Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7
EVRİM ERDEM
6 yıl önce - Pzr 17 Hzr 2012, 09:57

Filmlerde Bursa’yı arayan yönetmen

Neredeyse her filmdeki replikleri ezbere bilecek kadar sinema tutkunu olan Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri’nin fikir babası yönetmen Deniz Yayın, 11 yaşından beri Türk filmlerinde Bursa’nın izini sürüyor.
Dilek GÖRAL
dilekgoral@olaygazetesi.com.tr

Henüz televizyonun icat olup, beyaz perdenin küçücük bir kutuya doluşmadığı 60’lı yıllarda çocukluğunu yaşayanların genellikle yaptığı gibi sinema ile sıkı bağlar kuran bir isim Deniz Yayın. Fakat onunki biraz daha farklı. Kendisinden 13 yaş büyük ablasına tek başına sinemaya gitmek yasak olduğu için ona refakat etmekle başlayan sinema tutkusu, hayatının her döneminde galip geliyor; aldığı mühendislik ve sanat müziği eğitiminde de okul sonrası atıldığı ticarette de.

Sıkı bir arşivci. Yazılı ya da görsel neredeyse ilgisini çeken her şeyi arşivliyor. Bunların içinde elbette ki film arşivi çok önemli bir yer tutuyor. Altı binin üzerinde bir film arşivine sahip. Bu filmlerin bir bölümü de Bursa ile ilgili olanlar. 11 yaşındayken izlediği Mine Mutlu’nun oynadığı “Seks Fırtınası” filminde Heykel’de cinayet sahnesini görmesiyle, içinde Bursa olan filmleri bir kenara not etmeye ve daha sonra arşivine dahil etmeye başlıyor. Endişelenmeyin sizin sorduğunuz soruyu ben de sordum, 11 yaşında bir çocuğun öyle bir filmde ne işi var, diye. Yanıtını birkaç paragraf sonra okuyacaksınız.

Yaptığı sadece arşivcilik değil tabii ki, televizyon programcılığı, belgesel çekimleri, Geç Gelen Altın Portakallar projesi, üç farklı dönemde farklı yönetmenlerce çekilmiş “Vurun Kahpeye” filmlerini bir kolajda topladığı “Vurun Kahpe’ye 4” filmi, 83 ülkeye yaptığı geziler ve Gezginler Kulübü kuruculuğu hızla anlatabileceklerim. Baharın son ayında konsepte uysun diye seçtiğimiz Koza Hanı’nda, kuş cıvıltıları, çocuk sesleri, çay kaşığı çınlamaları arasında yaklaşık iki buçuk saat süren lezzetli bir sohbetten geriye kalandır bu satırlardakiler.

Sinema merakınız nasıl başladı?

Çocukluğum 60’lı yılların muhteşem sinema döneminde geçtiği için ezgileri ezbere biliyorum. Bursa’nın ilçelerinden birisinde, Karacabey’de doğdum. 1960’larda Karacabey’de eğlence sadece sinemaydı. Benden 13 yaş büyük bir ablam var; Oya, babam izin vermiyordu onun yalnız sinemaya gitmesine. Oya Ablam beni elimden tutar sinemaya götürürdü ve ben çılgınca film izlerdim. İşin ilginç tarafı yeni okumaya başladığım için jenerikleri hep okurdum; rejisör, müzik direktörü... Okurdum ve aklımda kalırdı. Uyumadan önce sinema hayali kurardım. Ama kameranın önünde olmayı hiç düşünmedim, Ömercik, Ayşecik gibi rol yapmak değil, onlara şöyle yap, buradan koş, diyen kimse, o adam olmak istiyordum. Sonradan onun rejisör, yönetmen olduğunu öğrendim. Bir ayağımız Bursa’da olduğu için Tayyare, Yazıcıoğlu, Dilek, Yeni Aile Sinemalarında film seyrederdim. Günde üç film seyrettiğimi biliyorum. Çılgın bir sinema tutkum daha sonra rafine olmaya başladı. Üniversite hayatımın içinde sinema tutkusu iyice gelişti.

Bursa’da çekilen filmleri bir araya topluyorsunuz. Kaç tane filmde Bursa var?

Aslında bende Bursa’da çekilen filmler cd’si var. Hepsini toplamadım. Eğer Uludağları çıkarırsak, 40’a yakın film var. Uludağ’ın olduğu film sayısını söylemeyeyim.

Neredeyse her filmde bir uludağ tatili var çünkü.

Evet. Mesela bir film var. Türk sinemasının ilk seks filmi; Seks Fırtınası. Yeni Aile Sineması’nda oynadı. Sinemaya filmi seyretmeye gittim. Mine Mutlu ilk defa böyle bir filmde oynayacak, gazetelerde çıktı. 11 yaşındayım. Kendimi korumak anlamında söylemiyorum bu cümleyi fakat; amacım Mine Mutlu’nun böyle bir filmde oynamasını yakıştıramıyorum, bir bakayım nasıl diye seyretmeye gittim. Çünkü notlar alıyorum. O duygusal, güzel kadın…

11 yaşında öyle bir filmi izlemeye izin veriliyor mu?

Yapmayın Allah aşkına, film pornografik değil, adı öyle. Mine Mutlu şortlarla çıkıyor, şortla çıktığı için adını “Seks Fırtınası” yapıyorlar. O sizin söylediğiniz filmler 1975-76 sonrası. Gittim izledim. Bir baktım Heykel’in önünde adam öldürüyorlar filmde. İlk orada başladım, Bursa’da çekilen filmleri toparlamaya, not almaya. Sonra Ayşecik’in “Yuvanın Bekçileri” filmi Çekirge’de başlar, Yeşil’e gider. Karagöz heykelleri, Çekirge Caddesi’nin eski hali o kadar güzel görünüyor ki. Bunu da görünce ben bir araya topladım.

Arşivlere nerelerden ulaşılabilir?

Malzeme yerlerini biliyorum. Bir tane ipucu söyleyeyim size. Örneğin eskiden bankalar Bursa’da şube açtığında, reklam filmi çektirir ve o şubenin açılış reklamı sinemalarda filmden önce oynardı. Bankaların arşivlerinde bunlar var fakat onun için de yetkili birinin olması lazım. Kim olabilir? Bura Kültür Sanat Vakfı veya Bursa Belediyesi. Bunları arkanıza alıp da giderseniz bulabilirsiniz. O bankaların reklam filmlerinde öyle bir kişi geçiyor ki, isim vermem yanlış olur, örneğin Bursa’nın en meşhur manifaturacısı, en meşhur aktarı gibi, o kişilerin hareketli görüntüleri. Bazı ailelere ulaştım, o aileler 1970’li yıllarda Almanya’dan gelirken eşine dostuna sekiz milimlik kamera getirmiş. Ne olur o filmleri verin ben DVD yapayım, size yine DVD olarak vereyim diyorum. Peki o ailenin ne işi var DVD’de? Mesele o değil, o filmler nerede çekiliyordu? Kültür Park’ta, Ulu Cami önünde, önemli olan bu; arka planları hatırlayalım. Bunun için Kültür Sanat Vakfı ve Belediye ile birlikte bir çalışma yapılması lazım.

YABANCI TV KANALLARI TÜYAP’A GELEBİLİR

Son dönemde turizm atağı başladı. Bursa’da çekilmiş filmler işe yarayabilir bu konuda.

Olmaz mı. Bakın Gemlik, Armutlu, Mudanya deniz; Uludağ, kar, soğuk; Orhaneli orman, ilkbahar; ayrıca çok akıllıca bir belediyecilik yapılıyor Bursa’da. Şehir merkezinde yenileşmeyi çok kontrol altında tutuyor. Şehir merkezinde Setbaşı, Yeşil tarafı, ne kadar korunuyor ben konuşmayayım ama yine de korunuyor. Böyle bir ortamda dört mevsimi yaşarken bilhassa 1930 ve 40’ları en zor dönemleri tarih için de dekor yaparsınız, fakat 30-40’lara ne yapacağınızı bilemiyorsunuz, çok şık sokaklarımız var. Bursa doğal bir plato. Benim aslında belediyeye en çok önermek istediğim şey; TV marketing dedikleri bir olay var. Televizyonculuk da işin içine katılabilir. TÜYAP gibi bir fuar merkezi var Bursa’nın, böyle bir merkezi değerlendirerek, yurtdışındaki TV kanallarına davet yapılsa, otellerle sponsorluk anlaşması yapılsa, bunlar üç gün Bursa’da ağırlansa, bunlarla satış anlaşmaları yapılsa, masraflar çıkar belki bütçede biriken parayla bir sinema filmi yapılabilir.


ŞORAY GÜNAY’I BURSA BIÇAĞI İLE BIÇAKLAR


Sizin Bursa ile ilgili bir sinema filmi yapmak projeniz var mı?

Bursa ile ilgili değil ama Bursalı kahramanlarla ilgili film yapmak isterim ama yaşayan kahramanlar. Örneğin Kebapçı İskender’in dedesinin hayatını yapmak isterdim. Bakın İskender Kebabı, Kayhan Pideli Köfte, Bağdat Hurması, şeftali, çilek, Gemlik yemeklik sofralık zeytini, bıçak, kestane, siyah incir… Bunların dışında, ipek, havlu, Bursa hapishanesi… Bu saydığım ürünler aslında Türk sinemasında o kadar çok kullanılıyor ki. Filmin bir sahnesinde Vesikalı Yarim’de Türkan Şoray, İzzet Günay’ı bıçaklar, Bursa bıçağı ile. Bende bunların örnekleri var. Önceden seyrettiğim için hafızamda kalan şeyler. Havlu şöyle geçer, bütün filmlerde, “mis gibi Bursa havlusu getirdim” veya “Bursa’ya gidince kızın çeyizine ipek peştamal getirmeden gelme” replikleri Türk filmlerinde vardır.


SENARYO TIKANIKLIĞINI ANLATMAYA ÇALIŞTIM


Vurun Kahpeye filmini kolajlama fikri nasıl gelişti?

Vurun Kahpeye filmini bir akademik çalışma haline getirmeye karar verdim 2010 yılında. Antalya Film Festivali’ne götürdüm. Espri şu: Üç tane filimden tek bir film yapmak. 1949’da çekilen Ömer Lütfü Akad’ın yönettiği, Cahide Sonku’nun oynadığı film başlıyor, yedinci-sekizinci dakikada 1964 Orhan Aksoy’un yönettiği Hülya Koçyiğit’in oynadığı filme geçiyor, yine yedi-sekiz dakika sonra renkli olan, 1973 Cumhuriyet’in 50. yılı için tek çekilen film Halit Refiğ’in Vurun Kahpeye filmini ilk önce sepya yapıyorum, sepyadan yavaşça renklendiriyorum. O kadar iyi bir kurgulama sistemi geliştirdik ki ekürim Serap Gedik ile birlikte. Kapı açılıyor orada mısın diye soruyor oyuncu, yanıt diğer filmden geliyor. Benim burada ispatlamaya uğraştığım nokta, Türk sinemasında senaryonun ne kadar uzun yıllar tıkanıklık yaşadığı. Dünyada bu bir ilk. Artı çekim teknikleri, kamera kullanımı, kamera açıları 1949’da nasıldı, 64’te nasıldı, 73’te nasıl. Üç ayrı filmi bir kişiye seyrettiremezsiniz, oturup beş saat film seyredemez. Ama birbuçuk saatte üç filmi izlettik. İlk çalışmamdı. Bana bir Altın Portakal, özel ödül getirdi. Hayatımın ilk ödülüydü. O kadar heyecanlandım ki.


ENTELEKTÜEL BİRİKİM DEPOLAMASI


Arşivcilik mi koleksiyonerlik mi yaptığınız, karar veremedim.

Vallahi ben de karar veremiyorum çünkü topladığım tek bir malzeme olsa belki koleksiyonerlik olabilirdi. Çantamda mobil scanner var. Herhangi bir yerde özel kağıt gördüğümde, hemen scan ile tarıyorum ve bilgisayarıma aktarıyorum.

Dergi, kitap ve plak arşiviniz de varmış?

33’lük taş plaklarımın hepsini bir antikacıya verdim. Gramofonum çalışıyordu ama plakları koruyamıyordum, kırılmaya başlamıştı. Bunun için gerçek bir koleksiyonere gitmesini istedim. Bende heba olacaktı. Onlar çok meraklı insanlar, işi o olduğu için daha ihtimam gösteriyorlar. Oradan diyorum benim yaptığım koleksiyonerlik olmuyor. Bende kaset de var kartuş da var. Hatta umatik kaset çalar da. Tek konuda gitmiyorum. Aslında topladığım, ne diyelim buna, isim bulmak biraz zor ama entelektüellik birikim depolaması olsun. Nedeni de şu: Beni herhangi bir otobüs bileti de ilgilendiriyor. İnanın gittiğim ülkelerde merkez şehirlerinin hepsinin bitpazarlarını geziyorum. Değişik malzemeler, görüntüler topluyorum.


GÜNGÖR BAYRAK’LA KONUŞURKEN PROJE ÇIKTI


Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri projesi size ait. Nasıl ortaya çıktı proje?

Güngör Bayrak’la televizyon programı yapıyorum. Güngör Bayrak sinemamızda vamp olarak tanınmış ama çok zarif bir kadın. Filmlerini anlattık, sıra Düşman filmine geldi. Nasıl çektiğini sordum. Ben, dedi, Yılmaz Güney’i hapishanede ziyaret ettim ve Yılmaz Bey ben iyi film çekmek istiyorum, bana bir şans verin, dedim. O da bana Düşman’da şans verdi, diye anlattı. Çok şanslısınız ama çok da şanssızsınız, dedim. Hep yarışmanın olmadığı yıllara denk geldi, sansür ve ertesi yıl 2 Eylül. Eğer katılsaydı Altın Portakal alırdı, yazık, bunların değerlendirilmesi lazım, derken, birden aklıma geldi. Niye olmasın, bu film festivali tekrar niye yapılmasın, diye. Hep özlemimdi benim. Antalya Film Festivali’nde bir yıl önce ödül alınca ertesi yıl çok sevdiğim bir arkadaşıma durumu anlattım. Belediye Başkanı Mustafa Akaydın projeyi çok beğendi, Digitürk, İz TV kanalı bu belgeseli destekledi. Türkiye’de kolay kolay TV’lerde sohbet programlarına katılmayan isimler benim belgeselime katıldı. Tarık Akan, Kadir İnanır... Doğru bir şey, çok iyi bir şey yapınca, destekleniyorsunuz. Çok güzel bir belgesel oldu. Sundance Bağımsız Film Festivali’ne göndermek istediler fakat teknik açıdan televizyon çekimleriyle yaptığımızdan dolayı, film festivaline katılmak için istediğimiz kaliteye ulaşmadı. Bilseydik 35’lik çekerdik. Tabii bir Altın Portakal daha verdiler bana bu işin fikir babası olduğum için. Çok mutlu oldum.



BURSA’NIN TEMATİK FESTİVALE İHTİYACI VAR

İpek Yolu Flm Festivali diye başladı, sonradan içeriği değişti. Sektörün içinden biri olarak Bursa açısından bu gelişimi nasıl değerlendiriyorsunuz

Şunu söyleyeyim, burada yarışmalı bir şey yapmanın bir esprisi yok. Amerika veya Avrupa’daki film festivallerine bakarsanız, genellikle şenlik tarzındadır, yarışmalılar ayrıdır ve devamı olarak tematiktir. Bursa’nın tematik bir festivale ihtiyacı vardır. Bursa tematik bir festival yaparsa, bütün Türkiye’de ilgi çekecektir.

Nilüfer Belediyesi’nin yaptığı İşçi Filmleri Festivali gibi mi?

Tabii stil olarak öyle de, çok politik noktalara kaymadan, bir şeyleri yapmak gerekli olduğuna inanıyorum. Çünkü sinemacı başöğretmen değildir. Size bir şey öğretmek için uğraştığında film didaktik olur, bu sefer alfabe okutmuş gibi olursunuz. Oysa sinemacı sorunları işaret edip bırakmalı, çözmeye uğraşmamalı. Birileri seyrettiğinde; aa böyle bir sorun var, ben olsam şöyle yapardım diye düşünmesi yeter. Sinemacının işi bu, sorunları göstermek. Doğa olur, deniz filmleri olur çünkü Mudanya var burnumuzun dibinde, dağ filmleri olur, örneğin Osmanlı filmleri olur tarihi bir dönemdir, deneysel sinema örnekleri var burada yapılmış. Oturduğunuzda masa başında çok çeşitli alternatif geliştirilebilir. Mizahi filmler olur ama ironik tarzda olmak koşuluyla. Bulvar sineması var, öyle filmler olabilir.



DENİZ YAYIN KİMDİR?

1958 Bursa Karacabey doğumlu. İstanbul Özel Saint Joseph’de okudu. İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü ile İstanbul Konservatuar’ından mezun oldu. Yüksek lisansını Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamladı. 1982’de Bursa’da Koç Grubu bayilikleri ile ticarete başladı. Ticaret hayatının yanı sıra, 2003’te Digitürk’ün Sinematürk kanalında “Yeşilçam Denizi” adlı sohbet programının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendi. Altı yıl süren programın ardından Ayın Yıldızı, Hatıralar Sineması, Sohbet-i Yeşilçam, Geçmişte Yolculuk adlı sinema programları yaptı. Kültür Bakanlığı sponsorluğunda yaptığı Naşit’ten Naşit’e, Yedi Düvelin İncisi: Mihaliç, İlkler ve Tekler Şehri belgeselleri kendisine çok sayıda ödül getirdi. 2010 yılında Altın Portakal Film Festivali’ne hazırladığı Filmin Yaşı Yok: Vurun Kahpe 4 adlı kolajı ile 2011 yılında koordinatörlüğünü üstlendiği Geç Gelen Altın Portakallar projesi ile özel ödül aldı. Gezginler Kulübü’nün kurucuları arasında yer alan yayın, evli ve 2 çocuk babası.
http://www.olay.com.tr/haber/bursa-bolge/-filmler ...09501.html


Berktuğ
site denetçisi

3 yıl önce - Prş 21 Ağu 2014, 21:55

Az önce Youtube'da rastladım, Ferdi Tayfur'un Çeşme adlı klibi Cumalıkızık'ta çekilmiş:



Sezer__Bursa
3 yıl önce - Cum 10 Tem 2015, 23:48

Fox'ta yayınlanan Sen Benimsin dizisi Bursa'da çekiliyor. Daha çok Gölyazı ve Cumalıkızık...


(+)




Cüneyt5316

2 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 15:45

19.03.2016 da atv ekranlarInda izleyicileriyle buluşan KEHRİBAR adlı dizi Bursa Mudanya ve buraya bağlı Trilye kasabasında çekimleri sürmktedir. Ara sıra Almanyanın köln şehrinden ve istanbulun çeşitli semtlerinden de kesitler bulunan diziye başarılar diliyorum.



Ahmet_Öz
2 yıl önce - Cmt 09 Nis 2016, 13:58

Kehribar şimdiye kadar Tirilye Kumyaka Mudanya, mudanya devlet hastanesinde Ve Cumhuriyet Caddesinde çekimler yaptı. İnşallah Bursa'da başlayıp İstanbulda biten diziler furyasına katılmaz.

Cüneyt5316

2 yıl önce - Cmt 09 Nis 2016, 14:04

Malesef öyl olacak dizi şuan Bursa azda olsa Berlin de çekiliyordu. Ama dizideki Orhan isimli karakterin Berlin'deki eşi ve oğlu bursaya geldiği için dizi tamamıyla artık bursada çekilecektir ama sadece belli süre devam edecektir. Daha sonra Bursa ayağı son bulup İstanbul Beykoz'da Çekimine devam edeceğine dair bilgiyi şahsen Trilye ye gidip yetkili bir kaç kişi ile görüşme sonucu aldım. Lakin oyuncuların, dizi setlerinin bursada devam etmesini istediklerini dile getirdikleride söz konusu.



Ahmet_Öz
2 yıl önce - Cmt 09 Nis 2016, 15:14

Cüneyt Bey sağolun bilgilendirdiğiniz için. Olsun,en azından mudanya,bursa diye belirtiyorlar dizide. Uludağ'da çekim yapıp Kartepe diyen , gölyazı'da çekim yapıp dizide başka bir şehirmiş gibi belirtenler de oldu . Bu arada Berlin mi Köln mü? Benim bildiğim köln'de başladılar.

Cüneyt5316

2 yıl önce - Pts 11 Nis 2016, 04:27

Berlin Ahmet bey! çünkü dizide görülen köprü kreusberg köprüsüdür(Berlin)
Ayrıca vakti Zaman'ında kanal d dizisinde yayınlanan küçük ağa dizisi bir iki bölümlük bursaya geldiklerini ve kaldıklarını söylediler ama yalandır Bursa diye Beykoz'daki otelde Çek'im yapmışlardır. Dediğiniz noktaya parmak basmak istedim 😂


Ahmet_Öz
2 yıl önce - Pts 11 Nis 2016, 06:23

Alıntı:
Çok yakında atv ekranlarında yayınlanacak olan Kehribar, çekimlerine Almanya’nın Köln şehrinde devam ediyor.

Yağmurlu ve soğuk havalara rağmen hemen çekimlere başlayan ekip, yaklaşık 10 gün Almanya'da kalacak. Köln'ün tarihi mekanlarında ve şehrin merkezindeki Dom Katedrali'nin yanı başındaki tren garında çekimlerini sürdüren ekip, farklı mekanlarıyla göz dolduracak.


Köln demiştim Cüneyt Bey


Cüneyt5316

2 yıl önce - Pts 11 Nis 2016, 10:07

Hmm özür dilerim ama dizide gösterilen köprü Berlin'de olduğu için ben öyle söyledim. Bu arada da teşekkür ederim bişey öğrenmiş oldum.



sayfa 7
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> BURSA - Haberler ve Sohbet