1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
M.Ali
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:20
İlk olarak görüşümü söyleyeyim: Türk tarafına bu kadar iyi niyet çabasından sonra Kıbrıs şartını sürmek terbiyesizliğin dik alasıdır. Dün yok öyle bir şey deyip bugün anlaşmaya eklemekse ancak ahlaksızca olarak nitelendirilebilir kanımca.
Sanırım son taslakta Kıbrıs'ı tanıma şartı kaldırılmış ama sözlü güvence verilmesi istenmiş, bence bu bile bir noktaya kadar yine bizi cezalandırmak olur. İnşallah hayırlısı neyse o olur.
Ama benim yazılanlardan aklıma bir soru geldi. Acaba internet 1920'lerde olsaydı, wowturkey 1920lerde olsaydı bizler de o zamanlar yaşasaydık Lozan'da Musul ve Kerkük'ü bırakmak zorunda kalmış İsmet İnönü'ye (tabii ki Atatürk'e de) de burada yazdıklarımızı yazabilir miydik? Kimse çıkıp da ikisi aynı şey mi demeye de kalkmasın. Hepimiz de biliyoruz ki ikisi tıpatıp aynı şey. Hiç öyle eksi puan vermeye de filan kalkışmayın. Umrumda da değil zaten. Sadece tarafsız bir şekilde düşünün ve vicdanınıza bu soruları bir sorun.
En son M.Ali tarafından Cum 17 Arl 2004, 16:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Esra
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:23
Brüksel'de Kıbrıs uzlaşması
Brüksel'deki beşli zirvede Kıbrıs paragrafında anlaşma sağlandı. Buna göre, Türkiye'nin sözlü güvencesi yetecek.
Nihai bildiride Türkiye’nin iyi niyet beyanı AB tarafından not edilecek ve Türkiye’nin ayrıca bir deklarasyon yayımlamasına gerek kalmayacak.
Ancak AB, Türkiye’nin müzakerelerin başlayacağı 3 ekim 2005 tarihine kadar Ankara Anlaşması’nın ek protokolünü imzalaması talebini sürdürüyor.
Kıbrıs konusu dışında da taslakta yeni değişiklikler yapıldı.
Müzakereler sadece 'Kopenhag kriterleri' çerçevesinde netleştirilecek
'Kalıcı kısıtlama' ifadesi, 'gerektiğinde kısıtlama getirilebilecek' şeklinde değiştirilecek
Müzakereler kesildiği taktirde, Türkiye'nin birliğe 'sıkı bağlarla bağlanması' kararı Türkiye'ye bırakıldı.
CNNTurk
|
 |
Esra
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:35
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Ankara Anlaşması ek protokolünün imzalanmasının Kıbrıs Rum Kesimi'nin tanınması anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Brüksel'de Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtlayan Jack Straw, "ek protokolün imzalanması uluslararası hukukta, Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanıma anlamı taşımaz" dedi.
Ada'daki statü değişmez
Straw, bu anlaşma imzalandığında Ada'nın statüsünde bir değişiklik olmayacağını da vurguladı.
İngiltere’daki siyasi partilerin ve kamuoyunun Türkiye’ye büyük bir destek verdiğini belirten Straw, İngiltere’nin de AB’ye üyelik sürecinde iki kez veto gördüğünü hatırlattı.
Straw: “Türkiye’nin öneriyi kabul edeceğinden emin değilim”
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Türkiye'nin AB'nin önerisini kabul edebileceğinden emin olmadığını söyledi. BBC televizyonuna da demeç veren Straw, ''Türkiye'nin 'Kıbrıs'ın tanınmasını içeren şartları siyaseten kabul edebileceğinden emin değilim'' ifadesini kullandı.
Eurlings: “Böyle bir kriz beklemiyordum”
Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunu hazırlayan Hollandalı parlamenter Camiel Eurlings de, AB Konseyi’nin dün Türkiye’ye sunduğu ‘ekim 2005’te tam üyelik hedefli müzekere tarihinin’ çok olumlu bir karar olduğunu söyledi.
Kıbrıs konusunda bu derece büyük bir kriz çıkmasını tahmin etmediğini dile getiren Eurlings, “Türkiye, Ankara Anlaşması’ndan doğan ek protokolü, Kıbrıs Rum Kesimi’de dahil imzalayabilir. Ancak Türkiye’nin bu imzadan sonra çıkıp, ben Rum Kesimi’ni tanıyorum diye resmi açıklama yapması beklenmiyor” dedi.
“AB, Kıbrıs için insiyatif alacak”
Hollandalı parlamenter Eurlings, Kıbrıs’ta bir çözüm bulunması için Avrupa Birliği’nin insiyatif alacağını söyledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni unutmadıklarını vurgulayan Eurlings, AB’nin Türk tarafıyla ticarete başlaması için çalışmaların devam ettiğini söyledi.
“Çözüm bulunacağına inanıyorum”
Eurlings, AB dönem başkanı Hollanda Başbakanı Balkenende’nin Türkiye’ye müzakere tarihi verilmesi için yoğun çaba harcağını belirtti. Hollandalı parlamenter, Erdoğan-Balkenende görüşmesinde bir çözüm çıkacağına inandığını söyledi.
CNNTurk
|
 |
SALTUK
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:39
lozanda turkiye bazi tavizler vemistir ama bunun yaninda tum dunya tarafindan taninmak gibi bir kazanimi olmustur tek basina bu bile o tavizleri vermeye yeterdi ayrica musul kerkuk tamamen birakilmamisti sadece ertelenmisti
elimi vicdanima koyuyorum objektif dusunuyorum o yillarda ki turk disisleri politikasi ile bugunun dis politikasini karsilastiriyorum. Aglayasim geliyor.
|
 |
Esra
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:44
Son dakika
Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un, Türkiye'nin AB’ye yeni 10 üye ile gümrük birliğini genişletme protokolünü imzalayacağına dair vereceği sözlü taahhüdün yeterli olmayacağını söylediği bildirildi.
Hurriyet
|
 |
M.Ali
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:45
Tamam işte aynı şey. Şimdi de Kıbrıs'ta kırmızı çizgiyi biraz geri çekip yine bir başka amacına ulaşmak istemekte Ankara.
Ha, eğer Ab'ye karşı iseniz (ki ben de kendimi taraftar olarak görmüyorum) tabii ki o zaman bu size bir taviz gibi gelecektir. Ama yanaysanız üye olduğunuz bir siyasi birliğin başka bir üyesini tanımamak mümkün değil.
Bu eninde sonunda önümüze gelecekti ama Avrupa kendi kamuoyunu tatmin için son bir kontratak daha yaptı. Bizim savunmamız bence beklemediği için hazırlıksız yakalandı ama son anda kornere çelindi top. Bence durum bundan ibaret.
Köşe gönderinde topun başında AB. Kaleci bile gol atmak için ceza sahasına yöneldi. Haydi dayan Türkiye
|
 |
M.Ali
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:49
Esra sen de Retuers'le yarışıyorsun maşallah
Marş Marş. Doğru Silinecek mesajlara (benim mesajım tabii ki, aslında sen de bu konuları aynı mesaj altına toplasan daha iyi olurdu bence, ne de olsa hepsi birbiriyle bağlantılı.)
|
 |
SALTUK
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:51
Buyrun lozandaki basari ile bugunku basari(???) yi kiyaslayin
not:ama lutfen o gunku turkiyenin sartlarini iyi dusunun
| Alıntı: |
Lozan Anlaşması
Mudanya Mütarekesi sonucu, kesin barış antlaşması görüşmelerine gidilmiş ve tarafsız bir ülkenin şehri olarak Lozan (İsviçre) görüşmelerin yapılacağı yer olarak seçilmiştir.
Lozan Barış Konferansı'nda, yalnız Yunanistan'la bir hesaplaşma ve savaşa son veren bir barış antlaşması yapma söz konusu değildi. Aynı zamanda, I. Dünya Savaşı'nın galipleri ile hesaplaşma, hukuki ve siyasi yönden uyuşmazlıkları çözümleme, yüzyıllardan beri süre gelen sorunlara çözüm aranmaktaydı. Açıkça, "Doğu Meselesi" bütün konferansın ağırlık merkezini oluşturuyordu.
Barış Konferansı, 20 Kasım 1922 Salı günü saat 16'da Lozan şehrinin Mont Benon Gazinosu'nda toplandı. Tarafsız İsviçre Konfederasyonunun Başkanı Habab'ın konuşması ile açıldı. Lord Curzon'dan sonra söz alan İsmet Paşa (İnönü), daha ilk andan itibaren istiklal ve hakimiyet davasını önemle belirtmiş, "Bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklal istiyoruz" diyerek sesini duyurmuştur.
Konferans, 4 Şubat'da Antlaşmazlık yüzünden kesilmiş, 23 Nisan 1923'te ikinci defa toplanarak, 24 Temmuz 1923'te Barış Antlaşması imza edilmiştir. Lozan Barışı sekiz aylık çetin ve uzun bir müzakere devresinden sonra, Lozan Üniversitesi'nin tören salonunda imzalanmıştır. Lozan'da imzalanan belgeler, esas Barış Antlaşması, 16 adet sözleşme, protokol, beyanname ile bir de nihai senetten ibarettir. Lozan'da imzalanan bu belgelerle, sadece bir barış Antlaşması yapılmamış, aynı zamanda Türkiye ile Batı devletlerinin siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal ilişkileri yeni baştan düzenlenmiştir.
Lozan Barış Antlaşması önsözünde, devletlerin istiklal ve hakimiyetine saygı gösterilmesi ilkesine yer vermiştir. Bu ilke, yeni Türkiye'nin 1. Dünya Savaşı'nın galipleri ile eşit şartlar altında, Lozan'da siyasi bir mücadeleye giriştiğini gösteren bir hükümdür. Türk istiklal ve hakimiyetinin tanınması bakımından da önem arz eder.
Esas Barış Antlaşması, bir önsöz ve 5 bölümden oluşan 143 maddedir.
Lozan Barış Antlaşması'nda düzenlenen önemli konular aşağıda özetle belirtilmiştir bulunmaktadır:
SINIRLAR
Güney Sınırı
20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması gereğince, Fransa ile anlaşılarak güney sınırı kararlaştırılmış, Lozan'da bu sınır sadece teyit edilmiştir.
Irak sınırı
Irak sınırı uyuşmazlığı çözülememiştir. Antlaşmada, Türk topraklarının tahliyesinden itibaren, bu uyuşmazlığın dokuz ay zarfında dostane bir şekilde halledileceği belirtiliyordu.
Batı Sınırlarımız
Yunanlılarla batı sınırı, Misak-ı Milli'ye uygun, Mudanya Mütarekesi'nde ön görüldüğü gibi, Meriç nehri sınır olmak üzere düzenlenmiştir. Karaağaç ve çevresi Yunanlılardan alınarak savaş tamiratı karşılığı Türkiye'ye bırakılmıştır. Ege Denizi'nde Bozcaada ve İmroz Türkiye'ye verilmiştir. Ayrıca, Yunanlıların elinde bırakılan Anadolu kıyısına yakın adalar da, askersiz hale getirilmiştir.
AZINLIKLAR
Birinci Dünya Savaşı'na son veren barış antlaşmalarında azınlıkların himayesine ait hükümler mevcuttur. Lozan Barış Antlaşması'nın bu hususla ilgili hükümleri incelendiğinde, azınlıklar bir ayrıcalığa sahip olmamışlardır. Türk tebaasından sayılan gayri Müslimlerin kanun ve hukuk düzeni önünde eşitliği söz konusu olmuştur. Antlaşmanın 42. maddesi ile gayrimüslim azınlıklar yararına olarak kabul edilen şahsi haklar ile aile hakları, Medeni Kanunumuzun yürürlüğe girmesi ile önem ve anlamını yitirmiştir. Böylece Patrikhanelerin dünya işlerinde ve azınlıkların şahsi muamelelerinde hiç bir yetkileri kalmamıştır.
KAPİTÜLASYONLAR
Kapitülasyonlar, adli, mali ve idari sahada yabancılara tanınan imtiyaz ve muafiyetlerdir. Antlaşmanın 28.maddesiyle, kapitülasyonlar bütün sonuçları ile birlikte kaldırılmış ve yeni Türkiye, yüzyıllardan beri çekilen bir beladan sonsuza dek kurtulmuştur.
SAVAŞ TAZMİNATLARI
1.Dünya Savaşı'nın galipleri, bizden 1.Dünya Savaşı sebebi ile tazminat talep ettiler. Ayrıca buna ek olarak, işgal masraflarını, kendi tebaalarının zarar ve ziyanlarını da eklemişlerdir. Savaş içinde Almanya'dan borç karşılığı rehini bulunan beş milyon altın ve savaş yıllarında İngiltere'ye sipariş edilen donanma bedeli de kendi ellerinde bulunduğundan, bizlere verilmemiş ve tamirat karşılığı tutulmuştur.
1. Dünya Savaşı'na giren mağlup devletlere ciddi bir mali yük olan bu beladan, geleceğe bir borç bırakılmadan, sadece fiilen elimizde bulunmayan meblağ karşılık gösterilerek, büyük bir başarı ile sıyrılınmıştır.
Türkiye, Yunanistan'ın harbin devamından ve bunun neticelerinden doğan mali vaziyetini dikkate alarak, tamirat hususunda her türlü taleplerinden Karaağaç ve çevresinin Türkiye'ye bırakılması şartı ile vazgeçmiştir.
BORÇ SORUNU
1854'ten itibaren Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar devam eden Osmanlı amme borçları, Birinci Dünya Savaşı'nda yapılan istikrazlar da dahil, büyük bir yekün teşkil ediyordu.
Sene tertipleri üzerinde borcun taksimi yerine, sermaye üzerinden borcun taksimi ile esas borç toplamı bir hayli azaltılmıştır. Diğer taraftan bu borçlar, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletlere de gelirle orantılı olarak bölünmüştür. Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğunun Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan'a olan borçları bu devletlerle de yapılan antlaşmalarla 1.Dünya Savaşı'nın galiplerine devredilmiştir.
Osmanlı amme borçlarının diğer çetin bir safhası da tediye edeceğimiz borçların hangi para ile ödenmesi hususunda kendini göstermiştir. Karşı taraf bunu altın veya sterlin olarak talep etmiştir. Biz, Türk parası ve Fransız frangı olarak ödemeyi teklif ettik. Aradaki fark muazzam meblağlara varmasına rağmen, burada da görüşümüz kabul edilmiştir.
BOĞAZLAR
Lozan'da imza olunan en önemli belgelerden biri de, Türk Boğazlarının statüsü ile ilgili sözleşmedir. Boğazlar sorunu, madde 23'de genel olarak yer almış, Barış Antlaşması'na ek Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile ayrıca ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Boğazlardan serbest geçişi, Boğazlar Komisyonunun kurulmasını, boğazların ve civarının askersiz hale getirilmesini hedef tutan ve Milletler Cemiyeti'nin de garantisini sağlayan hükümleri ihtiva eden bu Sözleşme, 1936'da Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir. Milli hakimiyeti sınırlayıcı hükümler kaldırılmış, milli çıkarlarımıza uygun hale getirilmiştir.
NÜFUS DEĞİŞİMİ
Lozan'da çözümlenen bir diğer önemli sorun da, İstanbul'da yaşayan Rumlarla Batı Trakya'da yaşayan Türkler hariç, Türkiye'deki bütün Rumlarla Yunanistan'daki Türklerin değiştirileceğini öngören sözleşmenin, Barış Antlaşması'na ek olarak konmasıdır.
Lozan Barış Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı'nın sağladığı, Türk milletinin hayati haklarını ve emellerini gerçekleştirdiği bir eserdir. Lozan aynı zamanda, Orta Doğunun en önemli bölgesinde, barış ve güvenliği kurmak ve devam ettirmekle dünya barışına da hizmet etmiştir. Türkiye Lozan'da genel olarak, Misak-ı Milli'yi gerçekleştirmiştir. |
iste dis politika boyle olur
|
 |
Okhan
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 16:57
17 Aralık, AB ve Türkiye
Arkadaşlar, AB ve Türkiye arasında geçen pazarlıkta dakika başı yeni bir dedikodu çıkmakta. Lütfen okuduğunuz her haberi buraya yeni bir başlık açarak taşımayın. Şimdiye kadar açılan bu tarz çoğu başlığı bu başlık altında topladım, bundan sonra bu konuyla ilgili tartışmalar bu genel başlık altında sürdürülsün.
|
 |
M.Ali
18 yıl önce - Cum 17 Arl 2004, 17:03
Saltuk sen Avrupa Birliğine karşı olduğundan tabii ki bunu başarı olarak algılamıyorsun. Türiye'yi bugün birliğe alsaydılar yine sen bunu başarı addetmeyecektin. Çünü sen bunu istemiyorsun. Böyle düşünüyorsun diye seni ve senin gibi düşünenleri suçlamıyorum yanlış anlama ki ben de senin düşüncelerine daha yakınım.
Ama kendi istediğimiz sonuca göre ülkenin politikasını başarılı, başarısız olarak değerlendiremeyiz. Ülkenin amacına göre değerlendirebiliriz ancak. Bu mantıkla düşünecek olursak İsrail ile yapılacak çok iyi bir anlaşma bazı çevrelerce başarı olarak addedilirken İslamcılar tarafından şiddetle kınanacaktır. Bunun böyle olması da çok doğal. Ama sonuçta devlet istediğine ulaştığından politika da başarılı olmuş demektir.
Son Dakika: "Türkiye'nin müzakereyi imzalaması Resmi olarak Güney Kıbrıs'ı tanıma anlamına gelmez" maddesi eklenecekmiş. Bu yazıdaki Güney Kıbrıs ibaresi bile başlı başına başarıdır. (Tabii haber doğruysa Kaynak:ANKA)
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|