Kadın giyinmiş çıkıyordu. Kocası sordu..
"Nereye?." "Sana ne?. Canım nereye isterse.."
"Peki kaçta geleceksin?."
"Sana ne.. Canım ne zaman isterse.." Koca sertlendi.. "Ben onu bunu bilmem.. Ortalığı süpürüp toplayıncaya kadar dönmezsen, ben de ne bulaşıkları yıkarım, ne çamaşırları.."
Adam avukatına gitti. "Komşumun bana 500 lira borcu var. Bir yıldır ödemiyor" dedi. Avukat "Kanıtın var mı" diye sordu. "Yok" dedi adam. Avukat "O zaman ona bir mektup yaz ve 5 bin lira borcunu hemen ödemesini söyle" dedi. Adam itiraz etti.
"Ama borcu 500 lira.." "O da aynen öyle cevap verecek" dedi, avukat.. "Bu da aradığın kanıt olacak!."
Temel, gece vakti şehitlikten geçmek zorundadır, ama çok da korkar...
Arkadaşları, "Korkma yahu!.." derler..
"Mezarlıktan geçerken bir şarkı söylersin, korkun da kalmaz, hiçbir şey de olmaz!?.." Temel'in aklı yatar. Şehitliğe girer...
Zifiri karanlıkta korku içinde aklına da hiç türkü gelmez!?.. O anda, askerlikte yürürken, koşarken söyledikleri bir marş aklına gelir. Bağırmaya başlar..
"Ay akşamdan ışıktır!.." Birden mezarlıktan müthiş bir koro yükselir:
"Yaaaylalar, yaylalar!?.."
Pazar ayininin sonunda rahip haftalık vaazını şöyle bitirdi,
"Demek ki, Tanrı adına ne yapmamız lazım? Düşmanlarımızı affetmemiz lazım. Şimdi, bu sohbetimizden sonra, aranızdan kaçı düşmanlarını affetti?”
Cemaatin yarıdan fazlası elini kaldırdı.
Rahip sorusunu yineledi...
Bu kez hepsinin elleri havadaydı, önlerindeki yaşlı teyze hariç...
Rahip sordu,
"Bayan Neely? Hayırdır? Düşmanlarınızı affetmek size bu kadar mı zor geliyor?”
"Düşmanım yok ki!” dedi Bayan Neely, o titrek ve son derece şeker haliyle!..
Cemaatten uğultular, şaşkınlık nidaları yükseldi, rahip devam etti.
"Oooo! Bu gerçekten inanılmaz güzel bir şey! Kaç yaşındasınız Bayan Neely?”
“108!”
Cemaat ayağa kalkıp gözyaşları içinde alkışlamaya başladı...
"Bayan Neely, lütfen, şöyle yanıma gelir misiniz? Yavaş yavaş. Aman dikkat... Hah! Tamammmmm. Lütfen buradan cemaatimize bu işin sırrını söyler misiniz? Nasıl oluyor da insanın 108 yıl gibi uzun bir ömür zarfında hiç düşmanı olmuyor?..”
Yaşlı kadın, küçük ve titrek adımlarla rahibe sırtını dönüp, cemaate baktı...
"Hepsi öldü şerefsizlerin...😀😄
MUTLU geceler
Bir çocuk her gün bankaya gidiyor ve hesabına bir miktar para yatırıyordu. Banka çalışanları durumu garipsediler ve banka müdürüne anlattılar.
Müdür ”Bir dahaki gelişinde bana yönlendirin ”der.
Ertesi gün çocuk yine gelir ve bir miktar para yatırmak ister, çalışanlardan biri onu müdürün odasına götürür. Müdür çocuğa sorar:
“Sen bir çocuksun, bu kadar parayı nerden buluyorsun?”
Çocuk cevap verir:
“İnsanlarla bahisse giriyorum ve kazanıyorum”. Müdür güler ve sorar:
“Göster bakalım nasıl bir bahis”.
Çocuk der ki:
“Ben gözlerimi öpebilirim,500 lira bahsine var mısınız? “Müdür kabul eder. Çocuk bir hamleyle gözündeki lensi çıkartıp öper,500 lirayı kapar.
Çocuk gittikten sonra müdür düşünür ve düştüğü durumdan dolayı sinirlenir. Ertesi gün çocuk gelince ona şöyle der:
“Sen beni kandırdın, paramı geri ver”. Çocuk cevap verir :”Sizinle iddiaya girelim, eğer siz kazanırsanız dün bana verdiğinizin 3 katını size veririm, ben kazanırsam hiç bir şey almam”.
Müdür hemen kabul eder ve çocuk müdüre sorar:
“İddia ediyorum iç çamaşırınızın rengi mavi”. Müdür kahkaha atar “Hayır mavi değildi” der.
Çocuk ısrarla mavi olduğunu söyler, müdür ısrarla değil der, en sonunda pantolonunu indirir ve gösterir:
“Bak mavi değil beyaz “der.
Adam iddiayı kazanır, çocuk adama 1500 lirayı verir. Tam kapıdan çıkarken müdür ona sorar:
“Bahsi kaybettin ama hiçte üzgün görünmüyorsun neden? Der.
Çocuk gülümseyerek cevap verir:
“Üzgün değilim çünkü fark ettiyseniz biz konuşurken çalışanlar bizi seyrediyordu, pantolonunuzu indirteceğime dair yaklaşık 10 çalışanla her biri ile 500 liraya iddiaya girmiştim ”der.