Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 885

Kanal İstanbul Projesi
olumlu düşünüyorum 46.4%  46.4%  [1051]
olumsuz düşünüyorum 47.0%  47.0%  [1064]
fikrim yok / kararsızım 6.6%  6.6%  [150]
Toplam Oy : 2265

Mehmet Kasım İyonya
1 ay önce - Cum 02 Ağu 2019, 12:00
ZARARLI ALG PATLAMASI


İstanbul Denizleri'nin anatomisini iyi analiz etmek lazım. Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz bütünsel bir yaklaşımla ele alınırsa daha doğru olur. Bu sistematiği bozacak her bir adım ön görülemeyen felaketlere sebep olur. Hali hazırda Karadeniz, Marmara'yı kirletiyor. Yaz aylarındayız ama Marmara'da denize girilemiyor. Her geçen gün kirliliği daha da arttırıyor. Denizler konusunda uzman olan bilim insanlarının yaptıkları çalışmalara kulak kesilmek gerekir. Ör. komşu denizlerdeki farklı su kütleleri arasında yoğunluk (ve dolayısıyla basınç) farkları, Karadeniz ve Akdeniz arasında iki yönlü ve iki tabakalı akımlar yaratır. Karadeniz’den Marmara Denizi ve daha sonra Ege Denizi yönünde ilerleyen az tuzlu üst su akımı, Anadolu ve Rumeli Fenerleri kesitinde 50-60 metre kalınlıkta İstanbul Boğazı’na girer ve daha sonra Karadeniz’in hırçın dalgalarından kurtulmuş, rahatlamış, sakinleşmiş bir şekilde yoluna devam eder. Sarıyer, Paşabahçe, Kanlıca’dan süzüle süzüle geçerken dönüşlere, kıvrımlara rastladığında bir o yana bir bu yana savrulmaya başlar ve özellikle Boğazın en dar olduğu Kandilli-Bebek kesitinde geometrik değişimlere uyum gereği hidrolik kontrol olarak bilinen kritik değişimlerden geçer ve burada oluşan türbülanslı çevrimlerle köpürür, coşar. Hızlanan ve derinliği azalan üst akım, Anadolu tarafına yaslanarak ve hızlanarak ilerler; alt akımdan türbülanslı girişimle aldığı sularla tuzluluğu artar ve bir jet akımı olarak Marmara’ya girer. Buna karşılık alt tabakada aksi yönde ilerleyen tuzlu Akdeniz suyu ise, türbülanslı giriş ile üst taraftan kaptığı suyla tuzluluğu azalmış olarak Karadeniz’e doğru yol alır.

Yüzeyde fazla miktarda tatlı su girdisi ve derinde Akdeniz’in tuzlu sularının yarattığı yoğunluk tabakalaşması sonucunda, yoğunluk değişiminin en fazla olduğu piknoklinde dikey karışım hem Karadeniz’de hem de Marmara Denizi’nde önemli ölçüde sınırlandırılmış olur. Bunun sonucunda derin sulara oksijen girişi kısıtlıdır ve yüzeydeki biyolojik üretim sonucu çöken organik materyalin bozunması ile yaratılan oksijen tüketimi, Karadeniz’in derinliklerinde oksijensiz (anoksik), Marmara Denizi’nin alt tabakasında ise az oksijenli (hipoksik) ortamların oluşmasına neden olur.

Oksijen bitince de deniz de bitiyor. Ortaya böyle fotolar çıkıyor. Zararlı Alg Patlaması. Yapılacak projeler bunları temizleyecek işler olması gerekirken daha da arttıracak işler yapılıyor.



Foto alıntı: http://www.milliyet.com.tr/gundem/marmarada-korku ...lo-1697729


Ahmet YükselS
1 ay önce - Cum 02 Ağu 2019, 14:00

Kanalın marmarada oksijeni bitireceğini nerden biliyorsun? Boğazdan yıllardır gelen akıntı niye yapmıyor bu işi?
Efendim, kanal, karadenizden marmaraya daha çok suyun akmasına neden olacak, bu da marmarada baskı oluşturacak, oksijeni bitirecek!!
Böyle bir şey yok da, diyelim ki Kanal daha çok suyu marmaraya taşıyacaksa, bu karadenizdeki su seviyesinin zamanla düşmesi anlamına gelmez mi? Karadenizdeki su seviyesi düşünce ne olur? Karadenizden marmaraya akıntı azalır.. Akıntı azalınca ne olur, karadenizle marmara arasındaki denge kendiliğinden tekrar sağlanır.
Bu kadar basit.. Bunu anlamayan kişilerle neyi tartışacaksın!!
Marmaradaki kirliliğin karadenizden gelen akıntıyla ilgisi yok.. Marmarayı kirleyen bir çok etken var.. Sanayi atıkları, kentsel atıklar..


Mehmet Kasım İyonya
1 ay önce - Cum 02 Ağu 2019, 15:03
BESİN VE KİRLİLİK YÜKLÜ KARADENİZ SULARI, MARMARA'YA TAŞINACAK


Kanal'ı yaparken hidroloji, iklim gibi konuları iyi etüd etmek gerekir. Uzmanların yaptıkları araştırmalarda, bir çok bilgi verilmiştir. Buna göre, Karadeniz ve Akdeniz arasındaki etkileşim, dar su yollarından oluşan Türk Boğazlar Sistemi aracılığıyla gerçekleşir. Bu sistemin ana dinamiklerini bozmamak gerekir sonucu çıkmaktadır. Bu sistem boyunca, hem Karadeniz’e yakın özellikler taşıyan ince üst tabakada, hem de derin Marmara Denizi’nde yaklaşık 25 m derinliğin altında yer alan alt tabakada, deniz suyu özelliklerinde hızlı değişimler meydana gelir. Alt ve üst tabaka arasında madde geçişi, taşınması vardır. Birbirlerini direkt etkilerler. Ege Denizi ile Karadeniz arasında deniz suyu özelliklerinin, okyanus bölgelerinin bir çoğundan daha hızlı değiştiğini ortaya konmaktadır. En hızlı değişimlerin İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile bunların komşu denizlere bağlandığı yerlerde gerçekleştiği görülür.

Türk Boğazlar Sistemi için hesaplanan yıllık ortalama su akıları bellidir.. İstanbul Boğazı’nın alt tabakasındaki Akdeniz suyu ve üstteki Karadeniz suyu arasındaki tuzluluk oranı yaklaşık olarak S2/S1 = 38.5/18.0 değerlerinde olup, S2/S1≈2’dir. Boğazlarda uzun dönemli ortalama kütle dengesinin gereği olarak S1 Q1 = S2 Q2 denkliği gözetilirse, Karadeniz ve Türk Boğazlar sisteminin ortak su bütçesine dayanan hesaplamalarda, Q1/Q2 = 658/337≈2 oranının bulunması beklenen bir sonuçtur.

Sonuç olarak; Karadeniz’den Ege Denizi’ne doğru gidildikçe yatay değişim akımlarının dikey geçiş akımlarıyla arttığı görülmekte; Karadeniz’den giren üst sular Ege Denizi’ne varıncaya kadar iki misli bir hacim artışına uğrarken Ege’den giren alt suların ancak % 30’unun Karadeniz’e ulaşabildiği anlaşılmaktadır.



Uzmanlar yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi Boğaz ile Kanal İstanbul hakkında testler yapmıştır. Karadeniz’den Akdeniz’e geçen toplam akı sabit tutularak, basit bir konfigürasyonla yapılan denemelerden bir tanesinin sonuçlarına göre İstanbul Boğazı’ndaki akım yapısı fazla değişmemektedir ve Kanal İstanbul eklenmeden yapılan hesaplamalara büyük oranda benzemektedir. Kanal İstanbul prototipinde yeni iki tabakalı bir akım oluşmakta, ancak bu basit koşullarda tabaka ara yüzeyi kanalın ortalarında tabana ulaştığı için alt akım tıkanmaktadır. Hızlar küçük kanalda daha düşük olduğu için karışım da İstanbul Boğazı’na oranla daha az olmaktadır. Yine de Marmara Denizi çıkışına doğru ara yüzeyin hızla yüzeye yaklaşması sonucunda kanalın Marmara ucunda (K.çekmece ağzı) yüzeyde önemli derecede artan hızlar görülmektedir. Kanal İstanbul boyunca en fazla değişim güney kısımda Marmara Denizi’ne çıkıştan önce gerçekleşmektedir. Kanalların toplam akıya katkıları araştırılmıştır. Kanal İstanbul’dan geçen akı, denenen her durumda İstanbul Boğazı’ndan geçen akıya oranla 600–800 m3/s değerleri arasında bir artış göstermektedir. Bu önemli bir risktir.

