Sadece Türkiye'de oLur... Çok GüLeceksiniz (:
Ben 24 yaşındayım ve 44 yaşında bir dul bayanla evlendim. Kendisinin de 25 yaşın...da bir kızı var. Babam ise bu kız ile evlendi. Böylelikle babam, karımın kızı ile evlendiği için damadım olmuş oldu. Bunun üzerine kızım da babamla evlendiği için üvey annem olmuş oldu. Hanımımın ve benim geçen sene bir oğlumuz oldu. Oğlum hanımımın kızının erkek kardeşi oldu, Babamda oğlumun eniştesi oldu Bir de üvey annemin erkek kardeşi olduğu için dayı oldu. Anlıyacağınız benim oğlum benim dayım oldu. Babamın eşi sene sonunda dünyaya bir erkek çocuğu getirdi. O babamın oğlu olduğu için benim de erkek kardeşim, ve de kızımın oğlu olduğu için de torunum. Yani ben torunumun erkek kardeşiyim. Ayrıca bir annenin evladının babası eşi olduguna göre ben de eşimin kızının babasıyım ve kızımın erkek çocuğunun erkek kardeşiyim. Kısacası kendimin büyükbabasıyım
Hristiyan çocuğun birisi annesinden bisiklet istemiş o da; sen çok yaramazsın
gün...ahında çok İsa'dan iste bisikleti demiş çocukda oturup İsaya mektup yazmış beğenmemiş yırtmış
bir daha yazmış yırtmış birdaha birdaha yazmış yine yırtmış sonra kiliseye gitmiş bunu gören anne sevinmiş
çocuğum akıllanıyor diye ama kiliseye giden çocuk sağına soluna bakmış kimsecikler yok
meryem ana biblosunu alıp eve gelmiş oturmuş başlamış tekrar mektup yazmaya:
İSA ANAN ELİMDE BİSİKLETİ İSTER GETİR İSTER GETİRME
Bir ailenin evinde kedisi varmış kadın kediyi çok seviyormuş adamsa hiç sevmiyormuş. Adam bir gün kediyi götürüp atmış ama kedi adam eve gelmeden gelmiş. İkinci gün biraz daha uzağa bırakmış fakat kedi yine adamdan önce gelmiş. Öbür gün adam gitmiş gitmiş baya gitmiş daha sonrada telefonu çıkarıp evi aramış kedi geldim...i diye sormuş kadın geldi deyince adamda " telefonu ver o şerefsize bana yolu tarif etsin kayboldum." demiş . . .xD
En son SERDARR1 tarafından Cmt 29 Oca 2011, 12:52 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Serdar ilk anlatımındaki şu ifade mümkün değil yanlış "aynı zamanda babamın da eniştesi." Bir enişte olması için ablanızın ya da kız kardeşinizin kocası olması lazım, o yüzden enişte olayı söz konusu değil..
Serdar ilk anlatımındaki şu ifade mümkün değil yanlış "aynı zamanda babamın da eniştesi." Bir enişte olması için ablanızın ya da kız kardeşinizin kocası olması lazım, o yüzden enişte olayı söz konusu değil..
düzeltildi adamı evlendırdım enıste yaptım
nasıl bir aile yahu
Bir Pazar günü Bay Murphy' yi kasabanın kilisesinde gören papaz çok şaşırdı, çünkü Bay Murphy hayatında hiç kiliseye uğramamıştı.
Ayinden sonra onun yanına geldi ve;
- Murphy, seni kilisede görmekten çok memnun oldum; ama seni buraya neyin getirdiğini merak ettim doğrusu" Dedi.
Murphy yanıtladı:
- Sana yalan söylemem doğru olmaz. Bir süre önce, çok ama çok sevdiğim şapkamı bir yerlerde bırakmıştım ama nerede bıraktığımı bir türlü hatırlayamıyordum. Bay McGlynn' in de aynı şapkadan giydiğini ve her Pazar kiliseye geldiğini biliyordum. Ayinde şapkasını çıkarması gerektiğini de biliyordum ve, herhalde kilisenin arka tarafındaki askıya koyar diye düşündüm.
- Yani, duadan sonra, ayin başlamadan kiliseden ayrılmayı ve o sırada McGlynn' in şapkasını aşırmayı planlamıştm.
Papaz;
- Ama, görüyorum ki bunu yapmamışsın. Dedi ve sordu:
- Neden fikrini değiştirdin?
Murphy yanıtladı:
- Sizin 10 Emir konusundaki vaaz'inizi dinlerken aniden anladım ki, aslında McGlynn' in şapkasını çalmak zorunda değilim.
Gözü yaşaran papazın, yüzüne yayılan dostça bir gülümsemeyle Murphy'ye baktı ve, dedi ki :
- Bunu duymak ne kadar güzel!... Yani benim konuşmamın 'Çalmayın' bölümünü dinlediniz ve çaldığınız taktirde cehennemde başınızı yakacak o şapkadan vazgeçtiniz!
Murphy başını yavaşça iki tarafa sallayarak konuştu:
- Aslında pek öyle olmadı peder;
- Konuşmanızın "zina yapmayın" bölümünü dinlerken, şapkamı nerede bıraktığımı hatırlayıverdim birden!
Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!!
Gelin: Senden ayrılmamı ister misin?
Damat: Hayır! Bu lafı bir daha asla söyleme!
Gelin: Sen.. Bana aşık mısın?
Damat: Taaaabiki.
Gelin: Beni terketmeyi düşünür müsün?
Damat: Tabi ki hayır.
Gelin: Peki bana bir öpücük verir misin?
Damat: Evet hem yüzüne hem gözüne.
Gelin: Peki bana bir gün vuracak mısın?
Damat: Asla! Ben o tür erkeklerden değilim.
Gelin: Sana güvenebilir miyim?
Damat: Evet.
Gelin: AŞKIM.
------- AŞK BİTİNCE -------
aşağıdan yukarı doğru okuyunuz...
Adam barda gördüğü güzel bir bayanla konuşmanın yollarını arıyordu.Sonunda cesar...etini toplayarak kıza yaklaştı ve,
- "Biraz konuşabilirmiyiz acaba?"
dedi. Kız birden haykırdı:
- "Terbiyesiz!Ben senin bildiğin kızlardan değilim!"
Adam utancından yerin dibine girmişti.Herkes ona bakıyordu, gitti ve masasına oturdu.
Bir süre sonra kız ona yaklaşyı,gülümseyerek,
- "Az önceki olay için özür dilerim.Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandıklarını inceliyordum."
dedi. Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
- "Ne? Gecesi 200 dolar mı?Deli misin sen?"
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir Hıristiyan kasabasında görevli papaz günah çıkarmaya gelenlere vaaz ve...rirken, bundan sonra bana günah çıkarmaya geldiğinizde bana aldattım kelimesini kullanmayın bundan çok bıktım onun yerine “düştüm” diye söyleyin demiş, gel zaman git zaman papaz emekli olmuş onun yerine genç bir papaz gelmiş ama her şeyden habersiz, yine günah çıkartmaya gelenler papaz efendi dün düştüm , gecen hafta düştüm, aradan bir ay geçmiş genç papaz artık valiye gitmenin zamanı geldi düşen düşene demiş, ve valinin yanına gitmiş. Vali bey su yolları bir kontrol etseniz düsen düsene, tabiki vali bey düşmenin hangi anlama geldiğini bildiği için kahkaha ile güler, papaz sinirlenir ve vali bey ne gülüyorsunuz daha dün kariniz geldi üç defa düştüğünü söyledi demiş
Adamın birisinin, arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlar. Adam arabayı kenara zor yanaştırır. Sonraki işlem malum...
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer. Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünmüyor bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen Temel, seslenir;
- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader,lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
- Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder.
Adam hemen Temel'in yapar ve seslenir;
- Senin ne işin var tımarhanede?
- Biz burada delilik'ten yatıyoruz kardeşim, salaklık'tan değil...!
Mısır hükümeti Kızıldeniz'in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan ve Türkiye'den de Temel'in firması olmak üzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.
İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
Amerikan firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der.
Japon firması ise:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir.
Sıra bizim Temel'e gelir. Temel:
- Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur der.
Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkânın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş, girmişler.
Satıcı - "Çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sex te çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler"
Adam tabi ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış.
Karısı bir adım geri kaçmış "Aman allahım dur dur" derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş,
-"Sandaletleri ters giydin lan!"
Erzurum'dan bir grup insan Hacca gitmek için yola çikmislar Van'a gelmisler Van'in bir
köyünde konaklamaya karar vermisler
O köyün de imami yokmus Köylüler
aralarinda konusmuslar ve Erzurum'dan çikip hacca giden bu topluluktan birini imam
yapmaya karar vermisler
Hem Erzurumlu hem de hacca gidiyorlarsa bos insan
degillerdir
diye düsünmüsler
Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmis Her
yil 400 koyun
verilecekmis imama Adam hacca gitip masraf yapacagima burda kalip
yalandan imamlik yapar
ve her yil 400 koyun sahibi olurum diyerek ise
baslamis
Köylü camide toplanmis
namaz kilinacak Sayin imam baslamis
namazi kildirmaya -"Erzurumdan çiktim yola Van'da
verdim mola 400 koyun verdiler
bana, Allahuekber " Bu günlerce ayni biçimde devam
etmis Köylü bu ise biraz
sasirmis ve konusmuslar aralarinda
-"Ya," demisler "Daha
önceki imam mi yanlis
kildiriyordu, yeni imam mi? Bunu gitip Müftüye soralim"
demisler
Sayin müftü
meshur OFLU Müftüye gelen halk herseyi anlatmislar
Müftü Köylüye
dönerek :
-"Siz simdi hiç imama çaktirmadan köyünüze
dönün ve namaz
vakti camide toplanin bende namaza gelicem" diye emir verir
Herkes
köyüne
döner ve namaz vakti herkes camide toplanir
Tabiki Sayin MÜFTÜ de
camidedir
Imam namazi kildirmaya baslamis
Birinci rekat:
-"Erzurumdan
çiktim
yola Vanda verdim mola 400 koyun verdiler bana, ALLAHUEKBER" der ve
arkada
"ÖHÖÖHÖ!" diye bir ses gelir ve imam yakalandim herhalde diye korkmaya
baslar
Ikinci rekatta bu sefer:
-"Erzurumdan çiktim yolaVan'da verdim
mola
400 Koyun verdiler bana, YARISI SANA YARISI BANA Allahuekber" diyerek
sölerini
degistirir
Namaz bitince köylü Müftüye dönerek
-"Imam
efendi namazi
dogru mu kildiriyor mu?" diye sorar
Müftü: -"Haçan birinci rekatta
biraz sasirdi ama
Ikinci rekatta isi düzeltti"
şehir isimleri var o şehirdeki arkadaşlar kızmasın sonuçta bir fıkra