Bir kere yenilenebilir enerji kaynaklarını istenen düzeye eriştirebilmek için bağımsız bir devlete ve bağımsız bir hükümete ihtiyacımız var. Bu sağlanırsa 3 aşamalı bir plan ile enerji bağımsızlığımızı sağlarız:
1. Aşama (Birinci 10 yıllık dönem): "GEÇİŞ SÜRECİ"
.......a. Enerji verimliliği. (a1. Sanayideki üretim araçlarının verimliliği, a2. Kamuda enerji verimliliği, a3. Kamu ve konutlarda enerji verimliliiği, a4. Yalıtım.)
.......b. Yenilenebilir enerjiyi rekabetçi, ulusal teknoloji edinimi amaçlı, know-how projeleri de içeren, inovatif ve yarışmacı bir yol haritası ile ağırlık verilmesi. Dönem sonunda toplam enerji arzı içindeki payının (hidroelektrik hariç) % 5'e çıkarılması.
.......c. Yerli linyit kaynakların akışkan yataklı termik santrallere dönüştürülerek ve yenilerinin açılarak arz güvenliğinin sağlamlaştırılması.
.......ç. Hidrojen enerjisine yönelik bütüncül bir ekonomik düzen oluşturma yönünde çalışmalar. Tüm şehirlerin doğalgaza kavuşturularak ileride hidrojen ekonomisine geçildiğinde az bir değişiklikle sistem altyapısının hazır olması.
.......d. Deneme amaçlı mini reaktörler kurularak atom enerjisi alanında geleceğe yönelik uygulamalı araştımaların yapılması.
.......e. Enerji bağımsızlığımızı güvence altına alacak yasal, idari ve hukuki tüm düzenlemelerin en tartışmaya kapalı şekliyle oluşturulup kurumsallaştırılması.
2. Aşama (İkinci 10 yıllık dönem): "ATILIM SÜRECİ"
.......a. Enerji verimliliğini en üst seviyeye getirecek dönüşümlerin yapılarak dönem sonunda batılı ölçülerinde ilerisinde bir üretim, iletim ve tüketim verimliliğine ulaşılması.
.......b. Dönem sonunda yenilenebilir enerji sistemlerinin toplam enerji arzı içindeki payının (hidroelektrik hariç) %25'lere çıkarılması. (yerli yenilenebilir enerjiler konusunda ihracatçı pozisyonda olarak sürekli gelişimi sağlayıcı itkinin oturtulması)
.......c. Dönem sonunda Hidrojen enerjisi ile çalışan tümleşik örnek uygulama sahaları kurup işletiyor olunması. (Hidrojeni hibrit yollarla elde etmeye yönelik tercihli projeler üretilmesi. Ulaşım, ısınma, aydınlatma, imalat sanayii.. vb.)
.......d. Hedef olarak dönem sonu itibariyle yeni nesil bir veya birkaç reaktörün hizmete almış olunması.
.......e. Arz çeşitliliğinde yerli kaynakların dönem sonu itibariyle üçte ikilik (2/3'lik) bir ağırlığa ulaşması.
3. Aşama (Üçüncü 10 yıllık dönem): "BAĞIMSIZLIK SÜRECİ"
.......a. Enerjisinin tamamını yerli teknolojiler ve kaynaklarla karşılayan bir sisteminin dönem sonu itibariyle sürdürülebilir bir kaynak yönetimi ile işletilmesi.
.......b. Yeni yapılacak her üretim tesisi, her konut ve her ulaşım aracının yasal olarak taşıması gereken enerji verimliliği standartlarının sıkı bir denetim altına alınması.
.......c. Hidrojen ekonomisinin hibrit yenilenebilir kaynaklarla kurulması ve fosil kaynakların yakıt olarak kullanımının yasaklanması.
.......ç. Hedef dönem sonu itibariyle atom enerji santrallerinde yeni temiz reaktörler servise alınarak %10'a yakın bir enerji talebinin bu alandan karşılanması.
.......d. Dönem sonu itibariyle ülkede üretilen, iletilen ve tüketilen enerjinin tamamının yerli teknolojilerle ve yerli yenilenebilir kaynaklarla karşılanması amacı UYGULANABİLİRDİR !!!
Ali Ağaoğlu ile Çin'in en büyük türbin üreticisi Sinovel arasında türbin anlaşması imzalandı.
Başbakan Erdoğan ve beraberindeki heyetin Çin ziyaretinden iş anlaşmaları haberleri gelmeye devam ediyor. Ali Ağaoğlu ile Çin'in en büyük türbin üreticisi Sinovel arasında imzalanan türbin anlaşması sonucu kurulacak 600 MW'lık santrallerin toplam yatırım bedeli 1 milyar doları bulacak.
Anlaşma kapsamında yapılacak santrallerin devreye girmesiyle birlikte yıllık 2 milyon kWh net üretim gerçekleştirilecek. Santrallerin elektrik üretimi 700 bin kişinin sanayi, konutve ortak aydınlatmalarda kullandığı elektrik ihtiyacını karşılayacak.
Halen 750'si rüzgar olmak üzere 1.250 MW'lık portföye sahip olan Ağaoğlu, rüzgar enerjisinde Türkiye'de kurulu güç açısından üçüncü sırada yer alıyor.
ŞİRKET TÜRKİYE'DE ÜRETİME SICAK BAKIYOR
Ağaoğlu'nun, üretimin bir bölümünü Türkiye'ye taşımasını istediği Sinovel'in ise dünyada toplam kurulu gücü 10 bin MW'ın üzerinde ve şirket 2015 yılı itibariyle kurulu güçte dünya lideri olmayı hedefliyor.
Anlaşmayla ilgili bilgi veren Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, enerji yatırımlarında hedeflerine kararlı bir şekilde ilerlediklerini vurgulayarak, Türkiye'nin temiz enerji üretiminde daha hızlı ilerlemesi gerektiğini belirtti. Üç yılda 1.250 MW'lık portföy oluşturma hedefleri bulunduğunu hatırlatan Ali Ağaoğlu, Sinovel ile imzalanan bu anlaşma ile 600 MW büyüklüğündeki yatırımın türbinlerini Çinli şirketten alacaklarını söyledi. Ali Ağaoğlu, Sinovel'i üretimin bir bölümünü Türkiye'de yapmaya davet ettiklerini ve şirketin bu konuya sıcak baktığını açıkladı.
AMACIMIZ YERLİ ÜRETİMİ ARTTIRMAK
Yatırımlara devam edeceklerini ifade eden Ağaoğlu, "Amacımız yerli üretimi artırmak ve bunu da çevreye zarar vermeden yapmak. Bu açıdan yenilenebilir (temiz) enerji yatırımlarını önemsiyoruz. Türkiye'nin rüzgarda toplam kurulu gücünün yüzde 10'luk kısmına çok kısa bir sürede eriştik. Sinovel ile yapılan bu anlaşma ile yaklaşık 1 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleşmiş olacak" dedi.
HATTAT HOLDİNG'DEN 1.5 MİLYAR DOLARLIK ANLAŞMA
Öte yandan Hattat Holding ile Çinli China Avic International Holding arasında Bartın-Amasra'da yerli taşkömürü ile kurulacak olan bin 320 megawatt gücündeki termik santralin mühendislik, satın alma ve inşaat işlerine ilişkin anlaşma da Pekin'de paraf edildi.
Toplam bedeli 1,5 milyar dolar olan anlaşma, termik santral kurma ve kömür çıkarma konularını kapsıyor.
Anlaşma ile Bartın Amasra'da 700-1000 metre derinliğindeki kuyularda ilk etapta 5 milyon ton taşkömürünün çıkarılması hedefleniyor. Daha sonra 10 milyon ton taşkömürünün çıkarılmasının planlandığı projenin hayata geçmesi ile taşkömürü ithalatının 1 milyar dolar azalması bekleniyor.
Kurulu yenilenebilir enerji kapatisemiz 2002 yılında 12.277 MW iken, 2012'de 21.114 KW e çıkmış, ancak halen bu alanda çok fazla yatırıma ihtiyaç var...
Konuyla ilgili bir makale;
Alıntı:
Yenilenebilir bir Türkiye
Türkiye, enerji ithalatına 50 milyar doların üzerinde döviz harcıyor. Ve neredeyse “cari açık” kadar parayı yurtdışına akıtıyor.
Ekonomik gelişmeyle birlikte Türkiye’nin enerji ihtiyacı da hızla arttı ve artmaya devam edecek. Önce, muhtemel enerji açığını kapatmak için doğalgaza ve ithal kömüre sarıldık. Gelişmiş ülkeler hidroelektrik enerji potansiyelinin tamamına yakınını kullanırken biz dörtte birini bile değerlendiremedik bugüne kadar. Sonuçta da gördük ki, bu yol, yol değil. Sular boşa akıp kömürümüz yeraltında beklerken, ithal kömürle ve doğalgazla çalışan santraller kurmak akıl kârı değil.
Nihayet Türkiye, nükleer enerji için düğmeye bastı ve ihalesini yaptı. Bununla birlikte, gecikerek de olsa kendi suyundan, kömüründen daha fazla faydalanmak için projeler geliştirmeye başladı. Suyun yanında diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi için de harekete geçildi.
Bu yapılanlar, artan enerji ihtiyacının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde karşılanması açısından son derece önemli.
Türkiye, yenilenebilir kaynaklar açısından son derece şanslı. Jeotermal enerji potansiyeliyle dünyada 12., rüzgâr enerjisi potansiyelinde 16. ve güneş enerjisi potansiyelinde 27. sırada. Ve bu kaynaklar (su, güneş, rüzgâr ve jeotermal) her şeyden önce temiz, yerli ve yenilenebilir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın açıklamalarına göre, 2002 yılında 12.277 MW olan yenilenebilir enerji kurulu gücümüz 2012 yılı Ekim ayında 21.114 MW’a yükseldi. 2002 yılında yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimimiz de 34 milyar kWh iken, 2011 yılında 58,2 milyar kWh’a ulaştı.
Halihazırda enerji üretiminde yenilenebilir kaynakların payı yüzde 28,9. Bunun 25,9’u su, 2,4’ü rüzgâr, yüzde 0,3’ü jeotermal ve geri kalan yüzde 0,3’lük pay da diğer yenilenebilir kaynaklar.
Son dönemde, 6094 sayılı kanunla, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretime teşvik getirildi, tesis tipine göre fiyat desteği sağlandı. En yüksek destek de güneş enerjisine verildi. Yurt içinde gerçekleşen ekipman imalatı için de teşvik söz konusu. Ayrıca yenilenebilir enerji üretim tesislerinde, yurt içinde üretilmiş ekipman kullanıldığı takdirde ilave fiyat desteği var.
Enerji ve Tabii aynaklar Bakanlığı’na göre, Türkiye’nin ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi 2.640 saat (günlük toplam 7,2 saat), güneş enerjisi potansiyeli de 380 milyar kWh/yıl olarak hesaplanmış. Bu, hidroelektrik enerji potansiyelimizin iki katına yakın bir miktar ve Türkiye elektrik tüketiminin (229,4 milyar kWh/2011 yılı) 1,66 katı ediyor.
Güneş enerjisi konusunda, arka arkaya proje açıklamaları ve yatırım haberleri duyuyoruz. Bu, gelecek adına sevindirici bir gelişme. En son, Türk enerji şirketi İcon ile İtalyan Enegienuve’nin yenilenebilir enerji alanında ortak yatırım ve işbirliği için imza attıklarını öğrendik. İki şirketin hedefinde Türkiye üzerinden Afrika’ya açılma da var.
İcon Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Alkış, “AB ülkelerinin tamamı gelecek 25 senede enerjisinin yarıdan fazlasını yenilenebilir kaynaklardan elde etmeyi artık yasalarla belirlemişler. Türkiye, AB’ye göre çok daha verimli güneş ve rüzgâr potansiyeline sahip. Bizler bu potansiyeli açığa çıkarmak istiyoruz.” diyor.
Ayrıca her gün farklı bir binanın, mekânın elektrik, ısıtma veya soğutma ihtiyacının güneş enerjisiyle karşılanacağı haberini okuyoruz. İlginçtir, geçen hafta Bursa’da yapılacak Nilüfer Ticaret Merkezi Camii’nin enerjisinin güneş ve rüzgârdan sağlanacağı açıklandı. Bir diğer ilginç uygulama da, Malatya İl Özel İdaresi’nden. Köylerdeki su depolarının klorlama cihazlarını güneş panelleriyle çalıştırmaya başlamışlar. Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Türkiye, suyu, güneşi ve rüzgârıyla bulunmaz imkânlara sahip. Ve ne olursa olsun kaynakları gereksiz yere kullanmak israf olduğu gibi, kullanmayıp yerine başka kaynaklara para dökmek de israftır. Bakalım ne kadar zamanda, ne kadar “yenileneceğiz?”
Türkiye yenilenebilir enerjide dünya ortalamasını geçti
Alıntı:
Türkiye, geçen yıl ürettiği elektriğin yaklaşık 3'te 1'ini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak bu alanda dünya ortalamasını geride bıraktı.
Yenilenebilir Enerji Politika Ağı'nın yayınladığı "Yenilenebilirde Küresel Durum Raporu"na göre, 2013 yılında dünyada 23,5 trilyon kilovatsaat elektrik tüketildi. Bunun yüzde 22'si (5,1 trilyon kilovatsaat) yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. Türkiye'de ise geçen yıl tüketilen 245 milyar kilovatsaatlik elektriğin yüzde 29'u (73 milyar kilovatsaat) yenilenebilir enerji kaynakları tarafından üretildi.
İLK SIRADA HİDROELEKTRİK SANTRALLERİ VAR
Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payına bakıldığında, hidroelektrik santrallerin ilk sırada yer aldığı görüldü. Hidroelektrik santrallerini, rüzgar santralleri ve jeotermal enerji santralleri izledi.
Çin, ABD, Brezilya, Kanada ve Almanya gibi ülkeler yenilenebilir enerjide en yüksek kapasiteye sahip ilk beş ülke olarak sıralandı.
Türkiye'de yenilenebilir enerji kurulu gücü 2013'te, bir önceki yıla göre 3,3 gigavat artışla 25 gigavat seviyesine çıktı. Dünya genelinde ise bu rakam 120 gigavatlık kapasite artışıyla 1560 gigavata ulaştı.
TÜRKİYE'DEN HİDROELEKTRİK VE JEOTERMAL ATAĞI
Rapora göre Türkiye, yenilenebilir enerjide gerçekleştirdiği kapasite artırım miktarıyla da dikkati çekti. Geçen yıl hidroelektrik santrallerinde 2,7 gigavat kapasite artırımı gerçekleştiren Türkiye, bu miktarla dünyada Çin'in ardından ikinci sırada yer aldı.
Geçen yıl hidroelektrik enerjide kapasite artırım miktarı açısından Çin 29 gigavatla ilk sırada yer aldı. 2,7 gigavat kapasite artırımı gerçekleştiren Türkiye ikinci; 1,5 gigavatla Brezilya üçüncü; 1,3 gigavatla Vietnam dördüncü, 0,8 gigavatla Hindistan beşinci oldu.
JEOTERMAL ENERJİDE 2'NCİYİZ
Türkiye, ayrıca jeotermal enerjide de kurulu gücünü en fazla artıran ikinci ülke oldu.
Geçen yıl jeotermal enerjide kurulu gücünü 196 megavat artıran Yeni Zelanda, bu alanda ilk sırada yer aldı. Türkiye 112 megavatla ikinci, ABD 84 megavatla üçüncü, Kenya 36 megavatla dördüncü, Filipinler 20 megavat kapasite artırımıyla beşinci oldu.
Şu an ülkemizde 2958 mw kurulu gücünde rüzgar santrallerimiz mevcut.kurulum aşamasında da 980 mw lık santral bulunuyor.
Ülkemizin rüzgar kapasitesi yaklaşık 30.000 mw.
Bu göz önüne alındığında bu sektöre daha fazla önem verilmesinin gerekliliği ön plana çıkıyor.
Ülkemizde özellikle balıkesir,istanbul,çanakkale,manisa,izmir,hatay,aydın,osmaniye illerinde rüzgar santrallerinin ve potansiyelinin fazlaca olduğu söylenebilir.
Kaynak: TÜREB