Eğitim Şurası kararı olan(bağlayıcı değil) öğretmenler gününde bir maaş ikramiye bakalım hangi yıl uygulanacak
Millete sorarsanız uygulanmaya başlandı bile... Geçenlerde karşı komşum esnaf abimizle sohbet ederken konu öğretmenlerin bir maaş ikramiye aldıklarına (!) geldi. Yok öyle bir şey, sadece alınan bir tavsiye kararı dedim, inanmadı. Öyle bir yansıtılıyor ki sanki öğretmenlere hemen ikramiye verilmiş gibi...
Dünyanın bütün çiçeklerini eşsiz bir sevgiyle yetiştiren, bu kutsal mesleğin
ölümsüz kahramanları ‘öğretmenlerimizin’ 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü en içten duygularımla kutluyorum.
Vefat etmiş öğretmenlerimizi ise rahmetle anıyorum.
Atatürk, yazı inkılâbı gezisinde 2 Eylül 1928'de Gelibolu'ya da uğramıştı . Öğrenci Refet anlatıyor: "Karşılamada ben,Atatürk'e bir buket sunarken tökezleyip düşmüştüm. Atatürk, beni yerden kaldırdı ve iki yanağımdan öptü:
-Acıdı mı kızım?diye sordu. Ben:
-Hayır, acımadı. diye cevap verdim. Atatürk, yanındakilere:
-Bunun ayağına dikkat edin. diye emir verdi" Öğretmen Adayı Refet24 Aralık 1930'da Edirne'de okulları gezen Atatürk, Kız Öğretmen Okuluna da uğramış, sınıflarda dersleri dinlemişti. Öğrenci Refet anlatıyor: "Atatürk, okula geldiğinde, kendisine okul adına bir buket sundum ve şu konuşmayı yaptım:
-Aziz Paşa'm!Türk yurdunun sınır kapısı olan Edirne'ye ve memleketimize gelişiniz bizi çok sevindirdi. Arkadaşlarım adına size hoş geldiniz, diyor ve bu buketi sunuyorum. Lütfen kabul buyurun. Paşa'm! Size muallim olmak için söz vermiştim. Ve işte muallim namzedi olarak karşınızdayım. Atatürk, buketi aldı ve :
-Evet hatırladım. Sen Gelibolu'da düşen küçük kız değil misin? dedi. Atatürk, sözlerine şöyle devam etti:
-Söyle bakalım, ne muallimi olmak istiyorsun? Ben, bir an yanımdaki öğretmenlerime baktım ve dedim ki:
-Riyaziye (Matematik) muallimi olacağım. Atatürk:
-Hayır, seni Riyaziye muallimi değil, Tarih muallimi olacaksın. dedi. Ben:
-Emredin Paşa'm, ama neden?diye cevap verdim. Atatürk:
-Ha, bak, ben seni küçükken de tanıdım. Sen, o zaman küçüktün; yine iki lâf etmesini biliyordun.
Şimdi de seni seçtiklerine göre, sende bir şeyler var. Görüyorum ki çok okuyorsun ve güzel konuşuyorsun. Onun için sen, Tarih muallimi ol. Dedi." Tarih Öğretmeni Refet 20-25 Eylül 1937 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayında İkinci Türk Tarih Kongresi yapılmıştı Bu kongreye katılan Gelibolu Ortaokulu Tarih Öğretmeni Refet Angın anlatıyor: "20-25 Eylül 1937 tarihleri arasında yapılan İkinci Türk Tarih Kongresinde delege olarak bulunuyordum. Dolmabahçe Sarayında Kongre çalışmaları devam ederken Afet İnan, beni bir gün Atatürk'e şöyle tanıttı:
-Size, çiçeği burnunda bir Tarih öğretmeni tanıtmak istiyorum. Atatürk, bu söz üzerine dedi ki:
-Çocuk, sen geç kalmışsın; ben, onu tanıyorum. Ben de:"
-Paşa'm, ben emrinizi yerine getirdim ve Tarih öğretmeni olarak emrinizdeyim. dedim. Atatürk:
-Bak, öğretmen olmak kâfi değil; görev şimdi başlıyor. Şunu iyi bil ki çok iyi öğretmen olacaksın.
Çok okuyacaksın. Sen, zaten okuyorsun; ama daha çok okuyacaksın. Talebelerini çok iyi yetiştireceksin. Onlara, Kurtuluş Savaşı'nı çok iyi öğreteceksin. Ve bu arada Çanakkale Savaşları'nı sakın unutma! dedi. Ben:
-Efendim, biliyorsunuz, ben Geliboluluyum. dedim. Atatürk:
-Evet, biliyorum.Bak, çocuk; bunu neden söylüyorum?Bizi, bu günlere getiren Çanakkale Savaşları'dır. Eskaza biz onu kaybetse idik, bugün hür dünya camiası yoktu. diye konuşmasına devam etti. Ben ise:
-Tamam, Paşa'm! Emredersiniz! şeklinde karşılık verdim. Atatürk, sözlerine şunları da ekledi:
-Bak, çocuk; sana bir şey daha söyleyeceğim. İnkılâpları ve ilkeleri yaşatacaksın. Gerektiğinde mücadele edeceksin. Sakın ha, unutma! Ben:
-Paşa'm, nasıl unuturum? Cumhuriyeti nasıl kazandık? Siz, Yüce Kahraman Atatürk'sünüz. diye cevap verdim. Atatürk, sözlerini şöyle bitirdi:
-Biliyorum; ama, yine unutma diyorum...
BEN HERŞEYDEN ÖNCE ÖĞRETMENİM
En son yaşar1965 tarafından Çrş 24 Ksm 2010, 03:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
24 Kasım Öğretmenler Günü tüm meslektaşlarımıza kutlu olsun!!!
Herhalde bu mesleğinde en güzel tarafı bu olsa gerek.Yılların yorgunluğu bir anda yerini hoş bir neşeye bırakıveriyor.Minicik eller gelipte:"Öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenim!"deyip bir buket çiçek sunmaları ve sarılışları hiç bir şeye değişilmez bir coşku.Bazıları bilir bilmez "yarım gün çalışıp,yan gelip yatıyorsunuz" dese de gerçekler maalesef tam tersi.Diğer meslek erbapları akşam evine gider,keyfine bakar.Bu meslekteyse geceyarılarına kadar ailesine bile zaman ayıramadan ertesi güne,sınavlara,konulara hazırlık yapılır.Diğer mesleklere göre saçlar daha çabuk ağarır.Ama biz bütün yıl öğrencileri eğitmek için uğraşırız!Öğretmenlerimizin değerini bilelim!Sevelim-sevilelim!!!
Başta, başöğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK ve emekli öğretmen eşim olmak üzere tüm öğretmenlerimizin gününü kutlar, ebediyete göç edenlere rahmet, emekli olanlara sağlıklı, huzurlu bir yaşam, halen aktif olarak bu kutsal mesleği yürütenlere de; çağdaş, demokratik, laik hukuk devleti ilkelerine sımsıkı bağlı, aydınlık Türkiye'nin teminatı olan nesiller yetiştirmede sonsuz başarılar dilerim.
En son Karani Eseroğlu tarafından Çrş 24 Ksm 2010, 15:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi