Temel yaşlanan karısının artık eskisi gibi duyamadığını düşünüyordu. Belki de, bir kulak doktoruna götürüp, duyma cihazı almalıydılar.. Tamam da bunu Fadime'ye nasıl söyleyecekti.
Önce doktora gitti. Derdini anlattı.
"Kolayı var" dedi, doktor. "Evde sen bir test yapıp, duyup duymadığını kontrol edersin.
Sonra durumu eşine anlatır, alır bana getirirsin.
Bir kulaklık takarız.." Sonra testi anlattı. Temel önce 30, sonra 20, sonra 10, sonra 5, sonra 2 metreden normal sesle bir soru soracak ve karısının kaç metreden cevap verdiğini gelip doktora söyleyecekti.
Temel eve koştu. Daha bahçedeyken, açık mutfak penceresinden Fadime'yi gördü.
30 metreyi tahmin etti ve normal sesle sordu.
"Akşama ne var, hanım?." Cevap yok..
20 metreye geldi.
"Akşama ne var, hanım?." Cevap yok..
10 metreye, 5 metreye geldi.
"Akşama ne var, hanım?." Cevap yok..
En son 2 metreye geldi.
"Akşama ne var, hanım?." Gene cevap yok..
İçeri girdi. Karısının tam arkasında durdu ve sordu..
"Fadime akşama ne var?."
"Allah kahretsin Temel" diye bağırdı Fadime, "Beş defadır, 'Tavuk' diye bağırıyorum sana.. Sağır mısın?."
Temel'in evine bir kedi dadanmış. Temel dayanamamış, bir gün kediyi almış, ormanlık bir yere bırakıp eve dönmüş. Biraz sonra kedi çıkagelmez mi?
Temel tekrar götürmüş öbür yamaçtaki ormana. Kedi gene gelmiş eve..
Çok kızmış Temel. Kediyi çok uzak ve yolları karma karışık bir yere bırakmış bu defa..
Ne var ki eve dönerken bu defa kendisi yolu şaşırmış.. Aramış aramış, bir türlü bulamamış. Evi telefonuyla aramış..
- Fadime, kedi geldi mi?
- Az evvel kapıdan girdi..
- Söyle o şerefsiz kediye.. Gelsin beni alsın!.
Öğretmen sınıfına sordu..
"Büyüyünce ne olacaksınız?.
Küçük Cem el kaldırdı..
"Milyarder olacağım. Kız arkadaşımı alıp en pahalı restoranlara, kulüplere gideceğim. Canım istediği zaman dünyanın istediğim yerine uçmak için bir jetim, bir Ferrarim, Maldivler'de ve Paris'te birer evim olacak.. ve de cebimde limitsiz kredi kartım.."
"Ya sen Elif" dedi, öğretmen..
"Ben Cem'le evleneceğim, öğretmenim!."
Kadın gece yarısı uyanır ve kocasının yatakta olmadığını farkeder. Yataktan kalkar... Kocasını mutfakta bulur. Adam karanlıkta, mutfak penceresinden dışarıya bakar vaziyette, efkarlı efkarlı bir sigara tüttürmektedir. Halinden de anlaşılacağı üzre, aklı çok uzaklardadır. Üstelik gözleri dolmuştur.
Kadın kocasına arkasından sarılıp, başını omzuna yaslayarak sorar; "Neyin var hayatım?". Adam; "Birden mazi aklıma geldi." der... "20 yıl önceki ilk buluşmamızı hatırlıyor musun?". "Elbette aşkım!" diyerek yanıtlar kadın. Adam devam eder:
"16 yaşındaydın o zaman... Arabanın arka koltuğunda, baban sevişirken yakalamıştı bizi. Elinde de o meşhur av tüfeğiyle..."
"Evet", derken kadın da duygulanır. Babasının taklidini yapmaya çalışarak; "Ya kızımla evlenirsin ya da 20 sene hapis yatarsın! demişti".
Adam sigarasından efkarla bir nefes daha çekip ve kadına döner... "Biliyor musun?.. Bugün hapisten çıkmış olacaktım!..."
Öğretmen, Küçük Temel'e matematik öğretmekte zorlanıyordu. Örnekle denemek istedi.. "Elini pantolonunun sağ cebine atıyorsun 1 lira çıkıyor. Sol cebine atıyorsun. 1 lira da ordan çıkıyor. Şimdi üzerinde ne var demek ki?." Küçük Temel omuz silkti?. "Başkasının pantolonu!."
Yeni açılan, çok katlı havalı bir mağazaya giren adam, satıcı kıza yaklaşıp şöyle der:
- Bir kravat almak istiyorum.
Satıcı kız da, son derece şirin bir tavırla:
- Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır. Kravat ipekli mi olacak yünlü mü? diye ekler.
Adam cevap verir:
- İpekli...
- O zaman lütfen bir kat yukarı buyrun, ipekli kravatlar bir kat yukarda... der satıcı kız.
Adam bir kat yukarı çıkar, bu sefer bir başka satıcı kız karşısında...
- Ben ipekli bir kravat almak istiyorum...
- Desenler çizgili mi, çiçekli mi?
- Çizgili...
- Bizde müşteriyi memnun etmek esastır, çizgili kravatlar bir kat yukarıda, lütfen bir üst kata buyrun.
Adam bir kat daha yukarı çıkar.
- Çizgiler kalın mı, ince mi?
Bir kat daha yukarı.
- Zemin açık mı, koyu mu?
Bir kat daha yukarı.
Derken 18. kata gelir.
Ve öfkeyle, o kattaki satıcı kızın yakasına yapışır:
- Ben ipekli, ince çizgili, zemini koyu bir kravat istiyorum...
Satıcı kız en şirin haliyle:
- Kravatı bu elbiseyle mi kullanacaksınız?
Adam cevap verir:
- Hayır, evdeki elbisemle...
Satıcı kız yine en şirin haliyle:
- Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır, bir uyumsuzluk olursa firmamızın prensiplerine ters düşer. Lütfen evden öbür elbisenizi alıp gelir misiniz?
Adam inanılmaz sinirlenir ve asansöre doğru ilerler.
İşte tam o sırada asansörün kapısı açılır, içinden de, bir elinde klozet kapağı, belden aşağısı da çıplak bir adam çıkar, şöyle bağırmaktadır:
- İşte popom, işte evdeki tuvaletin klozet kapağı. Verecekseniz verin artık şu tuvalet kağıdını!
ALINTIDIR.