Ankara'da istisnasız her trafik lambasında artık dilenci var. Çoluk çocuk genç yaşlı farketmiyor herkes dileniyor. Meslek haline geldi. Kendi insanımız geçimini zor sağlıyorken ekstradan 3 milyonu doyurmak kolay değil. Bunları en başında düşünemedik. Suriyedeki yangını muhaliflerle söndürmeye çalışmakla hata ettik. Işid ve PYD terörünü de başımıza bela ettik. Türkiye'ye ayak uyduramayan tüm mültecilerin Avrupa'ya ya da kendi ülkelerine gönderilmesi taraftarıyım.
En son Samed Vurgun tarafından Çrş 29 Hzr 2016, 00:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Anlaşma konusunda sıkıntı olmaz. Daha öncede yazmıştım buranın neredeyse 1/4'ü Suriyeli. Seralarda işçi olarak çalışıyorlar. Aralarında çok iyileri de var, çok kötüleri de. Ama genelde en gencinin bile 3-4 tane çocuğu var. İnsani değer yok, 2 ayık bebeği 8 yaşındaki çocuğa bırakıp çalışmaya gidiyor komşumuz. Gelecek 100 metre çapımızda 4 adet Suriyeli aile olacak. Genel olarak tek sorun aşırı çocuk olması ve çocukların ilgisiz bırakılması. Bakalım bizim aileninde 3 küçük çocuğu var. Benim merak ettiğim Suriye'deki iç yapı ve sınır güvenliğimiz. Daha önce başkasına sorduğumda 2 paket sigara ve 50 TL'ye sınırdan sorgusuz geçtiklerini söylemişlerdi.
Suriyeli geldi diye işsiz kalıyorum diyen
Suriyeli geldi diye ev kiraları arttır diyen
Haklılar ama şu da bir gerçek.
Aç gözlü patronlar ucuz iş gücünü tercih edip kendi kalifiliyeli elemanını yok saydı.
Ev sahipleri de bu olayı fırsata çevirip kiraları arttırdı.
Yani insanımızda da sorun var bunu kabul edelim.
Times: Darbe girişimi sonrası Yunanistan'a geçen göçmen sayısı arttı
15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'den Yunanistan'a geçen göçmen sayısında büyük bir artış yaşandığı iddia edildi.
Times gazetesinin Atina'daki resmi verilere dayandırdığı haberde, darbe girişimi sonrası Türkiye'den Yunanistan'a giden göçmen sayısında yüzde 84 oranında artış yaşandığı kaydedildi.
Times bu artışın, Ankara'nın AB ile vardığı göçmen anlaşmasının başarısız olacağı kaygısına işaret ettiğini belirtiyor.
Haberin devamında şu veriler var:
"Mart ayında varılan Türkiye-AB anlaşmasından önce, günde ortalama 2500 olan Yunanistan'a giden göçmen sayısı büyük oranda düşmüş olsa da, veriler, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra keskin bir artış yaşandığını ve say8nın günde yaklaşık 100'ü bulduğunu gösteriyor."
"Save the Children yardım kuruluşu da son iki haftada adalara ulaşanların sayısının, geçen ayın aynı zaman dilimine kıyasla yüzde 144 arttığını söyledi."
"Yardım kuruluşu, göçmen sayısındaki en büyük artışın Sakız Adası'nda yaşandığını ve bu ay içinde adaya ulaşanların sayısının günde ortalama sekiz kişiden 42'ye çıktığını belirtti."
"Save the Children'ın Yunanistan faaliyetlerinden sorumlu yetkili Katie Dimmer 'En başa dönmek üzereyiz. Varanların sayısının yeniden artmasıyla geçen yaz yaşananların tekrarını görmeye başladık. Ancak bu sefer, sığınma talep edenlerin çoğu kapasitesinden fazla dolan tesisler arasında kapana kısılmış durumda' diyor."
'Endişeliyiz'
"Güçlü rüzgârlara ve dalgalı sulara rağmen, Sahil Güvenlik ekipleri dün Yunanistan ve Türkiye'yi birbirinden ayıran dar boğazda Midilli Adası'nın kuzeydoğu kıyılarında 51 göçmeni kurtardı."
"Yunan adasındaki yardım çalışanları ve yetkililer, göçmenlerin küçük şişme bir bot içine tıkıştığını ve botun batmak üzere olduğunu söyledi."
"Hellas adlı cankurtaran ekibi başkanı Spyros Mitrisakis, 'Sayılar yeniden artmaya başladı, endişeleniyoruz. Yeni bir kurtarma bölgesi oluşturmayı düşünüyoruz' dedi."
"Anlaşmanın yürürlüğe girdiği Mart ayından bu yana, birçok yardım kuruluşu çalışmalarını azalttı, bazıları da operasyonlarına son verdi."
"Ancak darbe girişiminden sonra göçmen sayısının artmasıyla, Türkiye AB'ye akını durdurmakta başarısız olursa, AB'nin de Ekim ayına kadar vizelerin kaldırılmasını reddedeceği ve tüm anlaşmanın tehlikeye gireceği endişesi doğdu."
Türkiye'ye çamur atan AB kendi pisliğine baksın. Ne istediğiniz binlerce çocuktan? Yaşam hakkı, özgürlük sadece sizin kirli politikalarınıza köpeklik yapanlar için mi geçerli?
Allah Mülteci kardeşlerimize bu soğukta yardım etsin bugün akşam hemen hemen benim yaşlarda suriyeli mülteci incecik Fistanla Yerde oturuyordu O anda yardım etmek istedim ama durumum kadar hiç bir vatandaşımız umursamıyor......
Bizde onların yerinde olabilirdik
Mersin'de bir Suriyeli, 200 kadar Suriyeliden 4 milyon dolar çalmış. Taktik güzel, faiz verecem size demiş almışlar faizleri.
Alıntı:
İddiaya göre, Mersin’in merkez Mezitli ilçesinde bir süre önce yatırım şirketi kuran Suriyeli Saddıq H. isimli şahıs, ülkelerindeki savaştan kaçarak Mersin’e gelen Suriyelilere, şirkete yatırdıkları para kadar her ay yüzde 10 oranında kar payı vermeyi vadetti. Ellerindeki tüm birikimlerini ve mal varlıklarını satarak şirkete bir sözleşme karşılığında yatıran Suriyeliler, ilk aylarda düzenli olarak yüzde 10 paylarını aldı. Suriyeliler arasında giderek yayılan ve akraba, eş, dost birbirlerine önerilen sisteme dahil olan Suriyeli sayısı her geçen gün arttı. Kimisi evini, arabasını, kimisini eşinin altınlarını satarak, kimisi de elindeki tüm birikimi olan ve en düşüğü 10 bin dolardan başlayıp 250 bin dolara kadar çıkan paralarını söz konusu şirkete yatıran Suriyeliler, 14 Temmuz 2016 tarihinde şirket sahibi Saddıq H.’nin, şirket merkezi ve şubelerini boşaltarak ortadan kaybolmasıyla neye uğradıklarını şaşırdılar. İddia edilen vurgunla yurt dışından katılanlar da dahil 200’ün üzerinde Suriyelinin yaklaşık 4 milyon dolarını kaybettiği ortaya çıktı.
Bugün sabah saatlerinde şirketin Mezitli ilçesindeki boşaltılan şubesi önünde toplanan bir grup Suriyeli, avukatları ile birlikte açıklama yaparak, kendi vatandaşları tarafından dolandırıldıklarını ve perişan olduklarını belirtip, Türk hükümeti ve adaletinden yardım istediler.
“Hemşehrilerine inanan yüzlerce insan mağdur oldu”
Burada, dolandırılan Suriyelilerin tercümanlığını yapan kendisi de Suriyeli asıllı Selim Kuveka, İHA’ya yaptığı açıklamada, Mersin’de yaşayan Suriyelilerin, kendi hemşehrileri olduğu için şirket sahibi Saddıq H.’ye inandıklarını, bu insanın garibanlara yardımcı olacağını düşündüklerini söyledi. Kuveka, “Bu insan, ‘kimin parası varsa getirin çalıştıralım. Burada ticaret yapacağız. Bizim yurt dışında da ticaretimiz var. Güzel paralar kazanıyoruz’ diyerek insanları kandırıp, üç-beş ay ödemeler yaptı. Herkese düzenli bir şekilde ödüyordu. Herkes ona inandı. İnananlar Suriye’deki akrabalarına da haber vermeye başladılar. Kimi evini sattı, kimi eşinin altınlarını sattı, kimi Suudi Arabistan’da çalışan akrabalarından aldıkları paraları yatırdı. Yüzlerce insan bu şekilde mağdur oldu” dedi.
Kuveka: “Türk hükümetinden yardım istiyoruz”
Mağdur olan Suriyeliler adına konuştuğunu belirten Kuveka, Türk hükümetinden sorunun çözümü için yardım istedi. Konuşmasında, “Bu sorunun çözülmesini istiyorum” diyen Kuveka, şöyle devam etti:
“Türk hükümetinin bu işe el atması lazım. Gerçekten şu anda benim tanıdığım 150 aile var mağdur durumda, ev kirasını ödeyemiyor, aç yatıyorlar. Kimin kapısını çalacaklar? Kendi paralarıyla rezil oldular. Bu da hemşehrileri olur. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Şu anda burada bulunan insanların bazıları 10 kişiyi temsil ediyorlar ve benim duyduğum kadarıyla 3-4 milyon dolar kayıpları var. Bu bizim bildiğimiz, sadece Mersin’deki rakam. Şu anda bu insanların çoğu mağdur, 5-6 aydır ‘bugün, yarın’ denilerek oyalanıyorlar. Buradan yok oldular, kayboldular. Nerede saklandıklarını kimse bilmiyor. Türk hükümetimizden adaletin tecelli etmesini istiyoruz. Bir an önce bu sahtekarları yakalasınlar ve bu insanların mağduriyetini gidersinler.”
Av. Gökalp: “200’ün üzerinde aileden sermaye için para temin etmiş”
Dolandırılan Suriyelilerin avukatı Hibe Gökalp ise bunun Türkiye’de yaşanan ilk olay olmadığını, ancak bunun üzücü yanının, savaştan kaçan yabancı uyruklu insanların Mersin’de yine kendileri gibi yabancı uyruklu bir şahıs tarafından dolandırılmaları olduğunu söyledi. “Mağdur olan bir şahsın, mağdur olan diğer şahısları mağdur etmesi, bizim üzerinde durduğumuz konu” diyen Av. Gökalp, “Mersin’de Roots adında bir yatırım şirketi açılıyor. Bu şirketin kurucusu da Suriyeli ve Suriyelilere yardım adı altında, her ay yatırılan hissenin yüzde 10’u oranında kar vereceğini vadediyor ve bu şekilde 200’ün üzerinde aileden sermaye için para temin ediyor. Kimi altınlarını, kimi evini, kimi dükkanı satıyor, kimi elinde avucunda ne varsa savaştan kaçarken edindiği bütün mal varlığını getiriyor ve bu şirkete, her ay düzenli kar getireceği düşüncesiyle sözleşme karşılığında yatırıyor. Sözleşmeler de Arapçadır ve bu sözleşmelerde hakları yazılıyor. İnsanlar da buna güvenerek, herkes bir yatırım yapma niyetiyle inanıyor ve Mersin’deki bütün yakınlarıyla paralarını yatırıyorlar. Yaklaşık 4 ay boyunca kar elde ediyorlar. Kar elde edildikçe güven daha da artıyor ve şahısların sayısı da daha çok artıyor. Yaklaşık 2,5 milyon dolardan bahsediyoruz. Bu, bana başvuranların yatırdığı miktar. Şahıs ortadan kayboluyor ve insanlar dolandırıldıklarını anlıyorlar” ifadelerini kullandı.
“Çok zekice planlanmış bir dolandırıcılık söz konusu”
Şirket kurucusunun bir süredir kayıp olduğunu ve hiçbir şekilde izine rastlanamadığını dile getiren Av. Gökalp, şu ana kadar kendisine yaklaşık 150 Suriyelinin başvurduğunu ve hepsinin de birbirleriyle akraba olduklarını ifade etti. Gökalp, “Şu anda hala dolandırıldığını anlamayan yüzlerce insan var. Biz bu konuyla alakalı Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nda suç duyusunda bulunup, Suriyelilerin yasal haklarını savunacağız. Konuyu adli yargıya intikal ettireceğiz. Bu konuyla alakalı diğer insanların mağdur olmamaları adına, çünkü ülkemizde milyonlarca Suriyeli vatandaş var ve buna inanmamaları, daha fazla insanın mağdur olmaması adına duyurmak istedik. Bize yaklaşık 150’nin üzerinde başvuru oldu ve hepsi birbirinin akrabası. Daha başvuru yapmayan, dolandırıldığını anlamayan da var. İşin ilginç yanı, yurt dışında olup da buna yatırım yapanlar da var. Yurt dışındakilerin birçoğu daha konuyu bilmiyor, bilenler ise vize alıp ülkeye giremedikleri için başvuru yapamıyorlar. Bu konuda ciddi bir mağduriyet söz konusu ve çok zekice planlanmış bir dolandırıcılık söz konusu” şeklinde konuştu.
'Türkiye, sığınmacılar konusunda Avrupa'dan çok daha fazlasını yaptı'
Juncker, "Türkiye'nin 3 milyondan fazla sığınmacıyı ağırladığı ortada olan bir gerçek. Ben de bu yüzden Avrupa'nın bu konuda Türkiye'ye ders vermekten çekinmesini istiyorum" dedi.
Alıntı:
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Türkiye'nin 3 milyondan fazla sığınmacıya kapılarını açtığını belirterek, "Avrupa'nın bu konuda Türkiye'ye ders vermekten çekinmesini istiyorum." dedi.
Juncker, merkezi Fransa'nın Lyon kentinde bulunan Euronews televizyon kanalında yayınlanan "Global Conversation" programında Türkiye-AB ilişkileri ve sığınmacı krizi hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye'nin Ürdün ve Lübnan ile sığınmacılar konusunda AB'den daha fazlasını yaptığını vurgulayan Juncker, bundan dolayı AB üyelerinin eleştirilerinde makul olmasını istedi.
Juncker, şunları kaydetti:
"Türkiye önemli bir müttefik, bu sadece sığınmacı krizi yüzünden değil. Tabii Avrupa'nın yapamadığı ancak Türkiye'nin 3 milyondan fazla sığınmacıyı ağırladığı konusu da açıkça ortada olan bir gerçek. Ben de bu yüzden Avrupa'nın bu konuda Türkiye'ye ders vermekten çekinmesini istiyorum. Türkiye, sınır ülkeleri Ürdün ve Lübnan gibi Avrupa'dan çok daha fazlasını yaptı. Bu yüzden bu konuda konuşurken alçak gönüllü olmak gerekir."
Tam üyelik müzakereleri
AB ile Türkiye arasında sürdürülen tam üyelik müzakereleriyle ilgili bir soru üzerine Juncker, "Yöneltilmesi gereken soru; Türkiye, AB üyesi olması için gereken bütün kriterleri yerine getirmeyi istiyor mu? Ben Türkiye'nin bu soruyu kendisine sorduğunu düşünmüyorum. Bu soru sorulmadığı için yanıtı da yok." ifadelerini kullandı.
Jean-Claude Juncker, AB'nin Türkiye'deki siyasi iktidar ile yürüttüğü diyaloğa ilişkin soruyu da yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile düzenli olarak görüştüğünü aktaran Juncker, "Görüşmelerimiz enerjik bir şekilde geçiyor. Ben onu 17-18 yıldır tanıyorum. Ben onu tanıyorum, o da beni tanıyor." diye konuştu. AA