Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 31

sizce MUHTEŞEM YÜZYIL dizisi yayından kaldırılsın mı?
evet 30.0%  30.0%  [295]
hayır 56.6%  56.6%  [557]
ilgilenmiyorum / fark etmez 13.4%  13.4%  [132]
Toplam Oy : 984

Hakan Ali
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 03:06

Alıntı:
Cariyeyle birlikte olmak İslamda günah değildir diye biliyorum. Sonuçta erkeğe cariyeler de eşler kadar helaldir. Birlikte olması helal olduğu gibi "raks etmesi" zaten günah olmamalıdır diye düşünüyorum. Sonuçta o kadınlar Padişahın helali.


Nikah akdi olması gerekiyor.Bir nevi evlilik diyelim.Yoksa İslamiyette cariyenin helal olduğu yoktur.Bir insanın nikahlı eşi olmadığı biriyle '' raks etmesi '' haramdır.Nikah kıymadığı hiçkimsede helali olamaz.


Tevfik Akdora
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 03:43



baskanx
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 09:38



Emirhan5961
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 09:49



Mehmet!
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 10:07

Meral Okay demiş ki:
Tarihi erkekler yazdığı için, erkeklerle ilgili daha fazla şey bilindiğini vurgulayan Okay, haremin kapalı bir kapalı kutu olduğunu belirtti ve Harem ancak oryantalistlerin 'olsa olsa böyledir' diyerek yazdıkları bir şey.
.
.
Kanuni'nin müthiş bir şair olduğunu ve 3500 tane şiirinin bulunduğunu söyleyen Okay, dizide Kanuni'nin şiirlerine de yer verileceğini belirtti.
.
.
Kanuni aynı zamanda bir mücevher tasarımcısı. Olağanüstü bir tasarımcı aslında... Dizide de göreceğiz, müthiş bir zümrüt yüzük yapıyor. Kolyeler yapıyor. Çizime çok meraklı... Çok yetenekli olan adamlar bunlar. Ve okudukça görüyorsun, çocukluktan itibaren o kadar iyi eğitilmişler ki, çok iyi hocaların elinden geçmişler. Dil biliyorlar, dünyayı biliyorlar, felsefe biliyorlar. Eski Yunanca, Latince biliyorlar. Müthiş bir entelektüel aynı zamanda... Etrafındaki kadrolara da baktığınızda onların da çok iyi eğitilmiş insanlar olduğunu görüyoruz. Sadece savaşçı değiller.
Kaynak



mine atafirat
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 10:14

Alıntı:
Bunun yerine Türk insanının "aşk-ihtiras-entrika" tutkusunu de işin içine katınca ...


El insaf. Bu tutku sadece bizim coğrafyamızda yaşayan insanlarda mı var? Amerikan, AB, Hint, Japon kaynaklı filimlerde "aşk-ihtiras-entrika" yok mu? Bir sinema tutkunu olarak söyleyeyim, bu öğeler bütün toplumları hedef alan filimlerde var. Hatta bınlara "şiddet"i de eklemeliyiz. Ancak, diğer uygar toplumlar, gerçekleri görmekten rahatsız olmuyor. Bu (gerçekleri yok saymak, beğenmediğimiz şeyle yüzleşmemek) sadece bize, daha doğrusu AB/Asya sınırında başlayan coğrafyaya özgü. Eğri oturalım, doğru konuşalım, Harem diye bir olgu var mı, yok mu? Olmayasdı, kırk küsür çocuğu olan Sultan Abdulmecit gerçeği olur muydu (Bkz. Abdulmecit, Hıfzı Topuz,) Tanzimat'dan sonra, Harem olayı değişmeler göstermiş olsa da, şöyle ya da böyle var olmaya devam etmiş, büyük padişahımız Sultan Abdulhamid Han, Selaniğe sürgüne giderken haremini yanında götürmüştür. (Bkz. II: Abdulhamid, Michel de Gréce). Söz konusu yapım (size göre) kalitesiz ve kötü olabilir ama Harem diye bir gerçek olduğunu kabul etmek zorundayız. Zaten öyle olmasa, saraylarda harem dairesi olmazdı. Üstelik, Osmanlı bence istilalarıyla değil, devlet sistematiğiyle yüce ve övgüye değerdir. Ölüm ve kan demek olan savaşları görmeye hevesli olanlar gerçekten korkmasınlar. Osmanlı saraylarındaki harem de gerçeğin bir yüzüdür.

Alıntı:
çki içip, alem yapıp, fuhuş yapıyor gibi gösteriliyor.


Fuhuş kelimesinin anlamını değiştirmişsiniz. Haremle fuhuşun ilgisi yoktur. Harem Osmanlı hanedanına özgü bir gelenektir. Haremdeki kadınlardan 'saraylı' diye söz edilir. Ancak Sultan Osman, Sultan Orhan ve Ertuğrul Gazi'nin tek eşli oldukları söyleniyor.

Alıntı:
Herkesin göğsü ortada, başları açık, (valide dahil) makyajlı, dansöz kıyafetli.


Cariyelerin, kadınefendilerin ve valide sultanın sarayda çarşafla ya da köylü giysileriyle mi gezdiğini sanıyorduk?

Alıntı:
Nikah akdi olması gerekiyor.


Nikah akdi diye bir şey yok. Hiç bir padişah, bütün çocuklarının analarıyla nikah akdi yapmamıştır. Ancak, kimi zaman, paşa kızları ve eşleri, evlat gibi büyüttükleri evlatlarını Sultana hediye ettiklerinde nikah akdi talep etmişler ve bu arzuları yerine getirilmiştir. Örneğin, Sultan Abdülhamid, amcası Sultan Abdulmecit'in validesinin evlatlığı olan Ayşe Sultana nikah kıymış, Sultan Abdulaziz ise iki cariye ile düğünle evlenmiştir.


En son mine atafirat tarafından Prş 06 Oca 2011, 10:32 tarihinde değiştirildi, toplamda 5 kere değiştirildi


ata
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 10:19



baskanx
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 10:52

Alıntı:
Fuhuş kelimesinin anlamını değiştirmişsiniz. Haremle fuhuşun ilgisi yoktur. Harem Osmanlı hanedanına özgü bir gelenektir. Haremdeki kadınlardan 'saraylı' diye söz edilir.


Osmanlı Hanedanına özgü bir gelenektir de ne demek. O yapınca fuhuş olmuyor biz yapınca mı oluyor.

Alıntı:
Nikah akdi diye bir şey yok. Hiç bir padişah, bütün çocuklarının analarıyla nikah akdi yapmamıştır.


O zaman sizin söylediklerinize göre bütün padişah çocukları gayri meşru olmuyorlar mı? Benim bildiğim Müslüman bir insan nikahsız olarak kimseyle birlikte olamaz. Olursa zina yapmıştır ve doğan çocuk gayri meşrudur.

Alıntı:
Cariyelerin, kadınefendilerin ve valide sultanın sarayda çarşafla ya da köylü giysileriyle mi gezdiğini sanıyorduk?


Elbette köylü kıyafeti giydiklerini düşünmüyorum, ancak ilim, irfan ve Kur'an bilgisine sahip insanların göğüslerini gösteren elbiseler giyip kafalarının da bu kadar açık olduğuna pek inanmıyorum.


orkun_01
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 11:09

Alıntı:
Elbette köylü kıyafeti giydiklerini düşünmüyorum, ancak ilim, irfan ve Kur'an bilgisine sahip insanların göğüslerini gösteren elbiseler giyip kafalarının da bu kadar açık olduğuna pek inanmıyorum.


Padişah anaları ve padişah karıları genelde Slav ırkından gelmedirler. Anadolu kadınından farklı giyinmeleri doğaldır.


Emirhan5961
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 11:21

Alıntı:
Ayrıca 500 sene önce tam olarak ne yaşandığını bilip bilmeden yorumlar yapıyorsunuz.


Ben senaristin de bu kullandığınız tabirin içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Hayal ürünü kendi kafasında çizdiği sahneleri yansıtmışlar. Dün gece Stv'de bu konu konuşuluyordu , ilgimi çekti izledim biraz. Gerçekten tarihi bilgilerle karışlaştırıldığında çok büyük tezatlar olduğu görülüyormuş. Raylı ulaşım mümkün olmayan Trabzon'a , tren ile gidilen "Yaprak Dökümü" gibi tezatlar var.



sayfa 31
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET