Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
Gorkem.

12 yıl önce - Pts 31 Oca 2011, 02:17



Osman Kartal
12 yıl önce - Pts 31 Oca 2011, 02:25

Alıntı:
tuzak oldugunu dusunup topu o kesime atmak yanlış olur bence
hukumetin AB yasalarına uyum cercevesınde bır yasa cıkarıp bu yasa ıcerisindeki kanunlardan birnin de 10 yıl sınırlama getirmesinden dolayı boyle bir kanun oluşmuş oldu
bu kanunu alırken hazırlarken
yargıdan ılgililere soruldu mu hukuk odalarına soruldu mu
ya da en azından teror ve agır sucların bundan muhafıyeti maddesi eklenemez miydi
bir tuzak oldugunu düşüneceksek
hükümetin de yargıyı halk onunde küçük düşürmesi için yaptıgı bir kurnazlık olarak da bir tuzak halinde düşünebiliriz


Beyefendi herhalde siz AKP nin yargiya tam 6 sene zaman tanidigini duymadiniz. Bu 5 senede yani örgütcülerin dosyalarini geciremezmiydi bu yargi?

Size soruyorum simdi, egerki bir tuzak varsa kim hazirladi tuzagi AKP mi yargimi?
5 senedir bu dosyalari gecirmeyen yargi kuruluslari adamlari serbest birakip, adamlarda kactiktan sonra 1-2 haftada hemen gecirdiler bu dosyalari.

Allah askina bakin siyasi görüsünüz ne olursa olsan hangi düsüncede olursaniz olun. Akila mantiga sigan burdan bir cözüm cikiyor oda suki bu yargi egerki tekrar diyorum bir tuzak varsa bunu yargi kurdu.

Zaten belli yarginin ne isler cevirdigi. 2001 de sayin erdoganin dosyasini trabzondan getirtipte milletvekili olmasini bir günde engellemiste bunlari bu millet insallah unutmamistir ve ona göre gelecek secimlerde ve gelecek dönemde yapilmasi planlanan yeni anayasayi düsünüpte oyunu öyle verir. Bu yargi ve Asker 80 senedir Türkiyede Milletin Allahi oldu Allahim af etsin beni bunu dedigim icin ama öyle. Kac yillardir asker kac para harcadigini bile söylemedi göstermedi yargi dersen istedigi telden caliyodu. Kanunmu? Kanunu bile takmiyodu. Halende öyle ona kalirsa ama yavas yavas onlarin ipleri sikilacak.


Gorkem.

12 yıl önce - Pts 31 Oca 2011, 02:32



OkanDikmen

12 yıl önce - Sal 01 Şub 2011, 14:12

Alıntı:
"Yüksek Yargı'nın değerli mensupları, önerilen her çözümü 'Kaos yaratır' nitelemesiyle peşinen reddetme alışkanlığından vazgeçmelidir. Yargı gücünü vesayete dönüştürerek, yargı bağımsızlığıyla meşrulaştırmaya çalışmanın hukuk devletinde yeri olamaz"

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, ''Yargının sorunları için önerilen çözüm yollarının konjonktürel dalgalanmalara, değişen ve seçilen kişilerin kimliğine bağlı olarak sürekli revize edilmesi endişeyle izlenmektedir. Bu tutarsızlıkları sürdürenler, hangi düşünce ve öğreti adına yaparsa yapsın adalet ve vicdan olgusuna beslenen güven duygusunu ortadan kaldırmaktadır'' dedi.

Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Erdal Tercan için Anayasa Mahkemesi Yüce Divan salonunda tören düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay katıldı.

Haşim Kılıç, burada yaptığı konuşmada, onurlu ancak sorumluluk gerektiren Anayasa Mahkemesi üyeliği görevine bugün ant içerek başlayacak olan Prof. Dr Erdal Tercan'ın anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesini gözeterek görevini sorumluluk bilinci içinde anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak oluşacak vicdani kanaatlerine göre yerine getireceğine inandığını söyledi.

Mahkemeye güç katacağına inandığı Tercan'a yeni görevinde başarılar dileyen Kılıç, ''Çağdaş yorumlarıyla sorun üreten değil, sorun çözen bir mahkeme anlayışına katkı sunacağına, insan haklarına dayalı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin tam bir bağımsızlık içinde koruyucusu ve güvencesi olan inancımı belirtmek isterim'' diye konuştu.

Kılıç, yargıda yaşanan olağanüstü sorunların anayasa ve yasalarda yapılan zorunlu ve kaçınılmaz değişikliklerin gerekçesini oluşturduğunu ifade etti.

Anayasa değişiklikleriyle ilgili yapılan tartışmalar, eleştiriler ve ortaya konulan demokratik tepkilerin artık geride kaldığını dile getiren Kılıç, yapılan değişiklikleri hayata geçirecek olan uyum yasalarıyla ilgili tartışma ve eleştirilerin yaşandığı bir dönemden geçildiğini kaydetti.

Eleştirileri, ortaya konulan demokratik tepkileri anlayış ve sabırla karşılamanın demokratik tavrın vazgeçilmez gereği olduğuna işaret eden Kılıç, ''Hakaret ve şiddet içermeyen her türlü tepki modeli, anayasanın tanıdığı hak ve özgürlüklerin güvencesi altındadır. Bu kapsamda yaşananlardan kaygılanmak değil, demokratik sistemin sağlığına yapılan katkı nedeniyle güven duymalıyız. Muhalefetin, eleştirilerin, şok düşüncelerin, sarsıcı ifadelerin olmadığı bir sistemi demokratik düzenle tanımlamak mümkün değildir'' dedi.

Kılıç, demokratik sistemin kendine güvenen, risk alan ve sonuçta sorunlara çözüm üreten bir siyasi rejimin adı olduğunu söyledi.

''ADİL BİR YARGI DÜZENİ İÇİN REFORM''

Yargının asli görevinin gücü elinde bulunduranları hukukun sınırları içine çekmek, onların makul ve ölçülü davranmalarını sağlamak olduğunu ifade eden Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, şöyle dedi:

''Yargının sorunları için önerilen çözüm yollarının konjonktürel dalgalanmalara, değişen ve seçilen kişilerin kimliğine bağlı olarak sürekli revize edilmesi endişeyle izlenmektedir. Bu tutarsızlıkları sürdürenler, hangi düşünce ve öğreti adına yaparsa yapsın adalet ve vicdan olgusuna beslenen güven duygusunu ortadan kaldırmaktadır. Adına karar verilen milletimiz, karşı çıkılan çözüm önerilerinin yerine ne istendiğinin samimiyetle ortaya konulmasının ve bu utanç tablosunun ortadan kaldırılmasının beklentisi içindedir.''

Çözüm önerilerinin hak arama yollarını kolaylaştıran, alternatif sunan, imkan yaratan nitelikleriyle sunulması gerektiğini söyleyen Kılıç, zorlaştıran, biriktiren, süreci uzatan ve sonuçta zaman aşımına sığınan yaklaşımların hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmayacağına vurgu yaptı.

Kılıç, şunları kaydetti:

''Yargı sistemi yeniden oluşturulurken, iktidarın ve muhalefetin siyasi umut kapısı olmasına imkan verilmeden, evrensel standartlara göre yapılandırma amacı güdülmeli, siyasi düşüncelerdeki farklılıklar sonucu oluşan dostluk ve karşıtlık duyguları, yargısal sorunların çözümlerine yansıtılmadan adil bir yargı düzeni için reformlar hayata geçirilmelidir.

Türk hukuk sistemine ilk defa giren bireysel başvuru gibi önemli bir hak arama yolunun bütün ayrıntılarıyla yasal bir düzenlemeye bağlı tutulmasının zorluğu açıktır. Bu konuda oluşacak bazı boşluk ve ayrıntıların Anayasa Mahkemesi iç tüzüğü ve içtihatlarıyla şekilleneceğinin kabulü doğal karşılanmalıdır. Çok süratli ve etkin bir yargı reformu yapılmadıkça bireysel başvurunun başarı şansının oldukça düşük olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.''


http://www.haberturk.com/gundem/haber/597034-hasi ...ombardiman


En son OkanDikmen tarafından Sal 01 Şub 2011, 16:52 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Mehmet Kasım
12 yıl önce - Sal 01 Şub 2011, 16:35



huseyinrahmi
12 yıl önce - Sal 01 Şub 2011, 17:19



OkanDikmen

12 yıl önce - Cum 04 Şub 2011, 15:07

Alıntı:
TBB Başkanı Coşar “Saik sorgulamak kimsenin haddi değil. ‘Yargıyı şu veya bu ele geçiriyor’ demek yargıçlara haksızlık. Yargıçların tümünü ‘siyasi iktidarın uşağı olacaklar’ diye görmek doğru değil. Yargının siyasallaştırıldığını ileri sürmek tam bir faşizm.” dedi.

Barolarda fikir ayrılığına neden olan Danıştay ve Yargıtay’ın yapısını değiştiren yargı reforumu kanun tasarısıyla ilgili Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Vedat Ahsen Coşar, ‘hasta’ teşhisi koyduğu yargının değişmesi gerektiğini belirtti ve “Türkiye’de statüko ve arkaik yapıyı savunanlar bizi yetersizlikleriyle eşitlemek istiyorlar” dedi.

İSTİNAFLAR İŞLEMELİ

Türkiye’deki yargı sorununun Danıştay ve Yargıtay üye ve daire sayılarının artırılarak çözülemeyeceğini söyleyen Coşar, Yargıtay’ın içtihat üretecek yüksek mahkeme statüsüne kavuşturulması, istinaf mahkemelerinin işler hale getirilmesi gerektiğini savundu. Coşar Yargıtay ve Danıştay’ın yapısını değiştiren tasırı ile gündemdeki sorulara şu yanıtları verdi:

TÜRKİYE’DE HERKES YARGININ SAĞLIKLI İŞLEMESİNİ İSTİYOR

• Kanun tasarısı sizce bir yargıyı ele geçirme operasyonu mudur?

Böyle saik sorgulaması yapmak faşizimdir. Kimsenin saikini sorgulamak kimsenin haddi değil. “Yargıyı şu ele geçiriyor, bu ele geçiriyor” tartışması Türkiye’deki yargıçlara haksızlık olur. Yargıçların tümünü “siyasi iktidarın uşağı olacaklar” şeklinde görmek doğru değil. Ayrıca bu korkularla nereye kadar gideceğiz?

• CHP’nin Adalet Komisyonu’ndan çekilmesi hukuken geçerliliği var mı?

TBMM İçtüzüğünde “komisyonda çekilmeler olursa yenisi seçilinceye kadar çalışmalarına devam eder” diyor. Öyle de oldu. Ama parti olarak çekilmeyle ilgili bir düzenleme yok.

• Baro başkanlarının yaptığı farklı açıklamalara ne diyorsunuz?

Her baro bağımsız, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip. Ne TBB baroların vasisi, ne de barolar TBB’nin... TBB olarak onlara “arkamızdan gelin” diyemeyiz, onlar da TBB’ye diyemez. İki açıklamada katıldığım ve katılmadığım noktalar var. Biz bir aileyiz, aramızda görüş ayrılıkları olabilir. Dikkat edin yargıyla ilgili söz alanların tümü Türkiye’de yargının sağlıklı işlemesini istiyor.

• Yargı sağlıklı işliyor mu?

Hayır. “Yangın var” diyen Yargıtay Başkanı da, hükümet de, muhalefet de bunu söylüyor. Devletin üreteceği en önemli hizmet adalet. Bu sağlıklı üretiliyor mu? Hayır. Örnek vereyim; Konya Seydişehir’de 1964 yılında açılmış bir kadastro davasının avukatıyım, davayı 1978’de aldım, müvekkilim, sonra eşi öldü, dava bitmedi. Torunlarıyla davayı yürütüyoruz. Türkiye’deki adalet bu. Radikal çözümler bulmak gerekir ama “dokunmayın böyle gitsin” diyenler, bir de “yargı sağlıklı şekilde işlemiyor bunu değiştirmemiz gerekir” diyenler var. Benim “arkaik” dediğim statükonun devam etmesini isteyenler ile “satüko devam etmesin” diyenler çarpışıyor.

DEVLETİ KORUMA REFLEKSİ

• Esas sorun bu mücadele mi?

Danıştay ve idare mahkemelerinin kurulmasındaki amaç devlete karşı bireyi korumak. Danıştay’ın kararlarında büyük orantısızlık var, devleti koruyan taraf ağır basıyor. Yargıtay kararlarında da devleti koruma refleksi güçlü. Bunun değişmesi gerekiyor. İktidar, muhalefet, yargı, barolar kavga etmeyi bırakıp bu hastayı tedavi etmek için ne yapılması gerektiğini tartışmamız gerekir.

• Hasta dediğiniz yargı mı?

Evet, yargı hasta. İyidir demek mümkün değil. Artık siyasi referanslara bağlı hareket etmemek gerekir. Yargı herkes için ortak teminat ve yargı kimsenin olamaz.

KAST SİSTEMLİ HSYK KİRLENMİŞTİ

• HSYK konusunda da tartışma çıkmıştı. Siz nasıl bakıyorsunuz değişikliğe?

HSYK’nın önceki yapısı kapalı kast sistemiydi. Böyle bir model dünyanın hiçbir yerinde yok. Bu kapalı kast sistemi kirlendi ve değiştirilmesi gerekti. Şimdiki yapı çoğulcu. Çoğulcu yapı kirlenmenin önüne geçer. Biz Adalet Bakanı ve Adalet müsteşarının HSYK’da kalmasına karşıyız hala önümüzdeki anayasa değişikliğinde bunun değişmesi gerekir.

• Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı kurumu ‘süper mahkeme’ yapar mı?

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı getirilmesi mutlaka Anayasa Mahkemesi’nin yükünü artıracak ama bireysel başvuruya karşı değilim, ihtiyaç var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yükünü azaltmak gerekiyor. İkincisi Türkiye AİHM’de yüklü miktarda tazminat ödüyor. Bunlara çözüm getirmek için bireysel başvuru yolu açıldı. Bu hak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile bizim anayasamızda insan hakları ihlaleriyle ilgili maddelerle sınırlı tutulması gerekir.

CEHALET HEP AYNI ŞEYİ SÖYLER

• Peki, herkes açıklama yaparken sizin duruşunuzu eleştirenler oluyor mu?

Evet. Muhalefet de barodaki muhalifler de beni sessiz kalmakla eleştiriyor. Ben hizmet odaklıyım. Konuşanlar ne söylüyor? 40 yıldır hep aynı şeyleri... Ahmet Muhip Dıranas’ın bir dizesi var; ‘Hep aynı, hep aynı. “Tolstoy da ‘Cehalet hep aynı şeyi söyler” der. Konuşmak için yeni şeyler söylemek lazım. Yeni şeyler söyleyecek olanlar konuşsun, diğerleri de sussun. Türkiye’de bir üçüncü sese ihtiyacı var. Biz TBB olarak bu üçüncü sesi çıkarmaya çalışıyoruz. Türkiye’de satükoyu koruyan ve değişimi savunanlar arasında her alanda kavga var. Anlamaktan korkanlar için kafalarındaki kalıpların dışındaki her şey yanlış ve gereksiz. Yaptıkları herkesi kendi yetersizliklerine eşitlemekten başka birşey değil. Türkiye’de statükoyu ve arkaik yapıyı savunanlar bizi de kendi yetersizlikleriyle eşitlemek istiyorlar ama biz eşitlenmek istemiyoruz.


http://www.haberfanatik.com/Guncel-tbb-yargi-ele- ...32622.html



Mehmet Kasım
12 yıl önce - Cum 04 Şub 2011, 17:14

Alıntı:
Yargının siyasallaştırıldığını ileri sürmek tam bir faşizm.”


TOKAT GİBİ CEVAP.

Türkiye değişiyor. Kabuğundan sıyrılıyor. Çok müthiş işler oluyor.


xgökhanx
12 yıl önce - Cmt 05 Şub 2011, 18:31



Mehmet Kasım
12 yıl önce - Pzr 06 Şub 2011, 00:39

Alıntı:
yargının muhalefetin arka bahçesi olduğunu söylerken faşizm olmuyoda,hükümetin eline geçtiğini söylemek mi faşizm oluyomusş.


YARGI CHP'NİN ARAKA BAHÇESİDİR ZATEN. BU GERÇEĞİ SÖYLEMEK NEDEN FAŞİZM OLSUN.

Yargı hükuemtin eline geçiyor demek, haksızlıktır. sivil iradeyi özümzseyemeemk demektir. halkın oylaır ile seçilen bir hükumete tahammülü olmamak demektir. asıl talihsizlik budur.

Alıntı:
zaten alıntı yaptığınız gaztede hükümetin gazetesi star gazetesi zate.başka ne beklersiniz ki.


hürriyet gibi chp gazetesi olmaktansa star gibi hükumetin artılarını söylemek daha iyi. ya da milliyet gibi kılıçdar bülteni olmaktansa böylesi daha iyi.

Alıntı:
yukarda ki yorumcu gibilerde hükümetin sanal işlerden sorumlu bakanları gıbi her yerde hükümete kulluk ediyolar.


sizde muhalefetin sanal işlerinden sorumlusunuz demek ki herkesi öyle görüyorsanız.

28 ŞUBAT'TA ASKERE SELAM DURAN YARGI İSTEMİYORUZ.

27 NİSAN'A BİR ŞEY YAPMAYAN YARGI İSTEMİYORUZ.

Alıntı:
''Türkiye'de 28 Şubat ve 27 Nisan başarılı olsaydı, asıl o zaman Mısır'daki yürüyüşler burada olurdu. 28 Şubat süreci başarılı olsaydı, tasfiye edilmeseydi, kendi kafasına göre bir dikta rejimi kursaydı, 27 Nisan'da verilen muhtıraya karşı başbakanımız, hükümetimiz ve partimiz dik durmasaydı, 27 Nisan muhtırasıyla varılmak istenen yer, Türkiye'deki demokrasiyi akamete uğratma çabası başarılı olsaydı, Türkiye'de öyle bir düzen kurulsaydı, işte bir gün gelirdi, o düzenin boğuculuğundan kurtulmak için halkımız o düzene karşı yürüyüşe geçerdi. Dolayısıyla burada mukayeseyi yanlış yapıyorlar.''




sayfa 2
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET