Ana Sayfa 892 bin Türkiye Fotoğrafı
Erciyes Dağı Yılkı Atları

Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Zafer

3 yıl önce - Cmt 06 Ksm 2010, 15:43
Erciyes Dağı Yılkı Atları


Sevgili dostlarım, Erciyes dağında yaşayan Yılkı Atlarını çoğunuz duymuşsunuzdur, bu atların yazın sarıgöl ve çevresinde yaşadıklarını biliyoruz ama kışın köylere indiklerini, sahiplerinin bulunduğunu tam kesin olmamakla beraber öğrendim. Bu konuda blgisi olan var mı?





ferhat09
3 yıl önce - Cmt 06 Ksm 2010, 17:16

Vayyy! İlk defa sizden duydum. İlginç!

Eğer gerçekten yılkı usulüyle yürütüyorlarsa işi, atların ömrü uzun olmayacaktır. Bir gün soluğu sucuk fabrikasında alabilirler. Hem de Kayseri yani düşünün artık!


murat_

3 yıl önce - Cmt 06 Ksm 2010, 17:35

Alıntı:
Vayyy! İlk defa sizden duydum. İlginç!

Eğer gerçekten yılkı usulüyle yürütüyorlarsa işi, atların ömrü uzun olmayacaktır. Bir gün soluğu sucuk fabrikasında alabilirler. Hem de Kayseri yani düşünün artık!


Ne kadar basitsiniz. Çok güldük kurduğunuz cümleye inanın. O atlar sizin gibi İNSANLARI (!) görünce daha bir kıymetleniyor gözümde...

Neyse. Vakit kaybetmeyelim siz gibilerle...

Yılkı atları ile ilgili araştırmalarımız devam ediyor. Bu hayvanların Hacılar OSB tarafında yaşadıklarını bir kaç arkadaş ve internet sayesinde öğrenmiş bulunuyoruz. Dilerim Pazar gününe kadar bilgilerimiz netleşir ve çoğalır...


Ahmet Nadir İşisağ

3 yıl önce - Cmt 06 Ksm 2010, 18:56

Değerli Kayserili Üyeler!...
1968 ila 1970 yılları arasında,Niğde-Çamardı-Sulucaova köyü civarında 3200 metrede kurşun-çinko,Develi-Fraktin-Tomarza-Ayşepınarı-Süleymanfakılıköyü civarında,Yahyalıda,Bakırdağı,Tufanbeyli,Saimbeyli,Yalakköyü-Fatmakuyuköyü,Kirazlıyurtköyü,Çukurkışla köyleri civarında Çinko-kurşun maden rezervi sondaj ve tespit çalışmaları yaparken,(Bu çalışmalar, o dönem Devlet planlama Müşteşarıolan Turgut Özal'ın ve EİEİ'sinin(Elektrik işleri Etüt İdaresi)planlaması ve emri ile gerçekleştirilmiştir)bilhassa Sulucaova ile Yahyalı arasında,Develi ile Bakırdağı arasında ve Yahyalı hem açık hemde kapalı çinko-kurşun maden ocağı zirvelerinde yüzlercesi vardı.Her yürüyüşümüzde karşılaşırdık.Yılkılarla......
Bakınız size bir güzergah söylüyorum.Erciyes dağı Develi yamaçlarının Bakırdağına doğru olan bölümünde pek fazla değil ama; daha çok Sulucaova köyünden Demirkazık istikametinde ve Yahyalı'ya doğru her ormanlık/ağaçlık bölümde ve uzak zirvelerde onlarcası ile karşılaşırdık...
Yahyalı maden bölümündeki grubda(sürüde)bir beyaz aygır vardı ki,bizi asla yanaştırmazdı.Zaten kolay kolay düzlüklerde karşılaşamazdık...Yılkılar hemen bir zirvenin yolunu tutarlardı...
Sondajdan elde edilen karotları kontrole gelen kimya teknisyeni arkadaşımız Yunus şantiyeler arasında yanlız yürümeyi istemezdi,yani açıkçası bu yabani Yılkılardan çok korkardı.Korkması normaldi,zira akşam üstleri ,bazı bölgelerde kurtlarlada karşılaşırdık...
Bir ara TRT'den arkadaşım Kameraman Gürses Vargül ile belgesel çekmeye karar vermiştik ama Gürses,Adana Bölge Müdürü olunca proğram asla gerçekleşmemişti.Günlerce yol güzergah planı yapmıştık...
Yanlış anlamayınız ama,o sıralar bizlerde pastırma sucuk muhabbeti yapardık ama asla böyle birşeyin olması mümkün değildi.Böyle bir olaya şahit olan dahi olmamıştı.Zira bu Yılkılara yaklaşmak mümkün değildi ki.Yahyalı maden şantiyesinde çalışan arkadaşlarımız bize oralarda kaldığımız süre içerisinde böyle bir olayı asla anlatmadılar.Develi'de etli pide yerkende konuşulurdu.Pideyi yapan sakallı dede bize çok kızardı.Gidin o zaman başka yerde yeyin derdi.Başka yer yoktuki.DEvelin'nin tam orta yerinde Atatürk heykeli vardı.Onun arka kısmında Ahşap zeminli Enver'in kahvesi denilen bir mekan vardı.Aşağısı dere gibi biryerdi.Orada da ya maden,ya Yılkı,yada o sıralar yeni yeni kurulmaya başlanan Saray Halı fabrikası ve Necati Kurmel adı konuşulurdu.
Vay be..Dostlar!...40 yıl geçmiş aradan...Kim açtı bu mevzuuyu...
!969 yılının mayıs ayıydı.Müşteşar geldi dediler(Şantiyemiz o sıralar Tufanbeyli Kirazlıyurt köyünde idi.Sonradan buraya Dedeman şantiye kurdu).Hep birlikte karşıladık.Yeşil bir jeep'ten küçücük bir adam indi.Hepimizle tokalaştı.O gün şantiyede,dağın başında balık yedik,arkasına kuyuda kuzu tandır...personel mevcudu 245 kişi...Büroda 3 saat beraber oturup sohbet ettik.Yanındaki Rus ve Alman mühendisler,bize vatanımızın her yanının maden dolu olduğu söylemişlerdi.Sonrada çıkardığımız madeni Bulgaristana satıyormuşuz....
Beyler kim açtı bu konuyu...
İşte böyle ...Anılar canlandı!....


ferhat09
3 yıl önce - Pzr 07 Ksm 2010, 22:38

Alıntı:
Ne kadar basitsiniz. Çok güldük kurduğunuz cümleye inanın. O atlar sizin gibi İNSANLARI (!) görünce daha bir kıymetleniyor gözümde...

Neyse. Vakit kaybetmeyelim siz gibilerle...


Öncelikle terbiyenizi takının. Üslubunuza dikkat edin.

Sonra da yazdğım mesajı tekrar tekrar okuyun, iyice anlayın.

Genel olarak yazdığım mesaj tam anlaşılamamış galiba... Eksiler yüzünden 1 günlük ceza aldım. Espri de yapmamıştım üstelik. Biraz açıklama yapayım.

Yılkılar zaman zaman başıboş bırakıldıkları için doğada sahipsiz kalıyorlar. Kendi imkanlarıyla vahşi anlamda yaşamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla da bir anlamda korunmasız kalıyorlar. İşte tam da bu durumda insanın aklına "sucuk" geliyor. Etin kilosunun 35 lirayı bulduğu ülkemde başıboş bir at kıymetlidir. Kötüniyetli kişiler için bulunmaz nimettir. Yalan mı?

Bakın Ahmet Bey anısında ne yazmış:

Alıntı:
Yanlış anlamayınız ama,o sıralar bizlerde pastırma sucuk muhabbeti yapardık ama asla böyle birşeyin olması mümkün değildi.Böyle bir olaya şahit olan dahi olmamıştı.Zira bu Yılkılara yaklaşmak mümkün değildi ki.


Bundan bilmem kaç yıl önce etin bugünkü kadar değerli olmadığı bir dönemde bile insanların aklına bu geliyorsa bugün de gelmesi normaldir diye düşünüyorum.

Bu kadar eksiye maruz kalmamın sebebini ise "Kayseri" lafının geçmiş olmasına bağlıyorum. Ben Kayseri'yi oraya yazarken sucuk memleketi olmasını düşündüm. Türkiye'nin en iyi sucuklarını yapan kentler arasında Kayseri de var... Dolayısıyla böyle bir çağrışım yaptırması çok doğal!


Ahmet Nadir İşisağ

3 yıl önce - Pts 08 Ksm 2010, 00:28

Aslında çok ilginç ve dikkate değer bir oluşumdur bu...Sahibinin besliyemiyerek doğaya bıraktığı veya ölecek diye terkettiği "YILKI ATI"nın en güzel romanını Yozgatlı yazar Abbas Sayar anlatmış ve yazmıştır."Yılkı Atı" romanı daha sonra Ünal Küpeli ve Hüseyin Karakaş tarafından filme de alındı.Abbas Sayar ile tanışma fırsatı bulmuştum.1970 yılında Yozgat'ta Sayar otelde bir odası vardı.Orada görüşmüştük.Yazmaya çalıştığı "Çello" adlı romanını çatıyordu.Neyse....
2009 yılı Kasımında Bursa-Orhaneli seyahatimde Orhaneli Termik Santral güzergahındaki Keles-Soğukpınar çevresine Krom madeni açık ocaklarını gezerken,yolumuzun üzerine çıkan yılkıları fotoğraflamak şansını elde ettim.Aralarında çok güzel olanları vardı...En ufak gürültüye dahi dikkat kesiliyorlardı. Aracın içerisinden Acele ile ancak bir kaç kare yakalayabildim.Sizlere birini sunuyorum....
Ve diyorum ki ateşli bir silahla vurmadıktan sonra yanlarına yaklaşmak olası değil!...Hele bu bölgede,maden ocakları ve Termik Santralden ötürü bunlara bile kötü niyetli olanlara kesinlikle imkan yoktur.Yani bir kovboy gibi yakalayıp ehlileştirmek fırsatını bulamazsınız.Buralarda görüştüğüm köylüler,sohbet anında anlatmışlardı.Buralardaki,bazı meraklılar, bunlardan yakalayıp buralarda çok ünlü olan" Rahvan at yarışlarında "kullanmak istemişler ama,dağlarda günlerce kalmalarına rağmen bir tane dahi yakalayamamışlar!..


(+)

Yukarıdaki mesajımda anlattığım Develi-Yahyalı bölgesine ait değil ama Bu eşsiz doğa hayvalarına ait
Umarım bu fotoğrafı beğenirsiniz
Arşivimde buldukça, diğer karelerdende sizlere bilgi ve görsellik olarak sunabilirim.
Buda Abbas Sayar'ın Romanın kapağı


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET