alparSlan44
9 yıl önce - Sal 13 May 2014, 09:31
ilk başta şunu belirtmek gerekir; demokrasi nedir?
neden islam ve demokrasi yanyana getirilmeye çalışılıyor?
demokrasi göreceli bir kavramken, insanların salt mutluluğu sanki bu kavram içindeymiş gibi lanse edilmesi ne kadar doğrudur?
temel, basma kalıp, klasikleşmiş düşüncelerle gelip onu refarans yaparak birşeyi eleştirmek ve ona karşıt birşey yaratmak daha çok bilgi eksikliğine dayanır..ya da art niyete..
demokrasinin kökeni antik yunana, aristotalese kadar dayanan, evrile evrile, siyasi emellerle gelişip, şekillendirilmiş, bir kavramdır
aristotales çoğunluğun yönetimine; timokrasi demiştir
ancak bu timokrasi; bozulup ayaklar altına düşüp de devlet, sokaktaki güruhlar tarafından yönetilmeye başlanırsa, yönetimde çıkarlar egemen olmaya başlarsa, yani timokrasinin erdemi yitirilirse, işte o zaman demokrasiye kavuşmuş oluyoruz..
günümüzde demokrasi dediğimiz şey aslında budur, hemde her fırsatta örnek aldığımız batı felsefesi demokrasiyi böyle tanımlamışken
1789 fransız ihtilali ile evrimleşmiş olan bu olgu artık ticari bir yapı kazanarak halkın yönetime gelmesinden ziyade güçlenen burjuva zenginlerinin, oligarşik ve aristokratik kesim karşısında, asker ve gücü olmayan burjuva mülkiyetini yani parasını, ticaretini güvence altına almasına yarayan bir sisteme dönmüştür
ki zaten o tarihten sonra kapitalizm ve sermaye dönemi hızlıca yaygınlaşmış, sömürgecilik faaliyetleri hızlanmış, savaşlar patlak vermiş, kimin kimsenin frenlenemediği, anayasal haklar ve demokrasi kılıfları referans gösterilerek herşeyin mübah olduğu bir döneme girilmiştir
büyük, çok uluslu şirketler pazar arama yarışlarında kendilerine herzaman bakir pazarlar ararlar, ancak orada para kazanabilmek içinse kontrolü elinde tutmak isterler, bu kontrolü ise ucuz ve naif, göze hoş gelen bir yöntem ve söylem olan demokrasi ile sağlarlar
örnek; afganistan, ırak, türkiye, pakistan, libya vs vs...
demokrasi, kapitalizmim en önemli 3 sac ayağından biri, olmaz sa olmazıdır..
şimdi pratikteki yanını inceleyelim;
demokrasi halkın kendi kendini yönetmesidir pratikte, ancak 4 veya 5 yılda bir sadece oy kullanmak gibi bir şansı olan, onun haricinde çok etkili bir müdahale aracına sahip olmayan bir halkın kendi kendini yönetmesi gerçekten inandırıcı mı?
şuan türkiyede yüzde 45 ile iktidar olan bir partinin bütün kesimleri temsil ettiğine inanıyor musunuz?
peki inanmazsanız bile 4 yılda bir hayır oyu vermekten başka bir çareniz var mı? yok?
hani demokrasilerde çare tükenmezdi?
neden zengin insanlar oy kullanmaya gitmez de alt ve orta sınıf olan, durumu çok da iyi olmayan insanlar yığınla oy kullanır?
çünkü zengin insan gerçek demokrasiyi! götürür, bizzat siyasilere ulaşma şansı vardır ve isteklerini bu yöntemle karşılar, sandıklarla işi olmaz
ancak biz alt ve orta kesim iktidara ulaşma şansı olmayanlar ancak 4 yılda bir bireysel olarak bir evet veya hayır seçeneği ile payımıza düşen demokrasiyi alıp, 4 yıl sonra görüşmek üzere evimize döneriz
benim vurgulamak istediğim demokrasinin iyi veya kötü olması değil
vurgulamak istediğim, arka planında böyle şeyler olan demokrasinin tanrıçalaştırılması ve böyle erdemi yitik bir sistemin kusursuz bir şekil olarak içine eşitlik, insan hakları, adalet kavramlarını da yerleştirilip jelatinleyerek islama karşı bir tez olarak sunulması ve islama referans noktası haline getirilmesi!
islam ve kur'an öncelikle insanı baz alır, yani bizzat bireye, insana gelmiştir
kur'an bireyin ve vicdanın inşaasına önem verir, devletleri fetişleştirmez, devletlerden bahsetmez, çünkü şuan günümüzde ki devletler ırkçılıkla eş değerdir, günümüz devletlerin yaşamlarını sürdürmesi ve büyük fotoğraftaki sistemin işleyebilmesi için ırkçılık ve milliyetçilik sürekli ön planda tutulmak zorundadır..
demokrasinin babası dediğimiz ingilizler, fransız ve almanları barbar görür, almanlar kendilerini üstün ırk yapar, yunanlar avrupanın atası biziz derler, iran sünni arapları sevmez, türkler dünyaya şekil verdik, bir türk dünyaya bedel der, kürtler mezopotamyada biz vardık, ayrılıp yine biz olalım der vs vs
hatta çok gururla okuduğumuz şu mısra da bunun özeti;
''Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak,eğer uğrunda ölen varsa vatandır.''
işte bunlar devletlerin fetişleştirilmesiyle, devlet=ölüm mottosuyla, devletin bireyin üzerinde görülmesiyle oluşmuş bir algıdır, yani sınırlar, savaşlar, kanlar ve ölümler
böyle olası sonuçlar yaratacağı için kur'an herkesi tek millet olarak görmüş ve devletlere pek önem vermemiştir, bir yönetim biçimi olacak sa bile onun şeklinden ziyade o yönetimin esaslarından bahsetmiştir;
nedir bu esaslar;
adalet,
işin ehline verilmesi,
sosyal içerik..
''komşusu açken tok yatan bizden değildir'' hadisini söyleyen hz. muhammed burada bütün devletlerin, oligarşilerin, teokrasilerin, demokrasilerin, sosyalizmlerin, monarşilerin sınırlarını yıkmış ve evrenselliğe vurgu yapmıştır
''bizden değildir'' derken, ne arap kavimlerinden, ne rum imparatorluklarından, ne de başka bir sistemden bahsetmemiştir,.. biz: yani insanlığın yegane temelleri olan ve -sen- -ben- kavramlarının olmadığı bütüncül ve evrensel olandan
komşusu açken tok yatmamak, tok olan kimsenin sabaha kadar ayakta uyanık kalması değildir, komşusunu aç bırakan sistemi, şartları ortadan kaldırmayı teşvik eden bir öğretidir
ne bireyi ön plana çıkararak onu sömürebildiği kadar sömüren kapitalizm gibi çıkarcı
ne de insanı içinde barındırmayan, zorla alıkoyan ve gönül rızasını hiçe sayan sosyalizm kadar zorba
sadece ve sadece gönül rızasını ön plana çıkaran ve sonuçlarını bildirip, kişiyi kendisiyle başbaşa bırakan bir sistem
islam, sosyalizm gibi zorla elkoymaz,
zekat gibi, fitre, sadaka gibi teşvik eder
aradaki fark budur
kur'anı incelersek; kur'an devlet yönetimlerinde toplumların yapısına göre esnek bir yapı çizmiştir
kesin ve katı kurallar içeren, illa şu olsun diye bir tanım, yönetim şekli içermez
zaten böyle bir şey içerseydi işte o zaman gerçek demokrasinin dışına çıkılmış olurdu
insana, insan olmanın kurallarını ise kesin ve kat'i bir şekilde çizmiştir
örneğin; namaz kıl.. oruç tut.. zekat ver.. vs vs
ancak devlete gelince, demokrasi getir.. oligarşi getir.. monarşi getir gibi bir tanımlama yapmaz
onu bizlere bırakmıştır
kur'an kabilecilik döneminde geldi, o dönemde kabileciliğin esaslarını koysaydı;
bize hitap etmezdi
demokrasinin esaslarını koysaydı;
onlara hitap etmeszdi
kur'anın genç kalması ve her döneme hitap edebilmesi bu özelliğindendir
yani kendi içindeki demokrasisindendir
hristiyanlık bozularak roma devleti olmuştur
tevrat ise israil devleti olmuştur
ancak kur'anın hala evrensel olması, bu özelliğinden kaynaklı
bizi temele alan bir kur'an karşısında ilk başta yapacağımız şey kendimiz, islami şeriat ölçüsünde yaşamak, daha sonra ise bunu kimseyi zorlamadan tebliğ etmek; ailemizden başlayıp akrabalarımıza, komşumuzdan, iş arkadaşımıza, mahallemizden, sanal ortamlara vs
zaten insanlar kur'anın genel içeriklerini uyguladıkları an; demokrasi veya aristokrasi vs vs.. hiçbir sisteme gerek duyulmaz
çünkü islam; demokrasiden ziyade adalete önem vermiştir
kur'anda ençok vurgulanan ve allahın kendisininde bağlı kalacağına dair söz verdiği temel unsur adalettir
demokrasi diye bir kavram yok kur'anda
ancak demokrasi dediğimiz günümüz sisteminde de adalet denen bir içerik yok
şimdi siz; bir yönetim şekli belirlenmemiş (demokrasi de bunu gerektirir) insanlara adaleti sunmuş olan bir sistemi mi benimsersiniz?
yoksa; adalet dışında hertürlü alicengizin döndüğü ''demokrasi''yi mi?
burada sıkıntı bizlere dayatılan bazı şeylerin salt doğru olarak algılanması ve onun kur'ana referans yapılması
bu islamın içini boşaltmaya yarayan son derece hastalıklı bir zihniyet yapısıdır
öteki türlü ise; hz muhammedin hacer ül esved taşını yerleştirirken birbirlerine düşen kureyş kabileleri arasında hakemlik yapıp her kabileden bir temsilciyle taşı yerine yerleştirilmesi, demokrasinin en güzel örneklerindendir
ayrıca halife seçimleri, mutabakat aranması, meclisler vs islamın içinde olan şeylerdir
hz muhammedin islam devleti başkanı olmasına rağmen son derece mütevazi ve kureyşli bir çobanın yaşantısına denk düşen bir yaşantısı da sayılacak örneklerdir
kur'anda ibadet ve farz olan şeyler vardır
bunların yapılması kişinin isteğine bağlı değildir,
ancak bunlar dışında ve toplumsal olabilecek çoğu şey ise;
mutabakata, anlaşmaya, günün şartlarına bırakılmıştır
bu ise; en güzel demokrasi örneğidir zaten..
ancak önemle belirteyim ki; insanın sorumlu olduğu farzlar günün şartlarına bağlı değil, sabittirler..
son olarak kur'andaki demokrasi anlayışını en iyi idrak etmiş olan ve 6 asırlık bir çınarın tohumunu atmış olan şeyh edebalidir; ''insanı yaşat ki, devlet yaşasın..''
gerçek demokrasinin ve islamın özü budur...
En son alparSlan44 tarafından Sal 13 May 2014, 12:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
|