Kanal İstanbul’un açılması, Sakarya Nehri’nin 3-4 misli büyüklükte yeni bir nehrin, Marmara Denizi’ne girdi olarak eklenmesi demektir. Hem de bu ek su girdisi tatlı nehir sularını değil, besin ve kirlilik yüklü Karadeniz kıyı sularını, Marmara’ya taşıyacaktır. Dolayısıyla, boyut itibarıyla büyük bir yeni su hacminin ve kirlilik kaynağının sisteme eklenmesinin, Marmara’da halen varolan problemleri artırıcı bir etki yapması beklenmelidir.



Ahmet YükselS
1 ay önce - Cum 02 Ağu 2019, 15:39

Bu uzmanlar harbi geri zekalı olmalı!! Madem ki kanal, karadenizden marmaraya akan su miktarını artıracak, o zaman, zaman içinde karadenizdeki su seviyesi düşmek suretiyle karadenizle marmara arasındaki 20-30 cmlik seviye farkı da düşüp eşitlenmeyecek, sonuçta da marmaraya su akıntısı azalmayacak mı? Meselenin özü bu.. Bunu çözemeyen adam laf salatası yaparak uzmanlık taslıyor!!

Mehmet Kasım İyonya
1 ay önce - Cum 02 Ağu 2019, 16:31
KARADENİZ SU BÜTÇESİNDEKİ DEĞİŞME


Bilim İnsanlarına hakaret etmeden konuşmayı becerelim. Uzmanların açıklamaları çok önemli. Simülasyonla netleştirilmeli. Şöyle ki, kapalı bir deniz olan Karadeniz, akarsu debilerinin en fazla olduğu denizlerden biridir ve nehir girdileri ile Akdeniz suyunun Karadeniz’e girişi İstanbul Boğazı’ndaki değişim akımları ile dengede tutulmaktadır. Marmara’ya eklenecek 600–800 m3/sa değerindeki su akısı (yani kanal), aynı miktarın Karadeniz su bütçesinden eksilmesi, dolayısıyla İstanbul Boğazı’ndaki alt ve üst tabaka akımları arasındaki dengenin değişmesi demektir. Oysa Karadeniz’in iklimsel dengesi tümüyle su bütçesine bağımlıdır ve küçük de olsa su bütçesindeki değişim, Karadeniz’e giren ve çıkan su kütlelerinin miktar ve özelliklerini değiştirebilecektir. Türk Boğazlar Sistemi’nin kontrol ettiği Karadeniz su bütçesindeki değişme, duyarlı dengelerle korunan yoğunluk tabakalaşmasını etkileyebilecek ve bu değişim, uzun zaman ölçeklerinde Karadeniz’in iklimsel dinamiklerine yansıyacaktır. Karadeniz'e kuzeyden akan Tuna, Dinyeper, Dinyester gibi nehirlerin akıtacağı su da artabilir. Küresel ısınmadan dolayı buzul erimesi ve suların güneye inmesi de söz konusu. Yani tek yönlü etkileşim değil, çift yönlü etkileşim var. Karadeniz kanalla kaybedeceği suyu yukarından nehirle karşılayabilir mi? Hesaplamak lazım. Simüle etmek lazım. İşte bu akışı Marmara'yı olumsuz etkileyecektir.



Bu arada kanaldan saatte 800 m3 su akışı hesaplanmış. 24 saat esası ile 1 günde 19.200 m3 su akacak diye düşünülebilir. Ayda ortalama 576.000 m3 eder, yılda da 6.912.000 m3 oluyor. Boğaz ise 600 idi.


Kanalın kıvrımlı güzergahı, geometrisi, tabanı ve içinin kaplama materyali gibi fiziksel özellikleri sonuçları değiştirecektir. Türbülanslı karışım özellikleri de bütün bu parametrelerden etkilenecektir. Ayrıca yukarıda durağan koşullar farzedilmekle birlikte bölgede durağan bir durum hemen hemen hiç olanaklı değildir. İstanbul Boğazı’nda gözlenen rüzgar, barometrik basınç, nehir ve yüzey su girdileri, su seviyesi gibi etkenlere bağlı hızlı değişimlere ek olarak mevsimsel ve uzun süreli değişimler Kanal İstanbul için de geçerlidir ve sonuçlar bunlara çok bağımlı olacaktır.



Ahmet YükselS
1 ay önce - Cum 02 Ağu 2019, 16:52

Alıntı:
Bilim İnsanlarına hakaret etmeden konuşmayı becerelim. Uzmanların açıklamaları çok önemli.



Kanal, karadenizden marmaraya akıntıyı artıracak deyip sonra da karadenizdeki su seviyesinin hiç düşmeyeceğini, aynı su miktarının akmaya devam edeceğini varsayan adam bilim adamı olamaz. Dolayısıyla saygıyı hak etmiyorlar..


Alıntı:
Bu arada kanaldan saatte 800 m3 su akışı hesaplanmış. 24 saat esası ile 1 günde 19.200 m3 su akacak diye düşünülebilir. Ayda ortalama 576.000 m3 eder, yılda da 6.912.000 m3 oluyor. Boğaz ise 600 idi.


Şu birim ve ölçüleri doğru yazmayı öğren önce dostum!!.. 600 ne? Milyon mu? Bin mi? Ya da ne?
Doğrusu 600 milyon metreküp olacak. Şayet kanaldan geçen de dediğin gibi yılda 6.9 Milyon metreküp olacaksa, boğaza göre devede kulak gibi bir miktar demektir. Yaklaşık 1/90'a tekabül ediyor.. Ben kanaldan akan su boğazın 1/10'u mertebesinden olur derken çok iyimser davranmışım o zaman? Boğazın 90'da 1'i oranındaki kanal akıntısı mı marmarada her şeyi altüst edecek?


metin2234
1 ay önce - Pts 05 Ağu 2019, 09:37

buradaki bazı arkadaşlar sadece ve sadece hükümetin ortaya koyduğu bişeyi savunmakla görevlendirilmiş. kendilerine böyle emir verilmiş. doğru yanlış sorgulama sadece "seçim yatırımı" vaadlerimizi canhıraş savun. mantığı tersten kuralım burada canı pahasına kanalı savunanlar eminim yarın erdoğan çıksa "kanalı yapmıyoruz kalıcı olarak iptal ettik" dese bu sefer de kanalın ne kadar gereksiz olduğunu aslında hem ekonomiye hemde çevreye zarar olacağını gece gündüz yazar durur.

olayın gerçek yüzü ise oradan millete tarla kakalayacak 3-5 çakalın zengin olması için ve seçimlerde milleti oyalamak için ortaya atılmış bir hayal. bu milletin çılgın projelere değil akla fikre mantığa uygun bilime uygun icraatlere ihtiyacı var. idam gelecekti şu olacaktı bu olacaktı adını anan bile yok. 10 yıldır koyun gibi uyuttular milleti kanal yapılıyor yapılacak ihaleye çıkılacak geri adım atmak yok vs.vs.vs.vs.



Ahmet YükselS
1 ay önce - Pts 05 Ağu 2019, 18:35

Erdoğan ne yapıyorsa yanlıştır mantığıyla, yapılan her projeye karşı çıkan zihniyeti bozuklardan bıktık artık. Hadi kanalı anlayamadın, ufkun dar, peki havalimanına neden karşıydın? Köprüye neden karşıydın? Baraja neden karşıydın? Nükleer santrale neden karşıydın? Diye sorarlar adama..
Bunu neden yaptıklarını kendi ağızlarıyla da itiraf ediyorlar aslında! Ne demişti ana muhalefetin genel başkan yardımcısı? ''Bu hükümet dünyanın en iyi işini de yapsa iyi demeyiz, bizim görevimiz muhalefet etmektir''..
Senelerce milleti muasır medeniyet diye uyutmuşlar, şimdi o muasır medeniyeti muhafazakar bir parti başarmaya başlayınca hasetlikten kudurma durumu yaşıyorlar. O yüzden de, akıldan izandan yoksun eleştirilerle halkın gözünde projeleri kötü göstermeye çalışıyorlar. Projeleri savunan insanlara da utanmadan çamur atıyorlar. Para alıyorlarmış!! Sen ne alıyorsun bu projeleri kötülemek için peki?


Mehmet Kasım İyonya
1 ay önce - Sal 06 Ağu 2019, 10:48
YAŞATMAYI SEÇTİK


Bir proje ortaya atıldığında, ülkenin % 100'ü destekleyecek, mutlak biad edecek diye bir kural yok. Biz vatandaşız. Bazı şeyleri eleştirme hakkına sahibiz. Yurttaşlık haklarımız var. Tebaa değiliz. Baştakiler de bu ülkenin sahibi değil. Karşı çıkmak en doğal hakkımız. Siz kim oluyorsunuz da bizim demokratik haklarımızı elimizden alacaksınız? Projelere neden karşı çıktığımızı anlatıyoruz, dinlemiyorsunuz ki? Havalimanı dediniz şehre uzak, hayatımızı zorlaştırdı, çevreyi tahrip etti, o yüzden karşıyız. 3. köprü otoyolu ağaçları kesi doğayı tahrip etti, ücretleri yüksek, oylu uzatıyor o yüzden karşıyız. Nükleer tehlikeli bir iş. Sinop'ta canım ormanları katletti o yüzden karşıyız. İstanbul-İzmir Otoyolu açıldı, gidiş geliş 512 tl, çok pahalı o yüzden karşıyız. Kaz Dağları'nda 200.000 ağacı kesip Kanadalılara altın çıkarma işine karşıyız.

İnsan haklarını, doğayı, yaşamayı, yaşatmayı, canlıları, kuşları, ağaçları seviyoruz o yüzden bu projelere karşıyız. İstanbul'u su havzalarına kanal bahanesiyle 100.000 konut yapıp bölgeyi betonlaştırmaya karşıyız.


Ahmet YükselS
1 ay önce - Sal 06 Ağu 2019, 14:10

Sevsinler timsah gözyaşlarını!! Öyle bir ajitasyonla anlatıyor ki, gerçekten doğa aşığı sanırsın!!

Çok sevdiğiniz, ana vatan olarak gördüğünüz Amerikada, İngilterede, Fransada, Almanyada, nükleer yok mu? Hem de her birinde 40-50 adet nükleer santral var.. Geçtim bu büyükleri burnumuzun dibindeki ufacık ermenistanda, bulgaristanda, ukraynada bile nükleer var. Kime masal anlatıyorsun?

Sizin ağa babanızı biliriz biz. Gezi eylemlerinde, Mesele ağaç değil anlamıyor musunuz, haydi herkes sokağa diyordu teröristin biri. Devlet o teroristleri bile masaya çağırdı dinledi. Nedir talebiniz dedi. Orda da cevap enteresan!! 3.köprü inşaatı duracak, havalimanı inşaatı duracak, hes inşaatları duracak,... Liste uzuyor. Hani siz Gezi parkındaki ağaçlar için yürüyordunuz? Ne alaka havalimanı, 3.köprü, hesler?

Tabii İpleri dışarda hain ve terörist inanlardı bunlar.. Fetönün desteğini de alıp hükümet düşürmeye kalktılar. Havalarını aldılar. Şimdi onların sempatizanları aynı türküleri söyleyip duruyor..

Doğaya zarar vermeyen, yol, köprü, havalimanı mı olur? Nerde var bu? Dünyada çevreye doğrudan veya dolaylı zarar vermeyen proje olmaz. Ancak hiç bir gelişmiş ülke bir proje çevreye zarar veriyor diye iptal etmez.. Zararları bertaraf edecek tedbirleri alır.

Dünyada herkesin nükleer santrali varken Türkiyeye gelince ne kadar hain varsa ayağa kalkıyor!!

Otoyola 512 lira ödüyormuş!! Ödemekten kurtulduğun yakıt parası ve feribot ücretini de hesapla bakalım. Şark kurnazı!! Eksileri yazarken artıları niye yazmıyorsun? 4 saat gidiş, 4 saat geliş, toplam 8 saatlik yakıt tasarrufun olacak, sadece 450 lira bu yapıyor.. 50+50=100 lira da feribota ödeme yapman lazım. Etti mi 550 lira.. Otoyola göre başa baş diyelim. Ancak Gidiş dönüş 8 saat zaman kazancın var. Artı güvenli bir yolculuk yapıyorsun.. Ha buna rağmen, Tayyip yaptı deyip otoyoldan gitmek istemiyorsan buyur git eski yoldan, feribotla geç, 550 lira fazla masraf yap, 8 saat zaman kaybın olsun.. Engel olan yok. Tercih senin.. Hiç alakasız bir başlıkta kafa ütülemeye gerek yok.

Niyetiniz bozuk niyetiniz. Ne diyordu ana muhalefetin başkan yardımcısı, ''iktidar dünyanın en iyi işini de yapsa biz iyi demeyiz, bizim işimiz muhalefet etmek''.. Zihniyetiniz bu.. O yüzden bir halt olmuyor bu zihniyetten. Heykel dikmeyi hizmet sanan güruh..
1.boğaz köprüsüne bu gerici zihniyet karşı çıkmıştı.. Aynen devam ediyorlar..



sayfa 885
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET