1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Akın Kurtoğlu
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 08:07
İST » Vapura En Son Binmek Nasıl Bir Duygudur?
Çok pis bir duygudur. İskele binasına girersiniz, yirmi metre ötedeki yolcu kapılarını sürerek kapatmak üzeredir görevli. Salon bomboştur, herkes vapura binmiş, yerlerine kurulmuş, hareket saatini beklemektedir. Elinizdeki paketlerle ıhıl-mıhıl koşmaya çabalarsınız. Ayakkabınızın topuklarının mermer zeminde çıkarttığı tok sesler, taş duvarlarda yankılanır. Görevli size doğru bakar, aradaki mesafeyi alıp alamayacağınızı hesaplar kafasından... Şayet beş saniye içinde yanında olacağınıza kanaat etmemişse, acımadan sürüverir kapıyı... Merhamet duygusu ağır basarsa, acele etmeniz için el-kol hareketleriyle fiştekler...
Siz adımlarınızı daha bir hevesle hızlandırırsınız, tam o anda taşımakta olduğunuz torbalardan birinin tutacak yeri yırtılıverir, ya da elinizdeki anahtar tomarını yere düşürürsünüz. Şakırtıyla düşen anahtarlar nedense sizin koşu yönünüze doğru değil de; tam ters istikamete doğru kayarlar, yerle buluştukları anda... Gecikmeniz için başınıza gelebilecek tüm olasılıklar başarıyla çalışmaya başlar. Hain Murphy size uzaklardan göz kırpar. Murphy olacak o nalet adama da, koyduğu o aksi kanunlara da içinizden sunturlu bir küfür edersiniz kimseye duyurmadan...
Kapıya son 3 adım kala görevli yüzünü ekşiterek sertçe sürgüyü kapatıverir. Bomboş salonda metalik bir “dinngg” sesi yankılanır. O ses, demir kapının kanatlarının birbirine oturma sesi olduğu kadar; yüzünüze acımasızca vuran gerçeklerdir de aynı zamanda... Son bir gayretle kapının parmaklıklarını tutup sarsalarsınız. Kulağınıza inanmaz, bir de el yordamıyla geçişinizin engellenmiş olup olmadığını bizlere özgü klasik bir hareketle test eder, sanki emin olmak istersiniz. Görevli babanızın oğlu ya... Uzaktan sizi görüverince şirinlik bâbından size şaka yapmak isteyip de, sanki kapıyı kapatır gibi yapıp aslında kapatmadığına inandırmak istersiniz birkaç saniyeliğine kendinizi...
Lâkin kapının dilinin, hakikaten de meşrebince demir pervaza raptolduğunu anlarsınız. Bunun üzerine olabilen en acındırıcı yüz ifadenizi takınarak, elinizdeki paketleri mutlaka ama mutlaka karşıyakaya yetiştirmeniz gerektiğini sıralayıverirsiniz. Şayet gününüzdeyseniz, bunun bir hayat-memat meselesi olduğu yalanını dahi yumurtlayıverirsiniz (Gören-duyan da elinizdeki torbaların içinde A4 fotokopi topları değil de; Çapa’ya, acilen ameliyata yetiştirilmek üzere uygun şekilde paketlenmiş bir çift böbrek falan olduğunu zannedecek).
Görevli bir size bakar, bir de döner camdan dışarıya... Vapurun halatlarını henüz çözmeye başlayan çımacının "olur, sal gelsin" anlamında başını hafifçe öne eğip kaldırmasıyla birlikte insafa gelir ve kapıyı sadece sizin geçebileceğiniz kadar aralar, sevinçle ve büyük başarı kazanmış bir kumandan edâsıyla, lûtfedilmiş aralıktan süzülüverirsiniz. O sevinçle sağlam bir teşekkürü de ihmal etmezsiniz. Görevli ise mağrur bir edayla belli belirsiz şişinerek kasılır, cevap vermez, ekşimik bir ifadeyle başını hafifçe sallar; "Kazandığın şu yirmi dakikanı sadece ve sadece bana borçlusun, ey zavallı fâni" anlamında...
Halatı babadan çekmekte olan bir diğer görevli ise hızlanmanız, çabuk olmanız için size doğru birşeyler söylenir. O sırada vapurun kenarına rahatça kurulup, ayaklarını demirlere uzatmış halde oturan kadınlı-erkekli diğer tüm yolcular size doğru bakarlar. Çift çapalı bacanın dibinden davudî bir düdük yükselir, tansiyon seviyeniz bir mertebe daha artar, attığınız adımlar birbirine dolaşır. Vapurun üst kat pencerelerinden size doğru çevrilen meraklı başlar, sanki koşarken heyecanla yere kapaklanmanızı istercesine; attığınız her adımı, her hareketinizi izler, ya da size öyle gelir.
Üzerine basma ihtimaliniz başka zaman otuzbeşte bir olan minik bir gazozkapağının tam da üstüne denk gelir ayakkabınızın topuğu... Ayaküstü sendelersiniz, vapur tarafındaki yolcu gürûhu daha bir hevesle size doğru bakmaya başlarlar, eğlenceli bir düşme hadisesine canlı şahitlik yapmak üzere faltaşı gibi açılan yari-hain gözlerle... Dengenizi ne yapıp edip toplarsınız, şapşalca bir bel kıvırması ve çeyrek bir diz bükülmesi hareketleri zinciriyle kurtarırsınız işi... Camın gerisinden sizi seyredenlerin hevesleri kursaklarında kalır.
Metal tutacakları hafiften eğilip bükülmüş tahta sürme iskeleye kendinizi zor atarsınız... Veee... Vapurun içindesinizdir artık. Halatlar da tamamıyla çekilip alınmıştır zaten aynı anda. Geminin bünyesine sinen ahşap, metal, üstüpü, susamlı simit, çay, mazot, yağ, buhar ve az biraz da ter ve amonyak kokularıyla harmanlanmış, kendine has o karışık rayihâsından ilk nefesleri ciğerlerinize çekmeye başlarsınız. Lüzumsuz yere yirmi dakika beklemekten son anda sıyrılarak kurtulmuş olmanızın verdiği rahatlık ve keyifle dönüp ardınıza doğru şöyle bir bakarsınız. Bütünüyle kapatılmış olan sürme iskele kapısının ardındaki bir çift başın görevliye ümitsizce birşeyler anlatmakta olduğunu görürsünüz. Bıyıkaltından güler, umursamaz bir edâyla “Bekleyiversinler işte yirmi dakika, işleri ne?” diye geçirirsiniz içinizden... Sıcak bir çay içip kafanızı toparlamak için, elinde tepsiyle dolanmakta olan beyaz önlüklü garsonu taramaya başlar gözleriniz fıldır fıldır...
Akın KURTOĞLU
|
 |
Enver Bozyiğit
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 09:04
| Alıntı: |
| Çok pis bir duygudur |
Olsun. En azından, hiç vapura binmemiş birisi olarak, vapura binmiş olurum
|
 |
ERHAN DEMİR
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 09:05
Defalarca başıma geldi aynen anlattığınız gibi koşarak kapı kapanmadan hız rekoru kırar gibi gitmek son saniyede kapıdan geçmek.
Ben geçince kapı kapanır ve senden sonra gelenler salonda kalır insan ister istemez sanki bir zafer kazanmış edası ile tebessüm eder.
|
 |
Murat Caner
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 09:44
| Alıntı: |
| Vapura En Son Binmek Nasıl Bir Duygudur? |
Hehe konuya tersten yaklaşmak gerek.
Bir gemi dolusu yolcunun geminin kalkmasını geciktirdiğiniz için hakkınızda güzel şeyler düşündüğü bir anda yaşanan umursamazlık duygusudur.
|
 |
imrancuhadar
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 10:16
Victor Hugo Sefilleri bu kadar güzel anlatamamıştı. Bir an kendimi dünya klasiklerinden birini okur vaziyette buldum gibi oldu. Bir de hiç gemiye binmemem bu olayda etken herhalde. Anlatıma hayran kaldım.
İnanın aynı duygular Bir çok şekilde karşımıza çıkarlar. Misal sınıfa geç gelmek gibi, Bankanın kapanma saatinde içeriye son alınan kişi gibi vs vs.
Bizim buralarda gemi olmadığı için tabi o hazzı ( yada eziyeti ) yaşamamız imkansız ancak; konu içerisinde anlatılanların çok iyi örneklenmesinden dolayı o anda yaşanan sıkıntı ve ardından gelen mutluluğu gayet iyi anladık.
|
 |
Yağmur_06
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 10:27
| Alıntı: |
| Çok pis bir duygudur. |
Makale tadında bir konu olmuş, adeta insan okurken yaşıyor
| Alıntı: |
O sırada vapurun kenarına rahatça kurulup, ayaklarını demirlere uzatmış halde olan diğer kadınlı-erkekli tüm yolcular size doğru bakarlar |
100 Metre depar atarak yakalamış olduğum otobüste sinirli bakışların üzerimde olduğu an merdivenlerde tek ayak üstünde durup soluk soluğa kendimi toparlamaya çalışırken henüz daha 10 saniye bile geçmemesine rağmen oradan ukalaca bir ses
- Beyfendi kartınızı basarmısınız
Bırakın kart basmayı soğuk kış günü terden bunalmışım tek ayak üstünde duruyorum ve halen saniyede 4 nefes alıp veriyorum, biraz olsun kendimi toparlayarak
- Basacağız kardeşim görmüyormusunuz halimizi ( Bu arada bütün gözler bize döndü, ben üç kağıtçı olmadığım ve durumumu düzeltince kart basacağım için ses tonumda sert oldu )
O ukala ses tekrar cevap verdi,
- İyi basında görelim
Tabii bu sefer iyice sinirlendim, gerildim ne demek istiyordu bu ukala, sabah sabah neden beni sinir ediyordu, ne yani sabah kalkınca bu sabah kimi sinir edeyim diye kendince hesap yapıp benimi bulmuştu.
Gözlerinin içine baktım ve sabır yağmur sabır dedim,
Sağ elimdeki çantayı yere bırakamadığım için sol elimle kartımı aramaya başladım.
Böyle bir duruma Allah kimseyi düşürmesin, aklıma gelen başıma gelmişti, o kadar ceyerana, o kadar kafa tutmaya haklı sebep çıkacaktı,
Bu arada ben hangi cebimden çıkacak diye kartımı bulmak için defalarca ceplerimi ararken o ukala ses kartınız yok birde arama numarası yapmayın dedi,
Olamaz ya böyle bir şey olamaz, ukala her şekilde haklı
Zaten trafikte tın tın ilerliyoruz, şöföre seslendim,
- Kaptan aç kapıyı kartımı düşürmüşüm inecek var,
Meraklı bakışlar arasında apar topar otobüsten öyle bir indimki kimse beni kötü sanmasın diye otobüs gözden kaybolana dek otobüse paralel yürüdüm...
saygılarımla
|
 |
ural karaca
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 11:05
İskelenin girişinden başlayıp,turnikelerden geçerek vapur kapısına uzanan yol başka hiçbir zaman bu kadar uzun gelmemiştir ve sanki orada saniyeler yoktur da zaman dakikalardan başlıyordur orada,vapuru kaçırırsanız nasıl bir yol izleyeceginiz o geçen üç beş saniyede aklınızdan kırk kere geçer,eğer gezmeye gidiyorsanız bir yerden bir yere fazla bir sorun değildir bu,yada işverensinizdir az daha etkiler bu heyecan sizi ama eğer bir memursanız işyerinizde,sevgilinizle olan randevunuzu kaçıracaksanız eğer yada dersine 40 dk kalmış bir ögrenci iseniz,bahaneler geçmeye başlar aklınızdan teker teker ama bunlara vakit yoktur aslında,önemli olan o kapıdan şimdi geçmektir,silip atarsınız düşünceleri kafanızdan bir anda ve üzerinizdeki tüm döpiyeslige ragmen kan ter içerisinde vapura doğru koşarsınız,kapı beliriverir birden gözünüzün önünde,size müebbetlik gibi bakan görevliler ve"hadi be kardeşim" diye size bakan bakışları...Aldırış etmeden hiç istifinizi bozmadan devam edersiniz, artık mutlu son çok yakındır,kapıdan esen rüzgar artık ürpertmeye başlamıştır sizi,aydınlık artar yavaş yavaş ve vapurunuz iskele de sizi beklemektedir,sakinleşmeye başlarsınız, üç beş dakikalık kocaman macera vapurun güvertesinde sona erer,artık sıcak bir çay sizi beklemektedir,hakkınızdır bu sizin hadi afiyet olsun
En son ural karaca tarafından Cum 24 Arl 2010, 14:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Patron
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 11:13
Bir de bunun tersi, vapur daha iskeleye yeni yanaşırken vapuru kaçıracağım diye daha otobüsten inmeden herkesi iterek depara başlayan amca ve teyzeler var.
|
 |
Surkentli21
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 11:15
Muhabbet süper
Marmaray bitince inşallah bu olaylarda yaşanmaz.
|
 |
DURSUNC
12 yıl önce - Cum 24 Arl 2010, 11:19
Haydarpaşadan birkaç sene boyunca karaköy vapuruna bindim.O dönem pasolar vardı bir arkadaşım yıldız teknikde okurdu ve yol parası vermeye alerjisi vardı.Trenle haydarpaşaya kaçak geldikten sonra vapura binilirdi.Bizim dümen hergün aynıydı ben pasoyla geçtikten sonra o turnikelerin yanına yanaşırdı ve elindeki kitabı bana verirdi bende kitabın arasına pasoyu çaktırmadan koyup geri verirdim.O dışarıda hep son dakikayı beklerdi son yolcular bindikten sonra elindeki pasoyu hızla gösterip koşarak vapura binerdi.hey gidi günler hey. 
En son DURSUNC tarafından Cum 24 Arl 2010, 11:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|