Misafir 625
5 yıl önce - Prş 31 May 2018, 18:31
Kamu-Özel Ortaklığı (KÖO) projesiyle kurulmaya başlanan ve şu ana kadar Türkiye genelinde Mersin, Adana, Yozgat ve Isparta illerinde hizmete açılan Şehir Hastaneleri, yalnızca ihale aşamasındaki iddialarla değil, iç işleyişinde hastaları ve sağlık personelini maruz bıraktığı devasa sorunlarla da dudak uçuklatıyor. BirGün, bir ilke imza atarak, hizmete açılan şehir hastanelerine gitti ve buralardaki hastalar ve sağlık personeliyle konuştu. Ve sonuç: Hastane içerisinde yangın merdiveni dışında kullanılabilecek bir merdiven bulunmamasından tutun da, doktor odalarının önünde sıra bekleyen yaşlı ve engelli hastalar için oturma alanlarının olmamasına kadar akla hayale gelmeyecek eksik ve çarpıklıklarla karşılaştık. Önce Mersin’deyiz…
Halkın parası betona yatırılmış
Mersin şehir hastanesinde görünen o ki, lüks betona epey para harcanmış. Devasa bir alan kaplayan hastanenin içerisinde inanması güç ama insanlar navigasyon kullanıyor! Bu kadarla da sınırlı değil. Hastane içerisinde, kaybolan ya da yürümekten yorulan kişiler için golf arabaları turluyor. Bu durum ilk bakışta olumlu bir tablo olarak değerlendirilebilir, ancak ne hastalar ne de sağlık personeli aynı görüşte: Hekimler ve diğer sağlık personelinin acil durumdaki hastaya mümkün olduğunca erken müdahale gerekliliği düşünüldüğünde, Mersin şehir hastanesinin, hastane mantığına son derece aykırı bir mimari özelliği taşıdığı ortaya çıkıyor. Zaten burada konuştuğum hastalar, hastane içerisinde bir yerden başka bir yere gitmenin zorluğuna dikkat çekiyor. Mukaddes Yılmaz (78) adlı hasta, “yaşım ve kilom nedeniyle hastane içinde gideceğim yere varmak beni çok yoruyor. Arada bir, hastane içinde hasta taşıyan akülü arabalar görüyorum ama onlar yakalamak mümkün olmadı bugüne kadar” diye konuşuyor. Peki sağlık personeli bu duruma ne diyor? Onların düşüncesini yukarı katlara çıktıkça öğreniyorum…
Hekimler sekreterlik yapıyor
Mersin şehir hastanesinin devasa alanı ile hantal yapısı, bir başka önemli sorunu da beraberinde getiriyor: Poliklinik önünde tanık olduğum bir sözlü taciz olayında, hekimin istemiş olduğu güvenlik görevlisi, neredeyse 10 dakika sonra hekimin olduğu yere gelebiliyor. Sağlık personeline şiddet olaylarının en fazla yaşandığı kentlerden birinin Mersin olduğu düşünüldüğünde, böyle bir zaman kaybının ne anlama geldiği açık.
Burada görüşlerine başvurduğum bir hekimin anlattığına göre, hastanenin devasa alanı, hekimlerin ve diğer sağlık personelinin de kabusu haline gelmiş:
“Yalnızca bir kattan başka kata değil, aynı kattaki hastaya ulaşmak bile mesele. Başta İngiltere olmak üzere tüm dünya, verimsiz olduğu için şehir hastaneleri modelinden geri adım atıyor. Türkiye ise 2020’ye kadar tüm devlet ve araştırma hastanelerini şehir hastanelerine çevirmiş olacak. Yani ileri ülkelerin tam tersi istikamete gidiyoruz yine. Türkiye’deki şehir hastanelerinin sorunları bu kadarla sınırlı değil. Bu hastanelerin en büyük sorunlardan biri de aşırı yatak kapasitesi. Tüm dünya, ideal hastane yatak sayısı 200 ile 600 arasında kabul ederken Türkiye’deki şehir hastanelerinde yatak sayısı 1000-3000 arasında. Bakın, Mersin’de yatak sayısı dahi 1300 ki bu hiç de iyi bir şey değil. Çünkü ne kadar çok yatak olursa hekimin hastayla ilgilenmesi o kadar zorlaşır.”
Aynı hekimin anlattığına göre, hastanenin bir diğer hayati sorunu da sekreter yetersizliği. Bu nedenle hekimler, kendileri sekreterlik yapmak zorunda kalıyormuş: “Polikliniklerde dahi yeterli sekreter olmadığı için kaos oluşuyor. Bu kaos nedeniyle hastaya yeterli zaman ayıramıyoruz. Hasta, hak ettiği tedavi olanaklardan git gide daha fazla mahrum kalıyor.”
Sağlıkçılar fazla hasta bakmaya zorlanıyor
Mersin, bilindiği gibi Suriyeli nüfusun yerel nüfusla neredeyse eşitlendiği bir kent. Hastanede hizmet alan hastaların büyük bir çoğunluğunu Suriyeliler oluşturuyor ancak burada Arapça bilen personel yetersizliği, hasta ile hekim arasında iletişim sorununun katlanarak artmasına yol açıyor. Öte yandan hastalar, randevu konusunda eski sorunların devam ettiğini, yine telefon başında beklediklerini söylüyor.
Ancak randevu meselesi, yalnızca hastalar açısında sorun teşkil etmiyor. Mersin şehir hastanesinde konuştuğum bir görevli, burada da, tıpkı diğer şehir hastanelerinde olduğu gibi, idarenin hastane gelirlerini artırmak için sağlık personelini randevu sistemi dışında, aşırı derecede hasta bakmaya zorladığını anlatıyor. Yani, hastane yönetimi, sağlık personelini, Bakanlık’tan alınan merkezi randevuların dışında hasta bakmaya zorluyormuş. Bu da, aşırı yük ve düşük hizmet demek oluyor.
Bunun nedeni, hastanenin sahibi olan Rönesans şirketinin, hastaneye sağlıkçı gözüyle değil, yalnızca kar odaklı bakmasından kaynaklanıyor. Çok başlı yönetim biçimi, işçi sağlığı, iş güvenliği ve hasta hakları alanında yaşanan devasa sorunlar, AVM ile hastaneciliğin aynı zihniyetler tarafından hayata geçirilmiş olmasının getirdiği son noktayı gözler önüne seriyor. Kafeteryada konuştuğum bir hekim de farklı bir açıya dikkat çekiyor: Mersin şehir hastanesinde çalışan personelin, valilikte toplanan bir komisyon kararıyla ve hiçkimsenin görüşü alınmadan zorunlu bir şekilde buraya geçirildiğini ve son derece mutsuz olduklarını anlatıyor.
www.reklam_link/amp/haber-detay/iktidarin-ruya-projesi-sehir-hastanelerindeki-sorunlari-dinledik
|