Ana Sayfa 892 bin Türkiye Fotoğrafı
rezan ali
3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 15:23
Diyarbakır, Mekke Ve Medine'den Sonra En Çok Peygamber Ve Sahabe Barındıran Yer






Diyarbakır da 7 peygamber mezarı 2 peygamber makamı (Hz Yunus ve Hz.Züilkifl) bulunmaktadır.

Fisk kayası Hz.Yunus'un makamıdır.Hz.Zülkifl peygamber makamı da Erganidedir.

Diyarbakır Türkiyede inanç turizminin emsalsiz birinci merkezidir.Ortadoğu açısndan da en önemli merkezlerdendir.Ülkemiz ve tüm dünya müslümanlarının hacdan sonra ziyaret edeceği en önemli mekanlardan birisi Diyarbakırdır:

1.Peygamberimiz(SAV) arkadaşları olan 27 sahabe Diyarbakırda yatmaktadır.Bu rakam Mekke ve Medineden sonra üçüncü sayıda sahabenin yattığı yer özelliğidir.Mevlana Halid-i Bağdadi eserinde ise ayakların basamayacağı kadar şehid sahabeden yani yüzlerce şehid sahabeden bahseder. Mevlana Halid ' şühedadan ayak basacak yer bulamadım 'demektedir.27 sahabenin ismi ise salnameden alınmıştır.İyaz bin Ganem komutasındaki ordu 27 Mayıs 638'de şehri fethetmiştir.İlk etapta 40 şehit verilmiştir.27'si Hz.Süleyman isimli bölgededir.13 şehit şehrin farklı yerlerinde şehit olmuştur.)Örneğin Mirisyap hazretleriSahat bin Vakkas gibi) Iyaz bin Ganem Sultan Sasa'ya 500 sahabe yardımcı vererek başka yerlere gazaya devam etmiştir.Yani Diyarbakır'da ayrıca 500 sahabe daha bulunmaktadır.(Bu durumda Diyarbakır'da 541 sahabe yatıyor demektir).Ancak bu rakam asgari bir rakamdır.Mevlana Halid Bağdadi'nin Farsça yazılı divanında geçen yukarıdaki ifadeyi gözönüne alırsak Hz.Süleyman mevkiinde 27 sahabe değil ayakların basamıyacağı kadar şehid cümlesine uygun olarak yüzlerce sahabe anlamı çıkar.Buna Sultan Sasa ve 500 sahabeyi de katarsak yaklaşık 700-1000 arası bir şehit sahabe anlamı ortaya çıkar.

Hz.Süleyman camiinde yatan sahabe isimleri Hz.Halidbin Velidin oğlu Hz süleymanHz.Mugire(RA)

Ayrıca Diyarbakırda yatan sahabe isimleri olarak Diyarbakır salnamelerinde Sultan SasaArakein-i Mazenderi hazretleri de vardır.

Fiskayası ise Hz.Yunus(AS) makamıdır.

Yunus Peygamber Diyarbakır kalesinde yedi yıl oturmuştur.(Çukurova Ün.Türkoloji araştırmaları merkeziMehmet Yardımcı)

Fis kayası Hz.Yunus'un 7 sene kaldığı bir mekandır.Hz.Yunus önce Musullulara tebliğde bulunmuş cevap alamamışDiyarbakır'a gelmiştir.Hüsnü kabul nedeniyle de Diyarbakır'a duası vardır.(Yakut-u Hamevi:Mücem ül Buldan ve Abdülgani Fahri Bulduk:Ceziretül arabın muhtasar tarihi) Basri Konyariyarbakır Tarihi.1936

2. Eğil ilçesi tarih içinde de önemli bir yer işgal etmiş olup Neml-18'de Harun Asefi veya Cebrail'den bahsedilmektedir.

Eğilde türbelerin olduğu yerde iki peygamber yatmaktadır.

Eğilde türbelerin olduğu yerde ikisi peygamberbiri peygamber katibi olmak üzere ziyaret edilen Üç mekan bulunmaktadır.Ayrıca ilçe girişine nebi Helak yatmaktadır

Hz.Elyesa ve Zülküfl peygamberEğilin tepesinde Kunak mevkiinde Nebi Hz.Zünün vardır.Detaylar en aşağıda Ek kısmında geniş olarak verildi.Ancak Enbiya süresi 87.ayette Yunus peygamberin diğer adının Zünun(balık sahibi) olduğu ifade edilmektedir.

Bu durumda Eğilde kesin olarak 2 resulve 2 nebi vardır.Ancak yukarıda belirtilen isimleri nebi olarak sayanlar da vardır.Bu durumda resul ve 5 nebi rivayetleri de vardır.

Elyesa Aleyhisselâm

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. İlyâs aleyhisselâmdan sonra peygamber olarak gönderilmiş ve Mûsâ aleyhisselâmın dînini yaymakla vazîfelendirilmişti. İsmi Kur'ân-ı kerîmde bildirilmiştir.

Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:

(Yâ Muhammed!) İsmâil'i hayırlılardan idiler. (Sad sûresi:48)

Genç iken İlyâs aleyhisselâmın duâsıyla hastalıktan kurtulan Elyesa' aleyhisselâm Kisâî)

Not:Eğil Asurluların kenti olup Elyesa peygamberin mezarının burada bulunması da kronolojik uygunluk arzetmektedir.

Hz.Elyesah MÖ.1200 yıllarında yaşadığına göre Nebi Harun MÖ.800 aynı zamanda bunlar bölgeye geldikleri zaman bölgede AsurlularAkadlar ve Babilliler ile güneyde eski medeniyetler hüküm sürüyordu.(Nusret Aydıniyarbakır-Eğil hükümdarları tarihi.s:45)

Elyesa' (a.s.)'ın ismi Kur'an'da iki defa geçmekte (el-En'âm 19). İslâm kaynakları ondan Elyesa' b. Uhtûb ismiyle bahsederler.

Elyesa' (a.s.) her gittiği yere onunla birlikte gitti.

Hz. İlyâs'tan sonra İsrailoğullarının ıslâhı ile meşgul olan hak dini tebliğ görevini var gücüyle yerine getirmeye çalışmasına rağmen İsrâiloğulları günden güne azıtıyorlardı.

Tevhîd düşüncesini yerleştirdikten sonra ruhunun alınmasını niyâz eden Elyesa' (a.s.)'ın bu duası kabul olundu ve o yerine halef olarak Zü'l-Kifl (a.s.)'ı bırakarak vefât etti. Ahmet ÖNKAL

Hz. ZÜLKIFL (a.s)

Kur'ân'da adi geçen peygamberlerden biri.

Kur'ân'da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: "ismâil 86).

Âyette geçen "Zülkifl" adi degil lakabidir ve "nasib ve kismet sahibi" anl***** gelir. Fakat burada dünyevî zenginligi degil israilogullarinin esâreti sirasinda peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur irmagi yakinlarinda bir bölgede yapan Hereksel oldugunu iddia etmislerdir. Âlimlerin bir kismi da onun Eyyub (a.s)'in kendisinden sonra peygamber olan Bisr adindaki oglu oldugunu söylemislerdir. Fakat bu görüslerin hiç biri kesinlik derecesine sahip degildir.

Zülkifl (a.s)'in peygamber olmadigi söyleyenler olmussa da 327).

Yüce Allah Eyyûb (a.s)'in kissasini arzettikten sonra Zülkifl (a.s)'dir. Bu konudaki âyetlerin meâli söyledir:

"Kuvvetli ve basiretli kullariniz ibrahim'i 48).Nureddin TURGAYKaynak: Samil Islam ansiklopedisi

HZ. ZÜLKİFİL NEBİ ALEYHİSSELAM

Zülkifil Nebi (a.s) hangi asırda yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Asurlar döneminde hüküm sürdüğü tarih kaynaklarından anlaşılmaktadır. Ergani!den başka Eğil’de de makamı bulunmaktadır. Irakta Kifl ilçesinde makamı vardır.

Kur’an-ı Kerimde iki yerde Zülkifil adı geçmektedir. Birincisi enbiya 85 Zülküfil ’ide an hepsi hayırlı olanlardandır.”

Zülkifil adı “ Büyük pay ve nasibe sahip kılınmış” manasındadır. Cenab-ı Allah kendisine hem peygamberlik hemde devlet yönetimini nasip etmiştir. Bu adı alması konusu kaynaklarda değişik şekilde geçmektedir.

Nesefi Rh. O’ nun İlyas (a.s) veya Zekeriya (a.s) yada Yuşa b. Nuh (a.s) olabileceği yönünde açıklamada bulunmuştur. Alusi Rh. Yüce Allah’ın Hz. Eyyüp (a.s) dan sonra oğlu Şeref (bazılarına göre Beşir)’i peygamber olarak göndermiş ve ona Zülkifil adını verdiğini belirtiyor. Celaleyn’de katliamdan kaçarak kendisine sığınan yüz peygambere kefil olduğu için bu adı aldığı yazılıdır. Başka bir rivayete göre Hilar düzlüğünde yapılan savaşta esir düşen taraftarlarına hayatı pahasına kefil olduğundan Zülkifil adını almıştır. Şa’rani Rh. Savaşa giden zamanın peygamberine vekalet ettiğinden bu adı aldığını belirtiyor. İbni kesir Rh. Bu peygamberin Elyasa (a.s) olduğunu kaydetmiştir. Bir rivayete göre Zülkifil (a.s) Elyasa (a.s)’ın amcası oğlu idi. İkisinin de Eğil’de makamı vardır. 95 yıl yaşadı.

Elyasa (a.s) bir gün kavminden ileri gelenlere hitaben “kim gecesini ibadetle gündüzünü halkın işlerini görmek devlet başkanlığı da yaptı.”diyor.

Elyasa (a.s)’ın vefatından sonra peygamberlik görevi kendisine verildi. Kendi adına hak din olan İslam’a yaptığı çağrı ve mücadelesi sonucunda putlara tapan Ken ‘anileri Tevrat’a iman etmelerini sağladı. Ümmeti için yönetim merkezi olarak Ergani’yi seçti Suriye ve Filistin’i idaresi altına aldı. Ameli ve sevabı iki kat idi. (F.Razi)

Zülkifil Nebi (a.s) makamını 400 yıl önce yapıldığı 1936 ‘da türbe ve mescidi birinci genel müfettişliğinin emri ile yıktırıldı ayrıca Uzun Hasan’ ın hediye ettiği Şamdanların bir kısmının Diyarbakır vakıflar idaresince İstanbul’a gönderildiği bir kısmının ise kaybolduğu söylenmektedir. (Ş. Beysanoğlu/ Diyarbakır’ın 1958 yılından sonra türbe ve mescit zaman zaman onarılıp bölümler eklenerek şimdiki durumuna getirilmiştir.

Bu bilgiler; Ergani ilçe Müftülüğünce çeşitli kaynaklardan alınarak halkımızın bilgisine sunulmuştur.

Erganideki Zülküfl peygamber makamına Artukoğlu Melik Salih'ten itibaren düzenli aylık gönderilmiştir.

Peygamberler Diyarı EĞİL (Hz.Elyesa-Hz.Harun......

“Peygamberler Diyarı EĞİL” Diyarbakır 2005.

Şimdi buradaki bilgileri siz meraklı okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Önce Eğil’i tanıyalım. Eğil bizim Urfa gibi çok eski bir tarihe sahip. Mezopotamya kültürlerine ait kalıntılar var. Asur döneminden kalan bir kaleye sahip. Ayrıca Asur yöneticilerinin mezarları da mevcut. İlçenin 2 km. güneydoğusundaki tepe üzerinde bulunan peygamber mezarları yıllardır yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor.

Hz.Elyesa ve Hz.Zülkifl’in mezarları daha önce Dicle Nehri’nin kenarındaki Tekya Mahallesi’nde iken Dicle Barajı yapımı sırasında su altında kalmamsı için 1995 yılında Nebi Harun Tepesi’ne taşınmıştır. Bu yerler Müslüman Mısır ve diğer Ortadoğu ülkelerinde yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında bulunan dini metinlerde anlatılan birtakım olaylar bu bilgileri doğruluyormuş.

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün işbirliği sonucunda Hz.Elyesa’nın mezarı açılmış cesedin ve kefenin hiçbir şekilde çürümediği ekip tarafından ifade edilmiştir. Daha sonra Hz.Zülkifl’in mezarı da açılmış ve burada da hiçbir çürümenin olmadığı ve adı geçen peygamberin kefeninin açılarak bakıldığında uykudaki bir insan görüntüsü ile karşılaşıldığı tespit edilmiştir.

Nakil işlemine katılanlar gördükleriyle mucizeyle hayrette kalmışlardır. Olay daha sonra “3 Bin Yıllık Naaşlar Sağlam!” adıyla yerel gazetelere yansımış ve şahitlerin ifadeleri yayınlanmıştır.

Bu bilgilere göre ancak biz sınırlı duyularımızla o ortamı algılayamıyoruz.

Şu anda Viranşehir ilçemizin Eyyubnebi Beldesinde bulunan Hz.Elyesa Peygamberin mezarı bir makam mezar olabilir. Bu belde ile Eğil arası uzak değil çünkü içine bakılmamıştır. Anadolu’nun birçok yerinde bu tür mezarlar var. Sadece o şahıs orada kaldığı için onu hatırlatsın diye sembolik bir mezar yapılmış.

Tevrat’a göre Hz.Elyesa (Tevrattaki şekliyle ELİŞA batı dillerinde Elisha) M.Ö. 800’lü yıllarda yaşamış. Tarihi veriler de bunu tasdik ediyor. Bu tarihlerde bölge Asurluların hakimiyetinde idi.

Diyarbakır’ın Eğil ilçesindeki bu peygamber türbeleri maalesef yeterince tanıtılamadığı için bilinmemektedir.. Eyyubi Güler

Enuş Peygamber

Ergani Çayönünde Hz. Ademin torunuHz.Şit'in oğlu Hz Anuş (Enuş)yatmaktadır.Ancak Anuş(AS('nin Zülkifl peygamberin oğlu Anuş olduğu da söylenmektedir.Ancak peygamberliği kesindir.Tarihin en eski mekanlarından olan ve arkeolojik önemi yüksek olan bir yerde hem inanç hem de arkeoloji turizmi güzellik arzeder.Bu konular Diyarbakır salnamelerinde geçmektedir.(Ayrıca Bkz:2000'e beş kala Diyarbakır.s:383-384)

Türbedeki taşın üzerinde ‘Yerd bini Mehlailb.Şit b.Adem’yazılıdır

(Diyarbakır valiliği İl Yıllığı 1967 s.:332)


Enuş peygamber makamı yanında camiirestoran yapılması uygun olacaktır.

Anuş Peygamberin bulunduğu Otluca köyünün bitişiğinde eski ismiyle Kikan mağaraları bulunmaktadır.Görüntü itibariyle buraya 1 km ötedeki Hilar mağaralarında normal vatandaş yaşarken Kikan mağaralarında elit tabaka ve idareciler kalmaktaydı.Burada mağaralarimalathaneler bulunmaktadır.Bölge ciddi bir şekilde altın arayıcılarının tacizi altındadır.Korunmaya muhtaçtır.İlk insanın yaşadığı bu mekanda ilk peygamberlerden Hz.Ademin torunu Anuş peygamberin yaşaması kronolojik olarak önemli bir uygunluk arzetmektedir.Bir söylem olarak da Erganinin Hz.Yunus tarafından yapıldığı söylemi de arkeolojik açıdan da önemli bir hususiyeti ortaya koymaktadır.

Hillar mağaraları Ergani’nin 7 km. güneybatısındadır.Kayalıklardaki belli başlı kalıntılar kayalığın güneydoğu kesimindeki en yüksek tepede akropolİran üslubunda figürler mevcuttur

Ergani çok eski bir şehir olup kuruluş tarihi belli değildir. Yunus Peygamberin kurduğu rivayet edilir. İlçeye 6 km uzaklıkta bulunan Hilar şehri harabelerinde yapılan bir kazıda (1964-Bajargeran tepesi) M.Ö.7000 yılına varan kalıntılar çıkmıştır. Buna dayanarak Ergani’nin 9000 yıllık bir tarihinin olduğunu söyleyebiliriz. Hilar Köyü Harabeleri ile adını dünyaya duyurmuş Polonyalı gezgin Simeon buradan “Mucize Yaratan Eski Bir Mabet” diye bahseder.(1)

Sit aleyhisselam Adem aleyhisselam'dan sonra gönderilen - ikinci - peygamberdir. Adem aleyhisselam'in oglu'dur. Babasi vefat edince kendisine peygamberlik ve ayrica 50 suhuf kitap verildi. Sit aleyhisselam vefat etmeden önce yerine oglu Enus'u halife tayin etti. (2)

Enus(yaniş) peygamber Hz.Şit'in en sevdiği çocuğu idi.Hz.EnusHz.Şit 105 yaşında iken doğmuştur.Annesi ise Hazura hanımdır.Hz.Enuş Na'me isimli hanımla evlenmişti.Kısas-ıEnbiya.c:1.Ahmet Cemil Akıncı

Adem (a.s) kadar olan nesebi söyledir: Idris (a.s) - Yerd - Mehlail - Kinan - Enus - Sit (a.s) - Adem (a.s). Idris aleyhisselamin pek cok evladi olmustur. (3) İdris Peygamber Ahd-i Atıyk'te Enuş diye geçer (Tekvinhepsi sabredenlerdendi’ denmektedir.

İdris peygamberlerin kaynaklarda Âdem aleyhisselamın 6. kuşaktan torunu olduğu yazılıdır ki soy ağacı şöyledir; İdris aleyhisselamondan da Muhammed (AS)’a geçip son temelli sahibinde karar kılmıştır.

Enuş vefat edeceği sırada bütün oğulları için bereket duası yaptı.Habilin katili Kabil de onun zamanında öldürülmüştür.Enuş peygamber vefat ettiğinde Enuş’un oğulları ve oğullarının oğulları KaynanMettu Şelah ile kadınları ve onların oğulları toplanıp Enuş’un cenaze namazını kıldılar(7)


bilal21
3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 16:05

Urfayı bu konuda kıyaslarsak, urfa diyarbakırın 10 da biri kadar bile bi potansiyele sahip değildir. Fakat bir şekilde adını peygamber şehri kutsal şehir vs vs olarak duyurabilmiştir. Bence dini türizm amaçlı seyahate çıkan biri önce Urfayı görmeli ve Diyarbakırda en az bir hafta kalıp bu yerleri ziyaret etmelidir.

Kozaklılı_Baki
3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 16:07

Diyarbakir TV'de reklam yapsa güzel olur. Bunun icin Diyarbakirlilara büyük görev düsüyor.

kalecan
3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 16:14

Ben medinede yalnızca bizim peygamberimiz hz Muhammet sav'in kabrinin bulunduğunu biliyorum. başka peygamber kabri yok.
En fazla peygamber israil oğullarına gönderilmiş.
İsrail oğulları sürekli yoldan çıkmış ve doğru yolu bulmaları için pek çok peygamber gönderilmiş.
En fazla peygamber kabride filistin, mısır ve mekke topraklarında bulunmaktadır.


bilal21
3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 16:42

Diyarbakırda ayrıca 500 e yakın sahabe kabri vardır, bu da Diyarbakıra, hicaz bölgesinden sonra en çok sahabe kabrinin olduğu yer sıfatını katıyor.


bilal21
3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 16:50

Her Yan Tarih
Tüm seslere inat, biz sessizliğimizle şehri kuşatan surları dolaşıyoruz ilk önce. Uzaydan görülebilen, Çin Seddi’nden sonra, en uzun yapı surlar. Surların bu uzayan büyüleyici güzelliği bizi etkilerken, aynı zamanda insanların tarih boyunca en büyük sorunlarının başında güvenlik kaygısının da olduğunu gösteriyor.
İnsan yaşantısından, hayatından, canından, malından emin olmak istiyor.
Şehrin hemen her yanında bir tarihi mekâna rastlamak mümkün. Eski yapılarda görülen Diyarbakır’a özgü siyah taşlar, eski zamanlara çağırıyor bizi.
Kırkbir sahabenin yaşadığı bu şehrin tarih kokan sokakları, bizi geçmişin sayfalarına çağırıyor. Surları geçip az ilerdeki yirmi yedi sahabenin bulunduğu Hz. Süleyman Camii’ne çeviriyoruz yolumuzu. Diyarbakır fethinde şehit düştüğü tespit edilen kırk bir sahabeden, mezarlarının yeri tespit edilen otuz sahabe var. Bunlardan yirmi yedi tanesi Hz Süleyman Cami’inde bulunmakta.
Işık Ordusu Diyarbakır’da
Mekke’nin fethedilmesinin üzerinden henüz 9 yıl geçmişti. Halife Hz. Ömer’in (radıyallahu anh) görev verdiği komutan İyaz bin Ganem ve Halid bin Velid, 8 bin kişilik İslam ordusu ile Kuzey Mezopotamya’ya doğru ilerliyordu. Ordunun içerisinde Sahabelerden oluşan bin kişilik bir kuvvet bulunuyordu.
Diyarbakır Kalesi önüne gelinmişti. Bizans İmparatoru Heraklius yönetimindeki bölgede kuşatma beş ay sürdü. İyaz bin Ganem, Mardinkapı’yı; Said bin Zeyd, Urfa Kapı’yı; Muaz bin Cebel, Dağ Kapı’yı; Halid bin Velid, Yenikapı’yı tutmuştu. (Radıyallahu anhum ecmain).
Onlar, her gönle Allah sevgisini anlatmak için yola çıkmış ışık orduları…
Bugünkü Dicle Üniversitesi’nin, surlar dışında bulunan kampüsünün olduğu yere kadar gelmişler. Buraya karargahlarını kurmuşlar. Yanlarında çölün susuzluğu, ekmeğin kıtlığı, karşılarında aşılması zor sur sıradağları var.
Surlar bütün çabalara rağmen aşılamaz. Kuşatma uzadıkça uzar. Aylar birbirini kovalarken, zaman kutlu ay Ramazan’a denk gelir. Savaşan askerler oruçlarını ihmal etmez. Onların komutanı olan Halit bin Velid de orucunu her gece çadırına bırakılan ekmekle tutar.
Bir gece sahura kalktığında, sahur için bırakılan ekmeği göremez. Ertesi gece de sahurda yiyecek bir şeyi yoktur. Üç gün devam eden bu durum karşısında, ordunun erzakı bittiği için kendisine sahurda bir şey getirilmediğini düşünerek, sahursuz oruç tutar.
Yemeksiz oruç tutuğuna göre, asker de aynı şekilde sahursuz oruç tuttuğunu düşünerek, kendisine her sahurda erzak getiren askere “Erzakımız mı bitti?” diye sorar. Asker erzakın yeterli olduğunu söyleyince ‘neden sahurda kendisine üç gündür bir şey bırakılmadığını’ sorar. Asker de her gece ekmek bıraktığını belirtir.
Durumdan şüphelenen asker, neler olduğunu anlamak için gece sahurda her zaman ekmek bıraktığı yere Halit bin Velid’in ekmeğini bırakır, olacakları gizlendiği yerden beklemeye başlar.
Allah İnanlarla Beraberdir
Sonsuzluğun sahibi, yarının tek hakimi olan Allah hep sevdikleri ile beraberdir. Gece çadıra gizlice bir köpek girer. Ekmeği kapıp uzaklaşır. Nöbetçi asker köpeği takip eder. Köpek ağzında ekmekler Diyarbakır’a doğru yönelir. Irmağı geçerek surların altından bir delikten içeri girer. Nöbetçi asker bu deliği keşfetmiştir. Durumu Hz. Halit bin Velid’e bildirir. Köpeğin surlar altından geçtiği delik az daha genişletilebilirse, içeriye askerin sızmasının mümkün olacağı anlaşılır.
Hemen bir plan yapılır. Gece askerler içerisinden seçilecek bir gurup köpeğin geçtiği delikten geçerek, surlardan içeri sızacak, surların kapısını açacak, İslam orduları da açılan kapıdan içeri gireceklerdir.
Plan güzel bir plandır. Lakin zordur. İçeri girmek, yakalanmak, öldürülmek vardır. Ancak onlar ölümü sevgiliye kavuşmak olarak algılamışlardır. Herkesin merak ettiği bu fedakar insanlar kim olacak diye beklenirken, Halid Bin Velid oğlu Süleyman’ın (radıyallahu anh) yanına bir gurup sahabe verir.
Buldukları küçük bir gediği biraz daha açarak girerler içeriye. Gedik küçüktür. Ancak, yapılacak iş için büyük bir adımdır. Gecenin rengine bürünmüş bu sevda erleri, surların kapısını açarlar. Ancak, kapı açılana kadar, Hz. Süleyman (ra) ve yirmi yedi arkadaşı sonsuzluk kervanına katılırlar.
Şehitler Yurdu
Diyarbakır surlarının altındaki kapıdan geçip ihtişamı ile karşımızda duran Hz. Süleyman Camii’ne varıncaya kadar, rehberimizden bu hikayeyi dinledik. Siyah taşlardan örülmüş caminin avlusunda ve cami içinde insanlar dua ediyorlar. Öyle ki Kur’an okumayı bilmeyenlere, Kur’an okumak için hazır kıta bekleyen insanlar da türbe etrafını kuşatmış.
Cami-i şerif şehit düşen yirmi yedi sahabenin kabirlerinin üzerine yapılmış. Cami, altındaki türbeye iniş merdiveni kapatılmış zamanla. Onların anısına, cami avlusuna Hz. Süleyman’ın sandukası yapılmış. Daha sonra, etrafını çok sayıda mezar sarmış.
Temiz ve bakımlı olan cami ve türbelerin güzel görüntüsünü cami ve türbe etrafını mekan tutan paralı Yasin okuyanlar ve dilenciler gölgelemekte. Bu sahabe mabedinin kapısında el açılması, inancın sömürülmesi içimizi burkuyor. Fatihalarımızın yanına, bu nahoş görüntülerin son bulması için temennilerimizi sıkıştırıyoruz.
Hz. Süleyman Camii ve 27 Şehit Sahabe
Hz. Süleyman Camii, Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından 1155-1169 yılları arasında yaptırılmıştır. Ebul Kasım’ın rüyasına giren Hz. Süleyman, “Üzerimiz ne zamana kadar açık kalacak?” diye sitemde bulunmuş.
Cami bitişiğinde, Osmanlılar döneminde yapılan Halid Bin Velid’in oğlu Hz. Süleyman ile Diyarbakır’ın İslam orduları tarafından alınışı sırasında şehit düşen diğer sahabelerin yattığı şehitlik bulunmaktadır.
Diyarbakır’ın fethi sırasında şehit olan Halid Bin Velid’in oğlu Süleyman dahil, 27 Sahabe bu bölgede, 13 Sahabe ise surların farklı bir yerinde şehit olmuştur. Yaralanan Sultan Sa’sa’nın da 6 ay sonra şehit olmasıyla birlikte, bölgeye toplam 41 sahabe defnedildi.
Diyarbakır’da medfun bulunan Sahabiler (Vakidi Tarihi’ne göre):
1- Süleyman İbn-i Halid (radıyallahu anh)
2- Amir b. Ehves (radıyallahu anh)
3- Huzeyde b. Sabit (radıyallahu anh)
4- İmran b. Bişr (radıyallahu anh)
5- Selem b. Yes’ub (radıyallahu anh)
6- Macid b. Talha (radıyallahu anh)
7- Musanna b. Asim (radıyallahu anh)
8- Salim b. Adiyy (radıyallahu anh)
9- Malik b. Hafiz (radıyallahu anh)
10- Hattab b. Cerir (radıyallahu anh)
11- Efleh b. Saide (radıyallahu anh)
Diyarbakır’da (çeşitli mekanlarda) medfun bulunan Sahabiler:

1-Malik-i Eşter (radıyallahu anh) Bu mekanda Parmağı medfundur. Balıkçılarbaşı Aşefçiler Sokakta.
2-Mir Seyyaf (radıyallahu anh) Hasırlı Mah. Kardeniz 2 Sk.
3-Sahad bin Ebi Vakkas Ebul Muhsin (radıyallahu anh) Dağ Kapı’da kapının yanında.
4-Sa’saa bin Sühân (radıyallahu anh) Ulu Camii yanı, Hasan Paşa Hanı karşısı.
5-Mirsiyap (radıyallahu anh) Şeyh Matar (Dört ayaklı) Camii bahçesinde.
6-Ebul Mücin (Hançer-i Güzel) (radıyallahu anh), Lalabey Mahallesinde.
Diyarbakır’da (Hz.Süleyman Camii’nde) Metfun Bulunan Sahabiler:
Hz.Süleyman, Hz.Rıdvan, Hz.Mesut, Hz.Beşir, Hz.Hamza, Hz.Amr, Hz.Sabe, Hz.Sabit, Hz.Zeyd (2 ayrı kişi), Hz.Halid (2), Hz.Numan, Hz.Muhammed (2), Hz.Abdullah (3), Hz.Hasan (2), Hz.Ka’b-Zişan, Hz.Fudayl, Hz.Malik, Hz.Fahr, Hz.Ebul Hamd, Hz.Ebu Nasr, Hz.Muğire (radıyallahu anhum).
Türbedârın Anısı
Anlatılanlara göre, Şehitlerin bir türbedarı Şeyh Muhiddin Efendi, onlara sürekli hizmet edermiş. Her Cuma şehitlerin kanları akarmış. Türbedar eline pamuk alır, kanayan şehit kanlarını silermiş. Şehitlerin yüzlerini hiç açmazmış.
Yine bir Cuma akşamı yaklaşınca, parası bitmiş. Pamuk alamamış. Çarşı-pazar dolaşsa da bir türlü pamuk alacak parayı bulamamış. Yanına bir adam gelerek, kendisine pamuk alması için para vermiş.
Geceleyin türbeye inen türbedar, kanayan yaraları pamukla temizlemeye başlamış. Bir ara hiç yapmadığı bir şeyi yapmış. Şehitlerden birinin yüzünü açmış. Gördüğü karşısında şaşkına dönmüş. Kendisine pamuk parası veren kişi, kanını temizlediği şehidin ta kendisi imiş. Bu türbedarın ölümünden sonra, şehitlerin gömülü olduğu mahzene inen yol kapatılmış.
Camii de Namaz Kılmayan Veli
Büyük Allah dostlarından, Mevlana Halid Zülcenaheyn Hazretleri (ks) bir seferden dönerken, Hz. Süleyman Camii’ne namaz kılmak için gelmiş. Camiye adımını atar atmaz geri çekilmiş. Geri dönüp camii avlusunda namazını kılmış. Kendisine “Namazı neden avluda kıldınız?” diye soranlara verdiği cevap enteresan ve bir o kadarda manidardır. “Orada o kadar çok şehit bir arada idi ki, onları incitmektense dışarıda kılmayı tercih ettim.”

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=55066&start=15


İSMAİL ÇELİK

3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 17:20

Alıntı:
Uzaydan görülebilen, Çin Seddi’nden sonra,


Çok bilinen asparas konulardan birisi budur.

Neyse konumuza gelelim maalesef Diyarbakır denince akla hep terör ve PKK/KCK geliyor.Orada bulunan arkadaşımdan ve gidip görenlerden hatta bir müddet kalmıştır bir kısmı öğrendiğime göre hiçte medyaya yansıdığı gibi değil Diyarbakır.Abartıldığı gibi hergün bir hadise olmuyor orada.Maalesef şehrin böyle kötü tanınmasında en büyük rolü sözde obölgenin halkının hakkını müdafi ettiği iddia eden bir fırka ve mensupları var.

Şehrin en büyük meselesi işsizlik.Çalışabilecek nüfusun %60'ı işsiz veya öylesine işlerde çalışıyor.Yaşanan büyük göç çarpık şehirleşmeyide artırmış ne yazıkki,surlar günümüze sağlam gelmiş eski duvarlarda uzunlukta Çin Seddinden sonra 2.(3. İstanbul)Siyah bazalt taşından yapılmıştır.(volkanik menşeili)Ulu Camide siyah bazalt taşından yapılmıştır ve Türkiye coğrafyasındaki en eski cami kabul edilmektedir.İslam'ın bu coğrafyaya ilk girdiği beldelerdendir.Tarihteki adı AMİD,sonra Diyarbekir olmuştur.

1994-1999 arası reislik yapan Ahmet Bilgin dönemindede bir proje ortaya atılmıştı.Dicle üzerine kurulacak bir baraj ile şehrin yanıbaşında bir göl olacaktı.Diyarbakır İLK TÜRK Beylikler'inden Artuklar'ınında hüküm sürdüğü bir süre onlara payihatlıl yapan yerdir.

Diyarbakır,Hasankeyf,Harran,Harput,Tillo,Ahlat v.s maalesef tarihteki oynadıkları role rağmen yeterince bilinmeyen yerler.

İmkan bulsam ilk gidip göreceğim şehirlerden Diyarbakır.Kısmetse haziranda Harputla başlayacağım.Rabbim ömür verir ve imkanda verirse kalanlarınada giderim inşaallah.


Mehmet Fettahlıoğlu

3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 18:39

Güzel Diyarbakırımız keşke böyle yönleriyle bilinse ...

neşetyıldız

3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 18:40

Diyarbakır kutsal beldeler içinde yer alıyor.

Guven75

3 yıl önce - Çrş 04 May 2011, 18:54

Urfa nin adi ( Edessa ) olarak Incil de bile geciyor.Ama Diyarbakir da 10 tane Peygamber ciktigini bende ilk defa burada sizden bilmis oldum.

Bilhassa Urfa ve Bölgesi buna Diyarbakir i da katabiliriz INANC TURIZMI acisindan cok ama cok TANITILMASI lazim.Tabii bu konuda Bölgeye ciddi anlamda bunun alyapi/üstyapisi icin Turizm Bakanligi ( Karadeniz-Ic Anadolu-Dogu Anadolu ) ile Birlikte Para harcamasi lazim.Ege de " kutsal Kentleri-EFES/EPEHESSOS u veya PERGAMONU-ASSOS u saymiyorum.Oralar zaten Turizm Patlamasi yasiyor.


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET