neşetyıldız
12 yıl önce - Pts 14 Şub 2011, 12:10
İslamda Ve Batıda Mizah Anlayışı
Özenli çizgisi hayatının her alanına yansıyan usta Sanatçı Hasan Aycın’la mizahı, mizahın sınırlarını, Batı’nın ve Doğu’nun mizah anlayışları arasındaki farkları ve İslam’ın konuya ilişkin yaklaşımını konuştuk.
- Sizce mizahta sınır olmalı mı?
Elbette olmalı. Biz gözümüzü sınırlara açmış varlıklarız, öyle kavrıyoruz her şeyi. Sözcükleri, sözleri, anlamları, anlayışları.. herşeyi, ama her şeyi sınırlarıyla kavrıyoruz. Sınırsız olan ancak Allah'tır, O'nun dışındaki her şey sınırlı, yapıp ettiklerimiz de... Sınırlı bir varlığın sınırsız bir uğraş ortaya koymasından bahsedebilir miyiz? Asıl soru mizahın sınırlarının ne olduğu, nasıl olması gerektiği olmalı. Mizahla uğraşıyorsak yaptıklarımıza dönüp dönüp bakmalıyız. İnsanın/insanlığın iyiliğine mi kötülüğüne mi olduğunu anlamak için yapmalıyız bunu. Mizah da ömrümüzün hasılalarından bir hasıla çünkü. Bilenlerin malumudur, geleneğimizde bir kazancın helal mi haram mı olduğu neye harc olduğuyla, daha doğrusu neye yaradığıyla anlaşılır.
- Batının mizah anlayışıyla Doğu toplumlarının mizah anlayışları arasında temel fark nedir? Nasıl bir mukayese yapılabilir?
Batı ile Doğu nitelemesinde bulunurken onları belirleyen temel değerlerden söz etmiş, temel bir farkın altını çizmiş oluyorsunuz aslında. Bu farklılık onların insana biçtikleri misyona ve buna bağlı olarak insan üretimlerine yansır. Daha doğrusu yansımalı. Yansımalı diyorum, zira bugün pek de öyle olmadığını görüyorum. Bu durum, Batı değerlerinin egemenliğinde Doğu değerlerinin yozlaşması, aşınması ve giderek yok olmasının bir sonucu olsa gerek.
- İslam'ın mizah anlayışı nasıldır?
İslam'ın mizah anlayışının nasıl olduğunu söylemek benim görevim ve haddim değildir. Ama Müslümanların mizah anlayışının nasıl olması gerektiğini konuşabiliriz. İslam'ın insanlara teklifinin ne olduğunu, onlardan ne istediğini ve karşılığında ne vaad ettiğini anlamaları için, hem de iyi anlamaları için Müslümanlar ne yapmalılar, şimdiye kadar ne yapmışlardır, diye düşünmeliyiz öncelikle. Bizim çizgimizde komedi yoktur, saçma-sapana gülünmez; lakin, ibrete tebessüm edilir. İfadenin güçleştiği yerde bir hikmete mebni olarak latife yapılır, nükte söylenir, kıssa anlatılır. Güzelliğin yanında yer alıp onu öne çıkartmışlar bizden öncekiler, çirkinliğin karşısında yer alıp onu da örtmüşler... Esasen Peygamber Efendimiz'in sünnetidir bu.
KAYNAK.Son Peygamber.İnfo
En son neşetyıldız tarafından Pts 14 Şub 2011, 12:37 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|