Ancak arkasından söylenenlerin dinimizce uygun olmadığını söyleyebilirim.Tamam evli bir bayan ve bekar bir erkeğin evinde bulunmuş.Ickiliymiş,yakınlaşma olmuş vs,, filan bize ne!Bunu anlatan da kırçıldır ve namussuzdur ki Altan denen herife kimse birşey de demiyor.Hatta Defne`yi yerden yere vuranlar sırf babasının tarafı diye diğer adama helal olsun der gibi mesajlar yaziyorlar.Bu nedir yahu kendinize gelin!Ortada yanlış var var da bunu açığa çıkartmak şerefsizliktir.Olen insanın arkasından bu şekilde onu sanki bir fahişe imiş gibi anmak ne kadar da büyük bir günahtır.
Sevabıyla günahıyla kendisi aramizdan ayrıldı.Kendisini yerden yere vurmak ayiptir.Yaptıklarının hesabını soracak olan tek Allah`tır.Haşa kendinize gelin!
En son Gokhan Bayraktar tarafından Pzr 06 Şub 2011, 19:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Güzel bir o kadarda hepimizin faydalanacağı bir yazı:
Asıl derdimi öyküdeki babaya söyleteyim: Babasıyla sabah namazına kalkmış bir delikanlı, komşu evlerin ışıklarının yanmadığını görünce, “Şunlara bak baba, namaza kalkmamışlar!” der. Baba mahzun olur: “Ah evladım, böyle diyeceğine namaza kalkmasaydın keşke.”
Bir de şöyle bir öykü bilirim: Bir sarhoşun Mevlânâ’nın dergâhına girip patavatsızlık etmesi üzerine, müridler sarhoşu tartaklar. Mevlânâ ise müridlere çıkışır: “Şarabı o içmiş ama siz sarhoş olmuşsunuz.”
Şarapçının niye sarhoş olduğu ilgilendirmez müridi; sarhoşa nasıl davranacağı ilgilendirir. Müridin sarhoşa kabalık yapmaması, sarhoşun müride kabalık yapmamasından önceliklidir. Bu önceliği bilmezsek, ömrümüzü başkalarını ayıplamak gibi affedilmez bir ayıba harcarız. Şarapçının sarhoşluğu geçer ama başkasının ayıplarını sayarken kendini ayıpsız bilme sarhoşluğu geçmez.
Kur’ân’ın Karun, Firavun, Nemrud, Ebu Leheb, Câlut gibi kötülük tiplerini ısrarla hatırlatması, içimizdeki sapma dinamiklerini hatırlatmak adınadır. Başkalarını ayıplayarak içimizdeki ayıpları unutturmak için değildir. Kur’ân başkalarını etiketlemeye değil kendimizi sorgulamaya çağırır: “Firavun’u firavunlaştıran benlik sende de var!” demeye getirir. “Karun’u Karunlaştıran kibre ve gurura sen uzak dur!” diye uyarır. Karun ölmüştür ama Karunlaşma tehlikesi yaşamaktadır. Tebbet Sûresi’nde “Kurusun iki eli Ebu Leheb’in” derken, elimizde olanların bizi de “Ebu Lehebleştirme” tehlikesine dikkat çeker: “Malın ve kazancın seni de helak edebilir.” Maksat, Ebu Leheb diye birini çekiştirmek, çekiştirmemizi istemek değildir.
Aldananları görmek, aldanabileceğini gösterir insana. Kendisi gibi insanların da aldanabildiğini görünce, aldananlara “oh olsun!” demeden önce kendisinin de aldanabileceğini hatırlayıp “eyvah!” diyebilmek kulca bir titreyiştir. Başkalarının kötülüğünü ağzında çoğaltarak kendini temize çekmek ise kulluk değildir. Kendi dindarlığını yücelterek günahkârları aşağılamak ise dindar bir insanın işi değildir. Yoktur böyle dindarlık.
Dergâhta sınanan sarhoş değil müridlerdir. Şimdi sınanan ise Defne değil, biziz! Defne hakkındaki sözlerimiz Defne’ye bir şey kazandırmaz da kaybettirmez de. Kaybedeceği olan biziz. Bu sınavda kaybetmezsek, ölü Defne’yi olmasa da, yaşayan Defneleri kazanabiliriz. Hem belki “Defne’nin ölümü”nden aldığımız dersle, yaşayan Defnelerin “ölü kalpleri”ni diriltiriz.
Öbür türlüsü kolaycılıktır; konfor sunar aklımıza. Klişe ile çözeriz her çelişkimizi. Sloganla yükseltiriz sesimizi. Sustururuz. Dine yaslanma keyfini yaşatırız nefsimize. Çakırkeyf oluruz biraz da. Hafif sarhoş… Değil mi?
Sunucu Defne Joy Foster’ın ölümünün ardından yazdığı
"Su testisi su yolunda kırılır" yazısıyla büyük tepki çeken Hıncal Uluç’a, tepkiler dinmiyor.
Uluç’un "hiç tanımıyorum" dediği Defne Joy Foster’ın ardından yazı yazması, Türkiye’nin yakından tanıdığı ünlü isim İbrahim Tatlıses’in vurulmasıyla ilgili olarak ise sessiz kalması okuyucuların büyük tepkisini çekti.
Hıncal Uluç’un köşe yazılarının yayımlandığı Facebook sayfasında "Sıkıyorsa İbrahim Tatlıses’e de su testisi su yolunda kırıldı desin. Desin de kafasını kırsın Urfalılar olun", "testi büyük geldiiii.. ))))" gibi yorumlar dikkat çekti.
Hıncal Uluç Defne Joy ile ilgili yazısında Foster’ın evinde ölü bulunduğu kişi olan Kerem Altan’ın yeğeni olduğunu belirtmiş ve " bizim kerata" gibi sempatik ifadeler kullanmıştı. İşte Hıncal Uluç’a gelen okuyucu tepkilerinden bazıları:
"SIKAR TOPUĞUNA DEĞİL Mİ?"
"HINCAL ULUÇ ERKEKSEN ŞİMDİ SÖYLE BAKALIM... . İBRAHİM TATLISESDE SU YOLUNDA KIRILAN TESTİMİ HAA SÖYLE ERKEKSEN.. AMA SÖYLEYEMESSİN DEĞİLMİ... . DEFNE GİBİ ÖLMEDİ DEĞİLMİ.. MAAZALLAH AYAĞA KALKINCA SIKAR TOPUUNA DEĞİLMİ... . ... . .. SEN AHLAK YOZLAŞMASININ DUAYENİSİN.. SANA KALDIYDI AHLAK BEKÇİLİĞİ... ELİN ÖLMÜŞ SAVUNMASIZ KADININA ÇAMUR ATMAK... ŞİMDİ SÖYLE SÖYLEDE BİLELİMM İBODA TESTİMİİ SÖYLE BAKALIM DEDECİM... . ... . birkez daha ısrarla paylaşıyorum.. hadi görelim yokmu bi çift lafın... . ... "
"Ayşe Hanım tebrik ediyorum, bende sizinle aynı düşünceleri paylaşarak aynı yazıları yazmak için sayfaya katıldım. Kendi 20lik genç kızlarla gezerken astım krizinden ölen bir kadına, anneye su testisi, yeğenine de "evli kadını evine niye götürmüş kerata" diyen zihniyet şimdi "su testisi su yolunda vuruldu" yazabilecek mi acaba? Ama Defne’ye laf atmaya benzemez, bırak bunu yazmayı, düşünmekten bile korkarsın seni kıracaklarını bildiğinden... "
"Dünden beri sizden "su testisi su yolunda kırılır V2, 0 " başlıklı bir yazı bekliyoruz Hıncal Uluç !"
"bende bekliyorum bende... hıncal bey neden sustu... hayret tık yok... "
"Evet kesinlikle katılıyorum! Desin sıkıyorsa ’su testisi su yolunda kırılır’ da kafasını kırsın Urfa’lılar onun."
"demek ki bunun kalemle alakası yokmuş... yürekle alakası varmış... demek ki sende de o yürek yok... . "
"testi büyük geldiiii.. ))))"
"Evet kesinlikle katılıyorum! Desin sıkıyorsa ’su testisi su yolunda kırılır’ da kafasını kırsın Urfa’lılar onun."
"Haydi Hıncal haydi ... . ... . .. Tam zamanı şimdi... . ... .
Hincalcim, bekliyoruz yazini merakla, hadi monsieurüm benim..
Tüm İbo sevenlere gecmis olsun.. Umarım duaları kabul olur... Amma Hıncal Abi’min bu durumla ilgili yorumlarını bekliyorum... Hadi bakalım... (bu sefer tiraj arttırmaya capı yetecek mi görecegiz... )"
HAY ELİNİ EŞŞŞEK ARISI SOKSAYDI HINCAL ABİ!
Hıncal Abi’nin Defne Joy Foster hakkındaki yazısını görünce köpürdüm. Sonra baktım ki (çok şükür) başka insanlar da köpürmüş.
Bakmayın siz Hıncal Abi yazdığıma kendisi beni görse kesin "Gözdem Teyze... " der. Demese de öyle görür. Ne de olsa benim yarı yaşımda sevgilileri var adamın. Ben "abi" diyebilmeyi bırakın ancak teyzesi olurum.
Her neyse Hıncal Abi’m öyle biryazı yazmış ki turnayı gözünden vurmuş. Artık birkaç hafta tirajları artar gazetenin. bakalım Hıncal Abi’miz köpürenlere ne cevap verdi diye her gün alınacak o terkedemediği meşhur harika gazetesi. De Hıncal Abi’m o paraları nasıl yer, kimle yer, yediği insanlara yanında ne olur bunları düşünür mü bilinmez. Hıncal Abi’min hassas, aşka düşkün olduğunu bilirdim. Hatta Yasemin’in Penceresi programındaki söyleşisini hatırlıyorum tam bir "aşk adamıydı". Şimdi o aşk adamı kırdığı fındıkları unutup "ahlak polisliğine" soyunmasının nedeni yaşla ilgilidir heralde. Ne de olsa insan yaşlandıkça cennetle cehennemi daha fazla düşünmeye başlıyodur sanırım. Hıncal abi’m yakında daha da coşup "zina yapanları taşlayarak öldürelim" derse artık şaşmam.
Çünkü "falling love" "making love" diye saçmalarken bir insanın öldüğünü unutacak, umursamayacak kadar namus bekçisi olmuş. Keşke şu içselleştirdiğin, ikiyüzlü ahlakını yersiz patlamalarla dışa vuracağına , ailene empoze etmeye çalışsaydın. Mesela minik kuzenini karşına alıp "Oğlum, sen sen ol evli kadınlara göz koyma." felan deseydin. Ama eminim sizin ahlakınızda " dişi kuyruk sallarsa... " durumu vardır!
Hıncal Abi’m,
bizlerin kimseden ahlak dersi almaya ihtiyacı yok, hele dersi veren senin gibilerse. Biz zina yapmanın ölümle sonuçlanmaması gerektiğini düşünecek kadar vicdanlı, ölünün arkasından ileri geri konuşmayacak kadar ahlaklı insanlarız.
E sen de biliyorsun bunu! Haydi itiraf et! "Tiraj için, para için yaptım" de. "Dişim ancak Defne’nin ölüsüne geçti, yoksa ben bunca hayatım boyunca kimlerin nasıl öldüğünü duydum da ağzımı açamadım, yemedi" de. Yoksa Yılmaz Özdil’in kulağına çarpanlar senin kulağına hiç çarpmadı mı? Bunca zamandır bu dünyanın içindesin hep senin gibi kırılmayan testilerle mi karşılaştın?
Veya Savaş Ay’ın gördüklerini görebilecek kadar göz de mi kalmadı sen de? Vah vahh göz, kulak, beyin gitmiş keşke elini de eşşek arısı soksaydı da yazmasaydın şu yazıyı!"
"İbrahim tatlıses, e su testisi su yolunda... "
"Kendiniz her pisliği yaparsınız sonra da ahlak bekçisi kesilirsiniz güncel bir olayda adınızdan bahsettirebilmek için. Ama böyle mafya ile ilişkisi yıllarca herkesin gözünün önünde olan "büyük abi"leriniz söz konusu olunca sus pus, el pençe divan durursunuz. "Saygın köşe yazarları" siziiiiiii...
'Defne Joy Foster'ı FETÖ öldürdü' iddiasına ailesinden açıklama
Bir televizyon programında Defne Joy Foster dosyası açıldı. Nihat Doğan'ın dünkü yayında gündeme getirdiği "Foster'ı FETÖ öldürdü! Çünkü 'FETO' ifadesini 2011'de ilk kullanan O'ydu... Birkaç ay sonra da Ahmet Altan'ın oğlu Kerem Altan'ın evinde ölü bulunması manidar. Ahmet Altan FETÖ tetikçisi Taraf Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni'ydi. Taşlar yerine oturuyor..." diye konuşmuştu.
'Söylemezsem olmaz' adlı programda, Defne Joy Foster'ın ailesine bu iddia soruldu. Canlı yayında Foster Ailesi'nin Bodrum'daki evine bağlanan Ömür Varol'un sorularına ailesi cevap verdi.
Defne Joy Foster'ın annesi Hatice Foster ve teyzesi Zeynep Atabek "Defne öldürüldü! Kerem Altan suçludur. Neden serbest?
Defne'nin 2011'de 'FETO' ifadesini kullandığı doğrudur. Birkaç ay sonra ölmesi de çok ilginç!" dedi.
Bir zamanlar Ergenekon'a yüklenen misyon şimdi Fetö'ye yükleniyor. Doğru yanlış her şeyi bu örgüte fatura etmek işi sulandırır. Haklı davada haksız duruma düşmeye sebep olur ve gerçek mücadeleye gölge düşürür.
İyi işte. Ergenekon ile yanlış mücadele edildi ve şindi herkes dışarda. Ama vicdanlar rahat değil. Herkes de biliyor ki Ergenekon diye bir örgüt bal gibi de var. Aynı şeyin fetö için de olmaması için olur olmaz her şeyi ınlara fatura etmekten vaz geçmeli.