'a limanlarımızn ve hava sahasımızın açılması konusuna bu çercevede bakmak lazımdır. AB 'ye üye olacaksak bunu yapmak zorunda Türkiye. G.Kıbrısı tanımış olur muyuz diye bu konuda görüş birliği yoktur içerde.Dışişleri yetkileleri sahamızın açılması G.Kıbrısı tanıdığımız anlama gelmez diyor.. Konun bu boyutu teknik bir boyut. Bizi aşıyor.
Bir de Ermenistan konususnda yanlış bir algı söz konusu. AB bizden Ermeni soykıırmını tanıyın falan demiyor.Kimi üye devletlerin bu konuda ki girşimleri AB 'yi bağlamaz.
En çok paylaştığım konu serbest dolaşım hakkyla ilgili konudur. Gerçekten de bu konu AB felsefesiyle çelişmektedir. Ancak AB 'nin u konuda fazla ısrarcı olcağını sanmıyorum.
Üye ülkeler, mevcut hızlı nüfus artışmıza ve düşük milli gelirimize bakarak böyle bir endişe yaşamaktalar. Bu durumda 70 milyonluk bir ülkeden gelecek büyük göç dalgasını sindirmede zorlanırız korkusunu yaşamaktalar. Ancak 2014'e daha çok var. Nüfus artış hızmız yavaşlamaya başlamıştır. Milli gelirmiz düzenli olarak artmaya başlamıştır. O güne gelindiğin de bu kaygıların ortadan kalkmış olacağını düşünmekteydim.
Bence Avrupa'yı asıl kaygılandıran konu,kültürel kimlik farklılğımızdır. Bulgaristan dahil Avrupa'da yaşayan yaklaşık 7 milyon müsluman Türk,beklendiği gibi asimile olmamış,batı kültürü ve değerleriyle eklendirelememiştir.. 7 milyon Türk'ü asimile edemeyen Avrupa 70 milyonluk bir nüfus karşısında kaygılanmaktadır. Türklerin ,Avrupa'da kimliklerine inançlarına daha çok sarıldığı sahiplendiği görülmüştür.''AVRUPA BİZİ YUTAR'' diyenlere bir cevaptır bu aynı zamanda.
Türkiye'deki Türkler'den daha milliyetçi daha dindar bir kimliğe büründüklerini rahatlıkla söylebiliriz. 3.nesli en azından asimile ederiz düşüncesi de gerçekleşmemiştir. Serbest dolaşım konusundaki mesafe burdan kaynaklanıyor kanısındayım. Gördüğünüz gibi bizim üyeliğimizden onlar korkmakadır ama bize de muhtaçtırlar,biraz ayak sürüyerek taviz koparmaya çalışmaktalar. Bu bağlamda korkmaya endişe etmeye gerek yok diyorum.
Medeniyetlere beşiklik etmiş,derin bir kültürürn mirascıı olan biz Anadolu Türkleri,Avrupa insanına çok şey katacağız. Belkide Viyana hayallerimiz gerçekleşmiş olacaktır. Avrupaya bizim eğitmsiz insanlarımzı gitmişti,kendilerini korumayı başardılar.Avrupa insanına belki bir şeyler veremediler ama Anadolunun Egitimli, bilinçli Türkleri çok şey verecektir diye düşünüyorum.
AB üyeliği gerçekleşmese dahi üyelik sürecimiz devam etmelidir. AB fonlarının çok çok ötesinde üye aday vasfıyla getirsi olan dış yatırımları çekmeye devam etmeliyiz. AB standartları yakalama adına içerdeki reformları hızlandırarak,altyapımızı ,üst yapıımzı geliştirmeliyiz. İnsan haklarını,özgürlük(inanç,ifade,feksefe,vicdan)alanalarını genişletmeye,serbest piyasa ekonomisini,demokratik hukuk devletini oturtmalıyız.Her 10 yılda bir darbe yaşamamalıyız.
100 aydından hükumete AB Reformlarına devam et çağrısı. Genelde kendini libeal, özgürlükçü, temel hak ve hürriyetlerin genişletilmesini savunan kişiler olarak nitelendiren kişilerin açıklamasında AB konusunda rehavete uyarı var.
Çok merak ediyorum AB reformları bitince ne olacak???
AB kesinlikle Türkiye lehine hiç bir karara imza atmaz. Dahası AB Türkiye'yi kesinlikle birlik içine almaz. Türkiye kendi yolunu çizmeli ve Çin Rusya gibi ülkelerle iş birliğine gitmelidir.
Tabii ki de girmemeliyiz. çünkü AB ülkeleri bizi oyuncakları gibi oynuyor ve hep bize yalan söylüyorlar. Doğru değil mi? Elbette doğru. Çünkü teröristleri size teslim edeceğiz diyorlar ama kendileri PKK'ya yardım ve yataklık ediyorlar. Bir başka konu ise Kıbrıs, AB ülkeleri Güney Kıbrıs'ı(Rumları) alarak hata yaptık diyorlar.Hayır aslında AB'nin amacı Kıbrıs'ı tamamen Rumlara vermek ve Kuzey Kıbrıs'ımızı elimizden almak için çalışıyorlar. Eğer Kıbrıs elden giderse Anadolu tehlikeye girer. Yani uzun lafın kısası AB ülkeleri topraklarımıza göz dikmiş,Sözde Ermeni Soykırımını tanıtmak istiyorlar,teröre destek veriyorlar ve daha bir sürü aleyhimize iş yapıyorlar ve aleyhimize yaptığı en iğrenç ötesi bir istekleri var ve bu iğrenç ötesi istekleri :AB'ye girerseniz Ayasofya'yı kiliseye çevirin(Yanlış Hatırlamazsam). Böyle bir iğrençlik olur mu? Biz hiç Fatih Sultan Mehmed'in güzelim eserini hiç bir zaman kiliseye çevirmeyiz,çevirmeyeceğiz,çevirtmeyeceğiz. Hükümetimiz ise ısrarla AB'ye girmek istiyor. Ne kadar büyük bir hata değil mi? Hükümetimizden rica ediyorum,Lütfen AB'ye girmeyelim.
En son Mustafa Köseoğlu tarafından Pts 03 Mar 2008, 23:02 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi