1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7076  |
 |
kardanadam emin
6 yıl önce - Çrş 21 Hzr 2017, 14:31
Arkadaşlar böyle yorumlar yapmak benim karakterime ( karseverliğime) uygun olmayıp beni mutlu etmesede yinede soran arkadaşa cevap vermek bu mübarek KADİR GECESİ gününde gerekir diye düşünüyorum. Evet ALLAH'ın lütfuyla serin geçirdiğimiz Ramazandan sonra Temmuzun ilk haftasına kadar sıcak yaz günleri bize merhaba diyecek gibi , ilk haftadan sonra yine yağışlı,serin, orajlı, şimşekli günler gelecek gibi görünüyor, şimdilik izlenim ve analizler buyönde.
25-26-27 Haziran GFS görüntüleri değişim sözkonusu olmazsa böyle olacağını öngörüyor. SAYGILARIMLA, KADİR GECENİZ ve RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
|
 |
hüseyin sezer1
6 yıl önce - Prş 22 Hzr 2017, 09:46
Emin Serkan beyi bu mevsim burada görmek güzel, geçen hafta portekiz ispanya hattını kavuran sıcakların önümüzdekiş hafta ülkemizde olması bekleniyor, karadeniz hariç yanacağız diyebiliriz.
|
 |
snowserkan
|
 |
snowserkan
6 yıl önce - Prş 22 Hzr 2017, 12:05
ATMOSFERİN TANIMI
Merhaba,
Bu tür paylaşımları zaman zaman yapıyorum,
Yine Yeni bir konu ile devam edelim.
Meraklısına "Atmosfer nedir?"
Atmosfer, binlerce milin üzerinde Dünya’nın yüzeyinden uzanan bir gaz bulutu ve askıda asılı duran elbise gibi yada ipe bağlı duran uçan balon misali kaçması engellenen katı madde olup, mesafe ile giderek daha incedir; Ancak her daim Dünya’nın yerçekimi sayesinde dağılması ve kaçması engellenerek tutulmaktadır.
Atmosfer, Dünya’yı çevreler ve nefes aldığımız havayı tutar; Bizi uzaydan korur; Ve nemi (bulutlar), gazları ve küçük parçacıkları tutar. Kısacası, atmosfer yaşadığımız koruyucu baloncuktur.
Bu koruyucu kabarcık balon çeşitli gazlardan oluşur ve 4 ana gaz tüm gazların% 99.998‘ini oluşturur. Atmosferde Azot,en yaygın olanıdır. Azot, oksijeni sulandırır ve Dünya’nın yüzeyinde hızlı yanmayı önler. Canlılar protein üretmek için ona ihtiyaç duyarlar.
Oksijen tüm canlılar tarafından kullanılır ve solunum için gereklidir.Yanma için de gereklidir.
Argon (Ar) periyodik cetvelin O grubunda yer alan, renksiz, soy gaz element. Havada hacimce %0,93 oranında ve maden sularında çözünmüş hâlde bulunur. Teknikte, havanın ayrımsal damıtılmasıyla elde edilir. Kokusuz ve tatsızdır. Tungsten filamanlı elektrik ampullerinin ve floresan lambalarının doldurulmasında, gaz altı kaynak tekniğiyle yapılan elektrikli ark kaynağında kaynak yerinin havayla temasını kesmek için tampon olarak, ayrıca silisyum ve germanyum kristallerinin yapımında ve argon iyonlu lazerlerde kullanılır.
Bitkiler oksijen yapmak için karbon dioksit kullanılır. Karbondioksit ayrıca, dış mekana ısı kaçmasını önleyen bir battaniye gibi davranır.
Atmosferik gazların bu yüzdeleri tamamen kuru bir atmosfer içindir. Atmosfer,kuru olsada. Su buharı ( ‘gaz’ halde su) hemen hemen her zaman, toplam hacminin yaklaşık% 4’e kadar mevcut bulunmaktadır.
Kuru rüzgarlar esnediğinde Dünyanın çöl bölgelerinde 30° Kuzey-Güney (30 ° N / S), atmosfer bileşimine su buharı katkısı sıfıra yakın olacaktır.
Son derece sıcak / nemli günlerde su buharı katkısı% 3’e yaklaşır. Tropikal iklimlerde% 4’e yaklaşan üst sınır bulunur. Aşşağıdaki tablo su buharının farklı miktarlarda bulunduğunda Atmosferik kompozisyonun değişikliklerini göstermektedir.
Atmosfer Katmanları
Yeryüzünü çevreleyen gaz zırhı yada koruyucu balonu yere ulaşıncaya kadar değişiklik gösterir. Bu değişikliği Beş farklı katmana ve ara geçişlere bölerek adlandırıyoruz.
Katmanların her biri termal karakteristikler, kimyasal bileşim, hareket ve yoğunlukta en büyük değişikliklerin meydana geldiği “duraklar” ile sınırlandırılmıştır.
.Termik özellikler (sıcaklık değişiklikleri),
.kimyasal bileşim,
.Hareket ve
.yoğunluk.
Exosphere
Burası atmosferin en dış tabakası. Yeryüzünde yukarıda 6200 mil (10.000 km) Bu katmanda, atomlar ve moleküller uzaya kaçar ve uydular yeryüzünün etrafında dönerler. Ekosferin alt kısmında, termopause, dünyanın yaklaşık 375 mil (600 km) üzerinde bulunmaktadır.
Termosfer
Yaklaşık 53 mil (85 km) ile 375 mil (600 km) arasındaki mesafede termosfer yatıyor. Bu tabaka üst atmosfer olarak bilinir. Termosfer gazları halen çok ince olsa da, biri dünyaya doğru inerken, yoğunlaşmaktadır.
Bu nedenle, güneşten gelen yüksek enerjili morötesi ışınlar ve x ışını ışınları bu katmandaki moleküller tarafından emilmeye başlar ve büyük bir sıcaklık artışına neden olur.
Bu soğurma nedeniyle sıcaklık yüksekliği artar. Bu tabakanın altındaki -184 ° F (120 ° C) kadar düşük bir kaynaktan, sıcaklıklar en yakın 3.600 ° F (2000 ° C) kadar yüksek bir miktara ulaşabilir.
Bununla birlikte, yüksek sıcaklığa rağmen, atmosferin bu tabakası çok ince bir atmosfer nedeniyle cildimize karşı çok soğuk hissedilecektir. Yüksek sıcaklık, moleküller tarafından emilen enerjinin miktarını gösterir, ancak bu katmandaki sıcaklığın çok azı ile moleküllerin toplam sayısı cildimizi ısıtmak için yeterli değildir.
Mezosfer
Bu katman, Dünya yüzeyinin yaklaşık 50 km (31 mil) üzerinden başlar , 53 mil (85 km)ye kadar uzanır. Oksijen molekülleri de dahil olmak üzere gazlar, daha da yoğunlaşmaya devam eder. Bu nedenle, sıcaklığın artmasıyla bu katmanın altına yaklaşık 5 ° F (-15 ° C) yükselir.
Mezosferdeki gazlar artık atmosfere salınan meteorları yavaşlatacak kadar kalındır, meteorlar bu katmana geldiklerinde, gece gökyüzünde ateşli yollar,izler bırakırlar. Hem stratosfer (bir sonraki kat aşağı) hem de mesosfer orta atmosfer olarak kabul edilir. Mezosferin stratosferden ayrıldığı geçiş sınırına stratopoz denir.
Stratosfer
Stratosfer, Dünya yüzeyinin 4 ila 12 mil (6 ila 20 km) üzerinden başlar bu seviye farkı sıcaklık ve soğuklukla ilgilidir kutuplarda bu seviye 6 km civarına düşerken,ekvatorda bu seviye 20 km civarındadır. ve 31 mil (50 km) uzanır. Bu tabaka atmosferdeki gazların yüzde 19’unu içinde barındırır, ancak su buharını çok az tutar.
Bu bölgede sıcaklık yükseklikle artar. Isı, Ozon oluşumu sürecinde üretilir ve bu ısı, tropopozda ortalama -60 ° F (-51 ° C) ila yaklaşık 5 ° F (-15 ° C) arasındaki sıcaklık artışlarından sorumludur. Stratosferin üstü.
Yükseklik ile sıcaklıktaki bu artış, sıcak hava daha serin havanın üzerinde olduğu anlamına gelir. Bu, gazların yukarı doğru dikey bir hareketi olmadığından “konveksiyon” u önler. Bu katın alt kısmının konumu, cumulonimbus bulutlarının ‘örs şeklinde’ üstleri tarafından kolayca görülür.
Troposfer
Alt atmosfer olarak bilinen bu katmanda,neredeyse tüm hava bu bölgede görülür. Troposfer, Dünya yüzeyinde başlar ve 4 ila 12 mil (6 ila 20 km) arasında uzanır.
Troposferin yüksekliği ekvatordan kutuplara kadar değişir. Ekvator azından yaklaşık 50 ° N yüksek 11-12 mil (18-20 km) ve 50 ° S, 5½ mil ve kutuplarda hemen altında dört mil uzunluğundadır(6 km).
Bu katmandaki gazların yoğunluğu yükseklik ile azaldığında, hava daha incedir. Bu nedenle, troposferdeki sıcaklık, tepki yüksekliği ile de azalır. Birisi yükselirken, sıcaklık tropopozda ortalama 62 ° F (17 ° C) ila -60 ° F (-51 ° C) arasında değişir.
İyonosfer
İyonosferin D, E ve F olarak adlandırılan üç ana katmanı.
Işınımın bu emilimi de iyonosferden sorumludur. Termosfer içerisinde bulunan iyonosfer, elektrikle yüklü gaz parçacıklarından (iyonize edilmiş) oluşur.
İyonosfer, Dünya yüzeyinin 37-390 km (60-300 km) üzerinde uzanır. Üç bölge veya katmana ayrılmıştır; F-Region, E-Layer ve D-Layer. Gündüz F Katmanı, iki katmana bölünür ve geceleri yeniden birleşir.
Önce E-Katman keşfedildi. 1901’de Guglielmo Marconi, Avrupa ile Kuzey Amerika arasında bir sinyal gönderdi ve yaklaşık olarak 62 mil (100 km) rakımdaki elektrik iletken bir tabakayı sıyırmak zorunda kaldığını gösterdi. 1927’de Sir Edward Appleton, iletken katmanı (E) laktik-Katman olarak adlandırdı. Daha sonra keşfedilen ilâve iletken katmanlara sadece D-Katmanı ve F-Katmanı adı verildi.
İyonosferin varlığı, güneşin atmosfere çarpan radyasyona bağlı olması nedeniyle, yoğunluğun gündüzden geceye değişmesine neden olur. Her üç katman gündüzleri daha yoğundur. Geceleri, D katmanı en büyük değişim geçiren katmandır. tüm katmanlar yoğunlukta azalma gösterirlerken. Geceleri D-Layer tamamen kaybolur.
1900’lü yıllarda görüldüğü gibi, iyonosfer, yeryüzünden iletilen radyo sinyallerinin önemli kısmına sahiptir. Onun varlığını, Dünyanın her yerinde radyo vasıtasıyla haberleşilmesinden anlıyoruz.
Radyo istasyonlarından gelen yayınlar, dünyanın yüzeyi ile iyonosfer arasında defalarca sıçrayabilir. Radyo sinyali iletildiğinde, sinyalin bir kısmı iyonosfer vasıtasıyla (yeşil ok) dünyadan kaçacaktır. Zemin dalgası (mor ok), normal bir şekilde duyduğumuz doğrudan sinyaldir. Bu dalga hızlı bir şekilde zayıflar ve kaybolan sinyal olarak duyulur. Kalan dalgalar (kırmızı ve mavi oklara) “gökyüzü dalgaları” denir. Bu dalgalar iyonosferden çıkar ve atmosfer koşullarına bağlı olarak 1000 kilometre uzunluğunda sıçrayabilir.
|
 |
kardanadam emin
6 yıl önce - Cmt 24 Hzr 2017, 12:20
Arkadaşlar bugünden itibaren (arefe) sıcaklıklar ülkemizin kuzey kesimleri dahil tümünde artışa geçiyor, neminde artmasıyla sıcakve bunaltıcı günler bizleri bekliyor. Temmuz ayının 3 üne kadar bu durum böyle seyredecek. Güneyimiz ve Egede durum dahada vahim görünüyor, güneyde sıcaklıkların 40 dereceyide aşması beklenebilir, dikkatli olunmalı. Ancak temmuzun 3 ünden sonra serinleme ve rahatlama olacak. Şimdilik modellerde görüntü böyle, 4 temmuzdaki serinlemenin ECMWF modeli aşağıdaki gibidir. Tekrardan hayırlı bir arefe, mutlu, yola çıkacakların kazasız, belasız, sağsalim ulaşımların yaşanacağı bir Ramazan bayramı geçirmenizi YÜCE RABBİMİZDEN temenni ediyorum. ELVEDA YA ŞEHR-İ RAMAZAN, RABBİMİZ, tekrarına ulaşmamızı nasip etsin inşaALLAH.....
(+)
|
 |
snowserkan
6 yıl önce - Pzr 25 Hzr 2017, 15:56
|
 |
Mir Kadir
6 yıl önce - Pts 26 Hzr 2017, 09:39
Cuma günü kavrulacak mıyız?
|
 |
kardanadam emin
6 yıl önce - Pts 26 Hzr 2017, 18:32
Kavrulmakda ne kelime...son yılların en sıcak günleri yaşanacak gibi görünüyor.Serin hatta bazen soğuk derecelerde geçen bir Haziran ayından sonra beklenen bir durumdu diyeceğim ama bu kadarını tahmin etmiyordum. Modeller Temmuzun 4 üne kadar oldukça sıcak çıktılar veriyor, nerdeyse temmuz sonu yada Ağustos başlarındaki sıcakları aratmayacak, iddialı sıcaklara karşı dikkatli olunmalı, klimalı ortamlarda, gölgeliklerde bol sıvı tüketerek bugünleri atlatmanın yollarını aramalıyız.Aşağıdaki GFS çıktısı sanıyorum sözlerimi destekliyor gibi....siz ne dersiniz?
(+)
En son kardanadam emin tarafından Pts 26 Hzr 2017, 20:22 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Alperbatuhan
6 yıl önce - Pts 26 Hzr 2017, 19:39
Haziranın acısı temmuzla beraber çıkacak gibi
Bu denli sıcaklara karşı tedbirli olunmalı kavrulacağız.sıcaklar beyin kanaması riskini çok yükseltir
|
 |
mehmeterden198
6 yıl önce - Pts 26 Hzr 2017, 23:05
Bu gün okuduğum bir yazıda 2014-2016 arasında atmosferdeki metan oranının arttığı yazıyordu. Daha doğrusu metan oranı artışının hızlandığı yazılmış. Yazı 2016 aralık ayında yayınlamış. Buna göre 2014 ten sonra büyük miktarda metan salınmış. Bunun nedeni henüz aydınlatılamamış. El nino ve yüksek sıcaklık nedeniyle permafrost bölgenin erimesinin hızlandığı ve oradaki gazın açığa çıktığı ihtimali var. ABD deki kaya gazı çalışmaları nedeniyle serbest kalan metanın atmosfere karıştığı ihtimali var. Rekor seviyede seyreden sıcaklıklar nedeniyle bataklıklarda bitkisel çürümenin hızlandığı teorisi var. Tarım alanlarından kaynaklandığı düşünülüyor. Daha fazla pirinç yetiştirmesi etkili olmuş olabilir deniyor.
Yazının ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Neticede bilimsel bir site değildi. Manken fotoğraflarının, kedi videolarının yayınlandığı bir sitede popüler bir haberdi. Siz bu konuda bir şeyler duydunuz mu? 2015-2016 döneminde daha fazla metanın atmosfere karışması ne derece doğru ve bu sera gazının Dünya iklimine etkisi ne olur? Permafrost melting diye arttırınca çok sınırlı sayıda bilimsel kaynak çıkıyor ama yazılanlar dehşet verici bilgiler. Öyle ki Doğu Sibirya, Alaska ve Kanada'daki donmuş bataklıklarda ve toprağın altındaki sürekli donmuş tabakada trilyon ton mertebesinde sera gazının hapsolmuş olduğu yazılıyor. Bu gazın yüz binlerce yıldır hatta bazı bölgelerde daha uzun süredir orada kendi halinde sabit bir şekilde durduğu yazılmış. Pek çok bölge son buzul çağından beri hiç erimemiş. Kuzey buz denizinin altındaki kıta sahanlıklarında da önemli ölçüde gaz hidrat varmış. Eğer bu fosil buzların çok küçük bir bölümü bile iklim değişikliği nedeniyle ısınan hava nedeniyle erirse pozitif feedback etkisi yapar ve çok kısa sürede Dünya iklimi baştan yazılırmış. Sevindirici haber ise kısa vadede donmuş metanın açığa çıkması beklenmiyor. Bazı çok küçük kaçaklar dışında kutup bölgeleri stabil.
Bu permafrost meselesi şu aralar çok ilgimi çekiyor. Bazıları bir nesil sonra bambaşka bir gezegende yaşayabiliriz derken diğer görüş bunun çok zayıf bir olasılık olduğu ve en azından bizi ömür süremiz boyunca korkulacak bir şeyin olmadığını söylüyor. Bu günkü okuduğum haber ise aklımı karıştırıyor. Sıcak geçen bir senenin ardından metan artışının rekor kırması acaba bu bölge düşündüğümüzden daha mı hassas sorusunu sormamıza yol açıyor.
Benden daha bilgili olduğunu düşündüğüm siz sayın üyeler bu konuda ne düşünüyor?
|
 |
sayfa 7076  |
ANA SAYFA -> İSTANBUL - Haberler ve Sohbet
|