Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Furkan

14 yıl önce - Cum 10 Arl 2004, 14:08
İÇİMİZDEKİ TÜRK-BERLINER ZEITUNG


Alıntı:
BERLİN, 09/12(BYE)--- Tirajı günde 183 bin 770 olan Berliner Zeitung'un 09 Aralık 2004 tarihli sayısında, Harald Jaehner imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:

Türkler hiç de uzaydan gelmiyorlar. İstanbullu biolog Ahmet Arslan şimdi bizim bu varsayımımızı doğruluyor. Ahmet Arslan, Avrupalılarla Türkler arasında akrabalık olduğunu iddia ediyor. AFP haber ajansı da, böylesine dikkatli ve çekince dolu bir ifade kullanıyor. Hatta DNA analizlerine dayanan karşılaştırmalara göre, kan örnekleri, Avrupalıların kökenlerinin Türk olduğuna dair ipuçları vermiş. Böylece Türkiye'nin sadece AB üyeliğine değil, aynı zamanda da en yaşlı üye sıfatıyla bir tür başkanlığa da hakkı olacaktır.

Ahmet Arslan'ın, katılım meselesinde olmasa da, diğer tespitleri için genetik analizlere ihtiyaç yoktu. Çünkü Frenkler, Burgonyalılar, Saksonyalılar ve Normanlar (o zamanlar Avrupa'yı kim düşünüyordu ki?), Haçlı Seferleri'nden beri, Selçukluların yaralarından akan kanın kendi kabilelerininkiyle aynı olduğunu biliyorlar. Belki çocukları öldürülen annelerin çığlıkları biraz farklıydı, ama gözlerindeki dehşet, Batı bölgelerinde soyguna uğrayan annelerinkiyle aynıydı. Hazreti İsa ve Hazreti Muhammed'in taraftarları kanlarına kadar birbirlerinden nefret ediyorlardı, çünkü kanlarının aynı türden olduğunu biliyorlardı.

Bundan çıkarılan, kadınlarının kendilerine ait olduğu sonucu da aynı türdendi. Günümüzde, Devlet Operası'nda Don Hose, artık başka birisiyle ilgilendiği için Carmen'i bıçakladığında, tüm salon ürpertici bir anlayışla içini çekiyor. Ya da Wozcheck adındaki temiz, terbiyeli bir Alman genci Komik Opera'da özgürlüğünü isteyen sadakatsiz Marie'yi öldürdüğü zaman. Ya da Gretchen'in erkek kardeşi, Faust tarafından namusu lekelenen kız kardeşinin intikamını bıçakla almaya çalışırken. Alman draması kaynayan Türk kanıyla dolu. Bizi, şu anda yabancıların tipik özelliği olarak gördüğümüz "namusun lekelenmesi" söyleminden sadece birkaç nesil ayırıyor. Bulvar basınında her gün gerçekleşen kıskançlık cinayetlerini yabancıların uyumsuzluğunun bir belirtisi olarak iğrenerek okuyoruz. Fakat sahnede, acı veren sesiyle içimizdeki Türke hayran kalıyoruz.

Kanımız ve DNA'mız büyük ölçüde birbiriyle aynı. Aynı yaratıcıdan geliyoruz ve birbirimize çarptığımızda, aslında ön tarafta olması gereken baldırımıza değil, hep hassas kaval kemiğine denk geliyor.


Ufuk Tan Dogan Gunes
14 yıl önce - Prş 28 Nis 2005, 20:43

Avrupalisi yada kizilderilisine kadar herkes kendisinde bir ortak yön bulurken bu muhteşem milletle yillarca icimizde guven icinde yasamis ermeniler arastirsalar durumu acaba ne olur suratlarinin hali

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET