Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5
Tuna T.
9 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 03:19

biraz Nostalji yapalım







Schmeichel değil , tüm Michaeler gelse kurtaramaz


I Love You Hagi diyor Galatasaray Taraftarı .. nasıl Sevmesinlerki


En son Tuna T. tarafından Cmt 13 Ksm 2010, 19:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Hüseyin Keskin

9 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 10:03

Galatasaray, UEFA Kupasını kazandığı yıllarda muhteşem bir kadroya sahipti.



Uğur!
9 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 10:20

"Sahipmiş" de bari Hüseyin.
Sen daha henüz ya 4-5 yaşlarındaydın.
Nasıl hatırlıyacaksın


Coskun3131
9 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 10:35

Alıntı:
"Sahipmiş" de bari Hüseyin

Mesaj olsun laf olsun tarzı yazıyor bende özelden uyardım kendisini !!!

Galatasaray Türk sporunun lideri , ilkleri yapan takım i takım ruhunu ortaya takım. Şu zamanlarda takım ruhu yok ama olacaktır olmalı !


Bay Bülent
9 yıl önce - Çrş 17 Ksm 2010, 12:05

Zaman ne çabuk geçiyor...
Galatasaray ceza nedeni ile monaco ya karşı köln'de oynamıştı.Ben Fenerbahçe'li olmama rağmen babam ile stada gittik ve yer,gök sarı kırmızıydı Güya uefa Galatasaray'ı cezalandırmıştı ama bizler stadı doldurup takımımıza ev sahibi hissi vermiştik,ne günlerdi
Prekazini golü sonrası köln stadyumu yıkıkacak sandım,aradan 21 yıl geçti ...



Galatasaray Istanbul - AS Monaco 1:1 (0:0) [Köln]
(Prekazi 50 - Weah 65)




Saygılarımla



Ayhan
9 yıl önce - Çrş 17 Ksm 2010, 13:12

Hüseyin kardeşimiz yanlış kullanmış olabilir ama 3 eksiyi de haketmiyor !

Samet1905
9 yıl önce - Çrş 17 Ksm 2010, 19:23



Hayallerinizin Bittiği Yerde Bizim Gerçeklerimiz Başlar...



MeteHan!
9 yıl önce - Çrş 17 Ksm 2010, 19:45

Ali Sami Yen stadının bendeki ve tüm Galatasaray'lılardaki yeri başkadır.

Bu stadda bir çok dev avrupa takımını devirdir.
Barcelona,Manchester,Real Madrid,Milan,Deportivo,Leeds United,Frankfurt vs...
Bazı takımlar şimdi güçsüz diyebilirsiniz ama Frankfurt,Leeds ve deportivo zamanında çok iyi takımlardı.
Bu staddaki ilk izlediğim maç 1-0 yendiğimiz Frankfurt maçı idi.
4-Kasım1992 yılında Uğur Tütüneker'in golü ile zamanın bu güçlü takımını devirmiştik.


Tuna T.
9 yıl önce - Cmt 20 Ksm 2010, 12:24

Alıntı:





"Seyrantepe'ye 3 transferle..."

Son günlerde çalkantılı bir süreç yaşan Galatasaray'da mali işlerden sorumlu yönetici Ali Haşhaş çarpıcı açıklamalar yaptı. Haşhaş sarı kırmızılı kulüpte yaşananları Hürriyet için değerlendirdi.

İşte Haşhaş'ın açıklamaları;
Başkan ve yönetim, şirket birleşmesini gerçekleştirdi. Tüzüğü değiştirdi, Türk Telekom Arena’yı bitirdi. Bütün sözler yerine getirildi. Ancak futbol takımının aldığı sonuçlar, her şeyin önüne geçti.

GALATASARAY’ın mali tablosunu düzelten ve bu konuda itibarını yükselten en önemli isimlerden biridir Ali Haşhaş. Çok değil daha birkaç sene önce “Mali sihirbaz” diyorlardı tecrübeli yöneticiye.

4 yıldır Başkan Adnan Polat ile kader birliği yapan, birçok projede imzası bulunan başarılı isim son günlerde eleştiri yağmuruna tutulan yönetime sahip çıktı, sarı kırmızılı camiaya birlik, beraberlik mesajları verdi. Haşhaş, bayramda Hürriyet’in sorularını yanıtlarken kulübün geldiği noktayı, durumunu ve çok eleştirilen futbol takımını değerlendirdi...

Galatasaray’da her zaman başkanlık sistemi vardır. Bu hep böyle olmuştur. Tüm başkanlar hiçbir zaman yaptıkları ile ön plana çıkmazlar, hizmet ederler. Faruk Süren, Mehmet Cansun, rahmetli Özhan Canaydın. Hepsi de tüm mesailerini Galatasaray için harcamıştır. Adnan Polat da öyle. Allah için konuşmak lazım saatlerini Galatasaray ile geçiriyor. İşinden bile fedakarlık ediyor.

BİZDE SİSTEM DEĞİŞMEZ
Başkan Polat, göreve gelirken taahhütler vermişti. Şirket birleşmesini yapacağını, kulübü milyon Euro’luk zarardan kurtaracağını söylemişti. 30 yıldır değişmeyen tüzüğün günümüz şartlarına uygun olacağını ifade etmişti. Riva Projesi’nin ruhsatı alınacaktı, Galatasaray lehine değerlendirilecekti. Türk Telekom Arena’yı bitirecekti. Bunların hepsi yapıldı ve gerçekleşti. Ayrıca imzalanan birçok da sponsorluk anlaşması var.

Futbolu ise sayamıyorum. Bırakın şampiyonluğu bizim için Devler Ligi’nde başarıdan başkası kabul edilemez. Bir şey doğru. Futbolda başarı olmadı. Ne yazık ki alınan skorlar, en başarılı işlerin bile önüne geçti. Bu da her yönetimi olduğu gibi bizi de sıkıntıya sokuyor. Futbolda başarısızız ama Galatasaray’da güzel, muhteşem işler de yapılıyor. Ekonomik olarak Devler Ligi’ne hazırlanıyoruz. Kısacası, Galatasaray futbol dışında mali ve proje anlamında bütün hedeflerini tutturmuş durumda.

KENETLENME ZAMANI
Maalesef son zamanlarda sürekli Galatasaray hakkında herkes kötü şeyleri konuşuyor, hiç yaptığımız iyi şeyler gündeme gelmiyor, bahsedilmiyor. Bu başarısızlık, bazen talihsizliktir. En iyi transferleri yaparsınız ama başarıyı alamazsınız. Bu da öyle. Zaten futbolda başarı gelir, güzel sonuçlar alırsak bunların hepsinin unutulacağını düşünüyorum. Bu tabloyu yaratan sadece saha içi başarısızlık.

Biz bir spor kulübüyüz. Futbol kulübü değil. Ancak, hep futbol öndedir bizde. Ne yaparsanız yapın futbolda başarısız olursanız, eleştirilirsiniz. Taraftar da haklıdır. Cebindeki parayı harcayıp statta güzel maç izlemek istiyor. Bu da eleştirilerin sebebi. Bunun içinde önemli ve radikal kararlar almak şart. Benim taraftardan tek isteğim sabretmeleri. G.Saray’a şu an birlik, beraberlik lazım. Bütün yönetim kurulu ve taraftar, camianın birliğe ihtiyacı var. Başarı için bu gerekli.

BAŞKAN ONAYLAMADAN...
Şirket birlemesinin esas kaynağı paradır. Sonuçta biz bu kaynağı temin ettik, getirdik. Allah için Mehmet Helvacı’da bu para geldikten sonra ciddi çalışma yaptı. Ancak bunların hepsi Adnan Polat’ın talimatı ve düşüncesi ile olmuştur. Çünkü bu bir takım oyunu. Hiçbir şeyi tek başına yapma şansın yok. Başarı başkasının, başarısızlık başkasının demek olmaz.

- G.Saray camiası, eski başkanları, yönetim kurullarının, mevcut yönetime sahip çıkması lazım. Seçim dönemi gelir, herkes seçilme hakkına sahiptir. Rica ediyorum, medya, camia yönetimle ilgili spekülasyonu bıraksın. G.Saray bu işleri rahatlıkla götürür.

SEYRANTEPE'YE 3 YILDIZLA GİDECEĞİZ
-Ara transferde Hagi’nin istediği oyuncuları alacağız. Yeni stadımıza yeni oyuncularla gideceğiz. Orada bir seri yakalarsak, yarışta farklı yerlere geliriz.

- Seyrantepe’ye mevcut takımla gidilmesin görüşü var. Bu takıma teker teker bakıldığı zaman hepsi birer değer. En önemli iki yıldızımız Baros ve Arda sakat. Bir maça tam kadro çıkamadık. Hagi yeni bir yöntem ve düşünce ile geldi. Ona zaman tanımalıyız. Ara transferde Hagi’nin istediği 3 futbolcuyu alacağız. Zaten o yeni oyuncularımızla yeni stada gitmiş olacağız.

- Kayserispor ve Beşiktaş maçlarından iyi netice alırsak, her şeyi unuturuz. Eksikleri Hagi tespit ediyor. Salı günü yönetim kurulunun yapacağı toplantıya raporu yetişecek. Bu raporu masaya yatıracağız, tartışacağız. Adnan Polat başta olmak üzere herkes görüşünü belirtecek.
- Yeni stadımıza gittiğimizde bir seri yakalarsak daha sonra farklı yerlere gelebiliriz. Hagi’nin raporu sonucunda ne olur bilemiyorum. Bunun için salı gününü bekleyeceğiz. Bize, “Bu ismi gönderin” derse gerekeni yapacağız. Ama, radikal kararlar alınacak.

POLAT DEVAM ETMELİ
-Adnan Polat’ın yaptığı, başardığı işler var. Bitirdiği işler ve bitirmek üzere olduğu projeler de var. Benim fikrim bu yönetimin sonuna kadar gidip, bu işlerin tamamın bitirmesi yönünde. Kendi içimizdeki görüntü, bir takım grupları harekete geçiriyor. Bu görüntüden önce kurtulmamız gerekli.

ÜZERİMİZE OYUNLAR OYNANIYOR
- Bizim üzerimize oynanan bazı oyunlar var. Bu oyunların karşısında hiçbirimizin tuzağa düşmemesi lazım. Büyüdükçe taşlanıyoruz. Ekonomik açıdan, Avrupa çapında devleşen bir kulübüz. Sportif açıdan da bunu başaracağımıza inanıyoruz.

- Stat açılışını iki isim haketti. Biri rahmetli Özhan Canaydın’dı. Keşke aramızda olsaydı da bu açılışı Başkan Adnan Polat ile birlikte yapsaydı. Polat ve yönetim kurulu bunu hak etti. Günaha kimse girmesin, ayıp olur. Polat, statla ilgili her zaman Özhan Canaydın’ın isminden, emeklerinden bahsetmiştir. Galatasaray camiası vicdanlı bir camiadır. Yapılan işleri unutmaz.
http://www.ligtv.com.tr/?r=1&hid=82306


Hadi Hayırlısı, merak ettim kim olucak bu Sözde 3 Yıldıız
bize Hagi, Hasan şaş gibi Koşan Canını Dişine takan Oyuncular lazım.. Elano , Misimoviç Galatasarayın oyncuları değil... aslında iyi oyuncular olsalarda... heleki Misimoviç Hayal Kırıklığı oldu


MeteHan!
9 yıl önce - Sal 23 Ksm 2010, 14:50

Bedeli Çanakkale`de Kanla Ödenmiştir...




Askerlik vazifesi yaparken vatan uğrunda şehadet mertebesine ermek veya gazi olmak her Türk için tabii bir şeydir. Ancak bu 45 şehit ve 150 gazinin durumu başkadır. Zira bunların istisnasız hepsi( 1909 ve 1914 Askeri Mükellefiyet Kanunu gereğince) askerlik vazifesinden ya muaf ya da maksureli( tecilli) tutulmuş gençlerdir. Bu iki kanun sultani mektepleri talebe ve mezunları askerlik vazifesinden “ maksureli” ettiği gibi , Balkan Harbi sırasında mer’i olan 1909 kanunu da üstelik bütün İstanbul halkını askerlik vazifesinden azade kılmaktadır. bu şehit ve gazilerin hepsi 17-22 yaşındayken ve bir kısmı henüz mektebin lise ve orta kısmında, bir kısmıysa mezun ve İstanbul Darülfünunu veya Avrupa üniversitelerinde tahsildeyken, birbirleriyle yarış edercesine askerlik şubelerine koşmuşlar ve gönüllü olarak askere yazılmışlardı. Hatta içlerinden Irak Cephesi’nde şehit düşen 646 Celal İbrahim seferberliğin ilanıyla beraber geceden gidip askerlik şubesinin kapısında sabahlamış ve “ 1 Numaralı Gönüllü” yazılmak şerefini elde emiştir.

Galatasaraylıların bu şüheda menkıbeleri arasında dünyada eşi bulunamayan bir tanesini ( Mehmet Muzaffer’in Destanını ) Gazeteci Ziyad Ebuzziya şöyle dile getiriyor:

****


Üç aylık bir talimden sonra Mehmet Muzaffer “zabit namzedi” olarak Çanakkale’de idi. ( Mart 1916) müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale’ de uğradıkları mağlubiyetlerden ve verdikleri yüzellibin zayiattan sonra Boğaz ’ı aşamayacaklarını anlamışlar , 1915’in son haftasıyla 1916’nın ilk haftasında bütün hatları tahliye edip çıkıp gitmişlerdi.

Galatasaray Lisesi öğrencisi iken gönüllü Çanakkale cephesine giden zabit (subay) adayı Mehmet Muzaffer Bey'in alayının otomobillerine lastik satın almak için bir gecede (1916 yılı baharı) yaptığı sahte 100 liranın ön yüzü. Paranın altında "bedeli Çanakkale'de altın olarak ödenecektir" yazılıdır. Teğmenliğe yükselen bu vatanseverimiz, 1917 yılında Gazze'de şehit düşmüştür.


Sahte 100 Lira


Muzaffer Çanakkale’ye vardığında harp durmuştu. Zaman zaman İmroz ve Bozcaada’da üslenmiş düşman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da 1915 Nisan ’ın da Aralık sonuna kadar sekiz ay süren kanlı boğuşmalarla kıyasla bu bombardımanlar “ hiç mesabesindeydi.” Çanakkale’de ki birliklerin büyük bir kısmı Kafkas, Irak, ve Filistin cephelerine sevk edeceklerdi. Hazırlanma ve noksanlarına ikmal emri aldılar. Muzaffer birliğinin alay karargahında görevliydi. Alay ’ın kamyon ve otomobil lastiği ile diğer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlar ise ancak İstanbul’dan sağlanabilirdi. O devirlerde bu gibi basit mübayalar için arttırma yapmak ilanlarda bulunmak ne adetti, ne de bunları kaybedilecek vakit vardı. Her şey “itimat” ile yürürdü. Muzaffer açıkgözlü ve becerikli İstanbul çocuğu olduğundan Karargah, gerekli malzemenin temin ve mübayaasına onu memur etti. İcabeden paranın kendisine itası içinde Erkan-ı Harbiye Riyaseti’ne hitaben yazılı bir tezkereyi eline verdiler.

O yıllarda İstanbul’da otomobil ve kamyon nadir rastlanan vasıtalardı. Bunların lastikleri de yok denecek kadar azdı ve karaborsaydı. Muzaffer aradı,uğraştı,nihayet Karaköy’ de bir Yahudi de istediklerini buldu. Fiyatlar pek fahişti , ama yapacak başka bir şey yoktu. Anlaşmaya vardı. Lazım gelen parayı almak üzere Erkan-ı Harbiye’ye gitti. Elindeki tezkereyi tediye merciine havale ettiler. Muzaffer az sonra yaşlı b,r kaymakam Yarbay ’ın huzurundadır. Kaymakam uzatılan tezkereyi okudu. Karşısında hazırol da duran ihtiyat zabitine baktı. İsteyeceği paranın miktarını sormadan ,”Ne alınacak” dedi. “ Oto kamyon lastiği” cevabını verilince bir an durdu. Sonra Muzaffer’e dik dik baktı :

“ bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun. Haydi yürü git ,insanı günaha sokma para mara yok!...

Muzaffer selamı çaktı dışarı çıktı. Harbiye Nezareti’nin ( bugünkü hukuk fakültesi binası) bahçesinden dışarıya ağır ağır yürürken ne yapacağını düşünüyordu. Malzemelere Alay ’ın ihtiyacı vardı. Elindeki( Almanların verdiği) iki Mercedes-Benz kamyon ve iki binek arabası lastiksizdi. Diğer malzemelerde mutlaka lazımdı. Kendisi bulur alır diye görevlendirilmişti. Malzemeyi bulmuştu fakat para yoktu. Eli boş dönemezdi ,bir çaresini bulmak lazımdı...

Muzaffer bunları düşüne düşüne Beyazıt Meydanı’na vardı birden durdu. Kendi kendine gülmüştü aradığı çareyi bulmuştu.

Doğru tüccar Yahudi’ nin yanına gitti:

“ Paranın tediye muamelesi akşamüstü bitecek,ezandan sonra gelip malları alamam . gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapur Çanakkale’ye kalkıyor, yetiştirmem lazım. Onun için sabah ezanında geleceğim malları mutlaka hazır edin...”

Tüccar “peki” dedi. Muzaffer tam ayrılırken ilave etti.

“Altın para vermiyorlar kağıt para verecekler”

yahudi yine “peki” dedi. Ertesi sabah Muzaffer Merkez Kumandanlığından sağladığı araba ve neferlerle ezan vakti Yahudi’nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Tüccar malları hazırlamıştı. Hava gazı fenerinin yarım yamalık aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer bir yüzlük kaime ( yüz liralık kağıt para) verdi. Araba dörtnal Sirkeci ’ye yollandı. Malzeme şat’a oradan dubada bağlı gemiye aktarıldı. Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuştu.

Üç gün sonra Yahudi elindeki yüzlük kaimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası’na gitti. Bozmadılar zira elindeki para sahte idi.

Muzaffer, evrak-ı nakdiyelerin basımında kullanılan kağıtın aynını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş bütün gece oturmuş çini mürekkebi ve boya ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek nefasette taklit bir para yapmıştı. Tüccara verdiği ve yutturduğu para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arsında bir de şu ibare bulunuyordu: “ Bedeli Dersaadet’te altın olarak tesviye olunacaktır.”Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi değiştirerek şöyle yazmıştı:

“ Bedeli Çanakkale ‘de altın olarak tesviye olunacaktır.”

Onun burada altın dediği Çanakkale’de Mehmetçiğin akıttığı, altından daha kıymetli kanı idi.

Sahte paraya gelince...

Yahudi tüccar bunu mesele yapmadı. Yapmak mı istemedi, yapmaktan mı çekindi bilinemez. Ancak olay bütün İstanbul’da yayıldı. Dünyada emsali olmayan ve olmayacak olan bu hadise Şehzade Halim Efendi ’nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen lalasını göndererek Yahudi tüccarı buldurdu. Yüzlük taklit evrak-ı nakdiyeyi bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul polis okulundaki emniyet müzesine hediye etti. Bu emsalsiz parça müzede şeref mevkiinde muhafaza olundu.



sayfa 5
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET